Washington Kürt Konferansı: Tek gündem Kobani direnişiydi

28.09.2014 Vatan
Lire en Français | Leer en Español | Read in English | Kurdî bixwîne

Dünyanın Suriye’de süren Kobani direnişiyle pek fazla ilgili olduğu söylenemez ama biraz ilgili olanlar şunları biliyor:
1)  Şu ana kadar Irak ve Suriye’de (IŞ)İD saldırılarına karşı ilk ciddi direniş Kobani’de sergileniyor.
2)  (IŞ)İD’in ağır silahlarına karşı hafif silahlarla cevap veren Kobanililer ve onlara yardıma gelenlerin gücünün bir sınırı var.
3)  Kobaniyi savunan YPG’nin ağır silahlara ihtiyacı var. Fakat yerel güçleri (IŞ)İD’e karşı silahlandırma kararı alan ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon bu konuda bir adım atmış değil.
4)  Koalisyon Suriye’de (IŞ)İD ve Nusra Cephesi’nin mevzilerini bombalıyor ancak Kobani’yi kuşatan (IŞ)İD güçlerine karşı herhangi bir saldırı bu satırlar yazılana kadar gerçekleşmemiş, yapıldığı yolundaki bazı iddialar da doğrulanmamıştı.
5)  Üç taraftan (IŞ)İD’in kuşatması altında olan Kobani’nin dış dünyayla tek bağlantısı Suruç üzerinden Türkiye. Fakat Ankara kapıyı sadece insani konular için açıyor, örneğin silah ve silahlı savaşçı takviyesine izin verilmesi taleplerini kabul etmiyor.

Bu açıdan bakıldığında HDP tarafından Washington’da ikincisi düzenlenen Kürt Konferansı çok uygun bir zamana denk gelmişti. Fakat Cuma sabahı otelden konferansın yapılacağı Ulusal Basın Kulübü binasına giderken HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın morali epey bozuktu. Kısa süre önce Kobani’de bulunan kişilerle telefonla konuşmuş ve (IŞ)İD’in kente epey yaklaştığını öğrenmişti.
Demirtaş, Washington’da o zamana kadar yaptığı temaslardan da somut sonuçlar elde edemediklerini de söyledi. Diğer bir deyişle HDP heyeti, Kobani direnişine ağır silah vererek ve hava bombardımanlarıyla destek konusunda ABD başkentinden pek umutlu ayrılamadılar.

Kasvetli hava

Kobani tedirginliğinin yol açtığı endişe nedeniyle konferansın kasvetli bir havada yapıldığını söyleyebiliriz. İlkin PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, vize alamadığı için skype üzerinden katıldığı konferansta yaşanan dramatik tabloyu anlatıp uluslararası topluluğu acil yardıma çağırdı.
Diğer oturumlarda da konu başlıkları ne olursa olsun konu kısa sürede Kobani’ye bağlandı. Özellikle Türkiye’deki çözüm sürecinin kaderinin Kobani direnişinin kaderiyle doğrudan ilişkili olduğunun altı özellikle çizildi.
Zira konferansa katılan Kürtlere ek olarak konuyla ilgili olan Amerikalı uzmanlar da Kobani’ye uluslararası destek verilmemesinin temel nedeni olarak Ankara’nın koyduğu rezervleri gösteriyorlar. Aslına bakılacak olursa hükümetin uluslararası koalisyona katılmama konusundaki kararlı ve ısrarlı duruşu PKK çizgisinin önünü açmış gözüküyordu. Öncelikle Suriye’de YPG, kısmen de Irak’ta HPG’nin, (IŞ)İD’e karşı mücadelede desteklenecek "yerel güçler" arasına girmesi mümkündü. Doğrudan olmasa da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi üzerinden dolaylı olarak bu işbirliği hayata geçirilebilirdi.

Erdoğan olayların akışını değiştirdi

Fakat tam HDP heyetinin Washington temaslarına başladığı günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın New York’ta koalisyona her türlü katkı sunmaya açık olduklarını söylemesiyle her şey değişmişe benziyor.
An itibariyle çetrefil bir durumla karşı karşıyayız. Birkaç tespitle açmak istersek:
·  Aralarında ne kadar görüş ayrılığı bulunsa da ABD ile Türkiye’nin stratejik ortaklığı her iki taraf için de çok değerli.
·  Benzer bir şekilde ABD ve kuşkusuz diğer NATO üyesi ülkeler Türkiye’nin koalisyona sunabileceği imkanları riske etmek istemeyeceklerdir.
·  Bununla birlikte uluslararası koalisyonun Kobani’yi (IŞ)İD’in insafına terk edemeyecekleri de açık. Dolayısıyla Kobani çevresindeki (IŞ)İD mevzilerine hava saldırısı seçeneğinin, Ankara memnun olsun ya da olmasın masada olduğunu düşünebiliriz.
·  Fakat PKK silahlı güçlerini Türkiye’de tutmaya devam ettiği ve silahlı mücadele seçeneğini hep elinin altında tuttuğu müddetçe Ankara’nın, YPG’ye (hatta belli ölçülerde Irka’ta peşmergelere) ağır silahlar verilmesine, bunların PKK tarafından Türkiye’de kullanılması ihtimali nedeniyle yeşil ışık yakması zor gözüküyor.
Washington’daki Kürt Konferansı’nı ve onun üzerinden Kobani’yi tartışmayı yarın da sürdüreceğiz.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
09.07.2019 “Yepyeni Türkiye”de değişen ve değişecek olan siyasi dengeler
08.07.2019 Ali Babacan’ın partisinin ayrıntıları
08.07.2019 SETA’nın gazeteci andıçının anlamı ve anlamsızlığı
05.07.2019 Bülent Arınç AKP’nin bölünmesini engelleyebilir mi?
05.07.2019 Taha Akyol ile söyleşi: 23 Haziran sonrası Türkiye
04.07.2019 Erken gelen pişmanlık: Başkanlık sistemi
03.07.2019 Erdoğan ve AKP ile özdeşleşen İslami cemaatler 23 Haziran’ın faturasını ödemekten kurtulabilecek mi?
03.07.2019 Transatlantik: Erdoğan-Trump görüşmesi, İran ve nükleer kriz & Libya’da neler oluyor?
02.07.2019 Tek adam yalnızlaşıyor
01.07.2019 Hoca, Reis’e karşı
09.07.2019 “Yepyeni Türkiye”de değişen ve değişecek olan siyasi dengeler
01.07.2019 The Master against the Chief
15.08.2016 Un reportage du 28 décembre 1986 – les Fethullahçı, le groupe religieux qui a réussi à infiltrer l’armée
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
31.03.2015 Die Staatskrise und ihre möglichen Auswirkungen auf den Lösungsprozess
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı