Gülen cemaati ve hükümet: Birlikte kazanmışlardı, birlikte kaybediyorlar

24.10.2013 Vatan

Geçen yıl 7 Şubat günü patlak veren MİT kriziyle açığa çıkan Fethullah Gülen cemaatiyle hükümet arasındaki sorunlar, geçen yaklaşık 20 ay boyunca çözülemediği gibi zamanla bunlara, deshanelerin kapatılması tasarısı gibi yenileri de eklendi. Ne var ki son günlerde sorunların artmasına ek olarak daha ciddi bir olguyla karşı karşıyayız: Taraflar artık aralarındaki sorunları gizlemeye/örtmeye kalkmıyor, bunlara işaret edenleri fitne ve fesat çıkarmakla suçlamıyor ve birbirleriyle alenen mücadele ediyorlar.
Büyük ölçüde medya üzerinden yürüyen bu hesaplaşmaya Temmuz ayı başında (Polemikler üzerinden yeni tür iktidar savaşlarına bakış) dikkat çekmiştim. O günlerde medyada yaşanan polemikler bir bakıma "durun, ne yapıyoruz, aslında biz kardeşiz!" şeklinde özetlenebilecek bir ruh halini yansıtan uyarı yazılarıydı. Lakin geçen süre zarfında bu uyarılar iki tarafca da göz ardı edildi ve daha kapsamlı, sistematik, sert ve can yakıcı suçlamalar peşpeşe geldi.

Biraz demokrasi, biraz hukuk...

Örnek olarak Today's Zaman Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş'in, siyasi iktidarın "Yeni Türkiye" iddiasına doğrudan ve çok sert eleştiriler yönelttiği yazıları (bulentkenes.blogspot.com); bunlara karşı olarak da Sabah Gazetesi'nde çıkan bazı yazılarla Başbakan Erdoğan'ın kimi danışmanlarının sosyal medyada Gülen cemaati medyası ve buradaki gazetecilere yönelik suçlamalarını gösterebiliriz.
Keneş'in Yeni Türkiye bu başlıklı yazısını şöyle bitirmiş olması işin vahametini gösteriyor: "Aslında çok bir şey istemiyoruz... İstediğimiz sadece biraz demokrasi, biraz hukuk, biraz özgürlük ve tabii biraz da saygı... Çok mu?"
Gülen cemaatini, AKP iktidarının ileri demokrasi iddiasını coşkuyla paylaşmaktan sadece biraz demokrasi, biraz hukuk, biraz özgürlük ve tabii biraz da saygı noktasına ne/neler getirmiş olabilir? Bu sorunun cevabını uzun süredir arıyor ve bulduğum kadarıyla okurlara aktarmaya çalışıyorum. MİT krizinin ardından kaleme aldığım 6 analiz bunlara bir örnektir: Erdoğan-Gülen ilişkisi dün bugün yarın-1: Kökleri derinlerde olan bir rekabet...
Günümüzdeki kavganın, dershane krizine ek olarak MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın yurtdışında hedef gösterilmesinin ardından iyice tırmanmış olması tesadüf olmasa gerek diyerek bir başka soruyu gündeme getirelim: Bu çatışmadan kim kârlı çıkar? Benim cevabım hiç tereddütsüz "hiçbiri" olacaktır. Dün birlikte hareket ederek birlikte kazanan ve ülkenin en önemli iki gücü haline gelen AKP hükümetiyle Gülen cemaati, ne zamandır birbirleriyle mücadele ederek hep birlikte kaybediyorlar. Bunun sonucunda içerde ve dışarda üçüncü şahıslar son derece memnun oluyor.
Kuşkusuz hep birlikte kaybettiklerini bizler gibi onlar da görüyor olsalar gerek ama nedense gidişatın önünü almıyor, belki de alamıyorlar. Özellikle Başbakan Erdoğan, içerde ve dışarda epey sıkıntılı olduğu bir dönemde, üstelik önünde çok kritik üç ayrı seçim varken Gülen cemaatiyle mesafenin iyice açılmasından herhalde pek memnun değildir, ancak onun da krizin çözümü yönünde aleni bir hamlesini görmüyoruz.

Özeleştiri şart

Bugünlük bitirirken son bir nokta: Gülen cemaatinin yayın organları ve oralarda yazan, yöneticilik yapan cemaatle organik ilişki içindeki bazı meslektaşlarımız, son dönemde demokrasi, basın ve ifade özgürlüğü konusunda çok doğru şeyler söylüyorlar ve siyasi iktidar çevrelerinden geldiğini iddia ettikleri baskı, manipülasyon, çarpıtma ve dezenformasyonlardan şikayet ediyorlar.
Ama biz, Gülen cemaati medyasının tam da bugün şikayet ettikleri hususlarda göstermiş oldukları üstün performansı da yakından biliyoruz, bizzat yaşadık ve bunlardan bizzat mağdur olduk. Bugünkü pozisyonlarında inandırıcı olmaları için siyasi iktidara karşı yönelttikleri kapsamlı, isabetli ve sert eleştiriyle aynı ölçüde kapsamlı, isabetli ve sert bir özeleştiri yapmaları şart.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
08.01.2020 Türkiye’de sol, sağın üstünlüğüne nasıl son verebilir?
07.01.2020 Süleymani suikastı sonrası IŞİD’in geleceği
06.01.2020 İran’ın cevabı ne olabilir?
05.01.2020 Kasım Süleymani suikastından sonra Türkiye-İran rekabetinin geleceği
04.01.2020 Türkiye açısından Kasım Süleymani suikastı
03.01.2020 Kemal Kılıçdaroğlu ve Mansur Yavaş izlenimleri
02.01.2020 Libya’da ne işimiz var?
02.01.2020 AKP tabanındaki çözülmenin nedenleri
01.01.2020 2020’de her şey daha güzel olacak mı?
31.12.2019 2019’un özeti: “Bay Kemal” kazandı
08.01.2020 Türkiye’de sol, sağın üstünlüğüne nasıl son verebilir?
14.12.2019 The Master’s (Ahmet Davutoğlu’s) past, today and the Future Party
26.11.2019 Les opérations contre les Gülenistes (FETÖ) ne vont-elles jamais finir ?
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı