7 Şubat’tan 17 Aralık’a cemaat-hükümet savaşı

18.12.2013 Vatan

Fethullah Gülen cemaatiyle AKP hükümeti arasında 2007’de kurulmuş gibi gözüken ittifakta birçok kırılma noktasına tanık olmuştuk. Bunların ilk akla gelenleri ÇYDD Başkanı Prof. Türkan Saylan’ın evinin Ergenekon soruşturması kapsamında polis tarafından basılması (13 Nisan 2009); Mavi Marmara olayının (31 Mayıs 2010) ardından Gülen’in Wall Street Journal’a mülakat vererek İsrail yanlısı pozisyon alması; gazeteciler Ahmet Şık ile Nedim Şener’in  Odatv soruşturması kapsamında tutuklanmaları (3 Mart 2011); Prof. Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakolu’nun KCK soruşturması kapsamında tutuklanmaları (28 Ekim 2011) ve nihayet MİT Müsteşarı Hakan Fidan başta olmak üzere eski ve görevdeki bazı MİT yöneticilerinin PKK ile Oslo görüşmelerini yürüttükleri için özel yetkili savcı Sadrettin Sarıkaya tarafından ifadeye çağrılması (7 Şubat 2012).
 
Zincirin son halkası
 
Dün bu zincire yepyeni bir halka daha eklendi. Cemaat ile hükümet arasındaki meydan muharebesinin biraz diner gibi gözüktüğü bir ortamda, ilk olarak, önceki gün İstanbul Milletvekili Hakan Şükür, oldukça kapsamlı ve Başbakan Erdoğan’ı da doğrudan eleştiren bir açıklamayla AKP’den istifa etti. Başbakan’ın verdiği tepkiden, bu istifadan son derece rahatsız olduğu anlaşılıyor.
Erdoğan, dün İstanbul’da düzenlenen yolsuzluk operasyonuna doğrudan bir tepki vermedi ancak Konya’da çok öfkeli bir konuşma yaptı. Onun "Arkasına karanlık odakları alanlar, çeteleri alanlar bu ülkeye istikamet çizemezler. Arkasına sermayenin medyanın gücünü alanlar bu ülkeye istikamet çizemezler. Türkiye içinde ve dışında birtakım karanlık çevrelerini alanlar istikametiyle oynayamazlar. Ayarlarımızı değiştiremezler. Türkiye üzerinde operasyon yapılacak, ameliyat yapılacak bir ülke değildir. AK Parti iktidarı buna izin vermez" sözlerinin muhatabının doğrudan Gülen cemaati olduğuna, dolayısıyla MİT krizine benzer, yer yer ondan daha ciddi bir krizin söz konusu olduğuna inanıyorum.
Neden böyle düşündüğümü, operasyondan birkaç saat sonra kaleme aldığım "Kim daha çok kaybedecek?" başlıklı yazıda ayrıntılı bir şekilde anlatmaya çalıştım.
 
Cemaat’in tepkisi
 
Cemaat’e gelince... Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce dün twitter üzerinden "Devam eden operasyonu, Hizmet hareketini adres göstererek hedef saptırma gayretleri var. Yargı ve emniyette tasfiye edildikleri bangır bangır söylenen insanlar, cumhuriyet tarihinin en derin operasyonuna nasıl imza atıyor? Bu operasyon, devlet operasyonudur. Hangi devlet diye sormak yerine Gezi olaylarından beri olan bitene bakılsın..." diyerek olayın Cemaat’le alakası olmadığını savundu. Onun dışında Cemaat ile organik ilişkisi olduğunu bildiğimiz kişilerin bu kadar bağlayıcı açıklamalar yaptığını şahsen görmedim. Tabii ki, operasyonu, benim gibi Cemaat ile ilişkilendirenlerle "her taşın altında Cemaat arıyorsunuz. Herhalde helikopterleri de Cemaat’in düşürdüğüne inanıyorsunuz" diye alay edenler oldu. Fakat bu arada operasyonla ilgili haberleri en geniş biçimde Cemaat’e yakın medya kuruluşlarının verdiğini, hükümet yanlısı (ve denetimindeki) medyanın da olayı olabildiğince örtmeye çalıştığını gördük.
Tabii bir de medyadaki bazı iliştirilmiş isimlerin, daha haber duyulur duyulmaz bunu "AKP’nin göz boyama operasyonu" olarak göstermeye çalışmaları var. Gerek medyanın farklı kesimlerinin olayı ele alış şekilleri, gerekse siyasi iktidar temsilcilerinin operasyondan rahatsızlıklarının aleni olması, bu "analiz"in manipülasyon olduğunu kanıtlıyor.
 
Hükümetin kırılganlığı
 
"Peki bundan sonra ne olur?" diye sorulacak olursa, öncelikle Cemaat’in "en iyi savunma saldırıdır" taktiğini benimsemiş olduğunu tekrarlayıp, polis-adliye ekseninde hükümeti rahatsız edecek yeni hamlelere; bu arada büyük ölçüde sosyal medya üzerinden yürütülecek kapsamlı bir kampanyaya tanık olabileceğimizi söyleyelim.
Hükümete gelince, güçlü delillerle kotarılmış olma ihtimali hayli yüksek bir yolsuzluk operasyonuna müdahale etmeye çalışması, hele yerel seçimler öncesinde kendisini epey olumsuz etkileyecektir. Yerel seçimler sonrasına ertelendiği söylenen polis ve adliyedeki Gülen cemaatine bağlı isimleri ayıklamaya şimdi kalkışması durumunda da benzer bir durum söz konusu olacaktır.
Kısacası AKP hükümeti çok kırılgan bir görüntü veriyor, gafil avlanmışa benziyor. Fakat buna rağmen siyasi iktidardan çok sert tepkiler gelirse de şaşırmayalım.
 




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
12.04.2018 Süleyman Soylu olayı
11.04.2018 Ankara’nın Suriye açmazı
10.04.2018 “Ne deizmi kardeşim!”
09.04.2018 Mücahit Bilici ile söyleşi: İslam, İslamcılık ve gençler
06.04.2018 Eskişehir katliamı: Küçük muhbirler cehennemi olarak Türkiye
04.04.2018 Bir hayal kırıklığı: Dindar nesil
02.04.2018 MİT’in Kosova operasyonunun düşündürdükleri
29.03.2018 “Dine dönüş”ten “dinden dönüş”e
28.03.2018 Mirgün Cabas, Kemal Can ve Can Kozanoğlu ile Türkiye’de medya dün, bugün, yarın
28.03.2018 Transatlantik: Batı-Rusya gerilimi, Bolton ve Erdoğan
12.04.2018 Süleyman Soylu olayı
15.08.2016 Un reportage du 28 décembre 1986 – les Fethullahçı, le groupe religieux qui a réussi à infiltrer l’armée
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
29.08.2015 Interview with the Director of Religious Affairs Mehmet Görmez on Salafism, ISIS and Turkey (full text)
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
31.03.2015 Die Staatskrise und ihre möglichen Auswirkungen auf den Lösungsprozess
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı