Hakan Şükür'ün zor seçimi ve hükümet-cemaat kavgasında farklı tutumlar

24.11.2013 rusencakir.com

Eski milli futbolcu ve AKP İstanbul Milletvekili Hakan Şükür dün gece twitter hesabından Fethullah Gülen cemaati ile AKP hükümeti (dolayısıyla Başbakan Erdoğan) arasında dershaneler üzerinden yaşanan kavganın giderek tırmanmasından duyduğu rahatsızlığı şöyle dile getirdi.
"Yirmi seneden fazla bir süreden beri içlerinde bulunmaktan şeref duyduğum hizmetimizle, mensubu bulunmakla onur duyduğum partimizin bu şekilde karşı karşıya gelmiş olmaları beni çok üzmektedir. Muhterem Hocamın Başbakanımıza her zaman dua ettiğinin en yakın şahitlerindenim. Başbakanımızın da Hocamız aleyhine bir beyanına şahit olmadım."
Şükür daha sonraki bir tweetinde "Dersanelere ihtiyaç duyulmayacak bir iyileştirme yapılmadan kapatılmasına evet demenin, doğru olmadığını düşünüyorum" diyerek, mecbur kalması halinde Cemaat'i seçeceğinin de işaretini vermiş oldu.
Şükür'ün yalnız olduğunu hiç sanmıyorum. İster Cemaat, ister parti kökeninden gelsinler, gerekse cemaat ve partiyle eşzamanlı bağ kurmuş olsunlar tahmin edilemeyecek kadar çok sayıda kişinin bu ittifakın dağılmış olmasından, üstüne tarafların birbirleriyle iyice alenileşen bir kavgaya tutuşmalarından son derece rahatsız olduklarını söyleyebiliriz. Ne var ki isyanlarını "durun, biz kardeşiz" diye seslendirmeye bile cesaretlerinin ve imkanlarının olmadığını görüyoruz. Büyük çoğunluğu sorunların hallolması için dua edip "bekle gör" tavrını yeğlerken, daha gerçekçi olanlar da kavgada taraflardan birine açıkça angaje olmaları gerektiğini düşünüyorlar.

Diğer tutumlar

Cemaat-hükümet kavgasında sadece iki arada bir derede kalanlar yok. Diğer bellibaşlı tutumları şöyle sıralayabiliriz:

1) Kraldan çok kralcılar: Her iki tarafta, kavgayı herkesten önce görüp bir an önce alenileşmesi için ellerinden geleni yapmış olan bazı kişiler, dershane kriziyle birlikte amaçlarına ulaşmış olmanın mutluluğunu yaşıyorlar. Bunların çoğunun cemaat ve/veya partinin geleneklerinden gelmeyip daha çok iliştirilmiş veya devşirilmiş kişiler olmaları dikkat çekici. Bu tür kişilerin cemaat-hükümet kavgasının seviyesini iyice düşürmekte oldukları da ayrı bir gerçek.

2) "Düşmanımın düşmanı dostum"cular: Cemaat-hükümet arasındaki kavganın geleceğini tabii ki öncelikle tarafların güçleri belirleyecek. Lakin üçüncü şahıs ve odakların alacakları tutumları da yabana atmamak lazım. Bu bağlamda karşımıza ilk olarak, çatışan taraflardan birine olan düşmanlıkları nedeniyle diğer tarafla açık veya örtülü dayanışma/destek ilişkisi içine girenler çıkıyor. İçerde ve dışarda, özellikle son birkaç yıldır Başbakan Erdoğan'ın iyice yalnızlaştığı göz önüne alınırsa, "Erdoğansız AKP" projesine bel bağlamış olan kişi ve odakların son kavgada Cemaat'e meyletmeleri anlaşılır bir şey. Buna karşılık, dışarda pek yok ama içerde sayıları hayli yüksek olan Cemaat karşıtlarının tümünün hükümete (Erdoğan'a) destek vermediklerini görmek "düşmanımın düşmanı..." formülünün her yerde geçerli olmadığını gösteriyor.

3) "Yesinler birbirlerini"ciler: Cemaat ve hükümete hemen hemen eşit bir şekilde karşı olan kişi ve odakların bir bölümü herhangi bir tarafa meyletmeyip yaşanan kavganın daha da büyümesini arzuluyor ve bunun için ellerinden geleni yapıyorlar. Ne var ki ne hükümet ne de cemaatin mutlak anlamda kazanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla her iki tarafı da hayli yıpratacak olan bu savaşın sonucunda üçüncü şahısların kazanacağının da herhangi bir garantisi yok.

4) "Burdan bir şey çıkmaz"cılar: Tabii bir de cemaat-hükümet kavgasının eninde sonunda ve çok da zaman geçmeden sonlanacağını düşünüp herhangi bir tavır geliştirmeye ihtiyaç hissetmeyenler var. Bunların içinde "aslında aralarında kavga yok, bizi kandırıyorlar" diyenler bile var ki onlar için herhangi bir şey söylemeye gerek bile olmayabilir.

5) "Durun siz kardeşsiniz"ciler: Aslında böyle bir grubun varlığından pek söz edemeyiz. Çünkü yakın tarihimizde Cemaat ve AKP hükümeti elbirliğiyle "taraf olmayan bertaraf olur" şiarıyla, ülkedeki her türden iktidar kavgasına belli bir mesafeden bakmanın mekanizmalarını dinamitlediler; bu tür potansiyele sahip olan kişileri korkutup yıldırdılar. Gelinen noktada isteseler de kendilerini barıştırabilecek bir arabulucu bulmaları zora benziyor.

Benim tavrım: Bütün bunlardan sonra benim tavrımı soracak olanlara, bu türden iktidar mücadelelerinde taraf olmayı yanlış bulduğumu; bir gazeteci olarak olup bitenleri anlamaya ve anladığım kadarını da anlatmaya çalıştığımı söylemek isterim.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
25.02.2020 Bir devir kapanırken
24.02.2020 Diyarbakır’dan izlenimler: Babacan bekleyişi azalarak sürüyor
21.02.2020 Demokrasi ve hukuk devleti savunulmadan Fethullahçılıkla mücadele etmek mümkün mü?
20.02.2020 Erdoğan-Gülen savaşının asıl öyküsü
19.02.2020 AKP içi ve çevresindeki iktidar savaşları
18.02.2020 Siyasal İslam neden ve nasıl çöktü?
17.02.2020 Olmamış, olacağı da meçhul bir darbenin mağduriyet kuyruğu
16.02.2020 Ankara Moskova’dan, Erdoğan Putin’den uzaklaşabilir mi?
15.02.2020 Sekizinci yılında MİT krizinin gösterdikleri
14.02.2020 Haftaya Bakış (1): Bahçeli’nin savaş çağrısı & FETÖ’nün siyasi ayağı
25.02.2020 Bir devir kapanırken
06.02.2020 La situation de la Turquie : l’autoritarisme sans autorité
10.01.2020 “Native and national journalism” in Turkey
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı