Edgar Şar: "İktidar uzun bir süre olaya dahil olmayıp CHP içindeki tartışmayı kızıştırmak isteyecek"

22.05.2026 medyascope.tv

22 Mayıs 2026’da medyascope.tv'de yaptığımız söyleşiyi yayına Tania Taşçıoğlu Baykal hazırladı

Ruşen Çakır: Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali talebiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, iki kurultay için de “mutlak butlan” hükmü verdi. Konuyu Edgar Şar’la değerlendiriyoruz. Edgar merhaba.
Edgar Şar: Merhabalar.

Ruşen Çakır: Dün Seren Selvin Korkmaz’la bir yayın https://medyascope.tv/2026/05/22/seren-selvin-korkmaz-turkiyede-yeni-bir-muhalefet-dizayni-yasaniyor-video/ yapmıştım. Seren Selvin, Türkiye’nin “rekabetçi otoriter sistemden hegemonik otoriter sisteme” geçtiğini söyledi. Olayın tanımı bu mudur?
Edgar Şar: Zaten o süreç 19 Mart’ta, hatta onun öncesinden itibaren başlamıştı; bunu konuşuyorduk. Ama bu işin tartışmasını yaparken şuna bakmak lazım. Böyle bir girişim var. Benim anlatmaya çalıştığım, aslında iktidar rekabeti ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bu mutlak butlan kararını şöyle anlayabiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi iktidar, CHP'nin kendisiyle rekabet etmesini istemiyor. 19 Mart'ta, Ekrem İmamoğlu'nun liderliğinde böyle bir rekabetin oluşmasını istememişlerdi ve onu ortadan kaldırmışlardı. Burada durabilirlerdi aslında. Bugüne kadar iktidarın nerede durup nerede devam edeceğini, otokratik şiddette ne zaman durup ne zaman buna devam edeceğini belirleyen şey, aslında amacına ulaşıp ulaşmadığı. Eğer Ekrem İmamoğlu’na karşı yürütülen 19 Mart sürecinde bu başarılsaydı, ki bu nasıl başarılabilirdi onlar açısından? Şöyle başarılabilirdi. Bence beklenti hep buydu zaten. CHP kendi içinde bir tartışmaya gömülseydi, genel merkez sağlam bir şekilde arkasında durmasaydı başarılabilirdi ve bunu beklemedikleri de %100 bence. Yüz miting yapacak, bir yılı aşkın süre olduğu yerde olacak. Bir de Silivri'de davalar başladığında, o dava yapısal olarak çöküşlere maruz kalacak. Bütün bunlar aslında yeni adımları bence gerekli hâle getirdi. Çünkü bütün bu kararlar riskli kararlardır aslında. Onun da içeriğine biraz girelim. Mesela İstanbul seçimlerinin iptali riskli bir karardı. Orada son kararı kimin verdiğini biliyoruz. Genelde iki taraf oluyor. Burada da biraz böyle olduğuna dair, Özgür Özel’in de o şekilde birtakım istihbaratlar aldığını anlıyoruz. Bir şekilde ikna ediyorlar ve bunun yapılabilir olduğunu düşünüyorlar.
Şimdi burada yapmaya çalıştıkları şey, CHP'yi, onlarla rekabet etmekten çıkarıp kendi içinde bir belirsizliğe ve kendi içindeki bir tartışmaya sürüklemek. Trolüyle, daha resmi kişileriyle yaptıkları bütün açıklamalar da buraya işaret ediyor aslında. Kendi içinde bir tartışma olmasını istiyorlar. Mesela ben iktidarın uzun süre bu tartışmaya çok fazla gireceğini de zannetmiyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan bununla ilgili ne zaman konuşur bilmiyorum, ama çok hızlı bir şekilde buna girmediğini görüyoruz. Bu açıkçası mantıklı geliyor bana. Çünkü kendi aralarında bir meseleymiş gibi anlatacak. Zaten Kılıçdaroğlu her gün “Artık yönetim tekrar bizde” diyerek birtakım adımlar atacak ve o adımlar üzerinden konuşulmaya başlanacak. Bence bu bir tuzaktır; buna düşmemek gerekiyor. Tabii bunlar hakkında konuşmamak da olacak şey değil, ama sonuçta bütün meselenin, yarın öbür gün Özgür Özel yönetimindeki gerçek CHP ve mutlak butlandan sonra CHP'yi geri almaya çalışan yönetim arasındaki bir tartışmaya indirgenmesi riski var.
Bana kalırsa, Özgür Özel’in dün akşam yaptığı açıklamada, biraz halkın, CHP örgütlerinin verdiği tepkiye nazaran, hâlen Kılıçdaroğlu'na doğrudan bu kadar sert girmemesinin sebeplerinden bir tanesinin de bu olduğunu düşünüyorum. Çünkü eğer bu konuda bir adım atsaydı, çok daha sert bir şey söyleseydi, tartışma giderek oradan belirlenecekti. Ama onun yerine Özgür Özel, “Bu kararı veren, iktidar kontrolündeki yargıdır, iktidardır. Bizim asıl rakibimiz onlardır. Asıl hedefimiz de, bu konuda da konuşacağımız ve asıl tepkiyi göstereceğimiz kişiler de onlar olmalıdır” gibi bir denklem kurmaya çalışıyor. Öte yandan baktığımızda, hukuki süreçlerin hepsini tüketmeye de çalışıyor. Ben bir yandan hareket hâlinde olduğum çok takip etmeye çalışıyorum ama sizde daha güncel bilgi vardır. Mesela YSK karar vermedi galiba, değil mi?

Ruşen Çakır: Verdi. Şimdi geldi haber. İtirazı reddetti. Hızlı bir şekilde reddetti. Hiç de şaşırmadım. İktidarın, devletin içerisinde bir koordinasyonu kurduğu anlaşılıyor. Şimdi Yargıtay aşaması beklenecek, öyle gözüküyor.
Edgar Şar: Yargıtay aşaması beklenecek ama benim görebildiğim kadarıyla, bazı hukukçuların yorumlarına göre orada da hukuki bazı soru işaretleri var gibi. Ama o konuda bir otorite gibi konuşacak değilim. Çünkü sonuçta CHP'nin bunu tekrar üst mahkemeye götürmesi için bunu, ancak mevcut yönetim yapabilir. Mesela dikkat edersen, ilk yaptıkları iş gelip avukatları azletmek oldu. Ve tekrar 2023 Kasım’ındaki avukatlar görevli hâle geldi. Dolayısıyla gidip bu itirazı onların mı yapması gerekiyor bu durumda? Normalde etkilenen aslında yeni yönetim olduğu için onların bu hakkı olmalı ama hukuken bilmiyorum. Bu da karmaşık bir konu. 

Ruşen Çakır: Bu bağlamda şunu sormak istiyorum. İktidar bunu CHP içi bir kavga olarak göstermek ve bu kavgayı kızıştırmak istiyor. Özgür Özel, yani seçilmiş CHP yönetiminin bu oyuna gelmemesi ve Türkiye'ye hitap eden bir ana muhalefet partisi olarak çalışması gerekiyor. Ama mesela grup toplantılarını kim yapacak? Ya da genel merkezden çıkartılırlarsa ne olacak? Hazine yardımı kime gidecek? Herhâlde Kılıçdaroğlu'na gidecek. Yani şimdi bunu demek kolay ama birçok altyapısını elinden alıyorsun. Belki arabalardan da çıkartacaklar. Belki birtakım korumalarını da alacaklar gibi birçok şey olabilir. Mesela CNN hemen dün Özgür Özel’in unvanını “CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel” diye veriyor. Şimdi böyle bir durumda, altyapı anlamında çok büyük bir kayba uğraması muhtemel olan Özgür Özel ve arkadaşları ne yapabilir? Yani bir şeyler yaparlar da, nasıl yapabilirler?
Edgar Şar: Bizim gibi analiz yapanlar, siyaset bilimci olsun ya da kim olursa olsun, bazen siyasetçilerden daha iyi biliyormuş gibi de yorum yapabiliyorlar. Ya da “Şu hatayı yaptı, şöyle yaptı” diyebiliyorlar. Hiçbirimiz bu işin fiiliyatta nasıl gerçekleşeceğini siyasetçiler kadar bilemeyiz bence. Bilmeyelim de zaten. Bu, onların yapacağı bir şey ve onların yol bulması gerekir. Ama ne yapılması gerektiğini söyleyebiliriz. Sen de söyleyebilirsin, ben de söyleyebilirim. Ne söyleyebiliriz? Şunu söyleyebiliriz: Birinci nokta, şu an Kılıçdaroğlu'nun yaptıkları bir yandan hiç şaşırtıcı değil. Tabii ki şok edici noktası var, o ayrı konu. Ama bildiğimiz Kılıçdaroğlu bu işi zamana yayacak. Hatırlarsan, o Altılı Masa günü ettiği “Taşlar yerine oturacak” lafı vardı. Muhtemelen yine öyle düşünüyordur kafasında. Zamanla taşlar yerine oturacak; tartışmaya çok girmeden adımları yavaş yavaş atarak, CHP genel merkezine gidip bir kavgaya girişme ihtiyacı da duymayacaktır belki. Bu şekilde yavaş yavaş bu sürecin götürüleceğine inanıyordur.
Fakat burada bence kaçırdığı ve anlamadığı, anlamaktan aciz olduğu ve bu açıdan da eminim ki ona oy veren insanlar açısından da hayâl kırıklığı hâline gelen bir şey var. Bu sefer, karşısında halk var. Daha yakın zamanda bu konuyla ilgili birkaç araştırma yapıldı. Ülke genelinde %65 buna karşı gözüküyor. Hata paylarıyla %60 olsun, fark etmez. CHP kırılımına baktığın zaman bu oran %95'e çıkıyor. AK Parti'nin seçmenlerinin yarısı “Karşı çıkarım”, yarısı “Çıkmam” diyor. Dolayısıyla böyle bir şey var. Şimdi halkın çoğunluğu karşısında, kendi seçmeninin tamamı neredeyse karşısındayken, burada onun işine gelebilecek, çalışacak şey şu olabilir: Halktaki bir boş vermişlik duygusunun ya da “Bizim elimizden zaten ne gelir?” duygusunun yaratılması. Bu, iktidarın da hep kullandığı bir strateji. Şimdi Kılıçdaroğlu da bunu kullanacak. Dolayısıyla bu bizi nereye getiriyor? Özgür Özel ya da CHP ne yapmalı? İşte, o desteği devam ettirmeli. “Nasıl yapmalı?” dediğin zaman zorluklar var, evet. Yedek parti vesaire lafları ediliyor. Bunları adım adım düşünen insanlar muhtemelen işin diğer kısmını da düşünmüşlerdir. Zor olacağı kesin. Grup toplantısı yapmak filan o kadar önemli olmayabilir. Çünkü şu an CHP genel merkezinde yaptığı bir toplantı, grup toplantısından daha fazla etki de yaratır. Ama partinin bütün aldığı oyların karşılığı olarak, ana muhalefet partisi olarak, CHP'nin hak olarak elde ettiği her şey, şu an bir şekilde eski yönetimin kontrolüne geçmiş olacak. Bunları kaybettiğinde tabii ki bu halkın desteğini korumak zor. Mesela bir yılı aşkın süredir yüzden fazla miting yapıldı. Şimdi belki bu mitingler daha bile ateşli yapılabilir ya da miting haricinde, halkı daha fazla katacak başka yöntemler üzerinde çalışıyorlardır. Mesela şu an genel merkezden çıkamıyorlar, değil mi? Bu şekilde ikilemler de var. Ama şunu da unutmamamız lazım: CHP bir yıldır bütün bu zorlukları bir şekilde nasıl aştıysa, yine bir yolunu bulmaya, aşmaya çalışacaktır.
Karşı tarafa baktığımızda da şöyle bir şey devreye giriyor: Siyasi iktidar, her ne kadar CHP'yi kendi içinde bir tartışmaymış gibi o çukurda debelenmeye itse de aslında şunu ikrar etmiş oldu ve aslında, çeşitli araştırmalarda olası bir mutlak butlan kararına karşı çıkacağını belirten %60’lık Türk seçmeni de bence bunun farkındadır. Nedir o? Ekrem İmamoğlu'nu bir kenara koyalım; onu ekarte ettiniz. Demek ki siz, Özgür Özel liderliğindeki CHP ile rekabet edemiyorsunuz. Şimdi halkın karşısında bunu ikrar ettikten sonra, bunun bir karşılığı olacaktır. Neden söylüyorum bunu? Bazı izleyicilerimiz “Seçim mi olacak, seçim nasıl olacak?” diyebilirler. Şunu unutmayalım: Bu otokratikleşme dalgası bugüne kadar hep gerektiği kadar yapıldı ve gerektiği kadarının kriterini belirleyen de şuydu: “Ben yarın öbür gün oldukça adaletsiz koşullarla da olsa sandığa gittiğimde çoğunluğu alabiliyor muyum?” Şimdi tekrar bu yaklaşımla rekabeti neredeyse ortadan kaldırmaya hazır bir iktidar var.  Peki, o zaman o çoğunluğun desteği nasıl olacak? O zaman sadece Kılıçdaroğlu’yla, Kılıçdaroğlu'nun CHP'siyle Erdoğan'ın yarıştığı bir denklemle mi Türkiye yönetilecek uzun bir süre? Eğer iktidar bunu kabullendiyse o zaman birçok başka şeyi de kabul etmiş oluyor. Özgür Özel'in liderliğindeki CHP ile rekabet edememesi ve 19 Mart sürecinde neredeyse dozerle, partinin, belediyelerinin üstünden geçmesi sonucuna rağmen bu durumun olması. Demek ki CHP bir yıl içinde ne yaptıysa tekrar onu yapmaya devam etmesi, onun arayışında olması lazım.
Bu arada bölünme konusunda, şu anda bu işin başka türlü olmayacağı üzerinden daha ortadan konuşmak, açık pozisyon almamak ve hatta bazı örneklerde gördüğümüz gibi, doğrudan Kılıçdaroğlu'na destek vermek gibi pozisyon alan kişiler oldu. Ne milletvekili grubunda ne belediye başkanları arasında sayıları çok fazla değil benim görebildiğim kadarıyla. Bunların sayılarının artmaması da buna bağlı. Bu konuların hepsi birbirine bağlı.
Şimdi Özgür Özel'i bulsak, sen stüdyoya getirsen, ben de buradan soru sorsam bile, Özel bütün bunlara anında cevap veremez belki. Ama bir yıl içindeki o mücadeleci yaklaşımla, onu devreye sokarak nasıl hareket ettilerse, yine öyle hareket edecekler. Halk desteği de olduğu sürece, bu, Türkiye'yi bir yere getirecek. Ama doğrudan yol haritasını koyabilecek kişiler biz değiliz tabii ki.

Ruşen Çakır: Biraz önce verdiğim YSK haberinde arkadaşlar bir düzeltme yaptı. “Reddetti” haberi teyitli değilmiş. Biz de yok diyelim, ama haber geldiğinde de hiç şaşırmamıştık.
Edgar Şar: Şunun için şaşırmadık: Kararın böyle gelmesini bekleyebiliriz. Ben normalde gelmeden yorum da yapmam, ama şunu unutmamamız lazım: YSK bugüne kadar, İstanbul seçiminin iptali ya da 2017 referandumunda olduğu gibi çok kötü kararlar da aldı. Ama özellikle bu mutlak butlan tartışmaları sürecinde son bir yılda, YSK bu konu önüne geldiğinde ne yapması gerekiyorsa, anayasaya uygun, kendi yasalarına uygun kararlar da almıştı. Fakat bu, şu anda bunun ötesinde bir çaba gerektiriyor. Ben o çabayı gösterecek bir Yüksek Yargı Kurumu ya da bürokratik bir kurum olduğunu maalesef düşünmüyorum. Çünkü şu anda bir kavganın içine kendisini sokmak anlamına gelecektir. Daha önce Anayasa Mahkemesi böyle kararlar verdi, ama uygulanmadığı zaman daha başka bir şey de yapmadı. Yani o kavganın içine sokmuyorlar kendilerini. Kavga başlamadan önce bazı kararlar verebiliyorlar. Onun için umarım YSK’dan burada bize sürpriz olacak başka tip bir sonuç çıkar. Bu, Türkiye'yi hukuken rahatlatır. ‘’Türkiye'de hukuki bir öngörülebilirlik olduğu, her şeyin bitmediği’’ gibi bir algı yaratması açısından, bütün vatandaşlarımız için, bütün partiler için, iktidar için, muhalefet için çok faydalıdır. Sadece, iktidarın “Ne olursa olsun ben iktidarda kalayım” hedefine belki olumsuz etkisi olabilir.

Ruşen Çakır: Edgar, çok teşekkürler yayınımıza katıldığın için. Bu süreçte seninle epey konuşacağız görünüyor. Görüşmek üzere. 



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
26.05.2026 Hani Kürt hareketi CHP'ye karşı Erdoğan'ın yanında saf tutacaktı!
25.05.2026 Özgür Özel kendisini aşıyor
24.05.2026 “Bay Kemal”in “ahlâk kavgası” ne kadar inandırıcı?
24.05.2026 Alişer Delek: “Yeni parti kurulmasından başka bir yol görmüyorum”
23.05.2026 Sahadaki Kimlik: Amedspor | Vahap Coşkun ile söyleşi
22.05.2026 Kadri Gürsel yorumluyor: Bu aslında bir partiyi kapatma kararı
22.05.2026 Mutlak butlan Erdoğan'ın derdine derman olur mu?
22.05.2026 Ümit Akçay ile söyleşi: Mehmet Şimşek mutlak butlan kararından habersiz miydi?
22.05.2026 Edgar Şar: "İktidar uzun bir süre olaya dahil olmayıp CHP içindeki tartışmayı kızıştırmak isteyecek"
21.05.2026 Taha Akyol yorumluyor: Hiçbir hukukçunun havsalasının alamayacağı bir karar
26.05.2026 Hani Kürt hareketi CHP'ye karşı Erdoğan'ın yanında saf tutacaktı!
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı