Türkiye’nin Amedspor ile yakaladığı fırsat

03.05.2026 medyascope.tv

3 Mayıs 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi pazarlar. Dün Erzurumspor'dan sonra Amedspor da Süper Lig'e çıktı. Şampiyon oldu. Süper Lig'e çıktı. Aslında çok zor oldu. Birkaç hafta üst üste kötü sonuçlar aldı ama en büyük rakibi İstanbul Erokspor da aynı şeyi yapınca sonunda bir şekilde ikinci gelerek şampiyon oldu. Öyle deniyor. Şampiyon ona da söyleniyor ve çıktı. Bu tabii çok büyük sevinç gösterilerine yol açtı; başta Diyarbakır'da ama Diyarbakır'ın dışında bölgede, Güneydoğu'da birçok yerde halkın büyük ekranlarda maçı izlediğini ve sonucu coşkuyla karşıladığını biliyoruz. Amed, Diyarbakır'ın tarihten gelen bir adı. Amedspor, Diyarbakır'ın bir takımı. Aslında baktığımız zaman adı yeni, yakın zamanda ama öteden beri var olan bir takım; adı değişe değişe giriyor. Bir dönem Büyükşehir Belediye Spor olarak var oluyor. Sonra DİSKİ olarak devam ediyor. En son Amedspor oldu ve ilk defa peş peşe birtakım ligleri aşarak Süper Lig'e geldi ve şimdi merakla tabii neyi bekliyoruz? Yeni sezon başlayacak ve Amedspor maçlarında neler olacak? Çünkü kötü bir sicil var ortada. Amedspor'un değişikliklerde yaptığı maçlarda, özellikle gittiği deplasmanlarda yaşadığı birtakım tatsız olaylar oldu. Bu arada Amedspor'un kendi sahasında yaptığı maçlarda da birtakım sorunlar yaşandı. Ama en önemlisi futbol sahalarında olup biten sorunların dışında yaşanan sorunlar.
Bunlar ne? Tribünlerde bazen sahada da yaşanan birtakım siyasi olaylar, öyle söyleyelim. Amedsporluları bir tür terörist gibi gören ya da terör destekçisi olarak gören kişiler ya da gruplar, kimi zaman organize birtakım hareketler. Özellikle Bursaspor tribünlerinde bunu çok gördük. Neler oldu mesela? Faili meçhul cinayetlerin sembolü olan beyaz Toros pankartları açıldı. Ya da yine faili meçhullerin en önde gelen faillerinden olan Yeşil'in pankartları açıldı. Bunu çok gördük ve buna birtakım siyasetçiler destek de verdiler. Bu konuda gazoz içmeler vesaireler daha yeni yaşanan olaylar. Bunu biliyoruz ama bu risk hep var. Bu riskin bir nedeni de tabii ki şu: Amedspor'un çok geniş bir taraftarı var ve taraftar grupları var. Türkiye'nin dört bir yanında zaten yaşayan Diyarbakırlı ama Diyarbakırlı dışında Kürtler için Amedspor bir tür sembol haline geldi. Onun dışında bir de tabii Diyarbakır'an kalkıp maçları izlemeye gidenler de olacak. Bunların hepsini bir potansiyel bir gerilim unsuru olarak görmek tabii ki gerçekçi. Ama şunu da unutmamak lazım; tam tersine pekâlâ burada bu olay, Amedspor'un varlığı Türkiye'de kardeşliğin yeniden tesisi için bir fırsat da olabilir. Nitekim Amedspor'un lige, Süper Lig'e çıkışının hemen ardından başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere bazı siyasetçiler ama aynı zamanda da Fenerbahçe, Galatasaray gibi takımlar da kutlama mesajları yayınladılar ve özellikle Fenerbahçe ve Galatasaray'da gördüm; onlar Amedspor'un yaptığı kutlama şampiyonluk duyurusunu alıntılayarak yapıyorlar ki o duyuruda Kürtçe de var.
Bunlar küçük ama bence güzel adımlar. Bunun sürmesi halinde, şu anda sürüp sürmediğini bilmediğimiz çözüm sürecine de çok ciddi katkısı olacağını düşünüyorum. Bu bir fırsat. Bunu mesela Federasyon Başkanı bir ara Diyarbakır'a giderek yapmıştı; Amedspor'u ziyaret ederek yapmıştı ama bir yerden sonra tıkandı o tür şeyler ve yine birtakım gerginlikler yaşandı. Iğdırspor'la dün yaptıkları maçta tribünlerde yine gördük birtakım tezahüratlar ya da semboller. Bir de en azından benim izlediğim kısmında kaleciye yönelik, Amedspor kalecisi Erce'ye yönelik tribünden gelen bir saldırıyı da gördüm ki Iğdır, çok yoğun Kürt nüfusunun da olduğu bir yerdir. Buna rağmen birileri tribünden Amedspor'a bir öfke, nefret dile getirme ihtiyacı diyeceğim ama böyle bir ihtiyaç yok tabii, hissediyor. Bunu aşmak pekâlâ mümkün ama işin hiç de kolay olmadığı da ortada. Özellikle birtakım siyasetçiler, birtakım siyasi partiler her Amedspor maçını, özellikle deplasmanda olduğu her maçı bir tür kendi propagandaları için, her neyse o propaganda, kullanmak isteyecekler. Ama şimdi şöyle düşünün; mesela yaşanan bir süreç var. Tamam durdu, etti vesaire ama sonuçta bir buçuk yıldır, belki de daha fazladır artık saymayı da bıraktım, Türkiye'de çatışma yaşanmıyor. Cenaze gelmiyor. Hiçbir taraftan cenaze gelmiyor. Türkiye bir anlamda içeride bir barışa kavuştu. Bundan sonra da pekâlâ bunu sürdürebiliriz ve futbol ki her ne kadar Türkiye'de futbolun kalitesi çok düşmüş olsa da yine de Türkiye'de geniş kitleleri en fazla motive eden bir alan. Şimdiden birtakım provokatif şeyler başladı ama açıkçası benim gözlemim çok da korktuğum kadar yaşanmadı. Diğer yandan Diyarbakır başta olmak üzere kutlamalar da çok dengeli, sorunsuz bir şekilde ama coşkulu bir şekilde yaşandı. Bir de şu notu özellikle düşmek lazım; Türkiye'de Kürt siyasi hareketi özellikle bu son dönemden itibaren garip bir tıkanmaya girdi. Onu hep konuşup duruyoruz. Yani muhalefetle iktidarın arasında kaldığı, bir diğer taraftan İmralı ile Kandil arasında kaldığı ve bloke olmuş durumda. Böyle bir yerde Amedspor Kürtlerin mobilizasyonunu, hareketliliğini gerçekleştirdi ve bu anlamda da siyasi hareketi aşan bir yönü var bu olayın. Bu bence iyi bir şey. Kürtlerin bir kimlik olarak Amedspor'a, kültürel kimlik artık nasıl derseniz, kimlik olarak Amedspor'a sahip çıkması bence hiç de fena bir şey değil.
Şunu diyenler olacaktır: "Bunlar Diyarbakır'ın takımı değil. Diyarbakır'ın takımıysa adını değiştirsin." Zaten ad birçok insanı baştan irite ediyor, rahatsız ediyor. Niye? Diyarbakır değil. Mesela bir ara kayyum atanan belediye başkanı, kulübe yardım etmesi için belediyenin adını değiştirme şartını koşmuştu. Ama Diyarbakırlılar bunu reddettiler. Bu isim artık kaldı. Herkes bunu kabullenmek zorunda. Diyarbakır'ın adı Diyarbakır olarak kalıyor olabilir ama Amed'i de insanlar kullanıyorlar ve buradan bir kimlik tanımı ve kimliğin dışa vurumu, kimliği sahiplenme olarak görüyorlar. Bunu hiç de bir tehlike olarak, bölücülük olarak vesaire görmemek lazım. Benzer bir durum Tunceli-Dersim meselesinde de var. Evet, her ne kadar benim takımım dün itibarıyla şampiyonluğunu ilan edemediyse de Amedspor'un şampiyonluğu beni çok mutlu etti. Umarım bu sadece Kürtler için değil, tüm Türkiye için güzel yeni ilişkilere, yeni samimiyetlere, yeni bağlara vesile olur. Tabii bunu söylerken hep birtakım provokasyon ihtimallerini akılda tutmak ve bunlara karşı birtakım tedbirleri başta devlet ama sadece devlet değil bütün toplum, özellikle de taraftarlar, taraftar grupları ve kulüp yöneticilerinin alması gerekiyor.
Bugünün ithafı bir büyük yazara: Ernest Hemingway. Yazar ama gazeteci. Gazetecilikten başlayarak gitmiş birisi. Genç yaşta dünyanın değişik yerlerinde gazetecilik yapmış ama şöyle bir özelliği var; kitaplarına baktığımızda, mesela ‘‘Silahlara Veda’’ I. Dünya Savaşı'nda ambulans şoförlüğü yapmış, yaralanmış da galiba. Zaten Hemingway'in hayatında hep böyle birtakım yaralanmalar, şunlar bunlar var; uçak kazaları var. Bütün bunlardan sağ çıkmış ve yazmış. İspanya İç Savaşı'nı yazmış. Paris'i yazmış. Ama şu anda mesela ‘‘Yaşlı Adam ve Deniz’’ bence en güzel kitaplarından birisidir. Hemingway nevi şahsına münhasır birisi. Maceracı birisi. Heyecanlı birisi. Heyecanlarını, maceralarını yansıtan birisi. Duruşunda hep böyle bir olaylara, dünyaya bakışında siyasi duruşu var. II. Dünya Savaşı'nda, İspanya İç Savaşı'nda bütün bunlarda kimi zaman gazeteci, kimi zaman yazar olarak kendini göstermiş ama en sonunda yaşadığı kazaların ardından dünyanın değişik yerlerinde yaşıyor; Afrika'da, Küba'da, şurada burada birçok yerde, Paris tabii ki. "Güneş de Doğar", "Paris Bir Şenliktir" mesela. ‘‘Güneş de Doğar’’ ilk romanını bildiğim, hatırladığım kadarıyla Paris'te yazmıştı. Evet, çok büyük bir yazar ve Amerika'da bir yerde kendine bir ev alıp bir kırsalda yaşarken 62 yaşında ne yaptı? Kendi eliyle hayata veda etti. Bu da aslında kimseyi şaşırtmadı. Ernest Hemingway dünyada çok ciddi iz bırakmış bir yazar. Kendisini saygıyla ve hayranlıkla burada anmak istiyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
10.05.2026 Öcalan’a statü meselesi niçin son derece kritik?
09.05.2026 Burcu Köksal'ın AKP'ye katılacak olmasının düşündürdükleri
08.05.2026 Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu, Erdoğan’a rağmen sürece sahip çıkıyor
07.05.2026 İdris Baluken ile söyleşi: Somut adımlar atılacak mı? Süreç menzile varacak mı?
07.05.2026 Hayvan düşmanlığının siyasi boyutları
06.05.2026 Vahap Coşkun: “Öcalan’ın statüsü konusunda Erdoğan ile Bahçeli arasında asgari mutabakat olmalı”
06.05.2026 Burak Bilgehan Özpek: “Bahçeli kurucu devlet aklının sözcüsü olma iddiasında”
06.05.2026 “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü” olarak Abdullah Öcalan
06.05.2026 Gürkan Çakıroğlu: “Türkiye’de öne çıkan ve Türkiye’yi öne çıkaran iki isim var: Bahçeli ile Öcalan”
05.05.2026 Hatem Ete ile söyleşi: AKP ve CHP oylarını nasıl artırabilirler?
10.05.2026 Öcalan’a statü meselesi niçin son derece kritik?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı