Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi

05.06.2026 medyascope.tv

5 Haziran 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. 21 Mayıs süreci bütün hızıyla devam ediyor. Yatışacağa benzemiyor. Kriz derinleşeceğe benziyor ve saflar iyice netleşmeye başladı. Burada safların netleştiğinin en açık örneklerinden birisine dün tanık olduk. MHP lideri Devlet Bahçeli, Türkgün gazetesine verdiği uzun bir röportajda, açık bir şekilde Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanında, Özgür Özel'in karşısında saf tuttu. Burada tabii ki çarpıcı olan şu: Bahçeli'nin ilk günkü tepkisi, Kemal Kılıçdaroğlu'nun feragat etmesi yolundaydı. Daha sonra yaptığı bir açıklamada bir sağduyunun hâkim olmasını söyledi. Yani Kılıçdaroğlu'nun karşısından ortada bir yere geldi ve dedi ki; "CHP bölünmemeli. CHP bu ülkenin çok önemli bir partisi. Özellikle terörsüz Türkiye sürecinde Türkiye'nin istikrara ihtiyacı var. CHP, güçlü bir şekilde varlığını — tabii ki yerli ve millî bir muhalefet yaparak, o ayrı — sürdürmelidir" dedi.
Fakat dün gördük ki, Özgür Özel'in bugüne kadar gösterdiği direnişten, öncelikle Meclis'e yürüyüş, ardından Anıtkabir'e yürüyüş; bu olaylar ve oralardaki toplumsal destek Bahçeli'yi epey ürkütmüş. Yine anlaşıldığı kadarıyla koalisyon ortağı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tavrına da bakarak, açık bir şekilde Kılıçdaroğlu'nun yanında pozisyon aldı ve o röportajı dikkatli okuduğumuz zaman, CHP'nin bölünme ihtimaline, yani yeni bir partinin doğma ihtimaline de öncekine kıyasla o kadar sert karşı çıkmayan bir Devlet Bahçeli gördük. Dolayısıyla ilk anda devlet içerisinde, siyasi iktidar içerisinde ortaya çıkan anlaşmazlık ya da uyumsuzluk görüntüsü dün itibarıyla silinmiş oldu. ‘‘Devlet aklı’’ ki Bülent Kuşoğlu bunu demişti biliyorsunuz, Cansu Çamlıbel röportajında bunu söylemişti. Genel Başkan Yardımcısı oldu beklendiği gibi. "Devlet aklı bizi seçti" demeye getirmişti ve şimdi görüyoruz ki devlet içerisinde bir birliktelik var.
Burada Bahçeli'yi ve tabii ki Erdoğan'ı endişe ettiren husus, 19 Mart'ta olduğu gibi 21 Mayıs'ta da Özgür Özel ve arkadaşlarının geniş bir toplumsal desteğe sahip oldukları ya da olma ihtimalleri, potansiyelleri. Sanki daha birbirine yakın bir bölünme bekliyorlarmış gibi anlaşılıyor. Yani bu kadar açık ara bir şekilde CHP örgütlerinin, milletvekillerinin, üyelerinin ve seçmenlerinin, seçilmiş CHP'ye; yani Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu ikilisine bu kadar fazla destek vereceğini herhâlde tahmin etmiyorlardı. Şöyle bir perspektif daha sanki kafalarında vardı: "Evet, Özgür Özel daha büyük bir güce sahip olabilir ama zamanla imkânları da kullanan Kılıçdaroğlu durumu toparlayabilir." Herhâlde Kılıçdaroğlu da böyle düşündü ama şu ana kadar yaşananlardan, yani 21 Mayıs'tan bu yana epey zaman oldu, görüldüğü kadarıyla Özgür Özel bu desteği kaybetmeyecek, muhafaza edecek, hatta geliştirebilecek. Bir diğer husus da, Bahçeli'nin röportajında söylediği bir husus da muhalefetin, özellikle Zafer Partisi ve İYİ Parti'nin — o İYİ Parti’den ‘‘İP’’ diye bahsediyor — CHP'nin yanında durmuş olması, duruyor olması; bundan da bir şekilde rahatsız oldukları anlaşılıyor.
Peki, ne olacak? Şunu söylemek lâzım; Özgür Özel, 19 Mart sürecinden bu yana Devlet Bahçeli ile MHP ile belli bir ilişkiyi hep muhafaza etmeye çalıştı. O konuda daha dikkatli; Erdoğan'a gösterdiği tepkiselliği ona pek göstermemeye çalıştı. Benim gözlemim o. Burada da aynı şekilde, 21 Mayıs'ta da benzer bir tutum vardı. Ama dünkü bu çıkışın ardından işler değişeceğe benziyor ve yeni engeller çıkartılacağı artık kesin gibi. Şunu anladık: CHP'nin atanmış yönetimi, bu seçilmiş CHP'nin önündeki rüzgârı durdurabilecek gibi değil. Birtakım kararlar alacaklar, belki birilerini ihraç edecekler, belki birilerinin üyeliklerini askıya alacaklar. Olabilir, bunların hepsi bekleniyor ama daha sert birtakım şeyler; CHP'nin atanmış yönetiminin gücünün yetmediği alanda – ki şimdiden bu netleşti, çok büyük güçleri yok –  o zaman devlet yine yargı yoluyla devreye gireceğe benziyor. Özgür Özel üzerine peş peşe açılan soruşturmalar, bir FETÖ itirafçısının Özgür Özel aleyhine ifadesinin servis edilmesi, ki Kılıçdaroğlu'nun da isim vermeden "FETÖ artıkları" lâfı etmesi, Muhittin Böcek'in ve Özkan Yalım'ın yeniden ifadeler verip doğrudan Özgür Özel'i suçlamaları, özellikle para pul işleri ile ilgili olarak... Burada yeni birtakım hazırlıkların olduğunu görmek mümkün. Ve o zaman da şöyle bir şey çıkıyor ortaya: Devlet yekvücut hâlde Kılıçdaroğlu'nu öne sürerek, Kılıçdaroğlu ve ekibini öne sürerek ama esas savaşı onlar yürüterek; CHP'nin, seçilmiş CHP'nin rüzgârını kesmek, kolunu kanadını kırmak istiyorlar.
Sert, daha sert ve daha kötü günlere hazır olmak lâzım. Burada tabii ki belirleyici olacak olan, devleti yönetenlerin, siyasi iktidarın hamleleri ve onlarla iş birliği yapan atanmış CHP yönetiminin yapacaklarından ziyade, seçilmiş CHP'nin ve ona destek olan kesimlerin vereceği cevaplar ve geliştirecekleri stratejiler. Devlet Bahçeli'nin röportajında birçok yerde ‘‘toplumsal muhalefet’’ lâfının edilmiş olması çok anlamlı; yani bu bir itiraf aslında. Yani şöyle bir hava yok; yer yer böyle, ‘‘bu yapılmaz, bu ergen devrimciliğidir" falan gibi lâflar var ama "toplumsal muhalefet" lâfı olumlu bir lâftır ve toplumsal muhalefetle CHP'nin yan yana olduğunu Devlet Bahçeli kabul ediyor ve bundan rahatsız olduğunu dile getiriyor. İşte esas mesele, aslında bütün mesele bu: CHP'nin toplumla bağını koparmak, CHP'yi tekrar devletin partisi hâline getirmek, devletin ‘‘sadık muhalifi’’ hâline getirmek. Kılıçdaroğlu buna "okey" dedi ama Kılıçdaroğlu'nun "okey" demesi, CHP'nin "okey" dediği anlamına gelmiyor. İşte şimdi o direnişi kırmak için kolları hep birlikte sıvamış durumdalar.
Bugün, değeri tam olarak bilinmemiş bir kadın oyuncuya ithaf etmek istiyorum yayını: Debra Winger. 1955 doğumlu, yani 71 yaşında. Bizim ilk gençliğimizde tanıdığımız bir isim. ‘‘Subay ve Centilmen’’ diye bir film vardı, ilk seyrettiğimde yanılmıyorsam Şişli'de bir sinemada seyretmiştim. ‘‘Subay ve Centilmen’’ çok çarpıcı, etkileyici bir filmdi. ‘‘Subay ve Centilmen’’ (1982), ‘‘Sevgi Sözcükleri’’ (1983)... Bir de ‘‘Şehir Kovboyu’’ (Urban Cowboy) var, daha önce çektiği bir film, 1980’de. Bir de John Malkovich ile oynadıkları, Bernardo Bertolucci'nin ‘‘The Sheltering Sky’’, bizde ‘‘Çölde Çay’’ diye oynadı yanılmıyorsam, 1990 yapımı. Paul Bowles’ın bir romanı. Çok etkileyici bir filmdir. ‘‘Ranch’’, işte burada yıllar sonra çıktı karşımıza Debra Winger, Netflix dizisinde çıktı karşımıza. Ben izledim, çok güzel, sakin bir film; çiftlikte geçen bir film. Ama bir ara sinemaya küstüğünü biliyoruz. Hatta küstüğü zamanlarda, 2002 yılında bir başka oyuncu Rosanna Arquette, ki o da değeri yeterince bilinmemiş bir başka kadın oyuncudur, onunla bir belgesel yapmış 2002 yılında: ‘‘Searching for Debra Winger’’, yani ‘‘Debra Winger'ı Ararken’’, ‘‘Nereye kayboldu?’’ diye onunla uzun bir röportaj yapmış, onun belgeselini çekmiş. Eğer bir yerlerde varsa, izleyenler biliyorsa nereden bulacağımı bana söylerlerse onu gerçekten çok izlemek isterim. Debra Winger, şu hâliyle Netflix dizisi gibi yapımlarda oynamayı sürdürüyor ama dediğim gibi, hak ettiği yerde tam anlamıyla olamadı diye düşünüyorum. Kendisine buradan saygılarımı iletiyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı