Dershaneler meydan muharebesi: Notlar ve sorular

16.11.2013 Vatan

MİT kriziyle birlikte açığa çıkan AKP ile Fethullah Gülen cemaati arasındaki, "yeni tür iktidar savaşları" adını verdiğimiz gerginlik tarafların karşılıklı olarak frene basmasıyla bir ölçüde unutmaya yüz tutmuştu ki hükümetin dershaneleri kapatmak için kolları sıvamasıyla birlikte yeniden su yüzüne çıktı. Zaman Gazetesi'nin önceki gün, deshaneleri kapatmak için hazırlandığını ileri sürdüğü yasa tasarısına karşı yaptığı yayınla birlikteyse tam bir meydan muharebesine tanık oluyoruz.
Örneğin Gülen bizzat tasarı hakkında, İslam tarihinden örnekler vererek çok sert eleştiriler getirdi (http://www.herkul.org/herkul-nagme/391-nagme-egitime-darbe-plani). Onun bu eleştirileri "Eğitime darbe planı" başlığıyla ve "Ülkemizin geçirdiği değişik darbe dönemlerinde de benzer plan ve entrikalar görülmüştü; fakat, onlar, dindarlara karşı husumetini açıkça ortaya koyan insanların eliyle olmuştu. Bu defa her fırsatta 'kardeş' olduğunu söyleyen, aynı safta yer tutan ve hizmet erlerinin yüzüne gülen bazı kimseler tarafından bir kısım planların yapıldığı ve uygulamaya konulacağı yazılıp çiziliyor" gibi cümlelerle takdim edildi.
Benzer bir şekilde dünkü Zaman Gazetesi de "Böyle bir yasa darbe döneminde bile uygulanamadı" spotuyla tasarıya karşı tavrını manşetten sürdürdü. İlginç olan yine dün Sabah Gazetesi'nin, yine manşetten, Milli Eğitim Bakanlığı'nın açıklamasına dayanarak Zaman'ı yalancılıkla suçlamasıydı.

Görüldüğü gibi dershane konusunda taraflar tüm güçleriyle giderek şiddetlenen bir kavgaya tutuşmuş durumdalar. Önce konuyla ilgili birkaç tespitimizi dile getirip ardından bazı kritik soruları tartışmaya açmak istiyoruz:

Tespitler

* Cemaat tartışmayı esas olarak dershanelerin belli bir ihtiyacı karşıladıkları, yerlerine yeni bir şey getirmeden kapatılmalarının gençleri zor durumda bırakacağı iddiası üzerinden sürdürmek istiyor. Hükümetin bu iddiaya karşı çok güçlü argümanları olduğu söylenemez. Daha çok bu proje üzerinde uzun zamandır çalıştıklarını ve dershanelerin özel okullara dönüştürülmesini teşvik edeceklerini vurguluyorlar.
* Cemaatin, dershaneleri kapatmanın girişim özgürlüğüne darbe anlamına geleceği ve sınavlara hazırlanmanın yeraltına itileceği şeklindeki argümanlarına da hükümet çevrelerinden dikkate değer cevapların geldiği söylenemez.
* Aslında böyle cevaplar beklemek de bir yerden sonra pek gerekli olmayabilir zira yaşananın sadece bir dershane sorunu olmadığı açık. Başından beri altını çizmeye çalıştığımız gibi hükümetin son dershane hamlesinin esas hedefi eğitim sistemini yeniden yapılandırmaktan ziyade Gülen cemaatine ciddi bir darbe indirmek. Buna bağlı olarak, konuyu eğitimbilimin değil siyasetin penceresinden tartışmak daha anlamlı ki yaşanan da o.
* Gülen cemaatinin dershanelerin kapatılmasını engellemek için medya ağırlıklı yoğun bir kampanya yürütmeye başladığını görüyoruz. Bu minvalde, hükümetin Oslo'da PKKya verdiği söz yüzünden dershaneleri kapatmaya yöneldiği gibi aşırı zorlama bir iddianın bile ilk günlerden itibaren cemaat çevrelerinde dillendiriliyor olması, bu kampanyanın geleceği hakkında ipuçları veriyor.

Sorular

1) İlk akla gelen soru, Başbakan Erdoğan'ın tam da yerel seçimlerin (ve ondan kısa süre sonra yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin) arifesinde neden böyle bir risk aldığı. Acaba nispeten daha az kritik olan yerel seçimlerde bu adımı atıp cemaatin sandıktaki gücünü mü ölçmek istiyor?
2) Dershane konusu cemaatin siyasi tercihlerini nasıl etkileyecek? Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın son açıklamasını "cemaat AKP ile mesafesini daha da açıyor" diye yorumlamıştım. Bunun da ötesine gidip AKP'nin rakiplerini destekleme noktasına varabilirler mi?
3) Dershaneler üzerinden yaşanan kavga başka alanlara da sarkabilir mi? Örneğin yurtdışındaki Gülen cemaati okullarına yönelik devlet teveccühünde bir değişiklik yaşanır mı?
4) Bugüne kadar hem hükümet hem de cemaatle iyi ilişkiler içinde olan kişi ve kurumlar da bu kavgada taraf olmak zorunda kalacaklar mı? Böylesi bir yarılmadan kim kârlı, kim zararlı çıkar?
5) Cemaat ve hükümete ayrı ayrı karşı olan kişi ve odaklardan bu kavgayı uzaktan ve keyifle izlemenin dışında müdahale etmeye kalkışan olur mu?
Nasıl olsa bu konuyu daha çok yazıp çizeceğimiz için sorularımıza burada nokta koyalım ve izlemeye devam edelim.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
25.02.2020 Bir devir kapanırken
24.02.2020 Diyarbakır’dan izlenimler: Babacan bekleyişi azalarak sürüyor
21.02.2020 Demokrasi ve hukuk devleti savunulmadan Fethullahçılıkla mücadele etmek mümkün mü?
20.02.2020 Erdoğan-Gülen savaşının asıl öyküsü
19.02.2020 AKP içi ve çevresindeki iktidar savaşları
18.02.2020 Siyasal İslam neden ve nasıl çöktü?
17.02.2020 Olmamış, olacağı da meçhul bir darbenin mağduriyet kuyruğu
16.02.2020 Ankara Moskova’dan, Erdoğan Putin’den uzaklaşabilir mi?
15.02.2020 Sekizinci yılında MİT krizinin gösterdikleri
14.02.2020 Haftaya Bakış (1): Bahçeli’nin savaş çağrısı & FETÖ’nün siyasi ayağı
25.02.2020 Bir devir kapanırken
06.02.2020 La situation de la Turquie : l’autoritarisme sans autorité
10.01.2020 “Native and national journalism” in Turkey
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı