Cemaat-CHP yakınlaşması

04.12.2013 Vatan

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, dün Washington’da Amerikan Türki Topluluğu(TAA) temsilcileriyle kahvaltı yaptı. Mayıs ayında ABD çapında200’ü aşkın kuruluşun bir araya gelmesiyle Washington’da kurulan TAA, Fethullah Gülen cemaatine yakın. Yine dün, cemaatin Washington’dakiana kuruluşu olan Rumi Forum, CHP heyetinin en genç isimlerinden Bursa Milletvekili Aykan Erdemir ile farklı düşünce kuruluşlarından bir grup Amerikalıyla öğle yemeğinde bir araya getirdi.
Aslında bu tür temas ve ilişkilerin son derece normal karşılanması lazım. Ne var ki gerek CHP ile Cemaat’in arasındaki mesafenin büyüklüğü, gerekse Cemaat'in AKP hükümetiyle her geçen gün daha da şiddetlenen bir kavga içerisinde olması, bu iki buluşmayı olağanın üstünde anlamlı kılıyor ve bizleri, yazının başlığına da çıkardığımız gibi Gülen cemaatiyle CHP arasında bir yakınlaşmanın başladığı sonucuna götürüyor.
Taban uyuşmazlığı
Fakat bu yakınlaşmanın o kadar kolay olmadığı da ortada. Öncelikle iki yapı arasındaki mesafe gerçekten çok büyük. Cemaat’in AKP ile girmiş olduğu ittifak döneminde, özellikle medyası üzerinden CHP’ye ve onun tabanına alenen saldırmış olduğunu net bir şekilde hatırlıyoruz. Benzer bir şekilde CHP tabanının ciddi bir bölümü, yakın zamana kadar her türlü kötülüğün ardında Cemaat’i görüyordu. Örneğin Kılıçdaroğlu’nu Washington’da ağırlayan Türklerin içinde ABD’de Cemaat’e karşı açık bir şekilde mücadele etmiş kişilerin sayısı epey fazlaydı. 
Yani "düşmanımın düşmanı dostumdur" mantığının hakim olup, Cemaat ile CHP’nin Tayyip Erdoğan’a karşı olmak temelinde hızla birbirlerine yakınlaşacaklarını, hatta müttefik olacaklarını ileri sürmek abartılı olacaktır. Çünkü ne Kılıçdaroğlu, ne de Gülen'in, kendi taraftarlarını, geçmişte hiç bir şey yaşanmamış gibi böylesi bir ittifaka ikna etmeleri kolay olmayacaktır. Zaten birbirlerine daha yakın oldukları varsayılan AKP ile Cemaat arasındaki işbirliğinin bile sona erdiği düşünülecek olursak, CHP-Cemaat birlikteliğine fazla ömür biçmek mümkün olamaz.
 
Başbakan’ın çağrısı
 
Lakin, bütün zorluklarına rağmen CHP ile Cemaat arasında bir yakınlaşma olduğu ve bunun Erdoğan’ı rahatsız ettiği de muhakkak. Nitekim AKP lideri, partisinin dünkü Meclis grup toplantısında milli iradeyi vesayet altına almaya çalışanlara vurgu yaptı ve "Milli iradeye muhalefet partileri de sahip çıkmalıdır" dedi. Başbakan’ın vesayet konusunda Cemaat’i işaret ettiğini ve başta CHP olmak üzere muhalefet partilerini Cemaat ile aralarında mesafe koymaya çağırdığını düşünüyorum.
CHP’nin (ve diğer muhalif partilerin) bu üstü kapalı çağrıya icabet etmeleri tabii ki beklenemez. Fakat hükümet ile Cemaat arasındaki kavga daha da şiddetlenir ve taraflar birbirlerine yönelik eleştiri, şikayet ve suçlamalarını daha somut ve detaylı bir şekilde dile getirirlerse (ki Cemaat Taraf Gazetesi üzerinden böylesi bir süreci başlatmış durumda), CHP ve diğer üçüncü şahıslar da kendilerini taraf tutmak zorunda hissedebilirler.
 
İlgili ama nötr

Washington’da Kılıçdaroğlu’na hemen herkes bu kavgayı ve onun tavrını soruyor. CHP liderinin dershane konusuna bakışı Cemaat’e daha yakın: ihtiyaç ortadan kalkmadığı müddetçe dershanelere dokunmanın yanlış olacağını savunuyor. Fakat kavganın siyasi boyutuyla ilgili sorularaysa bağlayıcı cevaplar vermekten özenle kaçınıyor, kavganın bundan sonraki seyrini beklemek gerektiğini söylüyor. Kısacası konuyla çok yakından ilgili ama nötr bir tavrı benimsiyor.
Kılıçdaroğlu’nun bu kavgaya (en azından şimdilik) doğrudan müdahil olmayarak, buna karşılık olaya "yesinler birbirlerini" basitliğinde bakmayarak doğru yaptığını düşünüyorum. Fakat bu tutum uzun sürmeyebilir ve CHP ile lideri, gidişatına göre kendilerini kavganın tam ortasında bulabilirler.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
22.08.2019 Erdoğan’ın, krizini milliyetçilikle aşması mümkün mü?
21.08.2019 Türk solunun Kürt sorunuyla bitmeyen (biteceğe de benzemeyen) imtihanı
20.08.2019 “Devlet başka, hükümet başka” mı sahiden?
19.08.2019 Yeniden kayyum: Erdoğan’ın büyük çaresizliği
16.08.2019 Kürt sorununu kim çözer?
15.08.2019 PKK silah bırakırsa…
09.08.2019 İçeridekiler dışarıdakiler
09.08.2019 Öcalan faktörü-2
08.08.2019 Ve Babacan yeni partinin startını verdi…
07.08.2019 Transatlantik: Kuzey Suriye’de güvenli bölge mutabakatı, ABD’de katliamlar & ABD-Çin ticaret savaşları
22.08.2019 Erdoğan’ın, krizini milliyetçilikle aşması mümkün mü?
19.08.2019 Caretaker government once again: Erdoğan’s big despair
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
23.07.2019 Combien de partis peuvent naître de l’AKP ?
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı