Eve dönüş

12.08.2013 Vatan

Suriye’deki iç savaş er ya da geç, şu ya da bu şekilde sonlanacak. Nasıl iç savaş Türkiye’yi doğrudan ve genellikle olumsuz bir şekilde ilgilendiriyorsa, bunun sonuçlanmasından da doğrudan etkileneceğiz. Bu etkilerin olumlu mu, olumsuz mu olacağı kuşkusuz birçok faktöre bağlı ve kestirilmesi kolay değil. Ancak öyle bir konu var ki, Suriye sorunu nasıl çözülürse çözülsün Türkiye için ciddi riskler içeriyor: El Kaide çizgisindeki gruplarda savaşan Türkiyeli gönüllüler.
Sayıları hakkında çok fazla bilgimiz yok ancak bugüne kadar sağda solda çıkan haberlerden, özellikle son günlerde Rojava’daki Kürt grupların yaptıkları açıklamalardan çok sayıda Türkiye vatandaşının Suriye’de savaştığını öğrendik. Bunda şaşılacak bir şey yok çünkü sayıları Arap ülkelerinden gönüllüler kadar olmasa da, daha Afgan cihadından itibaren Türkiye’den çok sayıda genç Çeçenistan, Bosna, Keşmir başta olmak üzere dünyanın dört bir tarafındaki cihatlarda yer aldı, yakalanıp hapis yattı, yaralandı ve hayatını kaybetti.
İşgal sonrası Irak’taki iç savaşta da El Kaide ve/veya ona yakın çizgideki silahlı gruplar içinde çok sayıda Türkiyelinin bulunduğunu duyduk. Anlaşılan onların büyük bölümü, El Kaide’nin strateji değişikliğine paralel olarak Suriye’ye geçmiş. Ama Türkiye’den (ve Avrupa’da yaşayan Türkiyelilerden) bu ülkeye çok sayıda tecrübesiz ismin de aktığını anlıyoruz. Bunun önde gelen nedenlerinden biri Baas/Beşar Esad rejiminin ömrünün çok az kaldığına dair yaratılan algıdır. Yani başlarda Suriye’de gönüllü olmak o kadar da riskli bir olay olarak görülmüyordu, diğer bir deyişle “erken bir zafer” garanti gibiydi. Diğer önemli bir neden de Suudi Arabistan, Katar gibi Suriye rejimin devirmeye angaje olan devletlerin, kendileri için de ciddi tehdit oluşturmasına rağmen, Özgür Suriye Ordusu’nun yetersizliğini aşmak için profesyonel El Kaide’yi bu ülkeye gitmeyi teşvik etmeleridir. Ankara’nın da Suriye’de El Kaide varlığı konusunda başından itibaren ciddi bir tavır sergilememiş olması da Türkiyeli gönüllü adaylarını cesaretlendirmiş olsa gerektir.

Yemen örneği

Soru ortada: Suriye’de profesyonel birer savaşçı haline gelen bu gönüllüleri bu ülkede savaş bittikten sonra nasıl bir gelecek bekliyor? Daha doğrusu, içlerinden başka cihatlara katılmak yerine ülkelerine dönmek isteyenler olursa (ki muhtemelen çoğu dönecektir) Türkiye’de ne yapacaklar? Bugünün koşulları göz önüne alındığında endişelenecek pek bir şey olmadığı söylenebilir. Ancak daha önce de yazdığımız gibi “El Kaide'nin tarihini, kendisini kullandığını sananları kullanmak olarak özetleyebiliriz. Bu konuda ABD, Suudi Arabistan ve Pakistan’a ek olarak Yemen’i de örnek gösterebiliriz.
Geçtiğimiz günlerde ABD yönetimi, Yemen’deki vatandaşlarına bu ülkeyi terk etme çağrısı yaptı. Bunda şaşıracak bir şey yok çünkü Usame bin Ladin’in de asıl memleketi olan Yemen günümüzde El Kaide’nin en etkili olduğu ülkelerden biri. Zaten El Kaide 13 yıl önce 12 Ekim 2000’de Aden limanındaki USS Cole destroyerine yönelik, 17 Amerikan askerinin ölümüne neden olan intihar saldırısı gerçekleştirmişti.
Bu saldırının, Aden-Abyan İslami Ordusu lideri Zeynel Abidin el Mihdar’ın, bir yıl önce 17 Ekim günü idam edilmesine misilleme boyutu olduğu da söylenmişti. O tarihlerde internette yaptığım bir araştırmada, Yemen devletinin İngilizce yayın yapan resmi yayın organı Yemen Times’taki bir haber dikkatimi çekmişti. Haberde el Mihdar öncülüğündeki bir grubun savaşmaya gittikleri Afganistan’a törenle uğurlandıkları yazıyordu...

Vahşet kayıtları hakkında

Sosyal medyada El Kaide militanlarının farklı yer ve zamanlarda gerçekleştirdikleri infazların kayıtları dolaşımda. Çok kişi bu vahşet görüntülerini dolaşıma sokarak El Kaide ile mücadele ettiklerini sanıyorlar ama kesinlikle yanılıyor; hatta tam tersine dolaylı olarak El Kaide propagandası yapıyorlar.
Çünkü bunların çoğu zaten El Kaideciler tarafından çekilip dolaşıma sokulan videolar. Kendilerine zarar verecek olsa herhalde bunları kaydedip yaymazlardı. Dolayısıyla El Kaidecilerin bu vahşet görüntülerinin dolaşımından fazla rahatsız olmadıklarını düşünebiliriz.
Sonuç olarak bu vahşet videolarını izlemenin, yaygınlaşmasına katkıda bulunmanın yanlış olduğunu düşünüyorum.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
23.05.2020 Babacan, Erdoğan’ı neden öfkelendiriyor?
22.05.2020 Kemal Can ve Ruşen Çakır ile Haftaya Bakış (15): Trollerin yeniden yapılanması, Cihat Yaycı olayı ve Avrasyacılık, Gelecek ve Deva partilerinin durumu
21.05.2020 Ulusalcılık nedir, ne değildir?
19.05.2020 Ulusalcılara ne oldu?
18.05.2020 Üçüncü Milliyetçi Cephe yolda mı?
16.05.2020 İYİ Parti’yi anlamak için 5 soru
15.05.2020 Kemal Can ve Ruşen Çakır ile “Haftaya Bakış” (14):
14.05.2020 Sırrı Süreyya Önder söyleşisi ve bir kısım “ana akım” medya
14.05.2020 Murat Yetkin ve Ruşen Çakır tartışıyor: İttifakların geleceği
12.05.2020 HDP’nin sırrı
23.05.2020 Babacan, Erdoğan’ı neden öfkelendiriyor?
12.05.2020 Les guerres post-modernes de la mafia en Turquie
05.04.2020 Turkey: A multi-party “single-party state”
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı