Hani mahalle baskısı yoktu, darbecilerin uydurmasıydı?

09.11.2013 Vatan

Türkiye’de sosyal bilimlerin öncü isimlerinden Prof. Şerif Mardin’le 2007 yılının Mayıs ayında Washington’da bir otel lobisinde buluşmuş ve ABD’de yayınlanmış olan son kitabı “Religion, Society and Modernity in Turkey” (Türkiye’de Din, Toplum ve Modernlik) etrafında sohbet etmiştik. 15 Mayıs 2007’de Vatan’ın kitap ekinde yayınlanan bu söyleşi (Prof. Şerif Mardin: “Mahalle havası diye bir şey var ki AKP’yi bile döver”) o kadar yankı uyandırdı ki gazete yöneticileri beş gün sonra Pazar ekinde yeniden kullandılar.
Şerif Hoca’nın o söyleşideki “Türkiye’de ’mahalle baskısı’ diye bir şey var. Jön Türklerin en çok korktuğu şeylerden biri de oydu. ’Mahalle baskısı’, bilinmeyen ve sosyal bilimce ifade edilmesi çok zor olan bir havadır. Bu havanın, AKP’den bağımsız olarak Türkiye’de yaşadığına inanıyorum. Dolayısıyla bu havanın gelişmesine müsait şartlar oluşursa, o zaman AKP de bu havaya boyun eğmek zorunda kalacaktır” sözleri farklı görüşten gazeteciler ve siyasetçiler tarafından tartışıldı ve kavram hızla geniş bir kullanım alanı buldu.
"Mahalle baskısı"nın AKP hükümeti karşıtlarınca bir muhalefet aracı olarak kullanıldığı kesindi. Bundan hareketle hükümet yanlıları da bu kavramı külliyen reddettiler, hatta bu kavramı kullananları "darbeci" olmakla bile suçladılar. Bu arada tabii ki Hoca’ya karşı akıl almaz ve saygısızca laflar ettiler.

Azınlık çoğunluğa tabi mi olacak?

Aradan 6 yıldan fazla zaman geçti. Bu kez bir başka profesör, ama bu kez bir ilahiyatçı, Hayrettin Karaman Yeni Şafak’taki köşesinde dün "Çoğunluğu kâle almamak" başlıklı bir yazı (http://yenisafak.com.tr/yazarlar/HayrettinKaraman/cogunlugu-kale-almamak/40566) kaleme alıp "Bireyler, muhtaç oldukları çoğunluğun hatırı için bazı özgürlüklerini 'gönüllü olarak' kullanmamalıdırlar" diyebildi ve hemen ardından şu cümleyle yazısını noktaladı: "İnadına kullanırlarsa en azından mahalle baskısı, değerleri çiğnenen çoğunluğun hakkı olur."
Prof. Karaman sıradan bir ilahiyatçı değildir. Sosyal bilimlerde Prof. Mardin neyse Türkiye’nin yaşayan en önemli fıkıh (İslam hukuku) uzmanlarından biri olan Prof. Karaman da İslam ilimleri konusunda da bir bakıma odur. Ama daha fazlasıdır. Prof. Mardin sadece kendini temsil ederken Prof. Karaman yıllardır muhafazakâr camiada saygın konumlara sahip olmuştur. Son olarak çözüm sürecinde Akil İnsanlar heyetinde de yer almıştır.
Hayrettin Hoca’yı yıllardır bilir, tanır, takip eder ve saygı duyarım. Onun yazılarının tevile ihtiyacı olduğunu da düşünmem. Zaten son yazısını okuduğunuzda her şeyi son derece açık bir şekilde yazdığını da görüyorsunuz. Yine de birkaç şey söylemek istiyorum:
• Prof. Karaman yanlış ve iç barışı tehdit eden bir yaklaşım savunuyor.
• Böyle bir yaklaşımdan ne demokrasi, ne de evrensel anlamda temel hak ve özgürlükler çıkar.
• İslami çevrelerde herkesin onun gibi düşündüğünü sanmıyorum, daha doğrusu biliyorum.
• Keşke bu yazıyı 6 yıl önce yazsaydı da "mahalle baskısı" kavramını normal bir şekilde tartışabilseydik.
Artık tartışabiliriz.

Bülent Arınç’ın sabır taşı çatladı

Hükümetin ikinci ismi Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç dün TRT Türk’e çıkarak Başbakan Erdoğan’a sitemlerini açıkça ifade etti. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik de NTV’de bu konuda açıklama yaptı. Bu beklenmedik gelişme üzerine yaptığım hızlı bir değerlendirmeyi şuradan okuyabilirsiniz: Arınç'ın sabır taşı çatladı




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
15.03.2026 Ali Şeriati’ye saldırılar ve İslamcı düşüncenin çöküşü
15.03.2026 Diyelim ki Kürt devleti kuruldu…
14.03.2026 Ankara savaşa dahil olmamak için elinden geleni yapıyor
13.03.2026 Duran Kalkan ile Devlet Bahçeli’yi buluşturan savaş
11.03.2026 Erdoğan’ın yurtta barışa ne zaman ihtiyacı olacak?
10.03.2026 İBB davasının ilk gününden izlenimler: Usul esası belirler
10.03.2026 İran rejimi çöker mi? İsrail bölgenin egemen gücü olur mu? | Prof. Hamit Bozarslan ile söyleşi
09.03.2026 Ve büyük dava nihayet başlıyor!
08.03.2026 Bağımsız Kürdistan kapıda mı?
08.03.2026 Savaş uzadıkça Türkiye için riskler artıyor
15.03.2026 Ali Şeriati’ye saldırılar ve İslamcı düşüncenin çöküşü
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı