CHP muhalif bir parti mi?

28.10.2026 medyascope.tv

28 Ekim 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar.
Başlıktaki soru çok açık ve net. Cumhuriyet Halk Partisi muhalif bir parti mi? Benim cevabım hayır. İsterseniz bunun başına ‘‘maalesef’’ ekleyebilirsiniz ama eklemeye de gerek olduğunu düşünmüyorum. Peki neden muhalif bir parti değil? Tabii ki iktidarda değil ama iktidarın bir uzantısı gibi görünüyor. Bunun birçok nedeni var. Öncelikle tabii ki mutlak butlan olayının, siyasi iktidarın yargı eliyle yaptığı bir operasyon olduğu gerçeği var ve Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının buna hiçbir itiraz etmeden partiye atanmayı kabul etmiş olmaları var ve buradan bir grubun kopmasının önünün açılması var. Sonuçta muhalefet, ana muhalefet partisi bölündü. Bu en çok tabii ki öncelikle Erdoğan'ın ve genel olarak da iktidarın, siyasi iktidarın işine yarayan bir şeydi. Fakat ondan sonra da yine de Cumhuriyet Halk Partisi'nin ne yapacağını beklemeye başladık. Grup toplantıları yapmaya başladı Kılıçdaroğlu, konuşmaya başladı. Konuşmalarda birtakım sorunlara, özellikle ekonomik sorunlara değindiği bir gerçek. Ama duruşunun çok da bir muhalif parti duruşu gibi olmadığı da ayrı bir gerçekti.
Yakın zamanda bu pozisyonun iyice netleştiğini görüyoruz. En son yaptığı grup toplantısında Erdoğan'ın yeni anayasa çağrısına şartlı bir destek verdi. Önce siyasi etik yasası çıkmasını söyledi, ondan sonra dedi. Daha sonra Gaziantep'te erken seçim konusunda yeşil ışık yaktı ki erken seçime Cumhur İttifakı'nı götürebilmesi için başka partilerden destek alması gerekiyor. Normal şartlarda erken seçime pekâlâ YENİ Parti de evet diyebilir ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin bunu bir koşulsuz gibi bir şekilde dile getirmesi dikkat çekiciydi. Fakat benim için en önemli olay dün yaşanan Meclis Dışişleri Komisyonu'nda Mekke Anlaşması ile ilgili görüşmelerin ardından yapılan oylamada Cumhuriyet Halk Partisi'nin AK Parti ve MHP ile birlikte ‘‘evet’’ diyen tek parti olması. Bunun dışında DEM Parti, Yeni Yol Grubu, İYİ Parti ve YENİ Parti ‘‘hayır’’ oyu verdi. Normal şartlarda Cumhuriyet Halk Partisi ‘‘evet’’ vermese de zaten geçecekti. Ama buradaki bu duruş çok önemli. Bunun işaretini yine Kılıçdaroğlu vermişti. Mekke Anlaşması'na demişti ki, ‘‘Çekincelerimize rağmen destek vereceğiz.’’  Komisyonun toplantısında CHP'nin verdiği oydan sonra Parti Sözcüsü Müslim Sarı bir açıklama yaptı, uzun bir açıklama. Orada da görüyoruz ki Müslim Sarı sosyal medyada yaptığı bu açıklamada Kılıçdaroğlu'nun söylediklerini hatırlatarak neden ‘‘evet’’ verdiklerini anlattı. Ne diyor: ‘‘Çekincelerimiz var, şu var, bu var ama biz buna destek vereceğiz.’’
Benim aklıma 1 Mart tezkeresi geldi, yıllar önce, 2003. 1 Mart 2003. Defalarca anlattım, hayatta yaşadığım en ilginç, en tarihi olaylardan birisiydi gazeteci olarak. O gün Meclis’teydim ben ve o gün Erdoğan siyasi yasaklıydı ama partinin başındaydı. O tezkereyi, Amerikalıların istediği o tezkereyi geçirmek için çok çalıştı fakat karşısında çok güçlü bir Cumhuriyet Halk Partisi, Deniz Baykal liderliğinde, vardı ve Cumhuriyet Halk Partisi'ne kendi partisinden, AK Parti'den de destekler vardı ve orada bir tür tarihi ittifak oldu ve tezkere geçmedi. Orada Cumhuriyet Halk Partisi'nin duruşu ki Baykal birçok kez oradaki tezkerenin geçişini engellemelerinden övünçle bahsetti ve gerçekten Türkiye direkten döndü. O tezkere geçmiş olsaydı Amerikan askerleri Türkiye'de konuşlanıp Irak’a operasyon çekeceklerdi vesaire. Bir şekilde yine yaptılar bunu ama biz bulaşmadan, biz topraklarımızı açmadan yapmak zorunda kaldılar. Riskli bir şeydi ama çok da Türkiye'nin bir kaybı açıkçası olmadı, kazancı oldu.
Şimdi Mekke Anlaşması; ‘‘Mekke Anlaşması böyle değil, şöyle değil, şudur budur, kimseye saldırıyı hedeflemiyor’’ falan. Bütün bunların hepsi olabilir. Bütün bu iddiaların hepsinin bir anlamı olabilir. Tıpkı 1 Mart tezkeresi öncesinde Erdoğan'ın o tezkerenin nasıl Türkiye'nin aleyhine olmadığını açıklaması gibi ama orada reddedilmişti çünkü bir duruş vardı. Burada o duruş var mı? Yok. Ve üstelik iktidarın böyle bir şeye yani Dışişleri Komisyonu'ndaki o oya ihtiyacı yok. Yarın Genel Kurul'a geldiğinde de buna ihtiyacı olmayacak ama Cumhuriyet Halk Partisi verecek. Niye böyle bir şey yapıyor olabilir? Yani, ilk akla gelen şu, çok basit bir şey: ‘‘Siyasi iktidarın en güçlü yönü dış politika. Biz oradan onunla kapışmayalım, zayıf olan karnı ekonomi, oradan ona muhalefet yapalım.’’ Böyle bir yaklaşım olabilir, ki bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi'nin dişe dokunur herhangi bir çıkışını da görmüş değiliz. Önemli olan dış politikada hele böyle kritik işin içerisine askerin, ordunun, silahın girdiği bölgesel çaptaki bir askeri olduğu her halinden belli olan bir anlaşmaya şüpheyle bakmak, kuşkuyla bakmak, mesafeli bakmak bir muhalefet partisini yurtsever olmaktan alıkoymaz. Bunu özellikle en iyi Cumhuriyet Halk Partisi'nin biliyor olması lazım.
Fakat burada bu duruş bence bir siyasi hesabın duruşu. Bu yarın öbür gün ülke CHP'nin de verdiği bir destekle erken seçime gidecek olursa Cumhuriyet Halk Partisi barajı nasıl aşacak, aşabilecek mi? Çünkü kamuoyu yoklamalarına göre böyle bir şey söz konusu olmayacak, geçemeyecek ve o zaman birtakım ittifaklara ihtiyacı olacak. Bir diğer husus da bence çok konuşulmayan ama bir süre sonra konuşmaya başlayacağımız bir başka husus: Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP ne yapacak? Şimdi YENİ Parti'nin aday çıkartacağı kesin. Ekrem İmamoğlu olamıyor. Mansur Yavaş olur mu? Sanki olmayacak gibi. Özgür Özel mi olacak? Yeni bir isim mi bulacaklar vesaire. Bunlar şu anda çok konuşulmuyor ama önümüzdeki süreçte konuşacağız. Diyelim ki YENİ Parti'nin adayı, çıkaracağı aday Erdoğan'ın karşısındaki en büyük rakip olacak. Orası kesin. Kim kazanır, kim kazanamaz o ayrı bir tartışma konusu. Ama ne olacak? Geçen seçimde olduğu gibi, Sinan Oğan meselesini hatırlayın, diğer adayların varlığı seçimi çok etkileyecek, muhtemelen ikinci tura bırakacak başka adayların olması durumunda. İşte Cumhuriyet Halk Partisi burada ne yapacak? YENİ Parti'nin adayına mı destek verecek? Pek sanmıyorum. AKP'nin adayına, Erdoğan'a mı destek verecek? Onu hiç sanmıyorum. Ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir aday çıkarması halinde, ki çıkarma ihtimali bence hayli yüksek, bu sonuçta siyasi iktidarın çok ciddi bir şekilde işine yarayacak.
Geçen seçimde Sinan Oğan'ın aday olmayıp sadece iki kişinin, Kılıçdaroğlu ve Erdoğan'ın yarıştığı bir seçim olsaydı ne olurdu mesela? Onu düşünün. Dolayısıyla şu haliyle bakıldığı zaman benim gördüğüm Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanının ve bazı üyelerinin değişik vesilelerle mecburen dile getirdikleri birtakım eleştirileri çok fazla ciddiye almadan bu tür stratejik konularda attıkları adımlara bakmak lazım. Bir muhalefet partisi gibi davranmıyorlar. Cumhur İttifakı'nın ortağı oldukları da söylenemez. Çünkü ortağı olsalar bunun karşılığında bir şeyler elde edebilirler. Şu haliyle bir tür Cumhur İttifakı'na ihtiyacı olduğunda, esas olarak Erdoğan'a ihtiyacı olduğunda yardıma koşacak bir parti görünümündeler, ki bu da yaklaşık 25 yıllık Erdoğan iktidarında yaşadığımız garip bir olay. Çünkü bütün bu süreç boyunca Erdoğan'ın en büyük rakibi hep Cumhuriyet Halk Partisi olmuştu. Artık böyle olmayacağı, hatta Cumhuriyet Halk Partisi'nin Erdoğan'a muhalefet etmeye de çok fazla hevesli olmadığı bir döneme girmiş durumdayız.
Neyse, kapatalım bu defteri ve biraz güzel şeylerden bahsedelim. Sinemadan bahsedelim ve dünya sinemasındaki ender örneklerden birisi "iki kardeş". Var başka böyle örnekler. Coen Kardeşler de var ama en meşhuru herhalde Taviani Kardeşler, İtalya'da. Vittorio ve Paolo. Vittorio, Paolo'dan iki yaş büyük. 1929'da doğmuş o. Bunlar San Miniato diye Toskana bölgesinde bir şehirde doğuyorlar ve belli bir yerde okurken sinemacı olmaya karar veriyorlar ve üniversiteyi bırakıyorlar iki kardeş birden. Önce belgesel ve sonra konulu filmlerle yıllarca bütün filmleri birlikte yönetiyorlar. Nasıl becerdikleri, çünkü sinema apayrı bir olay, bayağı bir merak konusu diyelim. Ve işte şu, "Babam ve Ustam" diye Türkiye'de oynadı, "Padre Padrone". Müthiş bir film. Onunla 1977'de Cannes'da Altın Palmiye'yi almışlardı. Onun dışında çok film çektiler. Mesela bu "San Lorenzo Gecesi", "Kayan Yıldızların Gecesi" diye de oynamıştı. "Kaos" var. Bir de bir cezaevinde ne oynuyorlar? Shakespeare’den film ettikleri "Sezar Ölmeli" diye bir filmleri var son dönemlerde çektiği filmlerden. Ve önce abi Vittorio 2018'de ölüyor. Ardından altı yıl sonra kardeşi Paolo hayatını kaybediyor 2024'te, yani iki yıl önce. Ama Taviani Kardeşler sinemada yeni gerçekçilik akımının taşıyıcıları olarak ve özellikle de edebiyattan yaptıkları uyarlamalar, kimisi klasik edebiyat, kimisi çağdaş İtalyan edebiyatından yaptıkları uyarlamalarla sinema tarihine birlikte adlarını yazdırmış iki kardeş. Taviani Kardeşleri saygıyla anıyorum.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
31.10.2026 Ankara-Bakü gerilimi: Ne oldu, neden oldu, neler olabilir?
30.10.2026 Müsavat Dervişoğlu Devlet Bahçeli'nin koluna girince kıyamet koptu
29.10.2026 "Fon rezaletinde millet burnundan soluyor"muş!
28.10.2026 Doç. Vahap Coşkun ile söyleşi: Çözüm süreci niçin sessizliğe gömüldü?
28.10.2026 CHP muhalif bir parti mi?
27.10.2026 Oktay Saral için üzülmeli miyiz?
26.10.2026 Lula'nın seçim zaferini Brezilya'da yaşayan siyaset bilimci Karabekir Akkoyunlu yorumluyor
26.10.2026 İstanbul Barosu seçimleri bize neler söylüyor?
25.10.2026 Basın özgürlüğü yolunda yepyeni bir başlangıç
24.10.2026 Bir yanılsama olarak "muhalif medya”
31.10.2026 Ankara-Bakü gerilimi: Ne oldu, neden oldu, neler olabilir?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı