Özgür Özel kendisini aşıyor

25.05.2026 medyascope.tv

25 Mayıs 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi haftalar ve iyi sabahlar. Dün yine çok önemli bir gündü. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi, sabah saat 07.30’dan itibaren kuşatmaya alındı ve sonra polis, zor kullanarak binayı ele geçirdi ve Kılıçdaroğlu destekçilerine teslim etti. Beklenen bir şeydi ama erken oldu. Normalde bayram sonrası olması beklenen bir şeydi. Dün hızlı bir şekilde yaşandı, bir gün boyunca sürdü ama erken bir şekilde yaşandı ve şimdi "Bakalım ne olacak?" sorusu önümüzde duruyor. Ne olacağını anlayabilmek için düne biraz bakmak lazım ve burada yine 19 Mart’tan bu yana yaşanan bir olaya tanık olduk. O da Özgür Özel, bir fenomen olarak Özgür Özel. Özgür Özel’in açıkçası bu süreçte, mutlak butlan sürecinde ne yapacağı, neyi nasıl yapacağı konusunda kafalar biraz karışıktı. Ama şu anda gördüğünüz o tebligatı yırtıp atması, bize ne yapacağını gösterdi; tamamen, külliyen tanımadı, ne kararı ne uygulamayı. Halbuki birtakım beklentiler vardı: Ortak akıl çağrıları, telefon konuşmaları, birtakım mesajlar, örtülü mesajlar ve birtakım temaslar... Hatta ne deniyordu? "Dün her iki taraftan ikişer milletvekili bir araya gelip konuşacak ve anlaşacaklar belki" denirken bir kopuşa tanık olduk. Aslında kopuşu tetikleyen tabii ki Kılıçdaroğlu ve ekibi. Pazar sabahı saat 07.30’da oraya gelip, "Biz sadece arkadaşlarla görüşmek istiyoruz ama onlar bizi içeri almadı" demeleri gerçekten abesle iştigal. Başka bir niyetleri olduğu belli. İstedikleri buydu belli ki. Ama pekâlâ Özgür Özel burada yine alttan alabilirdi, o tebligatı yırtıp atmayabilirdi, daha sakin davranabilirdi. Bunu bekleyenler vardı, bunu yapmadı. Bunun yerine duruşunu daha da sertleştirerek sürdürdü ve birtakım şeylerin, hani ‘‘i’’nin üzerine noktaları koydu. Bunu dün zaten Ekrem İmamoğlu da cezaevinden yolladığı açıklamada yapmıştı. Artık Kılıçdaroğlu konusunda tutuk davranan bir seçilmiş CHP yönetimi yok. Daha açık, düz bir şekilde "iş birlikçi" olarak tanımlayan bir CHP yönetimi ve Özgür Özel var.
Sonra ne oldu? Özgür Özel önce parti içinde, makamında konuştu; sonra çıkarken, en son çıkan kişi olarak bir konuşma yaptı ve sonra yürüyüşe geçtiler. Ve yürüyüşte o yağmura rağmen hali akla neyi getiriyor? Bir zamanlar Manisa Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in cenazesinin defnedilmesi fotoğrafları vardı biliyorsunuz, çok çarpıcıydı. Burada onun da ötesinde bir olaya tanık olduk: Beyaz gömleğiyle tepeden tırnağa ıslanmış bir Özgür Özel. Bir de bunun devamı var; TOMA meselesi var. TOMA'ya çıkan bir Özgür Özel, barikatları aşan, aştıran bir Özgür Özel... Ve bunu yaparken de sürekli olarak bir mücadele çağrısı yapan bir Özgür Özel. Tabii ki yanında sadece çalışma arkadaşları, kurmayları değil, halk da var. Halkın katılımı dün itibarıyla 19 Mart’ın ilk günlerine kıyasla çok yoğun olmayabilir; çünkü bunun birçok nedeni var. Her şeyden önce zaten zamanlama da öyle yapıldı; bir hafta sonu ve 9 günlük bayram tatili fiilen başlamış durumda. Ankara gibi memur ve kamu çalışanı ağırlıklı bir yerde... Özgür Özel, burada dünkü performansıyla yeni safhaya hazır olduğunu ve 19 Mart’taki çizgiyi sürdüreceğini bize gösterdi. Başlıkta da dediğim gibi; kendini aştı. Buna en çok herhâlde Kemal Kılıçdaroğlu şaşırmıştır. Böyle bir şey beklediğini sanmıyorum; çünkü Özgür Özel uzun yıllar Kemal Kılıçdaroğlu ile beraber çalışmış bir isim. Onu kurultayda yenmiş olsa da aralarında belli bir birbirlerini tanıma olayı da olduğunu biliyoruz. Bütün bu dün yaşananlardan sonra Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel merkeze oturması ve oradan, kendi deyimiyle, "iktidar yürüyüşü" yapmasının bence hiçbir temeli kalmadı. Özgür Özel, dünkü performansıyla zaten pek bir karşılığı kalmayan Kemal Kılıçdaroğlu’nu iyice açığa düşürdü.
Bundan sonra ne olacak peki? İlk gün, yani 21 Mayıs’ta da duruşu netti ama bu kadar sert ve kesin değildi, yoruma açıktı. Hatta bazıları ‘‘Özgür Özel tutuk davranıyor’’ gibi eleştiriler de yaptılar. Dün pozisyonu net bir şekilde ortaya çıktı. Bunu aslında bir anlamda Kemal Kılıçdaroğlu sağladı, bu zemini o hazırladı. Bu noktada şunu da söylemek isterim; dün Kemal Can yayında şunu söyledi: "Kılıçdaroğlu bütün bu adımları kendi başına atmış olamaz. Belli ki doğrudan ya da dolaylı birtakım takviyeler alıyor, birtakım akıllar alıyor ve bu akılları CHP dışından da alıyor olsa gerek." Dolayısıyla Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’na cevap verirken aslında siyasi iktidara ve esas olarak Erdoğan’a cevap veriyor. Ve nitekim ilk günden itibaren bütün bunların nedeninin kendilerinin iktidar yürüyüşü olduğunu söyledi. Bundan sonra işi çok daha zor. 19 Mart’ta da zordu ama orada o zorlukları aştı; şimdi daha zor, şimdi de aşma imkânı var. İlk günden elini çok güçlendirdi. Fakat şunu biliyoruz ki, iktidar ve Erdoğan onun önüne yeni engeller, büyük ölçüde yine yargıyı ve belki de polisi kullanarak, yeni engeller çıkartacak, çıkartmak isteyecek ve çıkartacak. Kılıçdaroğlu’ndan gelebilecek olan şeylerin çok önemli olduğu kanısında değilim. Orada esas mesele şu olacak: Kılıçdaroğlu kurultay yapacak mı yapmayacak mı, hızlı bir şekilde? Yapmayacak deniyor. O zaman herhâlde Özgür Özel ve arkadaşları başka seçeneklere yönelecekler. Tabii ki sıfırdan yeni bir hareket başlatmanın bir yığın zorluğu var ama bu aynı zamanda bir fırsat da olabilir. Pekâlâ birtakım yüklerden de arınmış olabilirler.
Bundan sonra çok daha zor bir süreç var ama dediğim gibi, dün kendisini bir kere daha aştığına tanık olduğumuz — en azından ben bunu söyleyebilirim — Özgür Özel’in bu yeni dönemde de, 21 Mayıs sürecinde de bir tempoyu, istikrarlı bir tempoyu yakalama imkânı var. Bunu yakalamaya yaklaştığı müddetçe, aslında "atanmış" CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun siyasi iktidarla nasıl birlikte hareket ettiğine daha fazla tanık olacağa benziyoruz. Bu da tabii ki Özgür Özel ve arkadaşlarının elini daha da güçlendirecek. Sonuç olarak, zor bir döneme giriyor seçilmiş CHP yönetimi; bu zorlukların riskleri çok fazla ama bu risklerle beraber fırsatları da çok fazla. Çünkü şunu gördük ki; 21 Mayıs süreci, "mutlak butlan" kararı, bize Erdoğan’ın, Özgür Özel yönetimindeki CHP’yi siyaseten yenme konusundaki umudunu yitirdiğini gösterdi; yoksa siyaseten bir mücadele yürütürdü. Eğer yeni dönemde, bütün yeni engellere rağmen siyaseten yürüyüşünü sürdürebilirlerse Özgür Özel ve arkadaşları, başarılı olmamaları için hiçbir neden yok. Zor bir süreç ve biz bunu olabildiğince serinkanlı, bağımsız ve özgür bir şekilde izlemeye devam edeceğiz. 19 Mart’ta bunu yaptık, 21 Mayıs sürecinde de bunu yapıyoruz. İlk günden itibaren yakından takip ediyoruz, tartışıyoruz, uzmanların görüşlerini alıyoruz ve olay yerinden bildiriyoruz. Bundan sonra da böyle yapacağız. Bakalım Türkiye ve CHP, seçilmişlerin CHP’si ile atanmışların CHP’si nereye gidecek?
Bugünün ithafı, edebiyat dünyasının gerçekten nevi şahsına münhasır, ilginç bir ismine; Jean Genet. Fransız edebiyatçı, daha çok oyunlar yazdı ama Jean Genet’nin en büyük özelliği; ailesi yok, doğar doğmaz yurtlarda büyüyor, bir ailenin yanına veriliyor ve çok erken yaşta suç dünyasıyla tanışıyor, sürekli hapse giriyor çıkıyor. Ve bu arada eşcinsel ve eşcinsel olarak da birtakım fuhuş suçlarından sabıkalı birisi; ama bir edebiyat tutkunu. Hatta denir ki, en çok kitap çalarmış. Defalarca girmiş çıkmış ve yazmaya başlamış. 37 yaşındayken yazdığı ‘‘Hizmetçiler’’ diye bir oyunu var; herhâlde başeserlerinden birisi. Daha sonra ‘‘Balkon’’ var. ‘‘Hizmetçiler’’in benim için şöyle bir anlamı var; arkadaşım sinema yönetmeni Reha Erdem, yıllar önce ‘‘Hizmetçiler’’i Devlet Tiyatrosu Taksim Sahnesi’nde yönetmişti; oradan da ayrıca biliyorum. Diğer taraftan, ‘‘Giacometti'nin Atölyesi’’ diye bir kitabı var, ünlü bir sanatçıyla beraber zaman geçirerek onu yazmış. ‘‘Açık Düşman’’ diye bir derlemesini de Metis basmıştı. Bir de çok çarpıcı, çok sert bir film: ‘‘Querelle’’. Fassbinder’in son filmi. Fassbinder’den daha önce bahsettik. O da Jean Genet’nin bir başka benzeri diyelim, birlikte kotarıyorlar bu filmi. Bu, Jean Genet’nin bir romanı üzerine kurulmuş bir film. Çok sert bir film ama çok çarpıcı bir film. O da Jean Genet’nin bir başka özelliği. Fransız edebiyatının önde gelen isimleri bir dönem Jean Genet’ye sahip çıkıp onun cezaevinden çıkmasını sağlıyorlar. O da bir daha içeri girmeyecek şekilde hayatını sürdürüyor. Ama çok da öyle zengin bir hayat sürmüyor; hatta denir ki kendi kitaplarını da çalıyor, öyle birisi. Ve 1986 yılında, 76 yaşında Paris’te bir otel odasında ölü bulunuyor. Doğru bir cümle mi bilmiyorum ama, nasıl diyeyim, ona yakışan bir ölüm. Yalnız birisi. Gırtlak kanserinden muztarip ve Paris’te ölü bulunuyor. Bir büyük yazar, aykırı bir isim. Sert birisi. Doğrudan yazan, doğrudan söyleyen ve insanları, okuyucuyu ya da tiyatroda veya sinemada izleyiciyi sarsan birisi; rahatsız eden birisi. Ama büyük bir kalem... Jean Genet’yi saygıyla anıyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
26.05.2026 Hani Kürt hareketi CHP'ye karşı Erdoğan'ın yanında saf tutacaktı!
25.05.2026 Özgür Özel kendisini aşıyor
24.05.2026 “Bay Kemal”in “ahlâk kavgası” ne kadar inandırıcı?
24.05.2026 Alişer Delek: “Yeni parti kurulmasından başka bir yol görmüyorum”
23.05.2026 Sahadaki Kimlik: Amedspor | Vahap Coşkun ile söyleşi
22.05.2026 Kadri Gürsel yorumluyor: Bu aslında bir partiyi kapatma kararı
22.05.2026 Mutlak butlan Erdoğan'ın derdine derman olur mu?
22.05.2026 Ümit Akçay ile söyleşi: Mehmet Şimşek mutlak butlan kararından habersiz miydi?
22.05.2026 Edgar Şar: "İktidar uzun bir süre olaya dahil olmayıp CHP içindeki tartışmayı kızıştırmak isteyecek"
21.05.2026 Taha Akyol yorumluyor: Hiçbir hukukçunun havsalasının alamayacağı bir karar
26.05.2026 Hani Kürt hareketi CHP'ye karşı Erdoğan'ın yanında saf tutacaktı!
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı