Kemal Can: “Kılıçdaroğlu, Gürsel Tekin olmayı kabul etmiş”

21.05.2026 medyascope.tv

21 Mayıs 2026’da medyascope.tv'de yaptığımız söyleşiyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Ruşen Çakır: Evet, şimdi çok sayıda konukla bu olayı değerlendireceğiz. Önce Kemal Can'la başlayalım. Kemal Can'la olayı sıcağı sıcağına değerlendirelim. Kemal merhaba. Kemal, şimdi yarın haftaya bakışta daha uzun bir şekilde bunu konuşacağız tabii ki ama sana şimdi sıcağı sıcağına sorayım. Bana soruyorlardı bugün. Hatta bir gazeteci, bir finansçı sordu. "Ne diyorsun? Cuma günü olur mu?" Biliyorsun cuma günü mesai saati bittikten sonra açıklanacak denmişti. Ben açıkçası ne olur ne olmaz diyemedim. Çünkü artık bu tür şeyleri öngörmek mümkün değil diye düşünüyordum. Olunca da şaşırmadım. Olmasaydı da şaşırmazdım. Böyle garip bir hâle düştük. Sen ne durumdasın?
Kemal Can: Dün seninle Kılıçdaroğlu'nun videosu üzerine biraz sohbet ettik ya telefonda ve hatırlarsan ben şöyle bir tahminde bulundum; galiba düğmeye bastılar. ‘‘Aylardır karar çıktı ama açıklanması erteleniyor’’ deniyor. Muhtemelen şimdi artık düğmeye basıyorlar. Bu video belki de onun işareti diye konuşmuştuk. Yani dünkü video aslında, Kılıçdaroğlu'nun videosu, bu kararın bugün yarın açıklanacağının işaretini vermişti zaten. O uzun bayram tatili öncesinde işte borsa ki şu anda galiba 6-7 puan aşağı gitmiş şu anda, daha ilk haberin duyulmasıyla birlikte. Bu yarın bakalım nasıl görünecek. Ama muhtemelen onu da göze alarak öyle uzun bayram tatilinde borsalar kapalıyken yapmak yerine şimdi hemen yaptılar. Şimdi bir kere son yıllarda hemen hemen bütün davalarda konuşuyoruz. İşte bunlar aslında hukuki değil siyasi davalar. Bu dava zaten tamamen hukuk dışı hatta teknik olarak pek çok hukukçunun değerlendirmesiyle aslında böyle bir kararın verilmesi de mümkün değil. Ama onu geçtim. Zaten onun bir önemi de yok. Yani şu anda Türkiye'de yargı eliyle muhalefeti, CHP'yi, genel olarak siyaseti tanzim için yapılan, yürütülen hiçbir dava, hiçbir operasyon hukuki, teknik filan bir gerekçeye dayanmıyor. Bunların tamamı siyasi bir operasyonun parçası. Ve bu hadise de açık bir siyasi operasyon ama Türkiye tarihinde az görülmüş sertlikte ve tabir yerindeyse biraz: ‘‘Artık ne olursa olsun denecek’’ kadar radikal bir hamle hâlinde ortaya çıktı. Yani çok açık biçimde şu anda iktidar en büyük ana muhalefet partisine hatta birinci partiye kayyum atadı. Bunun hiç tevil götürür bir tarafı yok. Yani bir tür CHP'nin yönetimine el koyma girişimi. Bu çok açık bir siyasi kararla oldu. Siyasi bir operasyonla buraya kadar getirildi ve bugün bu açık siyasi karar uygulama sahnesine kondu ve ne olursa olsun şu anda Kılıçdaroğlu iktidar tarafından atanmış, CHP kayyumu olmayı kabul etmiş görünüyor. Hem geçen gün yayınladığı video hem de bu karar sonrasında "hayırlı olsun" açıklamasıyla. Yani her tarafıyla siyasi olduğu bilinen bir karara hayırlı olsun diye karşılık veriyorsanız bu zaten bu kararın şu ya da bu biçimde sonuçlarının meşru olduğunu kabul ediyorsunuz demektir. Bu hadisenin, bu kararın meşru olduğu iddiasını ortaya koyduğunuz anda da bunun hedefiyle uyumlu bir tutum almış olursunuz. Bunun hiç tevil götürür bir tarafı yok. O videoda Kılıçdaroğlu "Ben hiç haram yemedim" diyor. Dünyadaki tek günah haram yemek değil. Ağzından bir lokma haram geçmemiş bir sürü insan; insanlığa, ülkesine, pek çok kişiye, dünyaya büyük kötülükler yapmış olabilir. Dolayısıyla boğazından haram geçmemiş olma etiketi yaptığınız bütün davranışları haklı, meşru ve doğru göstermez. Yani "Ben doğrudan şaşmam" diyor. Doğrudan şaşmayacak en temel cümle arkasında hangi gerekçeler olursa olsun bu operasyonlar ve davalar serisinin siyasi bir hamle olduğu gerçeğidir. Bu bütün ülke tarafından görülmüş; işte ülkenin yaklaşık yüzde 60'ı tarafından defalarca anketlerde, araştırmalarda ortaya konmuş bir durum. Şimdi bunun içerisinde teknik bir hikâye uydurup buna hukuki bir kılıf giydirmeye çalışmanın bir alemi yok. Peki, şimdi işin öbür tarafına gelelim. Şimdi birtakım insanlar işte "Aman dilimize dikkat edelim," bölünme, parçalanma risklerinden filan bahsediyorlar; üstelik biraz önce söylediğim ‘‘hayırlı olsun’’ açıklaması da TGRT'ye yapılmış. Yani büyük ihtimalle bundan sonra CHP'nin kanalı olarak TGRT'yi izleriz.

Ruşen Çakır: Bu arada şu anda Özge Can geçti. TGRT'yi CHP Genel Merkezinden dışarı çıkartmışlar. TGRT'nin artık yayın aracı mı var ne varsa onları dışarı çıkartmışlar. Diğer konuştuğu yer de tv100.
Kemal Can: Bunların hepsi aslında aynı şey, daha fazla kanıt bulmaya gerek yok. Yani zaten aylardır konuşması beklenirken açıktan konuşmayıp ama hangi kanallara, hangi mecralara, hangi isimlere konuştuğu zaten bilinen bir şey. Neyse bunu bir kenara bırakalım. Şimdi işin bu tarafı çok belirgin ve net. Yani aslında Gürsel Tekin olmuştur şu anda Kılıçdaroğlu, Gürsel Tekin olmayı kabul etmiştir. Hadise bu. Şimdi bunu bir kenara koyalım ama şimdi işin diğer tarafına bakalım. Şimdi bu hamle, defalarca biz de konuştuk, bildiğin gibi neredeyse bir ayı aşkın bir süredir, daha uzun bir süredir: İşte aslında karar yazıldı, karar çıktı, karar verildi. Mutlak butlan hatta daha aylar öncesinden zaten formül olarak yine birtakım gazeteciler üzerinden kulis bilgisi gibi yayıldı. "Mutlak butlan" lafı aylarca dolaşımda kaldı ama en son bir aydır filan çok yoğun biçimde "karar yazıldı, her şey hazır ama talimat bekleniyor." Bunun açıklanması için yani "durun bakalım" dendiği söyleniyor. Yine seninle konuştuğumuz yayınlarda şöyle düşündüğümü söylemiştim, tekrar edeceğim. Yani bence orada beklemeyi gerektiren durum en uygun zamanda kullanmak ya da muhtemel ters etkilerin tam kestirilememesinden doğan tereddütle ilgili olabilir demiştim. Çünkü bu mutlak butlan kararını verip kenara koyup "durun bakalım" denmişse o zaman iki tane gerekçe vardır; ya bunun zamanlamasıyla ilgili bir şey hesaplanıyordur. Ya da demin söylediğim gibi Türkiye siyasi tarihi için bile – ki çok sürprizli ve çok radikal işlerin yapıldığı, çok siyaset dışı hukuk dışı operasyonların yaşandığı bir ülke olmasına rağmen – örneği az görülen ve dünya siyasetinde de çok özel bir örnek olacak bir hamle bu. Bunun yaratacağı etki, bunun komplikasyonları konusunda da birtakım tereddütler olduğunu düşünüyorum. Şimdi bu düğmeye basılmasının, "tamam şimdi açıklandı ve hadi biz bu operasyonu nihayete erdiriyoruz, başlıyoruz" denmesinin bu akıl yürütmeyle yine iki tane gerekçesi olabilir. Bir, hani hep konuşulan kendi kazanabileceği bir seçim tasarlama hadisesini beklenen tarihlerden daha önceye çeken ve işte kimilerinin "baskın", "erken seçim" filan diye düşündüğü bir hamleyi bu türbülansın, bu karmaşanın hemen peşine getirmekle ilgili bir zamanlama söz konusu olabilir ya da başka birtakım yoklamalarla artık bu radikal hamle dışında yapılacak pek de sonuç alıcı bir elde kurşun kalmadığının işareti olabilir. Yani kimilerinin söylemeyi çok sevdiği biçimde çaresizlikten yapılıyor olabilir ama her iki durumda da bunun nasıl sonuç vereceği, bu hamlenin nasıl sonuç vereceği aslında bu hamleye şimdiye kadar kuşatma filan diye tarif ettiğimiz, sürekli bir saldırı altındaki CHP'nin – ki hâlâ bence son derece diri ve canlı bir seçmen potansiyeli var – nasıl cevap vereceği belirleyici olacak. Asıl mesele şu anda iktidarın bunu neden yaptığı değil. Yani dediğin gibi kendince doğru timing ile bir hamle olarak faydası için yapmış olabilir ya da endişe ettiği kadar zarara uğramayacağını düşündüğü için bu vurucu hamleyi de yapmayı tercih etmiş olabilir. Ama ne için yapmış olursa olsun bunun devamındaki siyasi sonucu yaratacak olan buna verilecek cevap olacak. Tıpkı Saraçhane'de olduğu gibi. Yani 19 Mart süreci herkesin bildiği gibi siyasi gerekçelerle niye başlatıldı ve nasıl bir karşılık bulduğu için başka bir denkleme oturdu. Şimdi de bu hamle benzer biçimde nasıl cevap verileceğine bağlı olarak bambaşka bir denklemi ya da bambaşka bir süreci başlatabilir. Bu konuda aylardır CHP yönetiminin bu mutlak butlan ihtimalini ciddiye alarak birtakım hazırlıklar yaptığı konusunda çok yoğun kulisler vardı. Hatta bu butlan kararını fazla önemsedikleri ya da bunun olacağına ilişkin kanaatin çok kuvvetli olduğu genel merkezde söyleniyordu. Şimdi bu hazırlıkların ne kadar ve ne kapsamda olduğunu bilmiyoruz. Şimdi bunun devamında neler yapılacağını da bilmiyoruz. Ama ben her zaman kurumsal aktörlerden daha çok… Tabii ki kurumsal aktörlerin potansiyelinin önünde, içinde nasıl davrandığını; tıpkı 19 Mart'ta olduğu gibi onun önünde kararlı biçimde yürümeyi tercih edip ya da onu yatıştırarak daha böyle diplomatik ve kapalı bir müzakere tercihi kullanıp kullanmayacağını bilmiyorum ama şunu biliyorum. Asıl olarak kurumsal aktörlerden ziyade şu anda daha önceki bu tür açık siyasi müdahalelere reaksiyon verme konusunda kötü de bir sınav vermemiş olan seçmenin belirleyici olacağını düşünüyorum. Buradan sonrası bu seçmenin nasıl yönlendirileceği ve neyin arkasında harekete geçeceği; arkasında harekete geçebileceği kuvvetli bir seçenek ve formül hazırlanıp hazırlanmadığını göreceğiz.

Ruşen Çakır: Kemal, yarın devam edeceğiz ama bu arada seni gülümsetecek bir açıklama okuyayım. Adalet Bakanı Akın Gürlek apar topar bir canlı yayında açıklama yaptı ve diyor ki: "İrade milletindir, delegenindir. Süreç CHP delegeleriyle başladı. Yargı bağımsız ve tarafsız karar verdi. Herkesin sürece saygı göstermesi önem taşır. Hangi parti söz konusu olursa olsun delegenin iradesinin sakatlanması kabul edilemez." demiş ve bu olayı bize hukuki bir şeymiş gibi pazarlamaya çalışıyor. Neyse Kemal çok teşekkürler. Yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
26.05.2026 Hani Kürt hareketi CHP'ye karşı Erdoğan'ın yanında saf tutacaktı!
25.05.2026 Özgür Özel kendisini aşıyor
24.05.2026 “Bay Kemal”in “ahlâk kavgası” ne kadar inandırıcı?
24.05.2026 Alişer Delek: “Yeni parti kurulmasından başka bir yol görmüyorum”
23.05.2026 Sahadaki Kimlik: Amedspor | Vahap Coşkun ile söyleşi
22.05.2026 Kadri Gürsel yorumluyor: Bu aslında bir partiyi kapatma kararı
22.05.2026 Mutlak butlan Erdoğan'ın derdine derman olur mu?
22.05.2026 Ümit Akçay ile söyleşi: Mehmet Şimşek mutlak butlan kararından habersiz miydi?
22.05.2026 Edgar Şar: "İktidar uzun bir süre olaya dahil olmayıp CHP içindeki tartışmayı kızıştırmak isteyecek"
21.05.2026 Taha Akyol yorumluyor: Hiçbir hukukçunun havsalasının alamayacağı bir karar
26.05.2026 Hani Kürt hareketi CHP'ye karşı Erdoğan'ın yanında saf tutacaktı!
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı