12 Eylül’ün gölgesinde bir utanç hikayesi: Hayko Manuel Eldemir

03.02.2026 medyascope.tv

3 Şubat 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. Bu sabah bir değişiklik yapacağım. Şöyle ki, genellikle ne konuşacağımdan çok kime ithaf edeceğimi düşünüyorum ve bu sabah için kime ithaf edeceğimi buldum. 64 yaşına yeni girdim. Hayatta tanıdığım en ilginç insanlardan birisine, onun trajik öyküsüne ithaf etmeyi düşündüm. Hayko Manuel Eldemir Yergatyan; Ermenice soyadı Yergatyan ama ben onu Hayko Manuel Eldemir olarak tanıdım. Ona ithaf edecektim. Başka bir şey vardı kafamda konuşmayı düşündüğüm, yine Kürt meselesi, çözüm süreci vesaire. Ama sonra Emre Can Dağlıoğlu'nun Hayko ile ilgili yazdığı o güzel yazıyı tekrar okuyunca dedim ki; Hayko'ya bir borcum var, borcumuz var. Öyle ithaf değil, başlı başına bu yayında Hayko'yu anlatmak istiyorum. Hem ona ithaf ediyorum hem Hayko'yu anlatmak istiyorum.
Kim Hayko? 12 Eylül 1980 askeri darbesinden yaklaşık bir ay sonra bir grup öğrenciyle Kudüs'teki ruhban okuluna dönecek; havaalanında ihbar üzerine alınıyor ve gözaltına alınıyor. İşkence görüyor. Çok ağır işkenceler görüyor ve ondan sonra yargılanıyor, mahkûm oluyor. Bayağı bir hapis yatıyor ve çıkıyor. Çıktıktan sonra Hollanda'ya yerleşiyor ve Hollanda'da hayatını kaybetti. Ben Hayko'yu nasıl tanıdım? Hasdal Askeri Cezaevi. Benim cezaevine girişim, 81 Şubat yakalanmam. İki ay sonra sevk edildim. Yani herhalde Haziran ayı falandır. Hayko'yla biz aynı koğuşta kaldık. Koğuşta birçok gruptan insan vardı, biz daha çoktuk ve Hayko da kendisini bize yakın gördü nedense, insani olarak tabii. Çünkü bizim oradaki sol örgütlerle vesaire hiçbir alakası olan birisi değildi. Bizimle beraber, komün diyoruz biz, bizim komünümüzde yer aldı ve onunla dost olduk, arkadaş olduk ve birlikte aylarca yaşadık.
Tabii bizim öykülerimiz birbirine benzer öykülerdi. Hayko'nun öyküsü bambaşkaydı. Hakkında nasıl suçlamalar var anlamak mümkün değildi. Ama şunu biliyoruz: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, daha sonra Ermeni cemaati içerisinde din insanı olarak önemli görevler üstlenmiş genç yaşında. Parlak, çok parlak, çok zeki birisiydi. Kudüs'teki ruhban okulunda ve Türkiye'ye geliyor kısa bir tatil için ve bir grup öğrenciyle dönerken alıyorlar. Ve o tarihlerde tabii dünyanın dört bir yanında ASALA eylemleri vardı. Büyükelçilikler basılıyordu. Diplomatlar şehit ediliyordu. Bir yandan komünizmle ve ülkücülükle mücadele, şeriatla mücadele varken diğer yandan en popüler konulardan birisi de Ermeni terörüyle mücadeleydi ve orada tombala Hayko'ya çıkmıştı.
Hayko çok değişik birisiydi. Gerçekten çok zeki birisiydi. Çok sevimli birisiydi. Ama şunu söyleyeyim; şöyle olaylar yaşadık, çok acıdır. Yeni birisi geliyor diyelim ki koğuşa ve Hayko'yu tanıyor. Nereden tanıyor? Gözaltında beraberlermiş ve ilk tepkisi şu oluyor: "Hayko sen ne olmuşsun?" Meğer Hayko ilk gözaltına alındığında bayağı iri kıyım birisiymiş. Bizimle beraberken Hayko çok normal hatta zayıf denecek bir şekildeydi ve o kısa süre içerisinde birkaç ayda çok kilo vermiş. Hayko yemek yemezdi. Bu çok ilginç. Böyle bir şüpheye düşerdi; yani yemeklerle zehirleneceğini mi düşünürdü bilmiyorum. Kantinden aldığı birtakım paketli şeylerle götürürdü hayatını. İşte bisküvi vesaire onlarla götürürdü. Ama buna karşılık mutfaktan çok anlardı. Şöyle bir şey; kalabalık koğuşlarda yanında en genç birtakım tutuklularla beraber bütün koğuşun salatasını hazırlardı Hayko. Yani böyle ben ilk defa hayatımda orada gördüm.
Bizim yatak ranzalarının altındaki şeylerden yaptığımız bıçağımsı şeylerle Hayko ve elemanları diyelim; ince ince, küçük küçük domatesler, salatalıklar doğrar, orada Hayko komuta ederdi olaya. O gençlere komuta ederdi, onları yapardı. Bunları nelerde yapardık? Leğenlerde yapardık. Bulaşık leğenlerinde falan yaparlardı daha doğrusu. Hayko bunun tuzunu, biberini, yağını, her şeyini o kontrol ederdi. Servis ederdi ama onu bile yemezdi. Çok değişik birisiydi. Bir yığın anı anlatırdı hayatının dört bir yanında. Her yeri bilirdi. Her şeyi bilirdi. Çok dil biliyordu. İbranice, Ermenice, Türkçe tabii ki, Arapça, İngilizce, bütün bu dilleri bilen birisiydi. Ve şu anda maalesef hayatta olmayan, ilk aklıma gelenler Kerim Gürer, Bülent Saka – ki ilk yayınlarımı onlara ithaf etmiştim – Hayko, Taner, başka arkadaşlarla biz bayağı bir, yani şöyle söyleyeyim; biz solcu tutuklular — devlet bizi zaten düşman görüyor ama onu apayrı bir düşman görüyor — orada ona sahip çıkmıştık. O da bizimle birlikte mutluydu ya da biz öyle sanıyorduk yani öyle düşünüyorduk ama sürekli gergindi. Gergin olması çok anlaşılır bir şeydi. Bize anlatmazdı. Kötü muamele gördüğünü söylerdi ama anlatmazdı. Çok kötü işkenceler görmüş, ki o dönemde işkence çok yaygın ve sıradan bir işti. Ama belli ki Hayko'ya özel olarak kötü muamele yapmışlar.
Anlatacak çok şey var. Çok anı var. Çok komik olaylar var ama bunları çok anlatmak, vaktinizi almak istemem. Şunu da söyleyeyim; biz hamurlardan birtakım sözüm ona sanat eserleri üretirdik ya da kibrit çöplerinden. Hayko bu konuda da içimizde en maharetliydi. Hatta o kadar maharetliydi ki cezaevi idaresi onun eserleriyle küçük çaplı bir sergi açmıştı. Ama şöyle bir şey hatırlıyorum hayal meyal; eğer Taner izlerse o daha iyi biliyordur bunu. Bir gün üst düzey bir komutanın Hasdal'a ziyarete geleceği söylendi. Hayko'nun eserleri de sergilenecek ve kendisi de gitti. Komutan bakmış, "O Ermeni terörist sen misin?" demiş ve Hayko tabii ki çok büyük bir moral bozukluğuyla koğuşa geri gelmişti. Sonra ne oldu? Hayko bayağı bir yattı, çıktı. Çıktıktan sonra yine değişik bahanelerle içeri alınmış, edilmiş ve nihayet Türkiye'yi terk ediyor. 90 yılında Hollanda'ya gidiyor. Orada Amsterdam ve Almelo Ermeni kiliselerinde rahip olarak görev alıyor.
Biz tabii çıktıktan sonra Hayko'dan bir haber almadık, alamadık. Yıllar sonra öğrendim Hollanda'ya gittiğini ve yıllar sonra yine öğrendim ki 11 Şubat 2004'te Hollanda'da hayata veda ediyor. 50 yaşında. 50 yaşında eminim yaşadığı bütün o trajediler, bütün o zulümler, acılar; yani bunların bir şekilde kayda geçmesi lazım. Bunlar gerçekten, nasıl söyleyeyim, bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinin çok sayıdaki utanılacak olaylarından birisidir. Ben birinci derecede şahit olmuştum. Kendisiyle hep gülerdik. Hep dalga geçerdik. O da bizimle dalga geçer, bir de çok kızardı. Çok kızardı. Ama dosttuk, arkadaştık. Birbirimizi kolladık ama sonra aramızdan çok erken ayrıldı. Yayın da Hayko'ya, ithaf da Hayko'ya; Hayko Manuel Eldemir ya da Manuel Yergatyan. Ruhu şad olsun. Kendisini sevgiyle ve hep gülerek anımsıyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
08.02.2026 Öcalan’ın sarsılan liderliğini onarma çabaları
08.02.2026 Erdoğan İslamcı mı?
07.02.2026 Mansur Yavaş neden gündemde değil?
06.02.2026 Epstein skandalı ve Noam Chomsky’nin yarattığı hayal kırıklığı
05.02.2026 “Büyük medya” krizdeymiş!
04.02.2026 Murat Aksoy ile söyleşi: CHP’nin Kürt sorunuyla imtihanı
04.02.2026 Çözüm sürecinde sil baştan
04.02.2026 Yüksel Genç ile söyleşi: Suriye’de yaşananlar Kürtlerin çözüm sürecine bakışını nasıl etkiledi?
04.02.2026 Burak Bilgehan Özpek ile söyleşi: Bahçeli ne diyor, Erdoğan ne yapıyor?
03.02.2026 Abdullah Öcalan’a açık mektup ve 20 soru
08.02.2026 Öcalan’ın sarsılan liderliğini onarma çabaları
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı