Demirtaş, İmamoğlu ve Özdağ: Siyasi baskının sembolleri

02.06.2025 medyascope.tv

2 Haziran 2025’te medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi haftalar ve iyi sabahlar. Bugün üç kişiden birden bahsetmek istiyorum; aslında hepsinden sık sık bahsediyorum. Bugün Selahattin Demirtaş, Ekrem İmamoğlu ve Ümit Özdağ'dan birlikte bahsetmemin nedeni dün akşam Özgür Özel'in Antalya'da yaptığı mitingin en sonuna bu konuyu ayırmış olmasıydı. Bence çok etkileyiciydi, şundan çok etkileyiciydi: En eskisi Selahattin Demirtaş, daha sonra Ümit Özdağ ve en son Ekrem İmamoğlu; bunların üçü de siyasetin, Ekrem İmamoğlu siyasi parti lideri değil, genel başkanı değil ama CHP'nin fiilen lideri olarak biliniyor, üçü de siyasi partilerin önde gelen isimleri ve Erdoğan'ı rahatsız eden kişiler oldukları için yargı eliyle bir anlamda özgürlüklerinden mahrum bırakıldılar, siyasetten tasfiye edilmek istendiler ama edilemiyorlar. Bir şekilde gerek Demirtaş, gerek Özdağ, gerek Ekrem İmamoğlu siyasi mücadelelerini cezaevinden sürdürmeye çalışıyorlar, bazen çok başarılı oluyorlar bazen imkanları yeterli olmuyor. Burada benim özel olarak altını çizmek istediğim husus, Özgür Özel'in yaptığı, yani üçünün birden telaffuz edilmesi. Bu, Türkiye'de pek olan bir şey değil. Kimileri Ümit Özdağ'ı sahipleniyor ve Demirtaş'ı görmezden geliyor. Demirtaş'ı sahiplenenlerin içerisinde Ümit Özdağ'ı sahiplenmeyenlerin sayısı hayli yüksek. Yani "iyi ki içeride" demeseler bile çok da umurlarında değil. Baktığımız zaman da Ekrem İmamoğlu konusunda biraz daha fazla bir ortak müşterek var; onun siyasi nedenlerle içeride tutulmasına itiraz eden farklı kesimlerden insanlar var. Zaten özellikle 19 Mart'tan itibaren Saraçhane'de başlayan, Maltepe ile devam eden, şimdi ilçe ve il mitingleriyle devam eden bu buluşmalarda tabii ki ağırlıkla Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni var ama başka partilerin seçmenleri de var. Mesela ben cumartesi günü izlediğim Düzce mitinginde Zafer Partilileri de gördüm, başka siyasi partilerden insanlar da olduğunu öğrendim Düzceli tanıdıklarımdan. Cumhur İttifakı'nın içerisinde yer alan partilerden de gelenler varmış. Sonuçta Ekrem İmamoğlu konusunda sanki biraz daha fazla bir mutabakat var; ama siyasi yelpazenin açıkça iki ucunda yer aldıkları tartışmasız olan Ümit Özdağ ve Selahattin Demirtaş'ı birlikte telaffuz etmek Türkiye'de çok mümkün değil. Halbuki burada baktığımız zaman bir ortak kader var ve Türkiye'nin ortak bir sorunu var. Türkiye'de demokratik siyasi mücadelenin yargı eliyle siyasi iktidar tarafından engellenmesi olayı var. Ama bir arada bunları, bu mücadeleleri birlikte yürütme iradesi yok. İşte bu anlamıyla Cumhuriyet Halk Partisi, Özgür Özel farklı bir şey yapıyor, bence çok önemli bir şey yapıyor. Ne kadar etkili olur bilemiyorum. Ona "Ümit Özdağ'ın adını andın ama Demirtaş'ı ne karıştırıyorsun?" diyenler de vardır ya da Demirtaş'tan bahsetmesini iyi görüp Ümit Özdağ'ın araya karıştırılmasından şikayetçi olanlar da vardır. Ama Özgür Özel bunu istikrarlı bir şekilde yapıyor, hepsinden istikrarlı bir şekilde bahsediyor. Burada unutmayalım, Selahattin Demirtaş'ın ve arkadaşlarının zamanında cezaevine girmesinde dönemin CHP'sinin de bir tür suç ortaklığı vardı. Bir anlamda özellikle Demirtaş konusu CHP'nin gerçekten değişim iddiasını gösterebilmesi anlamında çok önemli. Bir diğer husus da tabii ki şu anda içinden geçtiğimiz ama pek de bir hareket olmayan, PKK'nın en son yaptığı kongrede aldığı kararlardan bu yana somut olarak hiçbir şey görmediğimiz çözüm süreci meselesi var. Burada çözüm sürecine Ümit Özdağ'ın alenen karşı olduğunu biliyoruz, Selahattin Demirtaş'ın da alenen destekçi olduğunu biliyoruz ve CHP'nin de, Özgür Özel'in ve Ekrem İmamoğlu'nun da birtakım soruları ve eleştirileri ve talepleri olmakla birlikte sürece destek verdiklerini de görüyoruz. Dolayısıyla sürecin belli bir ivme kazanması halinde yaşanabilecek olan tartışmalar için de bu anlamda CHP'nin bir tür ara bulucu, hakem ya da krizleri yumuşatıcı bir rol üstlenebileceğini de görüyoruz. Şu haliyle baktığımız zaman CHP hem birinci parti olmanın hem de ana muhalefet partisi olmanın hakkını bu bağlamda bence veriyor. Ayrım gözetmeksizin bütün hepsini içermeye çalışıyor. Zaten Özgür Özel'in ilk mitinglerden itibaren sürekli söylediği biliyorsunuz; milliyetçi demokratlar, dindar demokratlar, liberal demokratlar, Kürt demokratlar diye herkesi saydığını da biliyoruz ve bu anlamda bir kapsayıcılık arayışı içerisinde olduğunu da biliyoruz. Bunu zamanında Kılıçdaroğlu'nun yaptığı gibi bir masada partileri toplamaktan ziyade, kendilerinin iddiasıyla Türkiye İttifakı dedikleri bir bağlamda CHP'nin etrafında farklı arayışlarla, farklı kaygılarla ve farklı şikayetlerle yaşayan farklı grupları bir araya getirme çabası olarak görmek gerekiyor ve bu anlamda bence isabetli bir duruş. Bundan tabii ki iktidar çok ciddi bir şekilde rahatsız oluyordur. Zira dün Antalya'da Özgür Özel'in söylediği gibi Selahattin Demirtaş'ı içeri atarken toplumun bir kesimine "oh olsun" dedirtmek, Ümit Özdağ'ı içeri atarken de toplumun başka bir kesimine "oh olsun" dedirtmek isteyen bir iktidar perspektifi var, iktidar stratejisi var. Ve ikisine birden, hem Demirtaş'a hem de Özdağ'a birden sahip çıkarak; yani sahip çıkmaktan kasıt tabii ki şu: Onların siyasi çizgilerine sahip çıkmak değil, onların özgür bir şekilde siyaset yapma haklarına sahip çıkmak. Yani bunu siz söylediğiniz zaman siyasi olarak onlarla aynı çizgide olma iddiasını taşımıyorsunuz, bu çok ince bir fark. Bunu keşke farklı kesimler de yapabilse; yani kendi siyasi tutsağına sahip çıkıp diğer siyasi tutsağın varlığından memnuniyet duymayı, yani siyasi tutsak olmalarından memnuniyet duymayı bırakabilseler. Şu haliyle baktığımız zaman bu perspektifi CHP tek başına sırtlanmış durumda, bu ona gerçekten bir alan açıyor. Fakat CHP'nin önünde biliyoruz çok ciddi başka sorunlar var, 30 Haziran olayı var. İşte bütün bu çabaları, benim izlediğim Düzce mitingini ya da dün akşamki Antalya mitingini ya da çarşamba günü yapılacak olan Sancaktepe mitingini, hepsini gölgede bırakıyor. Bu konu apayrı bir konu, çok zor bir konu CHP için, Özgür Özel'in doğrudan girmek istemediği bir konu. Ama o ne kadar uğraşırsa uğraşsın bu konu iktidarın da desteğiyle, daha doğrusu destekten de öte iktidarın bizzat kışkırtması, zemin açması ile CHP'nin önünü kapatıp peşini bırakmamaya devam edeceğe benziyor. Ve bu anlamda baktığımız zaman Özgür Özel'in toplumun farklı kesimlerine, siyasi yelpazenin farklı kesimlerine birlikte, ayrım gözetmeksizin seslenmesi ve bunları sahiplenmeye çalışması çok akılcı, doğru ve Türkiye'nin ihtiyacı olan bir yaklaşım. Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
31.08.2025 Ya CHP 19 Mart’ta teslim olsaydı?
29.08.2025 Siz Beyoğlu’nu ne sanıyorsunuz?
24.08.2025 Devlet Bahçeli benim gibi düşünenleri tekzip etmeye devam ediyor
24.08.2025 Dindarlar ve CHP: Hiç de zor olmayan bir ilişki
23.08.2025 CHP’de “çifte liderlik” dönemi
22.08.2025 Kutuplaşma CHP’nin işine yarar mı?
21.08.2025 Mitingle olmaz mı, miting yetmez mi?
21.08.2025 Gürkan Çakıroğlu: “Cumhur İttifakı ve barış sürecinin geleceği Suriye’ye bağlı”
20.08.2025 Önce PKK mı, Fethullahçılar mı fesholacak?
19.08.2025 Taşıma suyla AKP değirmeni döner mi?
31.08.2025 Ya CHP 19 Mart’ta teslim olsaydı?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı