Furkan Vakfı olayı: Dindarın dindara yaptığı

23.08.2026 medyascope.tv

23 Ağustos 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi pazarlar. 
Aslında yine çözüm sürecini konuşmak istiyordum. Bu son bir tartışma var biliyorsunuz. Türkiye'de entelektüeller sürece yeterince sahip çıkmıyor iddiası, İmralı heyetinden dile getirilen şikâyet. Ama bir video gördüm. Onun üzerine bu olayı erteledim diyeyim. Belki de hiç yapmam. Çünkü video hakikaten canımı sıktı. Üzüldüm. Olay ne? Furkan Vakfı operasyonu ve bu operasyon kapsamında bu hareketin, Furkan Hareketi'nin lideri Alparslan Kuytul, eşi Semra Kuytul ve 50'e yakın herhâlde kişinin gözaltına alındıklarını biliyoruz. Onların videosu yayınlandı. Adliyeye sevk videosu. Bu Türkiye'de ilk kez yapılmıyor. Daha önce de yapıldı. Yıllar önce Fethullahçılar bunu KCK operasyonları için yapmıştı biliyoruz. Darbe girişimi sonrası yapıldı bunlar. Gözaltına alınan, tutuklanan, adliyeye sevk edilen, darbe ile iltisaklı kişiler hakkında yapıldı. Daha sonra tabii bol miktarda gözaltına alınan belediye operasyonlarında da oldu. Başka yerlerde de oldu. Burada da Furkan Vakfı operasyonunda görüyoruz. Elleri kelepçeli, en önde Alparslan Kuytul, arkasında çarşaflı eşi Semra Kuytul ve peşlerinde genellikle yaşları 40 civarında olan ve çoğu sakallı olan, benim gördüklerim, erkekler hepsi böyle polis nezaretinde götürülüyorlar. Niye böyle yapılıyor? Tamam öyle götürülüyor olabilirler de bu niye videoya kaydediliyor? Ve kaydedildi diyelim bir şekilde niye medyaya servis ediliyor? 
Tabii bütün bunlar bilinçli yapılan şeyler. Bir güç gösterisi, devletin güç gösterisi ve o kişileri de itibarsızlaştırmaya yönelik. Yani işte “Bunlar kendilerine şöyle şöyle sunuyorlardı, kendilerine şöyle mi atfediyorlardı? Ama görüyorsunuz çaresizler, elleri kelepçeli götürüyoruz.” Ben bu uygulamanın kime yapılırsa yapılsın insan haklarına aykırı olduğunu düşünüyorum ve bu rahatsızlığı dile getirmenin bir yükümlülük olduğu kanısındayım. Daha önceki olaylarda da elimden geldiğince yaptım. Burada da yapıyorum. Bu benim Alparslan Kuytul’a, Semra Kuytul’a, Furkan Vakfı’na herhangi bir yakınlık duymamı gerektirmiyor ki kendileriyle çok apayrı dünyaların insanlarıyız. Alparslan Kuytul’la konuşmuşluğum var telefonda. Eşi bir kere bize yayına gelmişti, arkadaşlar yapmıştı. Biliyorum ama benim bildiğim, çok da iyi bildiğimi sandığım Müslüman Kardeşler tipi bir İslamcı yorumun daha çok Adana merkezli ama giderek sonra ülke çapına yayılan bir yorumu ve bence günümüzün gerçekleriyle falan da çok uyumlu bir yorum değil. Ama tabii ki insanlar istedikleri gibi düşünmekte, dinî ya da başka şeyleri istedikleri gibi yorumlamakta serbestler. Burada tabii kendilerine atfedilen suçlamalar daha çok para pul işleri üzerinden diye gösteriliyor ve ısrarla bunların İslami bir topluluk olmasıyla olayın alakası yok denilmeye çalışılıyor. Ama daha önceki yayınlarda da söyledim. En son “Alparslan Kuytul’un Yalnızlığı” diye bir yayın yaptığımda da söyledim. Bu tamamen siyasi iktidarın, iktidardaki dindarların kendi yorumlarına uymayıp üstelik kendilerine karşı çıkan diğer yorum sahiplerini etkisizleştirme çalışması. 
Bu Türkiye’de yıllarca laik rejime atfedilen Müslümanlara baskı yapılıyor, onlar gibi laikliğe inanmadıkları için hayatları kamusal alana çıkmaları engelleniyor vesaire argümanının bugüne taşınmış hâli. Erdoğan iktidarında İslami iddialı kişiler, mesela Süleymancılar, mesela Kuytul, yarın öbür gün bir başkası pekâlâ devletin hedefinde olabiliyor, olabiliyorlar. Şimdi size, çok beni hiç şaşırtmadı aslında ama, Müslüm Gündüz’ün bir 20 Ağustos’ta yaptığı bir paylaşımdan bahsetmek istiyorum. Müslüm Gündüz kim? Aczmendi’nin kurucu lideri. 28 Şubat döneminde çok meşhurdu. Hapse girdi, çıktı, birçok şey oldu. Hakkında yeni iddialar da dile getirildi ve daha sonra bir müddet unutulduktan sonra tekrar faaliyetlerini sürdürüyor. Şimdi şöyle bir şey yazmış: “Süleymancılar Müslüman, Kuytulcular Müslüman, Yeni Asyacılar Müslüman, Refahçılar Müslüman, Erdoğan Müslüman. Bunların hangisinin Müslümanlığı esas Müslümanlığa daha yakın?” Şimdi esas Müslümanlık diye bir şey varmış. Vicdanım ve imanım, Erdoğan’ı daha yakın görüyor. Ötekiler siyasete bulaşırlarsa Erdoğan gerekeni yapar ve yapmalı. Olay aslında bu. Müslüm Gündüz safını belirlemiş; Erdoğan gibi olmayan, ona tabi olmayan Müslümanlık olabilir ama siyaset yapamaz. Varlık gösteremez ve bunun tedbirini, gereğini yapmalıdır. 
Şimdi bunu söyleyen kişi, yıllarca kendi siyasi duruşu nedeniyle hapse girmiş bir İslamcı. Tabii nevi şahsına münhasır birisi Müslüm Gündüz. Başına gelenler, yapılan baskın vesaire onların hepsi, hatırlayanlar çok iyi hatırlıyor ama sonuçta 28 Şubat’ın mağduru olarak kendini sunan birisi ve bugün Süleymancılara, Kuytulculara, Yeni Asyacılara nedense dile getiriyor. Yeni Asyacılar, Nurculuğun en önemli kollarından birisi ve AKP’ye çok sıcak bakmadığını biliyoruz. Bunların adını dile getiriyor ve diyor ki: “Sizin Müslümanlığınız, Erdoğan’ın Müslümanlığına göre esas Müslümanlıktan daha uzak.” Haddinizi bilin demeye götürüyor. Zaten bu “haddinizi bilin” meselesi Kuytulcularda da olmuştu. Kuytulcular ya da Furkancılar diyelim, Süleymancılara yapılan operasyonu eleştirince hemen Erdoğan’ın bir başdanışmanı “Size de sıra gelecek” dedi. Ertesi gün sıra geldi. Bu, ısrarla söylüyorum, hep söyleyeceğim, Türkiye’de İslamcılığın, İslami cemaatlerin vesaire Cumhuriyet tarihi üzerine yaptıkları ve kendi tabanlarına ve rakiplerine dayattıkları okumanın tam anlamıyla tekzibi. Bunu ısrarla vurgulamak lazım. Cumhuriyet tarihinde dindarların gördüğü zulüm diye anlatılan olayların çok ötesinde, çok farklı tabii. Zaman çok değişti. Olaylar yaşanıyor ama bunlar tabii dindarlara zulüm olarak kayıtlara geçmiyor. Hadi Fethullahçıları anladık, darbe girişimi yaptılar. Devlet içinde örgütlendiler, şu oldu, bu oldu. Hadi onları bir kenara koyduk diyelim. Süleymancılara, Kuytulculara yarın öbür gün başka, mesela Müslüm Gündüz’ün işaret ettiği gibi olacağını sanmıyorum ve temenni etmiyorum asla. Ama Yeni Asyacılar, bunlar hedef alındığında ne olacak? 
İşte bu. Yıllarca söylemeye çalıştığımız laiklik en çok dindarlara lâzım. Bu olayı vakti zamanında Hizbullah’ın mezar evleri kazıldığında işkenceyi görmüş olan kişiler, onların işkencelerinin videoları bir dönem Türkiye’de çok büyük bir etki yaratmıştı. Bunların önemli bir kısmı diğer Müslümanlardı. Yani kendilerini Müslüman olarak görenleri de sadece PKK’ya yakınları değil, Hizbullahçılar öldürmüşlerdi, işkence yapmışlardı, sorgulamışlardı. Ve orada neydi çünkü perspektif: Hizbullahçıların İslam yorumunun dışındaki yorumları cezalandırma hakkını kendinde görüyorlardı. Bu dünyanın dört bir tarafında özellikle IŞİD’de ve kısmen El-Kaide’de bunu gördük. Mesela Şiilere, Alevilere karşı yaptıklarını tam anlamıyla meşru gördüler. İşte laiklik esas olarak bunu temin eder. Yani hiç kimsenin İslam yorumunu tekelleşmesine izin vermemek. Devletinki dâhil. İşte burada görüyoruz. Müslüm Gündüz’ün dile getirdiği gibi Erdoğan yorumu gerçek Müslümanlığa daha yakın. Diğerleri siyaset falan yapmasınlar, yok olsunlar, görünmez olsunlar ve sonra ne oluyor? Alparslan Kuytul, eşi ve diğer onlarla beraber hareket edilen insanlar insan haklarına aykırı bir şekilde teşhir ediliyorlar. Birçok insan, onlara yakın olduğu varsayılan insanlar seslerini çıkartmıyor. Kafalarını kuma gömüyor. Hatta belki de bazıları da “E tabii bunlar da…” diye başlayan cümleler kuruyor. Ama benim gibi onlarla hiçbir alakası olmayan bir insan kalkıp bunun yanlış olduğunu söylüyor. Önemli olan bu. Sizinle aynı şeyleri düşünen, size yakın olan insanların hakkını savunduğunuz zaman insan hakları savunucusu oluyorsunuz. AKP ilk çıktığında Erdoğan, Voltaire’in o sözünü çok söylerdi. Ya da Voltaire’e atfedilen “Sizin gibi düşünmüyorum ama sizin düşüncenizi özgürce ifade edebilmeniz için her riski göze alırım.” anlamındaki sözünü… Şimdi olay tamamen şöyle oldu: Sizin gibi düşünmüyorum, onun için size haddinizi bildireceğim diye özetlenebilecek bir süreç yaşıyoruz. Nasıl bitirelim? Madem İslamcılıktan bahsediyoruz, cemaatlerden; Allah sonumuzu hayır etsin diyelim. 
Ve bugünün ithafı bir genç, benden genç ve tabii ki benden yakışıklı Teoman. Teoman’dan biraz bahsedelim. Teoman benden 5 yaş küçükmüş. O kadar da genç değilmiş. Pop müziğin yeni kuşak isimlerinin bence en parlaklarından birisi. Geçenlerde, 2 yıl oldu galiba, Müge’nin “Zeytin Dalı”na konuk oldu. Orada nihayet tanışabildik. Ama birbirimizi uzaktan biliyorduk tabii. Bizim Mirgün’ün de çok yakın arkadaşı olduğunu biliyorum. Değişik birisi, farklı birisi ve gerek şarkı sözleri, gerek söyleme şekliyle ve yaşam tarzıyla diyelim, kendini ayıran birisi ve benim takdir ettiğim, sevdiğim birisi. Evet, bu Medyascope’taki stüdyodaki hâli. Bir dönem “Bıraktım bu işleri” dedi. Çok da uzun sürmedi. Zaten “Bıraktım” dediğinde çok inanmamıştım. İnanmak da istememiştim. Tekrar döndü. Tekrar söylüyor, çalıyor, konserler veriyor ve iyi ki de yapıyor. Umarım gidebildiği kadar gider. Bir daha böyle ara vermeye falan kalkmaz. Çünkü Türkiye’nin Teoman gibi ayakları üzerinde duran, sağlam basan sanatçılara ihtiyacı var. Evet, çok da uzatmayalım. 
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
23.08.2026 Furkan Vakfı olayı: Dindarın dindara yaptığı
22.08.2026 Artık kimse dağa çıkmasın!
19.08.2026 Abdullah Öcalan: “Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer”
16.08.2026 Cübbeli Ahmet Hoca'ya da sıra gelir mi? |
15.08.2026 Yoksa Süleymancılara kayyum mu atanacak?
14.08.2026 Süleymancılar niçin hedef alındı? Sırada hangi cemaatler var?
13.08.2026 Resul Emrah Şahan ile söyleşi: “Siyaset, toplumdaki hazır öfkenin arkasından sürüklenmek değildir”
13.08.2026 Özgür Özel'i anlamak
12.08.2026 Süreç nasıl toplumsallaşır?
11.08.2026 YENİ Parti mahalle baskısı kurbanı oldu
23.08.2026 Furkan Vakfı olayı: Dindarın dindara yaptığı
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı