“Biraz da siyaset konuşalım!”

27.01.2026 medyascope.tv

27 Ocak 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. Farkındayım günlerdir Suriye, Kürt meselesi bunları konuşuyorum. Tadını kaçırmış olabilirim. Ben de açıkçası çok yoruldum ama buradan kaçış yok gibi gözüküyor. Yine de bu sabah biraz kaçmayı deneyeyim bakalım dedim. Genellikle şu söylenir: Biraz da siyaset konuşun. Sanki bu olaylar, Suriye, Kürt meselesi siyaset değilmiş gibi başka şeyler konuşalım. Evet, deniyorum. Bu sabah başka şeyler konuşmaya çalışacağım. Mesela baktığımız zaman, ‘‘Türkiye'de muhalefet partilerini bana sayın’’ diye sorsam hangilerini sayacaksınız? Tamam, CHP. Tamam, Türkiye İşçi Partisi. DEM Parti öyle mi? Kimse emin değil. Zafer Partisi, Anahtar Parti, ki yükselişte olduğu söyleniyor. İYİ Parti yeni kongresini yaptı. Müsavat Dervişoğlu tekrar seçildi. Bunlar nasıl bir güçteler ve iktidarı rahatsız ediyorlar mı? Alın size çok önemli bir siyasi tartışma. Önemli diyorum ama çok da önemli değil. Mesela Suriye'de yaşananların ardından neyi gördük? Onunla ilgili birkaç yayında da bahsettim. Muhalif bilinen medya kuruluşlarının büyük bir kısmı Ankara'nın arkasında sıraya girdi. Eş-Şara’yı Suriye'nin meşru yöneticisi, SDG'yi de terörist olarak ilan etti. Bazı hususlar var ki kimin muhalif, kimin iktidar yanlısı olduğu karışıyor, anlamı kalmıyor.
Neyse, muhalefet partileri kimler dedik ve muhalefet partileri iktidara nasıl muhalefet yapıyorlar? Cumhuriyet Halk Partisi mitinglerini sürdürüyor. Evet, hafta içi İstanbul'da bir ilçede, hafta sonu bir ilde. Özgür Özel daha yakında yine yaptı ama bilmiyorum eskisi kadar ilgi görüyorlar mı? Şahsen ben eskisi kadar bakmıyorum. Benim bakmamam bir istisna olabilir. Türkiye'nin gündeminde ne kadar etkili? Özellikle son Yalova mitinginde ağırlığı emeklilere verdiğini biliyoruz. Emeklilerin sorununun, düşük maaşın tabii ki başlı başına çok önemli bir sorun olduğunu biliyoruz. Buradan muhalefet yapma imkanının çok ciddi olduğunu biliyoruz. Emeklilerden gelebilecek oylar fazladan oylar. Kararsız seçmenden gelebilecek oyları da biliyoruz ama geliyor bir yerde tıkanıyor. Siyaseti nerede yapacak CHP? Ve CHP deyince aklımıza hemen tabii ki ‘‘CHP'nin cumhurbaşkanı adayı kim?’’ sorusu geliyor. Ekrem İmamoğlu tabii ki ama Ekrem İmamoğlu aday olamazsa, ki olamayacak gibi gözüküyor bugün itibarıyla, yerine kim geçecek? Mansur Yavaş mı geçecek? Kimilerinin iddia ettiği gibi Özgür Özel mi şansını deneyecek yoksa bambaşka bir isim mi çıkacak? Bunları konuşabiliriz mesela.
Ama bunun ne anlamı var? Çok da fazla anlamı yok. Çünkü siyaseti, seçimi iktidar belirliyor. Erken mi olacak, zamanında mı olacak? Erdoğan yeniden aday olacak mı olmayacak mı? Aslında Türkiye'de siyasetle ilgili konuşulsun dediğimiz, konuşulabilir dediğimiz şeylerin hepsi dar bir alanda. Erdoğan'ın en büyük başarısı bu. Dar bir alana hapsediyor siyaseti ve onun içerisinde tutuyor rakiplerini ve sonuçta hep aynı şeyleri konuşan, tüketen ve artık ilgi yaratamayan bir muhalif söylem ortaya çıkıyor. CHP bunu 19 Mart sürecinden sonra büyük ölçüde aşmıştı ama belli bir yerden sonra bir tıkanıklık olduğu kanısındayım. Bunu nasıl aşabilirdi? Özellikle yeni program ve programın yeni yüzlerle birlikte kamuoyuna anlatılması. Cumhurbaşkanlığı Adaylık Ofisi diye bir şey de uygulamaya geçti son kongrenin ardından ve oradan bekliyoruz; CHP yeni şeyler, somut, elle tutulur şeyler söyleyecek, yeni yüzler çıkartacak diye. Çünkü CHP'ye en çok sorulan soru bu. ‘‘İktidara gelirseniz kiminle neyi nasıl yapacaksınız?’’ sorusu var. Bunları yapabilmesi gerekiyor ve bu konuda hâlâ CHP'nin çok ciddi bir şekilde bocaladığını görüyoruz. Üzerinde baskılar hâlâ sürüyor. Her koldan baskı sürüyor. Belediyelilere yönelik operasyonlar eskisi kadar olmasa da sürüyor. Ve böyle bir ortamda CHP’nin iyice etkisi azalıyor sanki. Bunu aşabilir.
DEM Parti'ye geliyoruz. DEM Parti, özellikle Suriye olayında da gördük, çok zorlanıyor. Yani kendi tabanını kontrol etmekte de zorlanıyor. Türkiye'nin gündemini belirleyebilmekte de zorlanıyor. Ama her şeyden önce DEM Parti bağımsız hareket edebilme, kendi başına hareket edebilme şansı olmayan bir parti. Çünkü özellikle süreç başladığı andan itibaren, İmralı kapıları açıldığı andan itibaren tam anlamıyla İmralı'ya, kendi tabirleriyle ‘‘Sayın Öcalan’’a tabi olmuş durumdalar. Ama diğer yandan Kandil'in de etkisini unutmamak lazım. DEM Parti muhalefetini yaparken iktidarla arasını çok açmamaya ve sürecin zarar görmemesini sağlamaya çalışıyor ve çok zor bir şey ve özellikle de kadro anlamında çok ciddi sıkıntıları var. Çünkü birçok deneyimli isim, Selahattin Demirtaş başta olmak üzere, ya içeride ya sürgünde, böyle bir ortamda.
Onun dışında milliyetçi partiler diye adlandıracağımız MHP dışındaki partiler; İYİ Parti, Anahtar Parti ve Zafer Partisi, bunların birlikte hareket edip etmeyecekleri belirsiz. Bir ihtimal yapılacak seçimde ortak ittifakla girebilirler. Ama özellikle Anahtar Parti kendisini çok istim üzerinde görüyor ve Zafer Partisi de ilginç bir şekilde belli bir duraklama içinde. Yeni bir şey söyleyemiyor. Söylemiyor. Suriye olayından sonra sığınmacılar meselesi de gündemden büyük ölçüde çıktı. Süreç eleştirisinde de ilginçtir öyle çok agresif bir Zafer Partisi göremiyoruz ya da siz görüyorsanız bana söyleyin. Böyle bir ortamda hadi biraz siyaset konuşalım. Evet deniyorum. Konuşacak konu arıyorum. Bulmakta zorlanıyorum. Sizden rica ediyorum. Neler konuşabiliriz? Mesela isterseniz ‘‘Gürsel Tekin şu anda ne yapıyor?’’ üzerine bir yayın yapabiliriz. Mesela böyle bir olay yaşattı Erdoğan, iktidar Türkiye'ye. Hâlâ yaşadığı söyleniyor. Öyleymiş. Hâlâ gidip çayını içiyormuş il binasında. İl binasındaki bir kat onunmuş. Böyle bir olayımız da var. Böyle garip bir ülkeyiz.
Ama onun dışında belki ilginç olan, yine tekrar Kürt meselesine geleceğiz ama olsun, Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu hafta sonu İstanbul'da yapacağı Kürt meselesi ile ilgili konferans ilginç olabilir. Orada farklı bir şeyler çıkabilir ama onun dışında kusura bakmayın ama siyaseten konuşacak an itibarıyla çok fazla bir şeyimiz yok. Ve bu tabii ki en çok Erdoğan'ın işine geliyor. Türkiye ne konuşuyor? Uyuşturucu operasyonları, gözaltına alınan ünlüler, pozitif çıkan ünlülerin dizilerden ihracı vesaire diye diye Türkiye bu 2026 yılına Suriye gündeminde iktidarın kendine güvenini yeniden kazandığı bir atmosferde ve siyasetten alabildiğine uzaklaşmış bir şekilde giriyor. Evet, sonuçta siyaset konuşalım dedim ama çok da fazla bir şey konuşamadım. Kabahat bende olabilir ama tekrar söylüyorum, ne konuşmak lazım? Neyin altını çizmek lazım? Şu anda Türkiye'de ne oluyor, ne bitiyor? Biz gazetecilerin neleri yakından takip etmemiz lazım? Açıkçası siyasetçiler bir şey yapsın ki biz onları anlamaya çalışalım. Şu haliyle bakıldığı zaman sakin bir dönemden geçiyoruz, tabii ki Suriye bağlamı dışında, ve bu tabii ki en çok Erdoğan'ın işine yarıyor diyorum, noktayı koyuyorum.
Ve bugünün ithafı, hayatını mücadeleye adamış bir sanatçı: Harry Belafonte. Calypso. Şimdi bizde Calypso kralı Metin Ersoy vardır ama Calypso'yu dünyaya tanıtan Harry Belafonte. 1950'li 60'lı yıllarda, 1956'da yaptığı ‘‘Calypso’’ albümü 1 milyondan fazla satmış. Harry Belafonte bir işçi ailesinin çocuğu. Annesi ve babası posta servisinde çalışıyorlarmış. Ve küçük yaştan itibaren, gençliğinden itibaren kendisini insan hakları, siyah hakları yani ırkçılığa karşı mücadeleye adamış birisi. Şu anda gördüğünüz Martin Luther King Jr.'ın çok yakın arkadaşı. Onunla hep birlikte olmuş. Genellikle siyah hakları African American, Afrikalı Amerikalılar deniyor artık. Bunun mücadelesini vermenin dışında birçok konuda sol ilerici görüşlere kendini adamış bir isim ve birçok kişiye de örnek olmuş bir isim. Çok popüler, çok ünlü ama bu ününü birtakım davalar için kullanmış. Mesela en meşhur olduğu dönemlerde tutukluların, mahpusların hakları konusunda, özellikle siyah mahkumların hakları konusunda mücadele etmiş. Birçok insani konuda, birçok siyasi konuda öncülük etmiş bir isim ve 1. döneminde Trump'ın başının belası olan bir isim. O yaşlı haliyle hep Trump'ın karşısında olmuş, sürekli onu eleştirmiş bir isim ve 96 yaşında 2023'te 3 yıl önce hayatını kaybetti Harry Belafonte. Calypso seversiniz sevmezsiniz bilmiyorum. Eskisi kadar çok popüler olmadığının farkındayım ama Harry Belafonte gerçekten imrenilecek bir isim. Kazandıklarının; itibar, ün, para vesaire bunların esiri olmayan, bunlardan aldığı güçle mağdurların, yoksulların, ezilenlerin yanında durmayı prensip edinmiş müthiş bir insandı. Kendisini rahmetle ve sevgiyle anıyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
01.02.2026 Yeni “Yeşil Kuşak Projesi”
01.02.2026 "Kent uzlaşısı" zulmü
31.01.2026 Yeniden: Mazlum Abdi realitesi
27.01.2026 “Biraz da siyaset konuşalım!”
26.01.2026 “Kürtlerin acısı, Türklerin zaferi”
25.01.2026 Kürtler için hasar tespit raporu
25.01.2026 Öcalan’ın liderliği sarsılıyor
24.01.2026 Kürtlerin üç büyük talihsizliği | Yener Orkunoğlu anlatıyor
23.01.2026 Çağımızın Sisifos’u: Kürtler
22.01.2026 Suriye dersleri: “Krala yaslanmayın, düşersiniz”
01.02.2026 Yeni “Yeşil Kuşak Projesi”
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı