CIA işkencelerinde Türkiye’nin rolü

13.12.2014 Habertürk
Lesen Deutsch | Читать на русском

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu’nun hazırladığı 6200 sayfalık CIA raporunun Beyaz saray tarafından redakte edilen 524 sayfalık özetiyle, dünyanın en büyük istihbarat örgütünün küresel terörle mücadele bahanesiyle nasıl işkence ve diğer insanlık dışı yöntemlere başvurmuş olduğu resmen kabullenilmiş oldu. ABD içinde ciddi bir yüzleşmenin kapısı sonuna kadar açılmışken bazı hatırlatmalarda bulunalım.
Türkiye yıllardır El Kaide ve benzeri yapılar için hem transit geçiş, hem lojistik açısından önemli bir ülkedir. Bu nedenle Türkiye sınırları içinde çok sayıda kişi bu yapılarla ilişkide oldukları şüphesiyle takip edilmiş, gözaltına alınmış ve bazıları da sınır dışı edilmiştir. Bu sınır dışı etmelerin bazıları CIA ile koordineli gerçekleştirildi. Elimizde kesin bir rakam yok ama bazı örneklerden haberdarız. Bunların en çarpıcısı, öyküsünü üç günlük bir yazı dizisiyle anlatmış olduğumuz Musul doğumlu bir Kürt olan Abdulhadi el Iraki’dir. Ebu Musab el Zerkavi’nin öldürülmesinin ardından Irak El Kaidesi’nin başına geçmesi için Usame bin Ladin tarafından görevlendirilen el Iraki eşi ve dört çocuğuyla birlikte 16 Ekim 2006 günü Gaziantep’te yakalandı. Üzerinde İran pasaportu çıkan el Iraki kendisinin Afganistan vatandaşı olduğunu söyledi. Gerçekte Neşvan Abulrezzak Abdulbagi adında bir Irak vatandaşı olduğu bilinen el Iraki’yi, Irak’la iade anlaşması olmadığı için Afganistan vatandaşıymış gibi 31 Ekim sabahı THY uçağına bindirilip Kabil’e sınır dışı edildi. Orada da CIA ajanları tarafından gizli bir cezaevine götürüldü.
CIA raporunda sözü edilen işkence yöntemlerinin önemli bir bölümünün, ABD’nin elindeki “en önemli 14 esir”den biri olduğu resmen açıklanmış olan el Iraki üzerinde uygulanmış olması kuvvetle muhtemel.  
 
İNCİRLİK’TE KÖPEKLE İŞKENCE

CIA’nin hayalet işkence uçaklarının Türkiye’nin bazı sivil havaalanlarını kullandığı yolunda çok ciddi iddialar ortaya atılmasına rağmen tatminkâr herhangi bir resmi açıklama yapılmadı. Ayrıca ABD askeri nakliye uçaklarının, “global terör” zanlılarını Küba’daki Guantanamo Adası’na nakletmek için yaptıkları 43 uçuştan 25’inde aktarma için Adana’daki İncirlik Üssü’nü kullandıkları ve toplam 628 kişiyi naklettikleri saptandı. DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti döneminde başlayan uçuşlar AKP’nin iktidarında da devam etti. Uluslararası Af Örgütü 2006’da yayınladığı raporda, Türkiye’nin, sınırları içinde herkesi insan hakları ihlallerine karşı korumakla yükümlü olduğunu vurgulayıp “insanların taşındığını bildiği halde ABD uçağının inmesine izin verilmesi Birleşmiş Milletler İşkenceyi Önleme Konvansiyonu ve Uluslararası Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’ne aykırıdır” demişti.
18 Ocak 2002 günü Bosna Hersek’te, Cezayir asıllı altı El Kaide zanlısı Amerikan askerlerine teslim edildi. Zanlıların avukatlarından Stephen Oleskey, 26 Nisan 2006 günü BBC Türkçe Servisi’ne şunları anlattı: “Tespitlerimize göre bu kişiler 18 ya da 19 Ocak 2002’de birkaç saat Türkiye’de kaldılar. Türkiye’ye vardıklarında, ki İncirlik Üssü’ne götürülmüş görünüyorlar; bağlandılar, dövüldüler, uçakta da hakarete maruz kaldılar. Türkiye’de bulundukları sürede askerler onları köpeklerle korkuttu. Gözleri bağlı bu kişiler, köpeklerin çok yakınlarında olduğunu hissettiklerinde dehşete düştüler...”
Türkiye,  “stratejik ortağı” olan ABD’nin 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından ilan ettiği “terörle küresel savaş”a, pek gönüllü olmamasına rağmen bir şekilde eklendi. Bu eklemlenme doğal olarak Amerikan yönetiminin ve onun adına hareket eden CIA’nin günahlarına dahil olmayı da beraberinde getirdi.
“Darısı başımıza” diyelim ve bu “kirli” süreçte Türkiye’nin nasıl bir rol oynamış olduğunun araştırılıp kamuoyunun aydınlatılmasını temenni edelim.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
16.01.2022 On soruda Türkiye’de cemaatler
15.01.2022 Siyâsî iktidârın Öcalan sevdâsı
14.01.2022 Kemal Can ve Ruşen Çakır ile Haftaya Bakış (98): Süleyman Sazak'ın MHP'den istifası, Enes Kara olayı, Demirtaş-Öcalan-Erdoğan
14.01.2022 Murat Özçelik’le söyleşi: Muhâlefetin dış politikası var mı?
13.01.2022 Prof. Bülent Gültekin’le söyleşi: Türkiye ekonomik krizden çıkabilir mi? Nasıl?
12.01.2022 Transatlantik: Ukrayna görüşmeleri, Kazakistan'da neler yaşandı? Unutulan Afganistan
12.01.2022 Ruşen Çakır & Levent Gültekin tartışıyor: Muhâlefet AKP tabanına ulaşabilir mi?
12.01.2022 Adını Koyalım (36): Dindar gençlik hedefi ve gerçekler
11.01.2022 Ruşen Çakır sordu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu Yanıtladı
10.01.2022 Ekonomi kurtarıcı mı bekliyor?
16.01.2022 On soruda Türkiye’de cemaatler
17.08.2021 Y a-t-il un avenir pour l’Afghanistan? Entretien avec Olivier Roy
15.03.2021 Turkey’s search for an antithetical foreign policy
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı