"7 Ocak kesinlikle 11 Eylül değil, olmayacak"

17.01.2015 Habertürk
Читать на русском

Paris’e doğru yola koyulurken kaleme aldığım yazıya "Paris’te bir umudun peşinde" başlığını atmıştım. Galiba buldum.
Bomba ihbarı nedeniyle gar boşaltılıyor, rehine krizleri yaşanıyor ama kente korku, kaygı, tedirginlik gibi durumların hakim olduğuna dair belirgin işaretler yok. Yani Paris hep aynı Paris.
Ama insanlar sanki daha bir konuşkan olmuşlar. Normalde yüzünüze bile bakmayan taksi şoförlerinin, garsonların her türlü muhabbet imkanını sonuna kadar zorladıklarını görmek şaşırtıcı. Örneğin Fransız bir arkadaşım 7 Ocak saldırısı, ama esas olarak 11 Ocak yürüyüşünün ardından toplu ulaşım araçlarında küçük çaplı "vatandaş forumları" oluştuğunu anlatıyor.
Nitekim üç gün boyunca konuştuğum gazeteci, araştırmacı, öğretim üyesi ve diplomatların çoğu 7 değil de 11 Ocak’ı konuşmaya daha hevesli. Geçen Çarşamba yaşanan terör eylemlerine (Charlie Hebdo ve Yahudi marketi baskınları) kısaca değinip sözü hemen Pazar günkü gösteriye getiriyorlar. Çoğundan şu tür cümleler işittim: "Konuşmak için çok erken olabilir ama, 11 Ocak itibariyle teröristler kaybetti, biz kazandık!"


ASKERİ DEĞİL POLİSİYE TEDBİRLER

Bir tuzaktan söz ediyor Parisliler: Bu saldırıların ardından Müslümanlara ve İslamiyet’e karşı düşmanlık tırmanacak; devlet çok sert uygulamalara yönelecek ve Müslümanlar da bunlara tepki olarak Fransa’ya aidiyet duygularını iyice yitirip şiddet eylemlerine ve eylemcilerine yakınlaşacaktı...
Kuşkusuz 7 Ocak’a tepki olarak Müslümanlara ve onların kurumlarına yönelik bazı saldırılar olmuş ama bunların tümü "münferit" olarak tanımlanmayı hak ediyor. Buna karşılık cumhuriyetin temel ilkelerini yani "eşitlik, özgürlük ve kardeşlik"i öne çıkaran kalabalıklar 7 Ocak yüzünden ırkçılığın, İslam düşmanlığını tırmanmasına izin vermemişler; en azından şimdilik.
Bu noktada hemen herkesten "7 Ocak kesinlikle 11 Eylül değil, olmayacak" cümlesini işittim. Burada esas olarak saldırılar kıyaslanmıyor, saldırı sonrası Fransız toplumunun ve tabii ki devletinin tepkisi öne çıkarılıyor. Hatırlanacaktır, Amerikan Başkanı George Bush 11 Eylül sonrası "küresel teröre karşı savaş" ilan etmişti. 7 Ocak sonrası "savaş" kavramını Fransa’da da tedavüle sokmak isteyenler var ama pek rağbet görmüyorlar. Her şeyden önce 7 Ocak’ın failleri 11 Eylül’de olduğu gibi dışardan gelen yabancılar değil Fransız vatandaşları. Yani toplumun bir kesimine savaş ilan etmek olacak iş değil.
Devlet de teröre cevap verme görevini esas olarak sivil topluma veriyor ve teröre karşı "askeri" değil "polisiye" tedbirleri öne çıkarıyor. Bu bağlamda, daha 7 Ocak öncesinden itibaren hazırlığı yapılan birtakım düzenlemelerin uygulamaya geçirilmesinin hızlandırılacağı ama 11 Eylül sonrası ABD’de benimsenen "Yurttaşlık Yasası" gibi temel hak ve özgürlükleri büyük ölçüde rafa kaldıran yasal düzenlemelerden uzak durulacağı söyleniyor.

CHARLIE HEBDO ELEŞTİRİLERİ ERTELENİYOR

7 Ocak ile birlikte Fransa’da cumhuriyet ve demokrasinin temel değerleri üzerine çok yoğun bir tartışma yaşanıyor. Tabii ki en çok vicdan, ifade ve basın özgürlüğü gibi konular konuşuluyor. Normal şartlarda çok sınırlı bir kesime hitap eden, seveninden çok nefret edeni olan Charlie Hebdo’nun saldırı nedeniyle birdenbire her şeyin merkezine geçmesi işleri epey karıştırmış. Örneğin derginin, saldırı sonrası ilk sayısının kapağında Hz. Muhammed’in çizimine yer vermesi çok farklı tepkilere yol açmış. "Keşke daha farklı bir kapak yapsalarmış" diyen çok kişiyle karşılaştım ancak Charlie Hebdo’ya yönelik eleştiri ve itirazların 7 Ocak saldırının vahametini gölgeleyebileceği endişesi nedeniyle bunu kısık sesle söylüyorlar. Eğer dergi sonraki sayılarında da benzer bir tutumda ısrar ederse "Je suis Charlie" (Ben Charlie’yim) diyenlerin sayısının iyice azalacağını tahmin edebiliriz.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
18.01.2020 Bir devrimin tükenişi: İran
17.01.2020 Alevi kimliğinin inkarı: Nereye kadar?
16.01.2020 CHP’de kurultay süreci: İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile söyleşi
16.01.2020 İmamoğlu ve CHP’yi bitirme planı
14.01.2020 Ali Babacan’ın partisi niçin gecikiyor?
13.01.2020 Erdoğan’ın İsmail Ağa Cemaati ziyaretinin anlamı
11.01.2020 İran’dan çok İrancı, ABD’den çok Amerikancı olmanın zararları
10.01.2020 “Yerli ve milli” gazetecilik
08.01.2020 Türkiye’de sol, sağın üstünlüğüne nasıl son verebilir?
07.01.2020 Süleymani suikastı sonrası IŞİD’in geleceği
18.01.2020 Bir devrimin tükenişi: İran
20.12.2019 The rise and fall of the Islamic movement in Turkey: “Everything turned out to be a huge lie!”
26.11.2019 Les opérations contre les Gülenistes (FETÖ) ne vont-elles jamais finir ?
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı