Evet, hedefte Özgür Özel var

15.05.2026 medyascope.tv

15 Mayıs 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. Dün CHP Genel Başkanı Özgür Özel Birgün gazetesine bir röportaj vermiş. O röportajda şunu söylüyor: "Nihai amaçları benim. Bunların gözleri dönmüş. Benim belimi kırmak istiyorlar." Çok yerinde bir tespit. Çünkü burada, artık benim ‘‘topyekûn savaş’’ dediğim iktidarın CHP'ye yönelik savaşının birinci derecede hedefinin Özgür Özel olduğu iyice belli oluyor. İlk başta Ekrem İmamoğlu'ydu. Ekrem İmamoğlu hapse atıldı. Diploması alındı. Hapse atıldı. Hakkında bir yığın dava açıldı. Bunlar sürüyor. Kimisi sürüyor, kimisi istinafta vesaire. Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın beklemediği bir sonuç doğdu 19 Mart'ta. Özgür Özel parti genel başkanlığından bir liderliğe doğru hızla yürüdü ve geri adım atmadı. Çok çalışıldı. Bunu biliyoruz. Kendisi de söylüyor Özgür Özel bir şekilde; Ankara siyaseti yapmaya davet ediliyor doğrudan ya da dolaylı bir şekilde, üstü kapalı ya da üstü açık bir şekilde. Bunu sadece Erdoğan yapmıyor. Devlet Bahçeli de yapıyor. Hatta CHP'ye yakın bilinen bazı kişiler de yapıyor. Ama Özgür Özel bunu yapmadı. Partinin yıkılmasını, 19 Mart'ta dağılmasını engelledi. Tam tersine onu toplumsal muhalefetle büyük ölçüde buluşturdu ve şimdi Erdoğan kafasındaki Türkiye için daha doğrusu yeniden seçilebilmek için önünde çok ciddi bir engel olarak Özgür Özel'i görüyor.
Buradan şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Özgür Özel'in cumhurbaşkanı, yani Ekrem İmamoğlu olamazsa cumhurbaşkanı olmasını ister mi istemez mi bilmiyorum ama şu haliyle Cumhuriyet Halk Partisi'nin başında teslim alamadığı Özgür Özel gibi bir ismin olmasını istemiyor ve son günlerde özellikle peş peşe gelen birtakım gelişmelerde olayın doğrudan hedefinin Özgür Özel olduğunu görüyoruz. Mesela Uşak Belediye Başkanı’yken bir otelde gözaltına alınan Özkan Yalım'ın etkin pişmanlık ifadeleri. Bunların kamuoyuna servis edilirken de bayağı üzerinde oynandığı söyleniyor. Ama her halükarda Özkan Yalım'ın Özgür Özel'i doğrudan suçlamaya yönelik birtakım beyanlarının olduğunu görüyoruz. Yani ortada böyle ‘‘200.000 lira verdim’’ falan gibi çok acayip şeyler de var. Ama burada hedefin özel olarak Özgür Özel olduğunu görüyoruz. Ve bazı durumlarda Özgür Özel ile ilgili birtakım açıklamaları Özkan Yalım'dan görünce insan şunu soruyor: Bunu kendisi durup dururken mi söyledi yoksa bu ona söyletildi mi? Çok net bir şekilde Özkan Yalım üzerinden Özgür Özel'in hedef alındığı biliniyor.
Bir başkası da önce oğul Gökhan Böcek’in, sonra Muhittin Böcek’in etkin pişmanlık ifadeleri. Bu aslında bizi şaşırtmadı. Hiç şaşırtmadı. Neden şaşırtmadı? Çünkü Özgür Özel, Akın Gürlek hakkında mal varlığı açıklamaları yapınca Akın Gürlek Muhittin Böcek'in etkin pişmanlıktan yararlanacağını söyledi ve bir para transferi meselesi söyledi. Rakam farklıydı, yer farklıydı. Sonra olay Ferdi Zeyrek'e aktarıldı. Şu oldu, bu oldu. Ama aradan bir süre geçtikten sonra önce Muhittin Böcek'in oğlunun, sonra Muhittin Böcek'in etkin pişmanlık ifadeleri çıktı ve yine hedefin bir şekilde Özgür Özel olduğunu görüyoruz. Doğrudan onun olduğunu görüyoruz. Yine aynı şekilde Birgün'deki röportajda da söylüyor. Yakın arkadaşı Demirhan, şu anda soyadını hatırlamıyorum, o da gözaltına alındı. Belli ki o da Özgür Özel'e yönelik bir başka hesabın devamı. Veli Ağbaba'ya yönelik birtakım şeyler var, ki kendisi Özgür Özel'e en yakın isimlerden birisi olarak biliniyor. Hele bir tanesi var ki CHP'li kadın yöneticilerin adının geçirildiği; yine burada Özkan Yalım devreye giriyor. Orada söylenenler ki orada adı geçen kişiler bunları açık ve net bir şekilde yalanladılar ve yalan olduğunu da kanıtladılar. Orada da hedefin Özgür Özel olduğunu görüyoruz.
Ve bu böyle gidiyor ve devamı da geleceğe benziyor. Yani onu pes ettirmek istiyorlar. O da pes etmeyeceğini söylüyor. Fakat bu arada tabii ki tek başına bütün bunlarla baş edebilmesi mümkün değil. Örgüte ihtiyacı var. CHP'nin yanında olmasına ihtiyacı var, ki büyük ölçüde böyle ama hâlâ çok ciddi sorunlar var. Mutlak butlan beklentisi içinde olanlar var. Kemal Kılıçdaroğlu'nun bütün bu süreçte ağzını açıp tek kelime söylememesi var. Gözleri ona çevrili olanlar var. Olayın bir kısmı bu. Bir diğer kısmı da tabii ki iktidarda olmayan diğer partilerin bütün bu yaşananları büyük ölçüde belli bir mesafeden izliyor olmaları... Çok zor bir durum. Belli ki daha da artacak saldırılar. ‘‘Belden aşağı’’ denir ya; o tür saldırılar ki çok utanç verici yayınlar yapılıyor. Utanç verici şeyler, rivayetler ortaya atılıyor. Bunların yalan olduğu aşikâr. Yalan olmadıklarını varsaysak bile yapılan – ki yalan olduğunun aşikâr olduğunu tekrar vurguluyorum – sonuçta insanların haysiyetiyle oynayan birtakım şeyler. İktidarın kesinlikle bilgisi dahilinde ve müdahale etmediğini görüyoruz ve doğrudan işin içerisine birtakım yargı organlarının ve doğrudan bakanlıkların dahil olduğunu görüyoruz.
Çok utanç verici bir süreç yaşanıyor ve bu süreçte ama şöyle bir husus var: Bütün bunlara rağmen şu ana kadar olduğu gibi bunlara da göğüs gerebilirse, bunlara karşı da yıkılmazsa Özgür Özel iktidarın elinden çok önemli kozları almış olacak. Sonuçta burada şöyle bir görüntü var; Özgür Özel'i yok etmek istiyorlar. Ne diyor? ‘‘Benim belimi kırmak istiyorlar’’ diyor. Bütün imkanlarla bu yapılıyor. Ama eğer onun belini kıramazlarsa işte ava giden avlanır olacak. Özgür Özel’in, bütün bu saldırılara rağmen ayakta kalmayı başarabilmesi halinde elinde çok büyük bir güç olacak. Yani 19 Mart'tan bu yana siyasi iktidarın, Erdoğan'ın yaptığı bu; yıkmak istiyor. Belli bir yere kadar başarı kazandığını düşünüyor ama ummadığı dirençlerle karşılaşıyor ve o dirençler Erdoğan'ın ava giderken avlanması gibi bir durumu bize gösteriyor.
Dolayısıyla şu haliyle bakıldığı zaman hedefte Özgür Özel var. Özgür Özel olduğu için CHP de var. Ama şunu özellikle düşünüyorum; Özgür Özel'siz bir CHP'ye iktidar razı. Daha düşük profilli, daha sakin, direnmeyen, ‘‘yargıyı bırakalım yargı ne yaparsa yapsın, adalete saygımız var’’ diyen, Ankara'da salı günleri grup toplantılarında asıp kesen bir genel başkanlı bir CHP'nin iktidarın başının üzerinde yeri olacaktır. Burada bu olmadığı için topyekûn bir savaş var. Topyekûn savaşa karşı ‘‘Özgür Özel topyekûn bir savunmayı yapmakta zorlanıyor’’ lafı doğru olmayabilir ama yeterli desteğe sahip olduğunu açıkçası düşünmüyorum. Bunu hem partisi içerisinde hem de kendini muhalif olarak tanımlayan kesimlerde görmek mümkün. Bakıyoruz baskılar arttıkça, yoğunlaştıkça birtakım şeyler çıkmaya başlıyor. ‘‘Ama CHP de...’’ ‘‘ama Özgür Özel de...’’ diye başlayan, ‘‘ama Ekrem İmamoğlu...’’ diye başlayan birtakım cümleler kurulduğunu görüyoruz. Muhakkak onlar da çok yanlış yaptılar, yapıyorlar, yapacaklar. Ama burada bir başka sınavın, bir başka savaşın söz konusu olduğunu akıllarda tutmakta yarar var.
Bugünün ithafı bir büyük şaire, Cemal Süreya'ya. Aslında iki Y ile yazıyormuş adını, sonra bir iddiayı kaybetmiş, tek Y'ye düşürmüş. Büyük bir şair, İkinci Yeni'nin önde gelen isimlerinden. Benim onunla tanışmam maalesef geç oldu, yani şiirleriyle tanışmam. Çünkü kendisi solcu birisi olmasına rağmen o bizim solcu zamanımızdaki beklediğimiz militan şiirleri yazmadığı için çok sıcak bakmıyorduk. Ama sonra ilginç bir şekilde militanlık yüzünden cezaevine girdiğimizde Cemal Süreya gibi, Edip Cansever gibi, Tomris Uyar gibi burun kıvırdığımız isimler bizim yanımızda durdular, kitaplarıyla, şiirleriyle. Çok şiirlerini okudum. Mesela ‘‘Üvercinka’’ 58'de çıkmış, ben onu herhalde 80-81'de okudum. ‘‘Beni Öp Sonra Doğur Beni’’, sırf adı yeter. Yani müthiş bir kitap. ‘‘Sevda Sözleri’’ daha sonraydı. Onu daha sonra okuma imkânım oldu. Bir de yazar, yani şöyle söyleyeyim; şiirin dışında günlükleri var. Bir ara bayağı bir Milliyet Sanat dergisinde günlükler tuttu, her günü anlatan. Sonra bunu Hürriyet'e taşıdı, Hürriyet Gösteri'de noktalandı. Yanılmıyorsam ‘‘999 Gün’’, öyle bir şeydi. Bir diğeri de onları sevmediğim bir dergi, 2000'e Doğru dergisinde okuduğum ender şeylerdendi. Onun portreleriydi. Çok güzel portreler yazıyordu. Çok içten şeyler yazıyordu. Bazıları çok böyle komik yazılardı. Ve hepsini de galiba Semih Poroy ve başka kişiler resimlendiriyordu karikatür halinde, o portrelerde anlatılan kişileri. Onları büyük bir keyifle okuduğumu biliyorum. Bir de tabii şunu gördüm: Cemal Süreya kendine ya da yakınları onun hakkında utangaç diyorlarmış ama o dönemin şair edebiyat dünyasında bayağı bir yeri varmış. Çok sayıda evlilik yapmış ama evlenmeden uzun bir süre birlikte olduğu Tomris Uyar ki Tomris Uyar da Türkiye'de edebiyatın, kültür hayatının apayrı bir değeri. Onların şu haliyle birbirlerinden ayrı aslında yan yana ne kadar güzel durduklarını bir kere daha görüyoruz. Ama Tomris Uyar'ın başka şairlerle, tabii ki Turgut Uyar başta olmak üzere, birliktelikleri de var. Cemal Süreya Papirüs dergisini çıkartmış, anılar yazmış, günlükler tutmuş ve neredeyse 50'ye yakın Fransızcadan kitap çevirmiş. Yani kendini gerçekten Türkiye'de kültür hayatına adamış düzgün bir insan. 1990 yılında kaybetmişiz. Kendisini saygıyla ve sevgiyle anıyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
17.05.2026 İmralı ile Kandil arasında sorun çıkmasını umanların yaşadığı derin hayal kırıklığı
15.05.2026 Evet, hedefte Özgür Özel var
14.05.2026 Mevcut yargı sistemi en ufak bir iyimserliğe bile izin vermiyor
12.05.2026 Acayip bir dava: Casus dediler "Jön Türk" çıktı
11.05.2026 Uyduruk bir “casus davası”nın peşinde
10.05.2026 Öcalan’a statü meselesi niçin son derece kritik?
09.05.2026 Burcu Köksal'ın AKP'ye katılacak olmasının düşündürdükleri
08.05.2026 Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu, Erdoğan’a rağmen sürece sahip çıkıyor
07.05.2026 İdris Baluken ile söyleşi: Somut adımlar atılacak mı? Süreç menzile varacak mı?
07.05.2026 Hayvan düşmanlığının siyasi boyutları
17.05.2026 İmralı ile Kandil arasında sorun çıkmasını umanların yaşadığı derin hayal kırıklığı
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı