Ankara Kobani’den ders çıkarabilecek mi?

28.01.2015 Habertürk
Читать на русском | فارسى بخوان

Nihayet beklenen oldu ve Kobani’deki (IŞ)İD kuşatması sona erdirildi. “Beklenen” dediğime bakmayın, Türkiye’de çok kişi ve çevre Musul başta olmak üzere saldırdığı her yeri işgal eden (IŞ)İD’in Kobani’yi de birkaç gün içinde ele geçireceğini düşünüyordu. Ve bunların ciddi bir bölümü de Kobani’nin düşmesini veya en azından (IŞ)İD’in kenti savunmaya çalışanlara (ve kalpleri onlarla birlikte atanlara) sistemli bir şekilde zarar vermesini, yani kuşatmanın sürebildiği kadar sürmesini istiyordu.
Bunların başında da AKP hükümeti geliyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, birçok kez “Kobani düştü, düşecek; sıra diğer kantonlara da gelecek” dedi. Siyasi iktidarın yaklaşımını eleştirenlere, Kobani ile dayanışma için sokaklara dökülenlere “Ne alakamız var Kobani ile?” diye cevap verdi. Washington’un Kobani direnişine yardımlarını “Kobani niye bu kadar önemli?” diye eleştirdi.
Erdoğan’ın bu tutumunun miladı 2012 baharıdır. Hatırlanacaktır, Suriye’deki iç savaştan istifade eden, Abdullah Öcalan ve PKK çizgisine yakın olan PYD adlı örgüt, Kürtler tarafından “Rojava” olarak adlandırılan bölgenin bazı yerleşim birimlerinde hakimiyetini ilan edince Ankara’da tam bir şok yaşanmıştı. Erdoğan başta olmak üzere ülkeyi yönetenler, Suriye’nin Türkiye ile sınırında Irak’ın kuzeyinde olduğu gibi bir durumun yaratılma ihtimalini “kırmızı çizgi” olarak tanımlayıp izin vermeyeceklerini söylediler. Bu noktada, PYD’nin kendisine yakın parti ve kişileri dışladığını düşünen Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı (IKBY) Mesut Barzani’nin de desteğini kazandılar. Buna rağmen PYD, bir süre sonra Cizire, Afrin ve Kobani’de üç ayrı kanton kurulmasına ön ayak oldu ve buralarda Öcalan’ın “demokratik özerklik” önermesi pratiğe geçirilmeye başladı.
 
“DÜŞMANIMIN DÜŞMANI...”
 
PYD’nin (dolayısıyla PKK’nın) Rojava’da hakimiyetini tesis edip koruması hiç de kolay olmuyordu. Esad rejimine karşı savaşan grupların önemli bir bölümü, özellikle de El Kaide çizgisindeki Nusra Cephesi ve (IŞ)İD, Baas işbirlikçisi gördükleri PYD ve onun silahlı gücü olan YPG ile sürekli savaşıyorlardı. Bu sürgit çatışma hali nedeniyle PYD/YPG ağır kayıplar verdi, PKK ise birçok imkanını (insan, silah...) takviye için büyük ölçüde Rojava’ya kaydırmak zorunda kaldı.
Bir yandan PYD’nin kendini rahat hissedememesinden, diğer yandan PKK’nın enerjisini büyük ölçüde Rojava’ya kanalize ediyor olmasından Ankara hiç rahatsız olmadı, tam tersine bu durumu tercih etti. (IŞ)İD’in çok büyük bir güç yığarak Kobani’yi kuşatması da benzer bir şekilde hükümeti kaygılandırmadı, hatta Türkiye’de PKK’dan nefret eden kesimler tarafından “aranan kan bulundu” denerek alkışlandı.
Ayrıntılara girmeye gerek yok. Yanlış Kobani politikasının hem iktidar partisiyle Kürtler arasındaki mesafeyi iyice açtığını, hem de çözüm sürecini tehlikeye attığını hep birlikte yaşayıp gördük. Buna karşılık Kobani’de yaşananlar hem Öcalan liderliğindeki Kürt siyasi hareketinin (KSH), sadece Türkiye’dekiler değil tüm Kürtler nezdindeki itibarını artırdı, IKBY ile arasındaki mesafeyi azalttı ve dünya çapındaki imajını büyük ölçüde iyileştirdi.
 
YANLIŞTA ISRAR
 
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun hafta sonu Diyarbakır’da verdiği mesajlar, özellikle de Kobani’ye selam göndermesi siyasi iktidarın yanlıştan döndüğünün işareti olarak algılandı. Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Afrika dönüşü uçakta gazetecilere söylediklerinden Rojava’ya hâlâ “kırmızı çizgi” perspektifinden baktığını gösteriyor.
Onun “Biz yeni bir Irak olsun istemiyoruz. Nedir bu? Kuzey Irak... Şimdi de Kuzey Suriye doğsun! Bunu kabullenmemiz mümkün değil. Burada Türkiye olarak üzerimizdeki yükün ağır olduğunun bilincindeyim, biz buradaki duruşumuzu korumak zorundayız. Bu oluşumlar gelecekte büyük sıkıntılara yol açacaktır” sözleri Kobani ve diğer kantonlarla Ankara arasındaki sorunun, (IŞ)İD devreden çıkmış olsa da süreceğini gösteriyor.
Erdoğan’ın gazetecilerle sohbetinden, bu sorunun çözümü için esas muhatap olarak Kürtleri değil de ABD yönetimini gördüğü anlaşılıyor. Bunun ne kadar yanlış bir yaklaşım olduğu da herhalde çok geçmeden anlaşılacaktır.
Çünkü Kobani bize, Ortadoğu’da insan faktörünün hâlâ çok etkili, hatta belirleyici olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bakalım Ankara Kobani olayından bu dersi çıkarabilecek mi?




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

27.02.2017 Necmettin Erbakan’ın mirası
15.08.2016 Un reportage du 28 décembre 1986 – les Fethullahçı, le groupe religieux qui a réussi à infiltrer l’armée
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
29.08.2015 Interview with the Director of Religious Affairs Mehmet Görmez on Salafism, ISIS and Turkey (full text)
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
31.03.2015 Die Staatskrise und ihre möglichen Auswirkungen auf den Lösungsprozess
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı

Son makaleler (10)
27.02.2017 Necmettin Erbakan’ın mirası
23.02.2017 Hedefteki HDP: Mithat Sancar ile söyleşi
22.02.2017 Turhan Çömez anlattı
22.02.2017 Transatlantik: Rakka operasyonu, Ankara-Tahran gerginliği
20.02.2017 Referandum ve ülkücü hareket: MHP İstanbul Milletvekili Atila Kaya ile söyleşi
20.02.2017 Referandum ve Kürtler
16.02.2017 Referandumun kaderini AKP seçmeni belirleyecek
15.02.2017 Transatlantik: Trump kabinesinde deprem, ABD-İsrail ilişkileri, TSK El Bab’da
15.02.2017 Referandum sürecinde MHP: Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya ile söyleşi
13.02.2017 Referandum yolunda HDP: İdris Baluken ile söyleşi