Kılıçdaroğlu liderliğindeki bir CHP’nin herhangi bir şekilde bir geleceği kalmadı

29.08.2023 perspektif.online

Mayıs seçimleri sonrası yenilenme argümanı hattındaki Kılıçdaroğlu’nu, CHP’yi, yönetimini ve destekçilerinin retoriğini, partiyi yönetim tarzlarını, seçim sonuçlarına yönelik tutumlarını, “gemiyi güvenli limana götürme” stratejisini, hedeflerini ve siyasi dilini nasıl analize tabi tutuyorsunuz? Bu parametreler ışığında yakın ve orta vadede Kılıçdaroğlu ve CHP’yi bekleyen muhtemel senaryo nedir? Bu senaryonun 2024 yerel seçimlerine yansıması ne olur? 
Kemal Kılıçdaroğlu’nun istifasını isteyenler bence yanlış yaptılar. Fakat Kemal Kılıçdaroğlu da bugüne kadar izlediği politikayla bir başka yanlışa imza atıyor. Normalde Kılıçdaroğlu’nun kurultaya kadar partinin genel başkanı olacağını ve hiçbir şekilde yeniden aday olmayacağını ilan etmesi beklenirdi. Fakat bunu yapmadı, “eğer delegeler isterse olabilir ama ben aday değilim” dedi. Bu bir anlamda ben istemiyorum ama zorla beni tekrar başkan yapabilirler demek ve gerek merkez yönetim kurulunda yaptığı değişiklikler gerekse o günden bugüne söyledikleri ve söylemediklerine bakılırsa, Kılıçdaroğlu’nun projesinin, partinin başında kalmak olduğu gözüküyor. 
Kılıçdaroğlu’yla yerel seçimlere girecek olan bir CHP, ister İYİ Parti ve diğerleriyle ittifak yapsın ister yapmasın, çok büyük bir başarı sağlayamaz. Bir kere Ekrem İmamoğlu’nun başlattığı değişim çağrılarına Kılıçdaroğlu “yenilenme” diyerek cevap vermişti. Fakat şu haliyle bakıldığı zaman yeni bir şey söyleyebilecek bir Kılıçdaroğlu ve ekibi göremiyoruz. Aslında Kılıçdaroğlu’nun bir ekibi var mı? Ona da çok emin değilim. Zira en yakınında olduğunu bildiğimiz kişilerin büyük bir kısmı, Özgür Özel başta olmak üzere kendisini terk ettiler. Hatta sızdırılan Zoom toplantısında da görüldüğü gibi karşı tarafta, yani İmamoğlu ve değişim talepçilerinin yanında yer aldılar. 
Şu haliyle Kılıçdaroğlu kurultaydan galip çıkabilir. Ki bunun nasıl gelişeceğini kestirmek bugünden çok zor. Ama Kılıçdaroğlu liderliğindeki bir CHP’nin herhangi bir şekilde bir geleceği olduğunu ya da son seçimden daha fazla oy alma imkânının olduğunu hiçbir şekilde düşünmüyorum. Faik Öztrak’ın en son söylediği “Konya’yı bile alacağız” iddiasının hiçbir inandırıcılığı yok. İstanbul’u ve Ankara’yı korumak konusunda bile çok ciddi zorluk çekebilirler. Hatta İzmir’in bile kesin olmadığı söylenebiliyor.

İMAMOĞLU, MUHALEFETİN İHTİYACI OLAN HEYECANI VE HAREKETLENDİRMEYİ YAPABİLECEK DURUMDA VE KIVAMDA HENÜZ DEĞİL

Değişim ve dönüşüm argümanı hattındaki İmamoğlu ve destekçilerinin retoriğini, seçim sonuçlarına yönelik tutumlarını, kullandıkları siyasi dili, değişim tartışmasının netliğini, hedeflerini ve uyguladıkları stratejiyi nasıl analize tabi tutuyorsunuz? Bu parametreler ışığında yakın ve orta vadede İmamoğlu ve ekibini bekleyen muhtemel senaryo nedir? Bu senaryonun 2024 yerel seçimlerine ve İmamoğlu’nun 2028 Cumhurbaşkanlığı adaylığına yansıması ne olur?

Ekrem İmamoğlu hakkında çok şey yazdım, söyledim. Bunların bir özetini dile getirecek olursam, önü çok açık ama aynı zamanda çok ciddi sorunlar var. Yani o klasik riskler ve fırsatlar olayı. Açık olmasının en önemli nedeni bir rakibi yok. Ne CHP içerisinde ciddi bir rakibi var ne de genel olarak muhalefetin içerisinde muhalefeti toplamaya talip olabilecek bir lider adayı söz konusu. Ekrem İmamoğlu böyle bir iddiayla çıkıyor. Yazdıklarıyla, söyledikleriyle böyle bir iddiayı dile getiriyor. Fakat ilginç bir şekilde CHP Genel Başkanlığı’nı değil de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanmayı hedef aldığı için durum biraz karışıyor. Nasıl karışıyor? Sonuçta CHP’de, kendisiyle birlikte çalışabilecek, mümkünse Özgür Özel gibi birisinin yönetime gelmesi, kendisinin de İstanbul’da aday olması ve tekrar kazanması; bunların her biri ayrı ayrı zorlukta ama diyelim ki ikisini de gerçekleştirdi, yine işi çok kolay olmayacak. 
Tabii ki İstanbul’u yeniden kazanırsa çok büyük bir moral motivasyon olacak. 2028 için çalışan, kolları sıvamış bir Ekrem İmamoğlu göreceğiz ve Türkiye’nin gündemini çok ciddi bir şekilde o belirleyecek. Fakat bu arada şunu unutmayalım. Siyasi iktidar, özellikle de Erdoğan, İstanbul’u bir daha kazanırsa Ekrem İmamoğlu’na karşı her türlü engeli çıkartmak isteyecektir. Hatta belki de seçimin öncesinde o meşhur yasal engelleri bile çıkartabilir. Ama bunları bir kenara bırakacak olursak, iktidarın engellemeleri dışında İmamoğlu’nun muhalefette bir çıkış yapabilmesi, birçok şeyi birlikte yapmasını gerektiriyor. Bunların başında öncelikle tabii ki CHP’nin yeni bir şekilde ve yeni bir ruhla onunla birlikte hareket ediyor olması geliyor. Ama bu tek başına yetmeyecek. Başta İYİ Parti olmak üzere muhalefette gözüken diğer kesimlerin de en azından desteğini ya da işbirliğini isteyecektir. Peki, bunu nasıl başaracak? 

KILIÇDAROĞLU, SON SEÇİM DÖNEMİNDE İLKELER ÜZERİNDEN BİRLEŞMEK DEĞİL, PAZARLIKLAR ÜZERİNDEN VE GENELLİKLE DE VEREREK BİR ŞEYLER ALMAYA ÇALIŞMIŞ

Kılıçdaroğlu’nun son seçim döneminde neyi, nasıl başarıp nasıl başaramadığını gördük. Küçük partilere dağıttığı milletvekilleri, Zafer Partisi’ne vaat ettiği bakanlıklar, aslında Kılıçdaroğlu’nun ittifak konusunda nasıl bambaşka bir vizyona sahip olduğunu bize gösterdi. İlkeler üzerinden birleşmek değil, pazarlıklar üzerinden ve genellikle de vererek bir şeyler almaya çalışmış. Ekrem İmamoğlu kendi deyimiyle “yeni bir ittifak mimarisi” geliştirebilecek mi? Mesela HDP tabanının ve hatta HDP yönetiminin, ki o tarihte adı ne olur şu anda kestirmek mümkün değil, onların da bir şekilde desteğini alabilmesi lazım. 
Tabii ki yeni seçmenin, genç seçmenin bir şekilde umudu olabilmesi lazım. Bugünden bakıldığında bu noktanın çok uzağında bir Ekrem İmamoğlu var. Çok ciddi bir imaj sorunu var. Son seçimin bir parçası olmasından kaynaklanan birtakım zorlukları var. O da sonuçta seçim hezimetinin bir parçası. Her ne kadar kendisi bunu kabul edip özür dilemiş olsa da insanlar bunu kolay kolay unutmayacaklar. Yani İmamoğlu son seçimin bir parçası olarak imajını büyük ölçüde yaralattı. Bunları tamir etmek konusunda kimileri onu çok acele davranmaya çağırıyor. İmamoğlu daha ağır adımlarla gidecek gibi ama bütün bu adımları ağır ağır atarken, birçok şey için geç kalmış olabilir. Sonuç olarak İmamoğlu şu haliyle muhalefet cephesinde dikkat çeken tek kişi, fakat muhalefetin ihtiyacı olan heyecanı ve hareketlendirmeyi yapabilecek durumda ve kıvamda henüz değil.

SEÇİM YENİLGİSİNDEN SONRA, MUHALİF SİYASETÇİLERİN SÖYLEDİKLERİNİN HİÇBİRİSİ, SEÇMENDE HERHANGİ BİR HEYECAN YARATMADI

Tartışmaların bir tarafında yer alan kurumsal muhalefetin dışında olan toplumsal muhalefet ve özelde CHP seçmeni değişim ve yenilenme tartışmalarından sizce nasıl etkileniyor? Görebildiğiniz kadarıyla, toplumsal muhalefetin 2024 yerel seçimlerine yönelik tutumu ve motivasyonu nedir, seçim yaklaştıkça bu nereye evrilebilir?

Muhalefet seçmeni, muhalefet tabanı çok büyük bir moral bozukluğu, umutsuzluk ve yılgınlık içerisinde. Bunu değişik şekillerde ilk andan itibaren gözleme imkânımız oldu. Şahsen dijital ortamda yayıncılık ve gazetecilik yapan birisi olarak bunu çok daha hızlı ve çarpıcı bir şekilde gözlemledim. İnsanların siyasete ilgisi, yaptığımız haberlerin, yayınların izlenmelerindeki rakamlarla çok bariz bir şekilde gözüküyor ve özellikle sosyal medya üzerinden gelen bildirimlerde, tepkilerde, yorumlarda ve eleştirilerde bunu çok net görüyoruz.
Seçim öncesinde Kılıçdaroğlu’nun kazanmasını kesin gibi gördüğüm için ve bu konuda çok ısrarlı yayınlar yaptığım için başıma neler geldiğini çok iyi biliyorum. Her ne kadar bu konuda neden yanıldığımı anlatmaya çalışmış olsam da birçok kişiyle gönül bağımın kopmuş olduğunu üzülerek görüyorum. Bir gazeteci olarak ben bunları yaşıyorsam, herhalde siyasetçiler, başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere çok daha vahimini yaşıyorlardır. Zaten bunu yakın çevremizden görüyoruz; her türlü şekilde “Artık siyasetle ilgilenmiyorum. Artık siyasete bakmıyorum. Hiç haber de izlemiyorum” diyen çok çok sayıda insan var. Seçim yenilgisinden sonra muhalif siyasetçilerin söyledikleri ya da söyler gibi yaptıkları şeylerin hiçbirisi, onlarda herhangi bir heyecan yaratmadı. 

HDP/YEŞİL SOL PARTİ’DE BİLE, Kİ MUHASEBE KONUSUNDA EN AKTİF GÖRÜNEN PARTİ, ÇOK BÜYÜK BİR UMUTSUZLUK VE YILGINLIK HALİ VAR

Bu soruları cevaplandırırken henüz Meral Akşener’in Afyon konuşması yapılmamıştı. Ama Meral Akşener’in, seçimden bu yana kongrede yaptığı kısmen ilginç konuşma dışında siyaset yapmayı ertelemesi ve 26 Ağustos’ta konuşacağını ilan etmesi bile aslında çok dramatik bir olay. HDP/Yeşil Sol Parti’de bile, ki hesaplaşma, muhasebe konusunda en aktif görünen parti, çok büyük bir umutsuzluk ve yılgınlık hali var. 
Küçük partiler diyeceğim, Altılı Masa’nın İYİ Parti ve CHP dışında kalan partileri, aslında var ama yok gibiler. Onu özellikle vurgulamak lazım. Meclis’te milletvekilleri var. Ama ilk çıktıkları zaman özellikle Gelecek ve DEVA’nın uyandırdıkları merakın çok çok uzağındalar. İlgi görmüyorlar. Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu bir anlamda liste dışı kaldılar. Bunu özellikle vurgulamak lazım. İYİ Parti bambaşka bir kriz içerisinde. Böyle bir ortamda, kurumsal muhalefetin iyice dibe vurduğu ortamda, toplumsal muhalefet ne yapıyor? Akbelen deneyimini gördük. Belli ölçülerde bir heyecan yarattı. Ama sınırlı bir şeydi. Benzer bir olay İstanbul’da Gezivari yaşansaydı ne olurdu bilemiyorum. 
Şu haliyle kurumsal muhalefetin, toplumsal muhalefeti büyük ölçüde felç etmiş olduğunu aklımızda tutmamız lazım. Hep ne dendi? Bekleyin. Seçim olacak. Her şey değişecek. Hiçbir şey değişmedi ve bütün iş, toplumsal muhalefetin omuzlarına yüklendi. Ama onlar da neyi nasıl yapacaklarını bilmiyorlar. İmkânı olan yurt dışına gidiyor ve şu haliyle bakıldığı zaman, Türkiye’de kurumsal muhalefetin faturasını ödemek zorunda kalan ve bu faturayı ödememek için de mümkün olduğu kadar siyasetle ilgisiz kalmaya çalışan ama iktidarı da benimsememe ısrarını sürdüren toplumsal bir muhalefet var. 
Fiiliyatta aslında pek bir şey yok. Kolay kolay da bir kıpırdanma olacağına dair işaret şu anda gözükmüyor. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle bir şeyler olur mu? Olsaydı daha önce olurdu diye buna belki cevap vermek gerekir. Bu saatten sonra da Türkiye’de ekonomik sorunlar, yoksullaşma ve gelir adaletsizliğinin iyice tırmanması gibi nedenlerle bir toplumsal muhalefet olmasını da açıkçası beklediğimi söyleyemem.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
22.05.2026 Kadri Gürsel yorumluyor: Bu aslında bir partiyi kapatma kararı
22.05.2026 Mutlak butlan Erdoğan'ın derdine derman olur mu?
21.05.2026 Taha Akyol yorumluyor: Hiçbir hukukçunun havsalasının alamayacağı bir karar
20.05.2026 Burak Bilgehan Özpek ile söyleşi: "Öcalan’ı merkeze alan bir süreç AKP için çok riskli"
20.05.2026 Çözüm süreci sadece Bahçeli ile yürüyebilir mi?
19.05.2026 Transatlantik: Trump Çin'de ne umdu ne buldu? | Hürmüz Boğazı bilmecesi
19.05.2026 Devlet Bahçeli süreç konusunda ne kadar samimi? | Prof. Mehmet Gürses ile söyleşi
18.05.2026 Gürkan Çakıroğlu: “Sürecin artıları MHP’ye, eksileri AK Parti’ye yazar”
18.05.2026 Vahap Coşkun ile söyleşi: Bahçeli’nin yazısı ne anlama geliyor?
18.05.2026 Selahattin Demirtaş’ı bir rahat bırakmıyorlar! |
22.05.2026 Kadri Gürsel yorumluyor: Bu aslında bir partiyi kapatma kararı
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı