El Kaide’yi kullanmaya kalkan yanıyor

30.07.2013 Vatan

Ülke olarak hep unutmak istiyoruz ama bir şekilde o kendisini bize hep hatırlatıyor. El Kaide’yi kastediyorum. 11 Eylül 2001’deki terör saldırısının ardında bu uluslarötesi İslamcı şebekenin bulunduğunu kabul etmeye yanaşmamıştık. 15 ve 20 Kasım 2003 günlerinde İstanbul’da iki sinagog, İngiltere Başkonsolosluğu ile bir İngiliz bankasına yönelik ve çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesine yol açan intihar saldırılarının ardından da El Kaide gerçeğiyle yüzleşmeme ısrarımızı sürdürdük. (O saldırıların ardından yazdığım “El Kaide hakkında yanlış bildiğimiz on şey” başlıklı yazının büyük ölçüde hâlâ geçerli olduğu kanısındayım: El Kaide hakkında yanlış bildiğimiz on şey) Daha sonra ülkenin dört bir tarafında güvenlik güçleri operasyonlar düzenleyip çok sayıda yerli ve yabancı El Kaide zanlısını gözaltına aldı; yabancılardan bazıları ABD’ye teslim edildi, geri kalanlar hakkında davalar açıldı; Türkiye’den Afganistan, Keşmir, Irak gibi cihad bölgelerinde El Kaide saflarında savaşmaya çok sayıda genç gitti, kimilerinin yakalanma, kimilerinin ölüm haberleri geldi, tutumumuz yine aynı oldu.

Mogadişu baskını

Ve nihayet Cumartesi günü, Somali’nin başkenti Mogadişu’da Türk Büyükelçiliği’nin ek binasına saldıran üç kişiden ikisi öldürüldü, üçüncüsü üzerindeki bombayı patlatınca bir polis şehit oldu, biri polis üç kişi de yaralandı. Kısa süre içinde, saldırıyı El Kaide’ye bağlı El Şebab adlı örgütün yaptığı ortaya çıktı.
Hemen devreye giren analizlerde bu olay şöyle açıklandı: "Rojava olarak bilinen Suriye’nin ağırlıkla Kürtlerin yaşadığı kuzey bölgelerinde El Kaide’yle bir şekilde ilintili veya ideolojik olarak yakın çizgideki bazı gruplar Esad rejimine ek olarak, hatta şu günlerde daha fazla, Kürtlerle çatışıyorlar. Rojava’da El Kaide’nin esas hasmı YPG adlı Kürt askeri yapılanması. YPG, Abdullah Öcalan çizgisindeki PYD adlı partinin uzantısı olarak kabul ediliyor. Mogadişu saldırısından hemen önce PYD Eşbaşkanı Salih Müslim İstanbul’a geldi ve devlet yetkilileriyle görüşmeler yaptı. El Kaide de Türk devletinin PYD ile iyi ilişkiler geliştirme ihtimaline karşı Mogadişu’dan uyarıda bulundu..."

Neden şantaj olamaz?

Bu türden alelacele yapılmış değerlendirmelerin analitik açıdan pek değerlerinin olmadığını şu dört nedenle söyleyebiliriz:
1) El Şebab, Türkiye’nin Somali’deki varlığına ve orada izlediği politikalara öteden beri karşı ve bu Türk hedeflerine ilk saldırısı değil.
2) Müslim’in İstanbul’daki temaslarından doğrudan El Kaide’nin aleyhine sonuçlar çıkacağını söylemek için hem çok erken, hem de elde bu konuda fazla veri yok.
3) Suriye operasyonunda, en azından lojistik açıdan Türkiye’ye ciddi anlamda ihtiyaç duyan El Kaide’nin Ankara’ya şantaj yapma lüksü pek yok.
4) El Kaide her ne kadar belli bir merkezi yapılanmaya sahipse de her ulusal veya bölgesel oluşum, yer yer bağımsızlığa kadar giden, çok geniş bir özerkliğe sahip. Yani Somali’deki El Kaide militanlarının büyükelçilik binasına saldırmadan önce Suriye ile bağlantılı gelişmeleri takip etmesi veya dünyanın bir diğer ucundaki Eymen el Zevahiri’nin onayını alması gerekmiyor.

El Kaide hakkında çok şey söylenebilir. Şimdilik şu iki hatırlatmayı yapmakla yetinelim:
1) Onu güçsüz, önemsiz, şunun bunun taşeronu, hatta yok hükmünde görüp göstermek isteyenler esas olarak El Kaide’ye çalışmaktadırlar.
2) El Kaide'nin tarihini, kendisini kullandığını sananları kullanmak olarak özetleyebiliriz. ABD’nin, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın durumu ortada. Yani Ahmet Şık’ın deyişini buraya uyarlayacak olursak: El Kaide’yi kullanmaya kalkan yanar.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
20.03.2020 Haftaya Bakış (6): Türkiye’nin koronavirüs sınavı
19.03.2020 Erdoğan’ın konuşmasının düşündürdükleri
16.03.2020 Devlet Medyayı Suni Teneffüsle Yaşatıyor
16.03.2020 Korona günlerinde gazetecilik
13.03.2020 Haftaya Bakış (5): DEVA Partisi & koronavirüs
12.03.2020 DEVA Partisi tutar mı?
11.03.2020 DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile söyleşi
10.03.2020 Osman Kavala’dan ne istiyorlar?
09.03.2020 Babacan’ın partisi DEVA hakkında ilk izlenimler
07.03.2020 Sırada Şam ile görüşme mi var?
20.03.2020 Haftaya Bakış (6): Türkiye’nin koronavirüs sınavı
10.03.2020 Que veut le Gouvernement turc à Osman Kavala ?
25.02.2020 As the era of Tayyip Erdoğan comes to an end
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı