Öcalan’ın liderliği sarsılıyor

25.01.2026 medyascope.tv

25 Ocak 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi pazarlar. Suriye'deki yaşananlar Türkiye'yi de çok derinden etkiliyor biliyorsunuz. Her ne kadar Suriye'de süreç devam ediyor olsa da şu haliyle görüldüğü kadarıyla Suriye'de Abdullah Öcalan çizgisindeki YPG-PYD hareketi çok ciddi bir kayba uğradı. Kontrol ettiği bölgelerin büyük bir kısmından çekildi ve devletle, yeni kurulan Suriye devletiyle entegrasyonu konusu hâlâ muallakta. Bir şekilde olacağa benziyor ama Kürtler bir ay öncesine kıyasla elleri çok çok zayıf bir şekilde masaya oturabilecekler, eğer ortada hâlâ bir masa kaldıysa. Bunun doğrudan Türkiye'deki süreci çok yakından ilgilendirdiğini biliyoruz. Zaten Türkiye'deki süreç de büyük ölçüde Suriye üzerine bina edilmişti. Özellikle iktidarın iki ortağı, gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan gerek MHP lideri Devlet Bahçeli sürekli olarak Suriye meselesini en acil mesele olarak gündeme getirdiler. Meclis komisyonundan giden heyet de Abdullah Öcalan'la görüşmesinde, ki tutanaklar yeni yayınlandı biliyorsunuz, ağırlıkla Suriye meselesini konuşmuşlar.
Şimdi ortada ilginç bir durum var. O da şu: Devlet diyor ki; ‘‘Öcalan, PYD'ye ya da SDG’ye, artık kullanılmıyor ama Suriye Demokratik Güçleri’ne ya da Mazlum Abdi ve arkadaşlarına bir şeyler söyledi ama onu dinlemediler. Kandil'i dinlediler. Kandil şahin bir politika dayattı.’’ diye bir tablo çiziyorlar. Yani Suriye'deki Kürtlerin Öcalan'ı dinlemediğini söylüyorlar. Bunu neye dayanarak söylüyorlar? Tabii ki kendileri Öcalan'ı kontrol altında tuttukları için her türlü bilgiye sahipler. Ondan hareketle söylediklerini varsayabiliriz. Ama tutanaklara baktığımız zaman hiç de böyle bir hava yok. Yani Öcalan'ın orada çok maksimalist şeyler Suriye ile ilgili istemediği belli ama hemen her şeyi bıraksınlar ve eş-Şara yönetimine tabi olsunlar gibi bir tutum aldığını gösterecek herhangi bir şey göremiyoruz.
Diyelim ki devletin dediği doğru. Evet, Öcalan durdurmak istedi ama durduramadı. Bu aslında devletin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin şu anda hiç de arzu etmeyeceği bir durum bence. Nasıl yani? Şöyle; Öcalan'ı dinlemeyen bir hareket, Öcalan'ı dinlemeyen bir hareketten bahsederseniz böyle bir şey çizdiğiniz zaman o zaman Öcalan'ın kredisini çok ciddi bir şekilde düşürmüş olursunuz. Halbuki biliyoruz, özellikle Devlet Bahçeli ‘‘kurucu önderlik’’ diye bir şekilde yücelttiği Abdullah Öcalan'ı her şeyin merkezine koyuyor. Siz bu süreci Türkiye'de, ‘‘terörsüz Türkiye’’ ya da adı değişecek mi şimdi bakacağız göreceğiz, bu sürecin merkezine Öcalan'ı koyuyorsunuz ve en kritik aşamada diyorsunuz ki Öcalan'ı dinlemediler. O zaman insanlar, ‘‘Öcalan'ı dinlemiyorlarsa biz bu süreci onunla niye yürütüyoruz? Kim dinliyorsa, olayı kim yürütüyorsa onunla yürütelim’’ diyebilirler. Yani burada bir anlamda Öcalan'ı korumak için yapıldığını varsayabileceğimiz bu çıkış aslında Öcalan'ın kredisini de alabildiğine azaltıyor.
Şöyle bir husus var; ‘‘Bu süreç neden başladı, niye şimdi başladı?’’ diye sorulduğu andan itibaren herkes farklı cevaplar vermişti. Benim bu konuda, Kürt meselesi konusunda yıllardır en güvendiğim, sağduyusuna güvendiğim bir dostum, Kürt bir dostum – ki kendisi PKK'ya çok mesafeli, Öcalan'a çok eleştirel bakan birisidir – şöyle bir değerlendirme yapmıştı, ki çok aklıma yatmıştı, hâlâ öyle düşünüyorum: Şu anda devletin elinde bu sorunu çözebilmek için Öcalan yaşadığı müddetçe çok önemli bir aktör. Öcalan'la devlet bunu çözebilir ama Öcalan'ın yaşı ilerledi. Sağlık koşullarını bilemiyoruz. Ezkaza bir şekilde hayatını kaybetmesi durumunda Kürt hareketini, ki bu hareket sadece Türkiye'de değil biliyorsunuz, İran'da da var, Irak'ta da var, Suriye'de de var, bu hareketi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kontrollü bir şekilde yönlendirebilmesi ya da pazarlık edebilmesi mümkün olmayacak. Yani Öcalan devletin son fırsatı ve bunlar da son günler diye söylemişti. Ben de buna bayağı ikna olmuştum ve hâlâ öyle düşünüyorum.
Ama şu haliyle baktığımız zaman Öcalan'ın liderliği çok ciddi bir şekilde sallantıda. Neden sallantıda? Bir yanıyla devlet ‘‘Öcalan'ı dinlemediler’’ deyip onun gücünü azaltıyor, ki doğru olabilir. Bir diğer yanda da Kürt hareketinin değişik unsurları, ki bunların önemli bir kısmı Öcalan taraftarı diyelim ya da kendi tabirleriyle ‘‘Apocu’’, onlar da böylesine kritik bir olayda, Suriye olayında Öcalan'ın hiçbir şey yapamamasına tepkililer ya da anlam veremiyorlar ya da kafaları karışıyor. Yani güvendikleri bir Öcalan var. Devletle her şeyi konuşuyor, ediyor. Bunlar dışarıya yansımıyor. Ve bunun bir ayağında da Suriye var. Ve sonra Suriye'de Kürtlerin hiç istemediği bir sonuç oluyor. Bir, ya Öcalan buna bile bile lades dedi, o da bunu istedi, ki sanmıyorum. İkincisi, Öcalan bu konuda bir şey yapamadı ya da yapmasına izin vermediler. Her iki konuda da yani şöyle söyleyeyim; bir devletin nezdindeki Öcalan, bir de Kürt hareketi nezdindeki Öcalan bu Suriye meselesinde çok ciddi bir şekilde sarsıldı.
Bundan sonra bunu nasıl toparlayacaklar? Belki toparlamayacaklar, bırakacaklar, böyle kalsın diyecekler. O zaman süreci kiminle yürüteceksiniz? Öcalan'la göstermelik bir şekilde yürütüyor gibi yaparak, bu işi 16 aydır yapıldığı gibi yaparak buradan çok fazla bir şey çıkmayacak. Yani Öcalan'ı bir şekilde iyice kapatıyorsunuz. Dışarıya açılmasına çok ciddi sınırlar koyuyorsunuz ve ondan çok şey istiyorsunuz. Bu bir yere kadar gelebildi ve artık bu saatten sonra tıkandı. Geçen Devlet Bahçeli'nin TV100'e yaptığı açıklamalar, halı meselesini, Öcalan'ın hediye ettiği halı meselesini gündeme getirmesi vesaire bir şekilde Devlet Bahçeli'nin ‘‘kurucu önderi’’ düştüğü yerden kaldırma çabası olarak görülebilir ama bu tek başına yeterli değil. Nasıl olacak bundan sonra? Birincisi, öncelikle Suriye meselesinde Ankara'nın tutumunu gözden geçirmesi gerekiyor bence, ama yapmayacak biliyorum. Bu haliyle Suriye'de Kürtlere hiçbir şey almadan sahadan çekilmeyi dayattığınız müddetçe Türkiye'deki Kürt hareketinin çözüm sürecine angajmanını çok fazla yapamazsınız.
Şu da var tabii ki; Öcalan'ın liderliğinin sarsıntıda olduğunu kabul ediyorsak, ben öyle düşünüyorum, Kürt hareketinin lideri kim olacak? Böyle bir isim yok. Çünkü hareket çok parça. Yasal ayağı var, yasa dışı ayağı var, Avrupa ayağı var, şu var, bu var. Ve burada birtakım isimler daha fazla ortaya çıkıyor ama bunların hepsi Öcalan'dan sonraki kişiler. Öcalan'ın devreden çıkması durumunda ne olacak? Karşımıza çıkan bu tür hareketlerin hepsinde, mesela Fethullahçılıkta da böyle, Fethullah Gülen'in ölümünün ardından hareket hesapta bir heyet tarafından yürütülüyor. Ama Fethullah Gülen'in olmadığı bir yerde hareket nereye kadar gidebilir? Burada da böyle bir soru var. Kim bunu çekip çevirecek? Parçalanabilir. Parçalanması devletin kısa vadede işine de gelebilir. Ama Türkiye'de bunca yıllık deneyimli bu hareketin bir şekilde sivilleşerek, yasallaşarak Türkiye'deki topluma entegrasyonuyla bir çözüm yapılırsa o zaman Türkiye'nin hayrına olur. Aksi takdirde herkesin bir yerinden kaptığı, bölgesel ya da uluslararası her gücün bir şekilde müdahil olmaya çalıştığı bir hareketle karşı karşıya kalırsak, yani çok başlı bir hareketle karşı karşıya kalırsak bundan kimse, yani bir bütün olarak Türkiye, tabii ki Kürtler kârlı çıkmaz. Dolayısıyla bu meselenin bir şekilde Türkiye'nin gündeminde olması gerekiyor. Öcalan'ın liderliği sarsılıyor. ‘‘Öcalansız bir süreç olur mu?’’ üzerine de ya da ‘‘Nasıl olur?’’ üzerine de kafa yormak gerekir. Öcalanlı olacaksa da Öcalan'la bundan sonra nasıl olacağını düşünmek gerekir. Bugüne kadar geldiği şekliyle gidecekse ben bunun yürüyebileceğini asla düşünmüyorum.
Neyse, bugünün ithafı, yine Avustralya'dan bir kadın oyuncuya. Avustralya'dan derken, daha önce Nicole Kidman'dan bahsetmiştik. Naomi Watts da var ama Cate Blanchett daha önde tabii ki. Onu özellikle söylemek istiyorum. Bugün ondan biraz bahsetmek istiyorum. 1969 doğumlu. Nicole Kidman, Cate Blanchett ve Naomi Watts sanki bana göre böyle kardeşlermiş gibi. Aynı coğrafyanın insanları ama çok kültürlü insanlar, biliyoruz. Cate Blanchett'ın babası yanılmıyorsam Amerikalı. Hepsi çekirdekten gelen isimler. Yaptıkları işleri çok ciddiye alan isimler. Cate Blanchett'i ‘‘Yüzüklerin Efendisi’’nde bilmeyen yok ama onun dışında mesela ‘‘Carol’’ diye bir filmini izlemiştim, çok etkileyiciydi. Filmlerini tek saymaya gerek yok. Zaten hâlâ çeviriyor, filmlerde oynuyor, etkili bir şekilde oynuyor. Ve bütün bunları yaparken, bence çok önemli bir ayrıntı; dört çocuk annesi olduğunu vurgulamak lazım. Gerçekten sinemada böyle bir kariyeri dört çocukla birlikte yapabilmek de başlı başına büyük bir başarı olsa gerek. Evet, Cate Blanchett'le noktayı koyalım, kendisine buradan şapka çıkaralım. Söyleyeceklerimiz bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
01.02.2026 Yeni “Yeşil Kuşak Projesi”
01.02.2026 "Kent uzlaşısı" zulmü
31.01.2026 Yeniden: Mazlum Abdi realitesi
27.01.2026 “Biraz da siyaset konuşalım!”
26.01.2026 “Kürtlerin acısı, Türklerin zaferi”
25.01.2026 Kürtler için hasar tespit raporu
25.01.2026 Öcalan’ın liderliği sarsılıyor
24.01.2026 Kürtlerin üç büyük talihsizliği | Yener Orkunoğlu anlatıyor
23.01.2026 Çağımızın Sisifos’u: Kürtler
22.01.2026 Suriye dersleri: “Krala yaslanmayın, düşersiniz”
01.02.2026 Yeni “Yeşil Kuşak Projesi”
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı