El Kaide 20 yaşında

20.08.2008 Vatan

Afganistan’daki Sovyet işgaline karşı savaşmak için gelmiş çoğu Arap asıllı bir grup militanın Pakistan’ın Afganistan sınırındaki Peşaver ilinde, Suudi Arabistanlı Usame bin Ladin liderliğinde El Kaide’yi kurmalarından bu yana 20 yıl geçti. Ancak hâlâ El Kaide’nin nasıl bir örgüt ya da şebeke olduğu konusundaki belirsizlik ve kafa karışıklığı sürüyor. Buna paralel olarak El Kaide’nin gücü, etkisi ve geleceğinin ne olacağı hakkındaki tartışmalar da tüm hızıyla devam ediyor.

Önceki gün Washington Post Gazetesi’nde, bin Ladin ile ilk röportajı yapan kişilerden Peter Bergen’in ilginç bir yazısı çıktı. Son olarak, değişik yer ve zamanlarda bin Ladin’i tanımış onlarca tanıkla konuşarak “Tanıdığım bin Ladin” adlı ilginç bir kitap yazmış olan Bergen, kendisi gibi Amerikalı iki El Kaide uzmanının görüşlerini okurlara aktırıyor. Bunlardan CIA’de de görev yapmış olan Marc Sageman, artık El Kaide diye merkezi bir yapının kalmadığını ve bundan sonraki saldırıların “lidersiz bir cihad” ın sıradan askerleri tarafından gerçekleştirileceğini ileri sürüyor. Sageman’in bin Ladin ve diğer merkezi çekirdekle ilgileri olmayan militanların yaşadıkları ülkelerde eylemler yaptıkları ve yapacakları teorisi Avrupalı güvenlik yetkilileri tarafından da büyük ölçüde paylaşılıyor. Örneğin ünlü İspanyol savcı Baltazar Garzon, Madrid bombalamasının ardında El Kaide ve bin Ladin etkisinin kesinlikle olduğunu ancak örgütün doğrudan parmak iziyle karşılaşmadıklarını söylüyor. Buna karşılık İngiliz ve Amerikan istihbarat servisleri El Kaide’nin Batılı ülkelerle bağlarının çok sıkı olduğu kanısındalar.

İkinci El Kaide uzmanı, Georgetown Üniversitesi’nden Bruce Hoffman da, 11 Eylül 2001’den beri ABD’de yeni eylem yapılmamış olmasının kimseyi aldatmaması gerektiğini, El Kaide’nin merkezi yapısının hâlâ çok güçlü olduğunu ve yola aynen devam ettiğini düşünüyor.

Peter Bergen ise Sageman ile Hoffman’ın arasında üçüncü bir yaklaşımı dile getiriyor. “Kuşkusuz El Kaide üyesi bazı Amerikan vatandaşları ABD içinde küçük çaplı terör eylemleri gerçekleştirebilirler. Aynı şekilde El Kaide, başka ülkelerdeki Amerikan hedeflerine saldırabilir Irak ve Afganistan’da Amerikan askerleri öldürebilir. Ama 2001 yılına kıyasla daha az korkmamız gerekir” diyen Bergen sözlerini şöyle sürdüyor: “20 yaşındaki El Kaide savaşını kaybediyor, ancak etkisi yaşayacaktır. El Kaide yenilgiye uğratılsa bile efsanesi sürecektir.”

Doğrular ve yanlışlar

Kurulduğu andan itibaren, yani 20 yıldır El Kaide’yi izlemeye çalışan bir gazeteci olarak her üç Amerikalı uzmanın da kısmen haklı, kısmen de haksız olduklarını düşünüyorum. Katıldığım ve itiraz ettiğim noktaları şöyle sıralayabilirim:

1) Sageman’in dediği gibi, El Kaide’den esinlenen ancak örgüt merkeziyle doğrudan ilişkileri olmayan militanların yaşadıkları ülkelerde eylem yapma potansiyellerini ciddiye almamız lazım. İstanbul Kartal’daki Mason Locası baskını eylemi de bunlara bir örnekti. En son İstanbul’da Amerikan Başkonsolosluğu’na saldıranlar da aynı profil içinde yer alıyor olabilirler. Ancak buradan hareketle El Kaide merkezinin hiç ama hiç eylem düzenlemeyeceğini söyleyemeyiz. Sageman’in ıskaladığı bir diğer önemli husus da şu: İletişim teknolojilerindeki gelişmeleri çok yakından takip eden El Kaide, kendi kendilerini yetiştiren yerli teröristlerle, en azından sanal ortamlarda ilişki kurabilir ve onları pekala yönlendirebilir.

2) Hoffman’ın altını çizdiği gibi, Usame bin Ladin, Eymen el Zevahiri gibi lider kadronun muhtemelen Pakistan-Afganistan sınırında yeni dehşet planları üzerinde çalışıyor olmaları kuvvetle muhtemel. Ancak ABD başta olmak üzere birçok ülkenin var güçleriyle yürüttükleri savaşın hiçbir etkisi olduğu söylenemez. Dolayısıyla El Kaide’nin 11 Eylül saldırılarına denk gelecek etkide yeni eylemler düzenlemesi pek mümkün gözükmüyor.

3) Bergen ise düzenlenen intihar eylemlerinde çok sayıda masum Müslüman’ın ölmüş olmasının El Kaide’nin imajında olumsuz etkileri olduğunu, buna bağlı olarak İslam dünyasında örgüte yönelik desteğin azladığını ileri sürüyor. Haklı olabilir, yine de El Kaide’nin “savaşını kaybettiğini” ilan etme noktasının hayli uzağında olduğumuz kanısındayım.

Kuşkusuz savaşını kazandığı ya da kazanacağını da söyleyemeyiz. Ne var ki daha on yıllarca El Kaide gerçeğiyle yaşamayı sürdüreceğimiz de ortada.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
23.05.2020 Babacan, Erdoğan’ı neden öfkelendiriyor?
22.05.2020 Kemal Can ve Ruşen Çakır ile Haftaya Bakış (15): Trollerin yeniden yapılanması, Cihat Yaycı olayı ve Avrasyacılık, Gelecek ve Deva partilerinin durumu
21.05.2020 Ulusalcılık nedir, ne değildir?
19.05.2020 Ulusalcılara ne oldu?
18.05.2020 Üçüncü Milliyetçi Cephe yolda mı?
16.05.2020 İYİ Parti’yi anlamak için 5 soru
15.05.2020 Kemal Can ve Ruşen Çakır ile “Haftaya Bakış” (14):
14.05.2020 Sırrı Süreyya Önder söyleşisi ve bir kısım “ana akım” medya
14.05.2020 Murat Yetkin ve Ruşen Çakır tartışıyor: İttifakların geleceği
12.05.2020 HDP’nin sırrı
23.05.2020 Babacan, Erdoğan’ı neden öfkelendiriyor?
12.05.2020 Les guerres post-modernes de la mafia en Turquie
05.04.2020 Turkey: A multi-party “single-party state”
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı