Kandil izlenimleri (1): Cümleler Öcalan ile başlıyor Öcalan ile bitiyor

18.07.2026 medyascope.tv

18 Temmuz 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi hafta sonları. Kandil'deydik Kaya ile beraber, Kaya Heyse ile beraber. Kandil'de örgütün — her ne kadar feshedilse de yine biz bir şekilde PKK demeye devam ediyoruz — yaşayan az sayıdaki kurucularından ve üst düzey yöneticilerinden Duran Kalkan'la bayağı kapsamlı bir röportaj yaptık. Dün bunu yayınladık. Görmüşsünüzdür. Görmediyseniz muhakkak görün derim. 1 saati aşkın bir süre her şeyi konuştuk. Tabii ki esas olarak süreci, sürecin gelişimini, muhtemel gelişimini, bütün bunların hepsini Duran Kalkan'la konuştuk. Ve ben size birkaç gün boyunca tam izlenimlerimi anlatmak istiyorum. Ve bugün tabii ki esas olarak Abdullah Öcalan'dan bahsetmek gerekiyor. Zira Kandil'e gittiğimiz andan itibaren karşımıza çıkan örgütün değişik kademelerindeki kişilerle ki bunların bazıları Türkiyeli değil, İranlı ya da Suriyeli de vardı. Hatta İran Azerbaycan'ından gelen ama kendisi Kürt olan birisi de vardı. Daha çok tabii ki Türkiye'den gelenler, Türkiye'nin değişik bölgelerinden, Diyarbakır'dan, Van'dan gelenler vardı. Normalde yapmamız gereken günden onlardan kaynaklanan bir sorun nedeniyle bir gün sonrasına atıldı ve biz de bir gün fazla kaldık, bir gece fazla kaldık ve ilginçtir, Arjantin-İngiltere maçını Kandil'deki bir köy evinde izledik. Herhalde bu da benim hayat boyu unutamayacağım bir olay olacaktır.
Burada ilk andan itibaren herkesle tabii ki süreci konuştuk. Ve şunu da özellikle vurgulamak istiyorum; karşımıza çıkan kişilerin hemen hemen hepsi beni ve Medyascope'u biliyordu. Çünkü süreç boyunca yaptığımız yayınları, çıkan yazıları çok yakından takip ettiklerini gördüm. Bayağı bizim neler yaptığımızı çok yakından biliyorlardı. Değişik kademelerdeki kişiler bunlar. Ve tabii ki ben de onlara süreci sordum. İlk konuştuğumuz mesela, Vanlı, 40 yaşlarında birisiydi. Orta düzey bir yerde olduğunu tahmin ediyorum. Devlete güvenmediğini söyledi. Ben de dedim ki, "Devlet de size güvenmiyor. Peki nasıl olacak bu iş?" O zaman tabii hemen Öcalan. Şimdi kimisi ‘‘Önder Öcalan’’ diyor, kimisi ‘‘Rehber Öcalan’’ diyor, kimisi ‘‘Önderlik’’ diyor. Ya da ‘‘Apo’’ diyorlar, ‘‘Önder Apo’’ diyorlar. "O bunu halledecek. Ona bakıyoruz." diyorlar. Her kesimden insanda bunu gördüm. Yani her kesimden derken değişik pozisyonlarda olan insanlarda hep bir tereddüt var. "Acaba" var. "Buradan bir şey çıkar mı" var. Çıksın istediklerini gözledim. Onu özellikle vurgulamak istiyorum. Ama devlete güvenmedikleri için bir tereddütleri var. Ama Öcalan'a güvendikleri için de bir güvenleri var. Böyle ilginç bir durumla karşılaştım. Bu aslında bu örgütün tarihinin özeti.
Ben çok iyi hatırlıyorum. İlk solculuk yıllarımızda Güneydoğu'da ‘‘Apocular’’ diye bir örgüt duymuştuk ve o zaman şaşırmıştık. Yani böyle bir şey olur mu diye... Bir de solcu olduğunu varsayıyordu ki o çıkışlarında solcuydular. ‘‘Kişi üzerinden tanımlanır mı?’’ diyorduk. Ve bugün biliyorsunuz son yapılan açıklamalardan birisinde ‘‘Apocu hareket’’ diye imzaladılar, PKK feshedildiği için ve orada insanlarla konuştuğunuz zaman o Apoculuk denen olayı çok bariz bir şekilde görüyorsunuz. Nereden böyle oluyor? Çünkü Öcalan'ın bütün yazıp çizdiklerini ve anladığım kadarıyla son görüşme notlarını insanlar satır satır okuyor ve tartışıyorlar. Yıllardır bunu yapıyorlar. Yıllardır Öcalan'ın o yazdığı herhangi bir kitabı ya da bir konferansa yolladığı bildiriyi okumayanın olduğunu sanmıyorum. Bunu başta belki bir mecburiyetle yapmış olabilirler ama çok ciddi bir şekilde içselleştirdiklerini gördüm. Yani bu bir Öcalan örgütü. Bunu özellikle vurgulamak lâzım. Tabii ki Kürt örgütü. Bu arada Duran Kalkan başta olmak üzere Kürt olmayan çok insanın kuruluşundan beri olduğunu da biliyoruz. Onların hepsini de birleştiren Öcalan. Ve yansıyan, son dönemde mesela Temmuz yasası, ‘‘Temmuz'da yasa çıkacak, şöyle olacak, böyle olacak, dayatma mı olacak, emrivaki mi olacak...’’ tartışmalarını çok yakından takip ediyorlar. Biraz kaygıyla takip ediyorlar. Ama hemen hemen hepsi bir şekilde şunu söylüyor: ‘‘Önder Apo bize o yolu gösterir. Önder Apo'nun formülü bizim formülümüzdür.’’ Ve Öcalan'la devletin bir şekilde yasada ve sürecin ilerlemesinde anlaşacağına neredeyse emin gözüyle bakıyorlar. Yani bunun olmasının kaçınılmaz olduğunu görüyorlar. Ve tabii ki burada esas olarak Öcalan'a bakıyorlar.
Sonuçta Kandil'deki ilk izlenimim, ilk andan itibaren her yerde karşımıza çıkan, ki bayağı bir dolaştık çünkü vaktimiz vardı, bir gün geçirdik. Tabii kendi başımıza dolaşmıyoruz. Yanımızda birtakım militanlar bizi gezdiriyorlar. Oralarda her yerde Öcalan resimleri var. Öcalan'ın yanında özellikle son dönemde öldükleri yeni açıklanan Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun çok öne çıkmış durumda şu anda Kandil'de. Onların fotoğrafları var ama her yerde Öcalan var. Hatta bir yerde, o vardır ya, "I love Apo" diye bir şey gördük. Love yerine tabii ki kalp vardı. Benzer bir şeyi Irak'taki Süleymaniye kentinde de görmüştük. "I love Süleymani" yazmışlardı. İngilizce öyle diyorlardı. Süleymaniye'de öyle bir şey görmüştük. Süleymaniye'ye birkaç saat uzaklıktaki Kandil'de de "I love Apo"yu gördük. Evet, Apo'ya karşı çok büyük bir sevgi ve itaat var. Ve ona yönelik bir güven var. Ondan hareketle bu işin olacağını, olma ihtimalini yüksek görüyorlar. Bir de şunu söylüyorlar gördüğüm kadarıyla; ‘‘Eğer bu süreç Öcalan'ın istediği gibi ve dolayısıyla örgütün istediği gibi seyretmeyecekse, Öcalan çekilir.’’ Yani istemediği bir şeyi kabul etmez duygusu var.
Bütün bunların üzerine Duran Kalkan'la yaptığımız yaklaşık 70 dakikalık söyleşide de çok stressiz bir Duran Kalkan gördüm. Duran Kalkan'ın benim için şöyle bir önemi var. Gazetecilik hayatımda bir PKK yöneticisiyle yaptığım ilk röportaj Vatan Gazetesi adına 2013 Nisan'ındaydı. Duran Kalkan'la yapmıştım ve onu Kandil'de değil, Duhok'ta yapmıştık. Ve yıllar sonra, 13 yıl sonra Duran Kalkan'la Kandil'de buluştuk. Kendisi Kürt değil, Türk, Türkmen, Adanalı ve çok açık konuşan birisi. Ama açık konuşmanın da ötesinde çok kendinden emin konuşan birisi. Duran Kalkan'la yaptığımız röportajda ve sonra epey bir sohbet etme imkânımız da oldu; tamamen stressiz gördüm. Yani Türkiye'de özellikle yasal siyaset yapan çevrelerde süreçle ilgili çok böyle bir tedirginlik var. Duran Kalkan'da bunu hiç görmedim, onu açıkça söyleyeyim. Onun da tabii referansı Öcalan. Ama röportajı izlediyseniz  ve izlerseniz göreceksiniz, şunu söylüyor: "Önder Apo bir şeylerle mutabık kalacak, bize yollayacak, biz onlara görüşümüzü söyleyeceğiz. Ondan sonra bakacağız."
Ama ne dedi? Manşete onu çıkardık. Söylediği şey şu: "Süreç sürüyor, batmayacak." Ben çünkü şunu sordum kendisine. Dedim ki: "Sizinle 13 yıl önce konuştuğumuzda süreç vardı, süreç batmıştı. Bu sefer ne olacak?" "Sürüyor, sürecek ve batmayacak." dedi. O anlamda beklenti yüksek. Ama burada tekrar söyleyeyim, Öcalan'ın bir şekilde bu sürecin ilerlemesini sağlayacağına emin şekilde — artık adı PKK olmasa da ama yine silahlı insanlar görüyorsunuz, silahlar var, hâlâ var — bu hareket sürecin süreceğine, noktalanacağına inanıyor. Bunu gördüm. Ve geri dönmek de istemiyorlar, bunu da gördüm. Ve tekrar söyleyeyim, bu noktada da Öcalan diyorlar. Son bir not düşeyim. Röportajın bir yerinde şunu sordum Duran Kalkan'a. Benim çok güvendiğim, yakın bir Kürt arkadaşım – ki kendisi PKK hareketinin içinde değil, hatta onlara eleştirel bakan birisidir – bu süreç başladığında bana demişti ki: ‘‘Devlet Öcalan sağken bu işi halletmek istiyor. Çünkü Öcalan hayatını kaybederse, şu ya da bu şekilde kaybederse — çünkü yıllardır hapiste, yaşı bayağı yüksek — o zaman bunu çözme imkânından mahrum kalır. Onun için Öcalan ölmeden bu işi çözmek istiyor.’’ diye öyle bir görüş söylemişti. Ben bunu naklettim Duran Kalkan'a ve o da doğruladı. "Öcalan bunu yapar. Öcalan olmazsa bunu yapabilecek kimse yok." dedi. Evet, noktayı koyalım. Ama devam edeceğiz Kandil izlenimlerine.
Bugün geç kalmış bir ithafla, Tarık Akan'la noktalamak istiyorum yayını. Tarık Akan'ı aslında çok da anlatmak gerekmez. İlk başta daha böyle aşk filmleri, komedi filmleri diye başlayan, yakışıklı jön olarak giden ama sonra adım adım daha toplumsal konuları, siyasi konuları ele alan filmlerde iyice yıldızlaşan bir isim Tarık Akan. Ve hayatının özellikle son yıllarında siyasi duruşuyla da çok dikkat çeken bir isimdi; hem sendikalaşma anlamında hem de Türkiye'nin siyasi meseleleri konusunda pozisyon alma anlamında. Mesela şimdi onun ‘‘Hababam Sınıfı’’nı herkes bilir. Tabii ki o bambaşka bir şeydi ama mesela ‘‘Maden’’, ‘‘Sürü’’, ‘‘Adak’’, ‘‘Yol’’, ‘‘Pehlivan’’, bunların hepsi Türk sineması için bir tür başyapıttı. Ve Tarık Akan bunlarda hayat boyu aklımızda kalacak şeyleri bize bir sanatçı olarak gösterdi. Tarık Akan'ı bence erken kaybettik. 66 yaşında, 2016 yılında kaybettik. Ama hâlâ hepimizin hatırladığı, sevdiği ve özlediği bir isim olarak hayatımızda yeri hep var ve hep var olacak. Kendisini saygıyla ve sevgiyle anıyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
19.07.2026 Kandil izlenimleri (2): Üniformalar ne zaman çıkarılacak?
18.07.2026 Kandil izlenimleri (1): Cümleler Öcalan ile başlıyor Öcalan ile bitiyor
17.07.2026 Medyascope Kandil’de | Duran Kalkan Ruşen Çakır’a konuştu: “Bu süreç batmayacak”
17.07.2026 "Yeni Parti" yeni olabilecek mi?
16.07.2026 Bitmek bilmez "FETÖ'nün siyasi ayağı" tartışmaları
15.07.2026 Prof. Gökhan Bacık ile söyleşi: 15 Temmuz’un 10. yılında Fethullahçılığın durumu ve muhtemel geleceği
15.07.2026 Fethullah Gülen'den geriye neler kaldı?
14.07.2026 Türkiye’nin Gidişatı (22): Ahbap olayı | NATO Zirvesi | 15 Temmuz’un 10. yılı | Deniz Göktaş’ın tutuklanması
14.07.2026 Özgür Özel'in enerjisi
13.07.2026 Özgecan Özgenç ile söyleşi: Tüm yönleriyle Özgür Özel’in yurt gezileri
19.07.2026 Kandil izlenimleri (2): Üniformalar ne zaman çıkarılacak?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı