Mansur Yavaş neden gündemde değil?

07.02.2026 medyascope.tv

7 Şubat 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi hafta sonları. Biraz Mansur Yavaş'tan bahsetmek istiyorum. Uzun zamandır adını anmadığımı fark ettim. Çünkü gündemde yok. Neden gündemde yok? Aslında bu önemli bir soru işareti. Çünkü 2023 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu'nun adı çokça geçiyordu. Kamuoyu araştırmalarında Mansur Yavaş çok önde gözüküyordu. Erdoğan'ın da önünde gözüküyordu. Ama Kemal Kılıçdaroğlu kendi adaylığını dayattı. Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu'nu yardımcı olarak lanse etti ve birlikte kaybettiler. O tarihlerden sonra da Mansur Yavaş'ın adı yine geçti. 2024 yerel seçiminde yine çok büyük başarı elde etti. Ankara'yı tekrar kazandı. Adı yine gündemde kaldı. Cumhurbaşkanlığı adaylığı için de geçer gibi oldu ama Ekrem İmamoğlu partinin yönetimini Özgür Özel ile birlikte devralmış olduğu için, CHP'nin adayı olarak o çıktı öne ve nitekim oldu.
19 Mart'tan sonra Ekrem İmamoğlu'nun önce diplomasının iptali, sonra tutuklanmasının ardından ‘‘Acaba onun yerine Mansur Yavaş mı olur?’’ sorusu hep soruldu. Fakat net bir şekilde Özgür Özel, ‘‘İlk ve son tercihimiz Ekrem İmamoğlu’’ dedi. Bunu bertaraf etti, bu tür şeyleri. Ve şu haliyle bakıldığı zaman CHP'nin resmî adayı Ekrem İmamoğlu, zaten sandık da kuruldu. Tek adaylı ön seçimde aldığı oylarla CHP'nin adayı oldu. Fakat Ekrem İmamoğlu'nun hangi tarihte yapılacağı belli olmamakla birlikte ilk cumhurbaşkanlığı seçimine katılabilme, aday olarak katılabilme ihtimali her geçen gün azalıyor özellikle de diploma meselesinden dolayı. Tek başına o bile yeterli ki onun dışında siyasi yasak gelebilecek birtakım davaları da var. Ama buna rağmen Mansur Yavaş'ın adı geçmiyor.
Niçin geçmiyor? Çünkü, deyip birçok gerekçe sıralayabiliriz. Öncelikle Mansur Yavaş'ın Ekrem İmamoğlu'nun başına gelenlerden sonra cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda çok da fazla kendini öne çıkartmadığını şahsen ben gözlüyorum. Çünkü Erdoğan karşısında kazanabilecek aday istemiyor ve kazanabilecek aday, kendisini yenebilecek adayların önüne engel çıkartmak, onların önünü kesmek, onları yasaklı kılmak için her şeyi yapabileceğini Ekrem İmamoğlu olayında gösterdi. Mansur Yavaş'a ne yapabilir? Şu anda süren birtakım soruşturmalar, davalar var, konser vesaire ama iki dönem üst üste, yani bu ikinci dönemi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan birisine İstanbul'daki ve diğer yerlerdeki soruşturmalara, hele son casus iddianamesine baktığınız zaman suç isnat etmek kadar kolay bir şey yok. Dolayısıyla tamamen siyasi iktidara bağlı olan yargı, siyasi iktidardan gelen talimatla pekâlâ Mansur Yavaş'ın da başına birtakım yargı çorapları örebilir. Bir kere bu önümüzde duruyor.
Ama onun ötesinde de başka şeyler var. Mansur Yavaş’ın şu ana kadar ikinci dönemi ve öne çıkan çok fazla bir şeyi olmadı. Ne siyasi olarak — siyasi olarak bazen gündeme geldiği oldu ama kısa dönemli oldu — ne de icraat olarak Mansur Yavaş'ın Türkiye'nin gündemine gelmesini gerektirecek pek bir olay da yaşamadık. Başından itibaren Ekrem İmamoğlu'nun aksine Mansur Yavaş çok zayıf ekiplerle çalıştı, genellikle ülkücü hareket kökenli ama çok da başarılı oldukları söylenemeyecek isimlerle çalıştı. Ekrem İmamoğlu'nun çok ciddi bir danışman ve belediye bürokrat kadrosu ekibi inşa ettiğini biliyoruz ki onların bir kısmı, önemli bir kısmı tutuklandı. Başarıları nedeniyle tutuklandılar diyebiliriz. Mesela bir Necati Özkan, mesela bir Mehmet Ali Çalışkan. Bunlar danışmanlar. Onun dışında çok sayıda bürokrat. Ama Mansur Yavaş'ın böyle yanında olduğunu bildiğimiz herhangi bir kişiyi görmedik. Ben görmedim en azından, ki olsaydı herhalde bilirdik.
Şimdi CHP içerisinde de çok bir gücü yok Mansur Yavaş'ın. Başından itibaren, ilk dönemden itibaren ve ikinci dönemde de öyle belediyesine, Büyükşehir Belediyesi'ne CHP'nin fazla karışmasına izin de vermedi. Onu da biliyoruz. Bu arada son seçimde bazı ilçelere kendi adaylarını, kendisine yakın adayları gösterdi. Bunlardan bir tanesini mesela Etimesgut için istemişti ama CHP buna yanaşmayınca Keçiören'den gösterilen Mesut Özarslan seçildi. Ki Keçiören ülkücülerin çok güçlü olduğu bir yerdir geleneksel olarak. Seçildi. Ama ne oldu? Dün özellikle gördük. Mesut Özarslan'ın AKP'ye geçeceği söyleniyor. Bir rivayet var. Haftaya çarşamba günü Erdoğan grup toplantısı yapacak belli ki. Genellikle 15 günde bir yapıyor. Geçen hafta yani geçen çarşamba yapmadı. Bu çarşamba yapacaktır ve grup toplantılarında hep transferler oluyor biliyorsunuz, milletvekili ya da belediye başkanı transferi. Mesut Özarslan gibi birisi eğer AK Parti'ye geçerse bu Mansur Yavaş için çok kötü bir puan olacak.
Bir diğer husus da tabii ki Mansur Yavaş'ın kimden oy alacağı. Çünkü biliyoruz ki CHP'nin oyu tek başına yetmiyor. Başkalarından da oy alması gerekir. Mansur Yavaş'ın sağ partilerden, özellikle milliyetçi partilerden oy alabileceği konusunda neredeyse ortak bir kanı var. Ama buna karşın Kürt oylarını alamama gibi bir durum hep söyleniyor. Baktığımız zaman mesela İYİ Parti, Anahtar Parti ve Zafer Partisi diyelim ki aday olduğunda Mansur Yavaş'a açık destek verse, MHP tabanından da oy gelse belki kazanma ihtimali olabilir. Ama bunların hiçbirisi garantili hususlar değil. Yani şunu söylemeye çalışıyorum: Aday olması halinde 2023 öncesi gibi çok açık ara önde gideceğine ve kesin kazanacağına dair bir işaret de yok. Özellikle de Erdoğan'ın son seçimde Sinan Oğan üzerinden milliyetçi oyları nasıl kendine aktardığını da gördük. Erdoğan birtakım hamleler yapacaktır. Sonuçta Mansur Yavaş bir dönem yakalamış olduğu popülariteyi adım adım kaybediyor ve bu anladığım kadarıyla kendisinin de bilinçli bir tercihi.
Bugün itibarıyla baktığımda Mansur Yavaş'ın cumhurbaşkanı adayı olmak istemediği gibi bir düşünceye sahip olabiliyorum. Tabii ki yanılıyor olabilirim ama şu haliyle bakıldığı zaman Mansur Yavaş her an olabilecek olan bir seçimin ilk akla gelen ismi değil. Ve siyaseten elinde çok büyük imkanlar vardı. Ankara'yı yönetti. İkinci kez yönetiyor. Daha önce de kıl payı kaybetmişti. Daha doğrusu bir önceki seçimi, 2014 seçimini hileyle kaybetmişti. O çok açık. 2019 ve 2024'te net bir şekilde kazandı. Fakat bunu bence doğru bir şekilde kullanamadı. Ekrem İmamoğlu'nun yaptığının tam tersi. Ekrem İmamoğlu belediye başkanlığıyla kendi siyasi popülaritesini artırırken Mansur Yavaş belediye başkanlığıyla var olan popülaritesinin azalmasına neden oldu ya da göz yumdu diyelim ve noktayı koyalım. Aslında Mansur Yavaş'ın gündemde olmamasının bile gündemde olmadığı bir dönemdeyiz. Bunun da birinci derecede sorumlusu herhalde kendisidir diyorum.
Bugünün ithafı bir büyük oyuncuya, Jodie Foster'a. Küçük yaştan itibaren hep ortada olan bir isim. İlk başta 3 ile 8 yaşları arasında reklam filmlerinde oynamış, 10 yaşında ilk filmini çevirmiş ve 14 yaşında o muazzam filmde, Martin Scorsese'nin ‘‘Taksi Şoförü’’nde Robert De Niro ile birlikte çocuk fahişe rolüyle hafızalara öyle bir kazındı ki o günden bugüne sinemanın çok önemli bir figürü. ‘‘Kuzuların Sessizliği’’, evet orada aldığı bir Oscar var. Daha önce ‘‘Accused’’dan da aldığı bir Oscar var ama ‘‘Kuzuların Sessizliği’’ bambaşka bir şeydi. Anthony Hopkins ile beraber oynadıkları bu film gerçekten hâlâ insanların yani seyredenin unutması imkansız olan bir film. Şu anda gördüğünüz eşi Alexandra Hedison. Jodie Foster bir Altın Küre ödül töreninde eşcinsel olduğunu açıkladı. Halbuki daha önce evlenmiş ve iki erkek çocuğu var. Ama 2014 yılında, Alexandra Hedison’la, ki o da bir fotoğraf sanatçısı, evlendiler. Bu da Amerika Birleşik Devletleri de olsa zor bir olayı yapabilme cesareti. Mesela Rock Hudson’ın, Amerikan sinemasının o büyük ismi, eşcinsel olduğunu AIDS'e yakalandığı zaman öğrendi dünyanın büyük bir kesimi ve neye uğradığımızı şaşırmıştık. Jodie Foster'ın eşcinselliğini alenen deklare etmesi ve evlenmesi; evlenmek de başlı başına başka bir olay. Evet, hem oyuncu hem yönetmen hem yapımcı. 10 yaşından beri – ki şu anda benimle yaşıt, 64 yaşında – 54 yıldır sinemanın içinde olan birisi ve hep etkili olan birisi, hem oyunculuğuyla hem yönetmenliğiyle. Ama kişisel olarak duruşuyla da Jodie Foster'a burada bir şapka çıkartalım. Uzun ömürler ve yeni filmler, yeni başarılar dileyelim. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
08.02.2026 Öcalan’ın sarsılan liderliğini onarma çabaları
08.02.2026 Erdoğan İslamcı mı?
07.02.2026 Mansur Yavaş neden gündemde değil?
06.02.2026 Epstein skandalı ve Noam Chomsky’nin yarattığı hayal kırıklığı
05.02.2026 “Büyük medya” krizdeymiş!
04.02.2026 Murat Aksoy ile söyleşi: CHP’nin Kürt sorunuyla imtihanı
04.02.2026 Çözüm sürecinde sil baştan
04.02.2026 Yüksel Genç ile söyleşi: Suriye’de yaşananlar Kürtlerin çözüm sürecine bakışını nasıl etkiledi?
04.02.2026 Burak Bilgehan Özpek ile söyleşi: Bahçeli ne diyor, Erdoğan ne yapıyor?
03.02.2026 Abdullah Öcalan’a açık mektup ve 20 soru
08.02.2026 Öcalan’ın sarsılan liderliğini onarma çabaları
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı