2028'de Erdoğan'ı yeniden seçtirmek için seçim düzenlenecekmiş...

20.09.2026 medyascope.tv

20 Eylül 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi pazarlar.
Aslında bu yayını dün yapmam daha isabetli olurdu. Çünkü başlığa çıkarttığım söz Akın Gürlek'in, malum Adalet Bakanı’nın. Ne demişti? ‘‘2028 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızı tekrar seçmek için bir seçim düzenlenecek’’ diye çok çarpıcı bir laf bu, cümle bu. Birazdan daha detaylarına gireceğim. Aslında onun öncesinde Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 16 Nisan 2028 yılında seçimlerin yapılmasını öngörüyormuş, ‘‘Bu tarih cumhurbaşkanlığı sistemine geçişimizin referandum tarihidir’’ diyor ve Erdoğan'ın son kez aday olacağını söylemişti. Bunları dün konuşamadık. Çünkü dün Bursa'yı anlattım. Bursa'daki 7 saat izlediğim Özgür Özel'in faaliyetlerinin değerlendirmesini yaptım. Aslında orada bir başlık var. Onu belki bir sonraki güne yapabilirim. Özgür Özel'in cuma namazı kılması meselesi. Cuma namazından sonra Bursa Ulu Cami'nin avlusundaki kalabalık, izdiham üzerine; aslında çok böyle elverişli polemik bir konu. Onu da yapmayı düşünüyorum.
Şimdi, cumhurbaşkanının yeniden seçilmesi için düzenlenecek seçimler, 2028 meselesine gelelim. Birincisi seçimlerin 2028'de yapılacağına emin değilim. Hele Mehmet Uçum'un söylediği, 16 Nisan 2028'de olacağına da emin değilim. Erdoğan'ın istediği bir zaman olacak. Bu 2028 olabilir pekâlâ. Ama bunun kararını bugünden verdiğini düşünmüyorum. Bugünden böyle bir karar vermiş olsa bile, yani öyle bir tasarısı olsa bile ülkede ve dünyada yaşanacak gelişmelere paralel olarak pekâlâ ülkeyi her an seçime götürebilir. Tabii ki bu söylenen tarihler Erdoğan'ın yeniden aday olabilmesini mümkün kılacak bir erken seçim tarihi. Ona göre yapılan bir hesapla bunlar söyleniyor. Fakat şunu da vurgulamak lazım. Son dönemde Erdoğan dışında siyasi iktidardan, haftada bir parti sözcüsü Ömer Çelik'in yaptığı basın toplantılarını saymazsak siyasi iktidar adına konuşan iki isim var. Birisi Mehmet Uçum, birisi Akın Gürlek. Bu çok manidar bir durum. Bunu özellikle vurgulamak lazım.
Mehmet Uçum'un her konuda bir tür kabadayı alemi tabiriyle ‘‘racon kesme’’ iddiasını daha önce birkaç kere daha söylemiştim, tekrar vurgulamak lazım. En son çözüm süreciyle ilgili de zaten birtakım şeyleri o yaptı. Böyle bir yetkisi olduğuna emin değilim. Yani bir yetkisi var tabii ki bir şekilde konuşuyor ama bunları kamuoyunun böyle bir Erdoğan'ın gerçek düşünceleri gibi algılaması bence çok doğru değil. Çünkü Erdoğan değişik dönemlerde değişik kişileri yanında tuttu. Bir kısmını uzaklaştırdı. Yepyeni isimler aldı. Dolayısıyla her an herkesin başına bir şey gelebilir. Mesela Süleyman Soylu'yu düşünün. Bir zamanlar en gözde isimdi. Her yerde o vardı. Artık, ne denir — şimdi yine benim hakkımda suç duyurusunda bulunabilir ama bulunsun — süt dökmüş kediye döndü, çok mecbur kalmadıkça konuşmuyor. Ve sadece şu Tunceli'de yaşanan olay bile, orada Tunceli Valisini kayırmış olması bile tek başına onun bütün geçmişini bize özetliyor. Neyse, onu bir kenara atalım.
Şimdi ‘‘Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilebilmesi için bir seçim yapılacak. Cumhurbaşkanımızı tekrar seçmek için böyle bir seçim...’’ Seçimin böyle tarif edilmesi Türkiye'nin çok partili hayat tarihine diyelim, demokrasi demeyelim; çünkü demokrasi Türkiye'de ne kadar süre oldu söylemek çok mümkün değil ama çok partili hayat ve seçimler oldu. Bir seçimin ‘‘cumhurbaşkanını tekrar seçmek için’’ yapılması, böyle bir tarif bir kere siyasi iktidarın geldiği durumu bize gösteriyor ve tabii ki siyasi iktidarın Türkiye'yi getirdiği yeri bize gösteriyor. Burada neyi anlıyoruz, gerek Uçum'un gerekse Akın Gürlek'in söylediklerinden? Bu iktidarın tek meselesi var: Erdoğan'ın iktidarda kalması, kalabildiği kadar kalması. Son seçim diyorlar ama yarın öbür gün seçilirse, 2028'de diyelim, bir sonraki 2033 öncesinde de tekrar pekâlâ aday olmak isteyebilir ve bir yolunu bulup olabilir de. Erdoğan kendini seçtirmek istiyor ama burada önemli bir başka husus var; birileri Erdoğan'ın seçilmesini istiyor. Çünkü bu kişilerin hepsinin tek dayanağı Erdoğan. Erdoğan'ın olmadığı bir yerde Akın Gürlek, Mehmet Uçum ve diğerleri ne olacaklar? Bir kere herhangi bir şekilde bir etkileri, yetkileri olmayacak. Ama bir de tabii ki gelecek olan kişi, yeni kişi, cumhurbaşkanı eğer bir tür geçmişe yönelik kurcalamalar yaparsa bu kişilerin hepsinin birtakım endişe edecekleri, ki Akın Gürlek hakkında Özgür Özel'in dile getirdiği bir yığın iddia var. Başkaları hakkında da çok şey söyleniyor. Bunları tabii yüksek sesle söylemek çok mümkün olamıyor ama birincisi böyle bir husus var. Bu kişiler artık AKP'nin içerisinde olan milletvekilinden bakanlara şuna buna kadar herkes kaderini Erdoğan'a bağlamış durumda. Onun olmadığı bir yerde kendilerinin de olamayacağını, yeniden milletvekili seçilebilseler bile bunun hiçbir işlerliği olmayacağını biliyorlar. Özellikle böyle bir husus var. Dolayısıyla Erdoğan'ın yeniden seçilmesi için ellerinden geleni yapacak olan bir kesim var. Bunlar iktidardan, 25 yılından olmasa bile özellikle son yıllarından istifade etmiş kişiler.
Erdoğan'ı yeniden nasıl seçersiniz? Seçmenin Erdoğan'a oy vermesiyle seçersiniz ama yapılan kamuoyu yoklamalarında Erdoğan'ın belli bir popülaritesi olmakla birlikte öyle %50+1'i alabilecek gibi gözükmüyor. En son seçimde de alamadı ve Sinan Oğan'ın kendisine destek vermesiyle seçilebildi. Bunu da biliyoruz. Dolayısıyla Erdoğan kendi başına bunu alamıyorsa bir başkasının almasını engellemek söz konusu olacak. Nitekim en büyük rakip olan Ekrem İmamoğlu bir şekilde öncelikle diploma iptali ve diğer davalarla saf dışı bırakılmış gibi gözüküyor. Şu haliyle öyle. Mansur Yavaş çok ciddi bir şekilde, geçen bir yayında da söyledim, bence artık cumhurbaşkanı adayı falan olarak söz konusu olmayacak. Olmaya bir niyeti olsa bile böyle bir cesareti olabileceğini sanmıyorum. Çünkü bütün hesaplar Erdoğan'ı yeniden seçtirmek üzerine kurulduğu zaman onu engelleyebilecek kişilere karşı her türlü engel söz konusu olacaktır. Bu anlamıyla bakıldığı zaman Adalet Bakanı Akın Gürlek'in bunu söylüyor olmasının başlı başına bir değeri var, önemi var. Çünkü Türkiye'de Erdoğan'ın önü yargı yoluyla açılmak isteniyor. Siyaset yoluyla değil, yargı yoluyla ve Adalet Bakanı da bütün yargıyı çok ciddi bir şekilde kontrol eden, aynı zamanda bakan olduktan sonra kendisine yakın isimlerle yeni bir kadrolaşmaya giden Akın Gürlek'in bu konuda kolları sıvamış olması, ki Cumhuriyet Başsavcısıyken de aynı şeyi yapıyordu. Bunu da çok ciddi bir şekilde not etmek lazım.
Peki bütün bunlar Erdoğan'ın seçilmesi için yetecek mi? Yetmeyecek. Geçen bir yayında söylediğim gibi muhalefetin küçük gruplar halinde birleşerek YENİ Parti etrafında toparlanmasını engellemeye çalışacak. Onu biliyoruz. Onları daha sonra ikinci turda en azından yanına çekmeye çalışacak. Onu da biliyoruz. Ama en önemli husus şu: Erdoğan karşıtlarının Türkiye'deki oranının %50+1'i fazlasıyla bulduğu bir gerçek. Ama bu %50+1'in yani çoğunluğun Erdoğan'ın seçim kaybedebileceğine dair inancı her geçen gün azalıyor. Dünkü yayında da söyledim. YENİ Parti’nin Bursa'daki faaliyetine katılan, yürüyüşüne, mitingine katılan insanlar da ne kadar muhalif olurlarsa olsunlar Erdoğan'ın gidebileceğine çok fazla ihtimal vermiyorlar. Öncelikle muhalefetin yapması gereken bu, ne deniyor ona, öğrenilmiş çaresizlikle mücadele etmek. Ama bir diğer yandan şu da var, çok önemli bir husus; muhalefet diye bilinen iktidarda olmayan partilerin hepsinin Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı adaylığı için çok yoğun bir faaliyet yürüteceğine çok fazla emin değilim. Onu da söyleyeyim. Aday çıkartacaklardır. Birleşerek belki aday çıkaracaklardır. Ama bu aday ne kadar oy alacak? İkinci turdaki tercih ne olacak?
Bu konularda YENİ Parti dışında Erdoğan'ı yeniden seçtirmemeye ant içmiş diyelim bir ikinci parti bence yok. Yani tabii ki İYİ Parti, Zafer Partisi onlar da istemiyorlar. Fakat ant içmiş gibi tarif edebileceğimizi sanmıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi hiç değil. DEM Parti değil. DEM Parti ‘‘üçüncü yol’’ dediği şeyi yapmaya çalışacak ama bir 2023'teki gibi aktif bir Erdoğan karşıtlığı yoluna gitmeyecek. Dolayısıyla bu olayın, yani muhalefetin, daha doğrusu YENİ Parti’nin göstereceği adayın kazanma şansının pek olmadığını gördüğü anda Erdoğan bu seçimi 2028'e varmadan da pekâlâ yapabilir. Öncelikle sorun, Erdoğan devletin bütün imkânlarını, yargının bütün imkânlarını kullanarak rakiplerinin önünü kesmek ve kendisinin seçilmesini, yeniden seçilmesini sağlamak istiyor. Bunu biliyoruz. Ama zaten an itibarıyla ‘‘muhalefet şu anda Erdoğan'ı ciddi bir şekilde tehdit ediyor’’ demek bence mümkün değil. Ya da şöyle söyleyelim: Toplum böyle ama toplumun içindeki bu muhalefet duygusunu, bu Erdoğan karşıtı duyguyu örgütleyebilme anlamında, sandığa taşıyabilme ve o sandığa sahip çıkabilme anlamında bir muhalefet gücünü görmek an itibarıyla bana pek mümkün gözükmüyor. Neyse, bu konuyu daha çok konuşacağız.
Bugün popüler kültürün dünyadaki en büyük, yaşayan en büyük isimlerinden birisine ithaf edelim. Bob Dylan'a ithaf edelim. 1941 doğumlu. Yani ne oluyor? 85 yaşında, maşallah ve hâlâ müziğin içerisinde. 20 yaşından itibaren çalıp söylüyor ama bunun dışında yazıyor da. Nobel aldı, 2016'ydı yanılmıyorsam. Nobel Edebiyat Ödülü aldı. Aynı zamanda Oscar da kazanmış ve değişik birisi. Bir zamanlar protest müziğin önde gelen ismiydi, 60'lı yıllarda özellikle, 68 kuşağı bağlamında. Ama daha sonra yer yer dine yöneldi diyelim. Aslen bir Yahudi ailesinin çocuğu. Hatta kendisi söylemiş, yazmış ya da söylemiş; kökenleri Kars Kağızman'a gidiyormuş. Bunu da ilk kez duydum, çok şaşırdım. Tabii ki Bob Dylan'ı çok sevenler bunu çoktan biliyorlardır. Yani bizim topraklardan gelmiş bir isim, kendisi olmasa bile büyük ebeveynleri. Sonra Hristiyanlık, Yahudilik hepsini bir şekilde muhafaza ediyor ama esas olarak felsefeyle ilgili diyelim. Öyle birisi. Çok hayatın içinden şeyleri söyleyen, Amerikan halk müziğinden çok ciddi bir şekilde esinlenen büyük bir sanatçı. Sürekli üretiyor, hâlen üretiyor, üretmeye devam ediyor ve biz de ona şapka çıkartmaktan başka bir şey yapamıyoruz. Bob Dylan'a buradan saygılarımızı iletelim.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
26.09.2026 Fon krizi iktidarı sarsar mı?
25.09.2026 YENİ Parti'nin krizi
24.09.2026 Kazım (Koyuncu): Yarım Kalan
21.09.2026 Güran ailesi yeniden yargılama istiyor: Baran Güran ile söyleşi
21.09.2026 Camiye siyaseti sokmak: Neden olmasın!
21.09.2026 Olup bitenleri anlayamayanlar için fon krizi: Kerim Rota ile söyleşi
20.09.2026 2028'de Erdoğan'ı yeniden seçtirmek için seçim düzenlenecekmiş...
18.09.2026 Öcalan’a statü sorunu nasıl çözülebilir? | Vahap Coşkun ile söyleşi
16.09.2026 Öcalan şubat ayında uyarmıştı: “Bu mekânı bilseler kıyamet koparırlar, yetkilileri hainlikle suçlarlar”
13.09.2026 ‘‘Kesintisiz direniş hareketi’’: YENİ Parti’nin Üsküdar mitinginden izlenimler
26.09.2026 Fon krizi iktidarı sarsar mı?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı