Ankara’nın Ortadoğu bilançosu

12.07.2014 Vatan
Lire en Français | Հայերէն կարդայ

Başbakan Tayyip Erdoğan, kendisinin cumhurbaşkanı seçilmesi halinde “yeni Türkiye”nin kapılarının ardına kadar aralanacağını söyledi. Bu “yeni Türkiye”nin önde gelen hedeflerinden birinin, ülkenin uluslararası planda itibarının artırılması olduğu açık. Bunun da öncelikle bölgede etkili, hatta belirleyici bir güç olmaktan geçtiği muhakkak. Peki 10 Ağustos öncesi Türkiye’nin Ortadoğu’da bölgesel bir güç olmaya ne kadar yakın, ne kadar uzak? Önce hızla temel bölgesel sorunlara ve Ankara’nın aldığı pozisyonlara bakalım:
 
Filistin: Günlerdir İsrail devleti Filistin’de yeni katliamlara imza atıyor ve uluslararası topluluk buna sesini yükseltmiyor. Türkiye’ye gelince: dün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İsrail’e Filistin ve Gazze’ye yönelik saldırıları durdurma, BM ve uluslararası topluluğa da, İsrail’i durdurma konusunda müdahil olma çağrısı yaptı. Gül, İsrail’e olası bir kara harekâtı gerçekleştirmemesi yönünde de ikazda bulundu. Başbakan Erdoğan da, net bir şekilde Filistin’den yana tavır aldı ve İsrailli yöneticileri hayatlarını yalan üzerine kurmakla suçladı. Ankara’nın ve genel kamuoyunun Filistin halkıyla dayanışma içinde olduğu kesin ancak tepkilerin İsrail devleti üzerinde herhangi bir etkisi olabileceği pek söylenemez. Zaten Türkiye, Mavi Marmara süreciyle birlikte İsrail’le ilişkilerini en alt düzeye indirerek bu devlet üzerindeki etkisinden de feragat etmiş oldu. Örneğin dün Erdoğan İsrail’e karşı, onu uluslararası kamuoyuna şikayet etme ve iki ülke arasında zaten zar zor yaşanmakta olan normalleşme sürecini durdurma dışında bir ikazda bulunamadı.

Irak: Erdoğan dünkü konuşmasında IŞİD’den ellerindeki Türk rehineleri bırakmalarını isterken İslam referansıyla hareket etti. Halbuki Türkiye’nin eski adıyla IŞİD, yeni adıyla İD (İslam Devleti) ile tam da İslamiyete bakışta çok büyük farklılıkları var. Ancak rehinelerin can güvenliği başta olmak üzere farklı nedenlerle ülkemizde İD tartışılıp eleştirilemiyor. Yani rehineler yüzünden Ankara’nın Irak politikası da rehin alınmış durumda.
Kaldı ki Ankara’nın Irak konusunda net bir politikası olduğu da söylenemez. Eskisi gibi Irak’ın toprak bütünlüğünde fazla çok ısrar edilmiyor, bu bağlamda bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasına yeşil olmasa da sarı ışık yakılıyor ancak Sünni Arapların nasıl bir devlet inşa edebilecekleri belirsiz; en önemlisi Şii Arapların (ve onların destekçisi İran’ın) Irak’ın parçalanma ihtimaline karşı direnmelerinin korkutucu sonuçları olabilir.

Suriye: Ankara’nın Suriye üzerine hayallerinin hiçbiri (Baas rejiminin hızla yıkılması, yerine Müslüman Kardeşler’in ağırlıkta olacağı bir koalisyon kurulması ve Şam’ın Ankara üzerinden uluslararası sisteme entegre olması...) gerçekleşmedi ve gerçekleşeceğe de benzemiyor. Buna karşılık Türkiye bugüne kadar yüklü bir fatura ödedi (kendi topraklarına taşınan terör, sayıları giderek artan mülteciler...) ve bu fatura daha da ağırlaşabilir.
Ankara, Abdullah Öcalan/PKK çizgisindeki PYD’nin Suriye’deki kaostan yararlanıp Rojava olarak adlandırılan bölgede inisiyatifi büyük ölçüde ele geçirmiş olmasının şokunu da hâlâ atlatabilmiş değil. Bu şoka bağlı olarak, PYD’ye karşı savaşan farklı radikal İslamcı grupların bir şekilde Türkiye’den destek aldığı iddiaları bir süredir Batı merkezlerinde yüksek sesle dile getiriliyor.

Mısır: Ankara Mısır’daki askeri darbeye karşı çıkma ve seçilmiş cumhurbaşkanı Müslüman Kardeşler kökenli Muhammed Mursi’ye sahip çıkma konusunda dünyada yalnız kaldı. Özellikle Suriye’de birlikte hareket ettikleri Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkelerinin General Sisi’nin baş destekçisi olmaları da Ortadoğu’da bütünlüklü stratejik ittifakların kurulmasının mümkün olmadığını bir kez daha gösterdi. Her ne kadar Cumhurbaşkanı Gül, cumhurbaşkanı seçildiği için Sisi’yi kutlamış olsa da Türkiye’nin, Ortadoğu ve Arap dünyasının bu kilit ülkesiyle ilişkilerini kısa vadede tamir edebilmesi çok zor görünüyor.

İran: Bir bütün olarak baktığımızda Ankara’nın, bölgenin önde krizlerinden Filistin, Irak ve Suriye konularında eli çok kuvvetli değil; bölgenin önde gelen aktörlerinden İsrail ve Mısır’la ilişkisi yok düzeyde. Geriye bir tek İran kalıyor ki, Ankara ile Tahran’ın Suriye kriziyle birlikte ağır hasar gören ilişkileri rayına oturtabilmeleri,  Irak ve Suriye konularında birbirlerine yakın politikalar geliştirebilmeleri çok zor gözüküyor. 




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
13.12.2017 BOP devri bitti, ABD’nin İslamcılığa karşı yeni savaşında hedefte Türkiye ve Katar var
12.12.2017 Putin bizi kandırıyor olabilir mi?
08.12.2017 Cuma’dan Cuma’ya İslamcılık
07.12.2017 Halbuki Trump’ı çok sevmişlerdi: Kudüs kararının Ankara’da yarattığı yeni hayal kırıklığı
06.12.2017 Unuttuğumuz Kürt sorunu
06.12.2017 Transatlantik: Trump’ın Kudüs kararı, Zarrab-Atilla Davası, Flynn’in itirafçı olması, Suriye’de SDG-Rusya işbirliği
04.12.2017 Levent Gültekin ile söyleşi: Zarrab olayı ve ‘aynı gemide miyiz?’ tartışması
02.12.2017 Gazeteci Ruşen Çakır: Limon Satmadan da Onurlu Gazetecilik Yapılabilir
01.12.2017 Ayrılar ayrı yerde aynılar aynı yerde: Hepimiz aynı gemide miyiz?
30.11.2017 Zarrab olayı: Bedeli kim ödeyecek?
13.12.2017 BOP devri bitti, ABD’nin İslamcılığa karşı yeni savaşında hedefte Türkiye ve Katar var
15.08.2016 Un reportage du 28 décembre 1986 – les Fethullahçı, le groupe religieux qui a réussi à infiltrer l’armée
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
29.08.2015 Interview with the Director of Religious Affairs Mehmet Görmez on Salafism, ISIS and Turkey (full text)
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
31.03.2015 Die Staatskrise und ihre möglichen Auswirkungen auf den Lösungsprozess
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı