2025: Ayakta kalmanın çok zor olduğu bir yıldı

31.12.2025 medyascope.tv

31 Aralık 2025’te medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. 2025'in son sabah yayınıyla karşınızdayım. Aylardır sabahları, hafta sonu öğlenleri, hafta içi sabahları size sesleniyorum. Merhaba diyorum ve bir şeylerden bahsediyorum. Ve o yayını birisine ya da birilerine, bazı örneklerde de bir kitaba ithaf ediyorum. Bu, 2025'in son sabah yayını olarak kayda geçiyor ve 2025'i konuşmak istiyorum. 2025'e damgasını yargı, esas olarak İstanbul, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı vurdu. Bunu söylemek lazım. Siyaseti dizayn etti. Gündelik hayatı dizayn etti. Her şey aklınıza gelebilecek; sanatçıların kıyafetine, bir başkasının müzik parçasının sözlerine müdahil olundu. Farklı cinsel yönelimdeki insanların önüne engeller çıkartıldı. Ama en önemlisi gazeteciler, her türlü fikrini beyan eden akademisyenler gözaltına alındı, tutuklandı. Olur olmaz nedenlerle tamamen düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü kapsamında olan çıkışları, atılan bir tweet vesaire yüzünden insanlar cezaevlerine atıldı. Hâlâ bir kısmı yatıyor ama en önemlisi 19 Mart süreci, Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere çok sayıda belediye başkanı cezaevinde.
Zor bir yıldı. Çok zor bir yıldı. Ben de küçük çaplı da olsa nasibimi aldım. Kasım ayı başlarında üç buçuk, dört saatlik bir gözaltı deneyimi yaşadım. Şöyle söyleyeyim; insanın ağırına gidiyor. Öyle söyleyeyim. Ağırına gidiyor. Çünkü mesleğinde 40. yılına gelmiş birisi olarak o kadar yazdım, çizdim, ettim, başıma bir şey gelmedi; yapmadığım, etmediğim şeyler yüzünden beni küçük düşürmeye çalıştılar. Düşüremediler, o ayrı ama bunu yaşadık. Ne oldu sonra? Mesela şu son bir iki güne bakalım. Dün eve tebligat gelmiş. Neymiş tebligat? 40. Ağır Ceza Mahkemesi İBB davası başlıyor. Beni de çağırıyorlar sanık olarak. 400 küsur kişilik bir dava. Herhalde sırayla çağırırlar diyordum. Belli ki ilk günden hepimizi çağıracaklar. Ne olacak göreceğiz. Niye yargılanıyorum bilmiyorum. Birçok kişi de bilmiyor. Ne kadar sürecek? Yıllar sürecek deniyor. Niçin yapılıyor bütün bunlar? Türkiye'nin hayrına olmadığına çok yürekten inanıyorum. Neyse...
Dün bir baktım yönetmen Seren Yüce evinde silahlı saldırıya uğramış. Ayağından vurmuşlar. Niçin? Çünkü yönettiği bir dizide birilerini küçük düşürdüğünü düşünüyormuş birileri. İddia bu. Ya da dün ne oldu mesela? Mehmet Akif Ersoy tekrar ek ifade vermeye gitti. Etkin pişmanlıktan yararlanacak deniyor. Bu da yeni birtakım tutuklama dalgaları vesaire olabileceğini bize düşündürtüyor. Bir önceki gün yine Mehmet Akif Ersoy gibi Habertürk'te çalışmış olan benim de yakından tanıdığım Veyis Ateş tutuklandı. Uyuşturucu dendi. Yanında adını bilmediğim bir fenomen. Bilmediğim dediğim, hatırlamadığım bir fenomen. Bu arada Galatasaray'ın eski yöneticisi Erden Timur da tutuklandı. Burada da bir başka mesele çıktı ortaya: ‘‘Galatasaray yönetimi açıklama yaptı mı, yapmadı mı, niye yapmıyor?’’ vesaire. Daha önce Sadettin Saran tutuklanmanın direğinden döndü biliyorsunuz. Üst üste iki kere gözaltına alındı. Bunlar son iki günde tanık olduklarımız. Başkaları da vardır illaki, unutmuşumdur. Ama bir yıla bu damgasını bastı. Ayakta durmanın zor olduğu bir yıldı.
Fatih Altaylı, tabii onu unuttum. Fatih Altaylı nihayet tahliye oldu önceki gün. Bütün bunlar, hepsi bir iki günde yaşandı. Fatih Altaylı niye yattı onca zaman? Niye o cezayı aldı? Niye cezayı alır almaz bırakmadılar da sonra istinaf bıraktı? Bütün bunların hepsi Türkiye'de neleri nasıl yaşadığımızı gösteriyor. Merdan Yanardağ içeride, kanalına kayyum atandı. Bir yığın meslektaşımız birden işsiz kaldı. Ayakta durmaya çalışıyorlar. Tele2 diye bir mecra oluşturdular. İnsanlardan destek istiyorlar. Alıyorlar belki ama ne kadar olur onu da kestirmek çok zor. Böyle bir yerde ayakta kalmak, bir insan olarak ayakta kalmak çok zordu. Ama Türkiye toplumu bunu büyük ölçüde başardı. 19 Mart'a karşı ilk andan itibaren Saraçhane'ye gidenler ve orada Özgür Özel'in Saraçhane'de gösterdiği, hep söylüyorum, mucizevi performans ve Türkiye 2025'i iktidarın beklediği gibi yargı eliyle diz çökmüş bir ülke olarak bitirmedi. Yargıya rağmen, siyasi iktidarın bütün baskılarına rağmen ayakta kalabilmiş bir ülke olarak bitirdi. Umarım böyle devam eder. Ama bu olay direnmenin ötesinde birtakım kazanımlara da yol açar diye 2026'dan böyle bir temennide bulunuyorum ve 2025'e bir daha gelme diyerek onu kovalıyorum.
Bugünün ithafı müthiş bir insana, Sadri Alışık'a. Sadri Alışık, ‘‘Şakayla Karışık Sadri Alışık’’ öyle bir laf vardı. Çok erken yaşta tiyatroyla tanışan müthiş bir oyuncu. Genellikle komedilerde ama aynı zamanda romantik filmlerde de, dramlarda da oynamış bir oyuncu. Evet, ‘‘Turist Ömer’’. ‘‘Turist Ömer’’in gitmediği yer yoktu. Ve bizim çocukluğumuz, benim çocukluğum Sadri Alışık'la geçti. Bir de tabii ki eşi Çolpan İlhan. Çolpan İlhan'la 1959'da ‘‘Yalnızlar Rıhtımı’’ filminde beraber oynayıp daha sonra evlenmişler. Burada tabii çok önemli bir ayrıntı var. ‘‘Yalnızlar Rıhtımı’’nın senaryosunu Çolpan İlhan'ın ağabeyi Attilâ İlhan yazmış. Ama mimli bir solcu olduğu için yanılmıyorsam Ali Kaptanoğlu müstearıyla yazmış. Orada tanışıyorlar, evleniyorlar ve oğulları Kerem Alışık oluyor. Bir de şu anda onu yeni öğrendim, torun var Sadri adında; yani dedesinin adını taşıyan. Evet, ‘‘Ofsayt Osman’’ da bir tiplemesiydi Sadri Alışık'ın. Tiyatroculuğu var. Şarkı söylemişliği var. Gazinolarda program yapmışlığı var. Televizyonda kısa da olsa program yapmışlığı var. Son ana kadar sürekli çalışmış. Şu anda Ayhan Işık'la görüyorsunuz. O da bir başka efsane. Tabii bizim kuşaklar için başka bir efsane. Ayhan Işık'la beraber görüyorsunuz. ‘‘Ah Güzel İstanbul’’ geçenlerde yıllar sonra yeniden izledim. Müthiş bir filmdi, Ayla Algan'la oynadığı. Gerçekten Sadri Alışık'ın nasıl tekdüze bir oyuncu olmadığını tekrar tekrar keşfetmemize neden olan bir şeydi o film. 1995 yılında 70 yaşında hayatını kaybetmiş. Ben bazen şey yapıyorum; liseli arkadaşlarımdan ya da büyüklerden bahsederken Galatasaray Lisesi diyorum. O da bir başka büyük lisenin, İstanbul Erkek Lisesi'nin mezunuymuş. Onu da bir not olarak düşelim. Evet, Sadri Alışık'ı rahmet ve sevgiyle anıyorum. 2025'e hakikaten tekrar ‘‘git işine’’ diyelim. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
04.01.2026 Venezuela dersleri: “İç cepheyi tahkim”in ciddiyeti ve aciliyeti
04.01.2026 Erdoğan’ın uçağına hangi gazeteciler binebilir?
03.01.2026 Nedir şu ucuz kahramanlardan çektiğimiz!
02.01.2026 Devlet eliyle “sivil” eylem: Galata Köprüsü’nde Gazze buluşması
01.01.2026 2026’da sürprizlere hazır olalım
31.12.2025 2025: Ayakta kalmanın çok zor olduğu bir yıldı
30.12.2025 Yalova’da yaşananlara şaşıran var mı?
29.12.2025 Hafta Başı (63): Yalova'da yaşananların anlamı | 2025'ten geriye ne kaldı? | 2026'da neler olabilir?
29.12.2025 Yargı vesayetinde son perde
28.12.2025 2025’in ardından: “Beni sürecim senin sürecini döver!”
04.01.2026 Venezuela dersleri: “İç cepheyi tahkim”in ciddiyeti ve aciliyeti
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı