Reza Talebi ile söyleşi: İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney’in dünü, bugünü ve muhtemel yarını

10.03.2026 medyascope.tv

10 Mart 2026’da medyascope.tv'de yaptığımız söyleşiyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Ruşen Çakır: Merhaba, iyi günler. İran'da neler oluyor? Mücteba Hamaney; öldürülen babası Ali Hamaney'in yerine İran'ın dini lideri olarak seçildi. Bu ne anlama geliyor? Neler değişebilir? Neler aynı kalır? İşte bunları bu konunun önde gelen uzmanlarından İranlı meslektaşımız Reza Talebi ile konuşuyoruz. Reza Bey, merhaba.
Reza Talebi: Merhabalar Ruşen Bey. İyi yayınlar.

Ruşen Çakır: Öncelikle bu İran krizi ile ilgili bizim yayınlarımıza katılmanız ve aydınlatmanız için çok teşekkür ediyorum. Çok önemli çünkü genellikle az bilenlerin çok konuştuğu bir ülkeyiz biliyorsunuz. Onun için sizin gibi olayları doğrudan yakından takip eden isimlerin anlatımları çok değerli. Şimdi Mücteba Hamaney ağırlıklı bir yayın yapalım istiyorum. Daha sonra sürecin gelişmesine göre yine zaten birbirimizi buluruz ederiz. Şu anda savaş normal seyrinde izliyor gibi. Ama en önemli gelişme Mücteba Hamaney'in velayet-i fakih seçilmesi yani dini lider seçilmesi. Birincisi şunu sorayım, zaten hep öyle söyleniyordu; babası öldüğü andan itibaren onun olma ihtimali çok kuvvetliydi. Hep öyle görüyordum. Başka adaylar vardı ama değil mi?
Reza Talebi: Tabii, Mücteba'nın yani aile içerisinde de rakipleri vardı. Aslında büyük kardeşi Mustafa veya diğer kardeşleri Mesud ve Meysam da onun aile içinden rakipleriydi. Doğrusunu söylersek eğer gelen bilgilere göre Hamaney'in kendisi onun siyasete girmesini istemiyor. Ancak biliyorsunuz yani bir güç mekanizmasının içerisinde her zaman oğullar babalara karşı gelip ve babaların sözünü dinlemeyerek gücü gördükleri zaman kendi mekanizmalarını ve kendi örgütlerini oluşturabilirler. Bunu aslında daha önce de Humeyni döneminde de gördük. Yani Humeyni öldükten sonra hep söyleniyordu, yerine oğlu Seyyid Ahmed geçecek. Büyük oğlu yıllar önce öldürülmüştü. Ondan sonra elinde kalan yani ortada kalan bir Seyyid Ahmed Humeyni vardı ve o aday gösterildi ve o da aynı Mustafa gibi aynı kaderi yaşadı, yani şu ana kadar. Yani onun oradaki güç savaşları özellikle Ayetullah Humeyni'nin muavini dediğimiz Ayetullah Muntazeri vardı. Ki onu devre dışı bırakmakla beraber gittikçe Seyyid Ahmed Humeyni göz önünde oldu, medyalara çıktı ve hatta kendi babasının mektuplarını da yazıyordu ve sahte mektuplar da gönderiyordu. Özellikle Muntazeri döneminde Muntazeri'ye büyük büyük iftiralar yaparak onu kendi evinin köşesine sıkıştırdılar ve Ahmed Humeyni tek bir aday olarak görüldü. Ancak o dönemlerde de sadece Ahmed Humeyni, "Ben Humeyni'nin oğluyum, aday olabilirim" dedi ve "Ne Devrim Muhafızları içerisinde ve ne diğer bürokratlar içerisinde bir güç dengesi yaratmadan, bir ağ yaratmadan sen lider olamazsın" dediler. Nasıl oldu? Yani Humeyni öldüğükten sonra Fransız elçisi vardı İran'da o dönem, Christian Gerov, o geliyor. Erdeşir Laricani, Muhammed Cevad Laricani, ki Muhammed Cevad Erdeşir Laricani'dir isimleri, şu anki güvenlik konseyinin genel sekreteri yani başında olan Ali Laricani'nin kardeşi. Onunla görüşüyor, o dönem diyor ki; "Laricani bizi çağırdı." O dönemde de François Mitterrand var ve İran ve Fransa'nın ilişkileri çok kötü. İran-Irak Savaşı var. İran'da idamlar olmuş, katliamlar olmuş. Hapiste olan çok sol kesim var. İç savaş şeyinden çıkmışlar. Yavaş yavaş denge kuruluyor. İran bir anlaşmaya doğru gidiyor. Fransa elçisine diyor ki "Sizden ricam budur ki ben Seyyid Ahmed Humeyni, Humeyni'nin damadı Borujerdi ve iki şahıs yani Devrim Muhafızları’ndan ve ordudan bir konsey yani gizli bir konsey oluşturmuşuz. Sizden ricam Irak'a bastırın, destek verin. Humeyni'yi köşeye sıkıştıralım. Ondan sonra biz kendimiz gücü elde edeceğiz. Ve sonra ilişkilerimiz Batı'yla gittikçe düzelecek." Aynı konseydeki olan yani belli olan hem Devrim Muhafızları’na hem ordudaki olan şahıslar tasfiye edildi. Borujerdi kenara bırakıldı. Ahmed Humeyni de bir gece namazdan sonra beyin krizi geçirdi ve öldü. Bu şekilde en güçlü aday öldürüldü ve o dönemdeki olan o bürokratik sistem ve Devrim Muhafızları sistemi yine de Humeyni'nin yerine geçecek Ali Hamaney’i, şu anki olan şahsı getirdi ki Haşimi Rafsancani desteğiyle oldu. Ancak o dönemdeki olaylarla bu dönemdeki olaylarda güç dengeleri, mekanizmaları çok farklıydı. Hamaney bunu gördüğü zaman da hep ailesinden kuşkuluydu. Korkardı. Yani Haşimi Rafsancani kendi hatıratında yazıyor ki: Hamaney derdi ki: "Benim en önemli şeyim ailemin geleceğidir." Tamam. Diyor ki: "Bu rejim devam eder etmez mi? Onu siz bilirsiniz. Onu siz yaparsınız." Ancak ailesi için çok kaygılıydı ve bundan dolayı oğullarının siyasete girmesini istemiyordu. Çünkü siyaset o kadar kirliydi ki İran'ın içerisinde kurban da gidebilirdiler. Oğullar arasında da bir savaş doğurma imkanı da vardı. Yanı sıra kendine destek veren büyük şahsiyetler, o dönemdeki güçlü şahsiyetler, Haşimi Rafsancani gibi şahsiyetler de tasfiye edilmişti. Ölmüştü. Yani etrafında da bir şey yoktu. Kendisi merkezdeydi. Onun makamına göz diken şahıslar vardı. Oğulların da oraya girmesini istemiyordu ve nitekim ailesini korumak istiyordu. Ki bu doğrultuda hatta Haşimi kendi hatıratında yazıyor ki: "Hamaney gelmeden önce biz Humeyni'nin yanına gittik. Dedik ki: 'Değerli liderimiz, sen öleceksin. Bunu biz biliyoruz. Ve öldükten sonra da tabii ki bu ülkeye bir lider lazımdır. 3 tane adayımız vardır. Yani Musevi Ardebili olsun, Meşkin olsun ve Hamaney olsun – ki çok ilginç üçü de Türktür bunların – bunlardan bir konsey oluşturalım ve liderliği devam edelim konsey şeklinde.'" Nitekim biliyorsunuz anayasa değişikliği oldu Humeyni'den sonra, anayasa da değiştirildi ve velayet-i mutlakı fakih oldu. Yani mutlak bir monarşi gibi oldu. Yoksa mutlak monarşi olmasaydı bu konsey orada işlev haline gelebilirdi ki o da olmadı. Bunu söyledi. Humeyni okey verdi. Okeyden sonra zaten görüyoruz ki bir para güç dengeleri Haşimi ile beraber Hamaney'i ortaya çıkarttı ve Hamaney geldi. Hamaney’i, özür dilerim, bir kukla gibi Haşimi istifade etmek için ortaya çıkardı. Çıkardıktan sonra gittikçe Hamaney güçlendi. Devrim Muhafızları’nda da gücünü artırdı. Oğullarını, ailesini tamamıyla bu meselelerden ziyade kenara bıraktı, korumaya aldı ve kendi rakiplerini bitirdikten sonra çünkü çok karizmatik bir şahsiyetti. Yani çok güçlü bir konuşması vardı. Oğlu gibi şu anda görüyorsunuz yani konuşma kabiliyeti de yoktu, çok da görünmüyordu; o şekilde değildi. Çok güçlü bir şahsiyeti vardı. Çok okurdu. Hatta meşhur, belki Türkiye'de tanırlar, Şeceriyan isminde İranlı bir türkücü vardır. Yani İran musikisini devam ettirir ki vefat etti. O derdi ki "Biz Hamaney ile beraber şan eğitimine giderdik Meşhet'te. Onun sesi benden daha güzeldi" derdi veya hatta bazen de saz çalardı. Yani böyle bir şahsiyeti vardı. Ancak gittikçe güç bunu tamamıyla değiştirdi. Değiştirdi ve ortaya bir Hamaney çıktı ki geldi ve sonra da görüyoruz ki olaylarda nasıl vurdu vuruldu ve öldürüldü ve yerine Mücteba'yı getirmeye çalıştılar. Şimdi bu Mücteba kim? Hamaney'in siyasete girmemesini istediği bu Mücteba kim? Devrim Muhafızları’nda güçlü bir şekilde nüfuzu olan Mücteba bundan 20 yıl önce siyasete girmeye kollarını sıvadı. O dönemde Mehdi Kerrubi vardı, ki izleyicilerimiz hatırlar. 2009'da yeşil harekatla beraber İran'da seçimler oldu ve o seçimlerden sonra ev hapsine gönderdiler Mehdi Kerrubi'yi Mir Hüseyin Musevi ile beraber ki o da Hamaney'in geçmişteki olan başbakanıydı ve hatta akrabasıydı. Ev hapsine gönderdiler. Mehdi Kerrubi orada ilk defa Mücteba'nın ismine işaret etti. Dedi ki ‘‘Bu Ahmedinejad'ın getirilmesinde Mücteba'nın etkisi var. Bizim oylarımızı çaldılar. Gece uyudum. Sabah kalktım. Baktım ki Mücteba'nın etkisiyle beraber — veya Müçteba diyelim daha doğru şekilde anlaşılsın — Müçteba’nın etkisiyle beraber Ahmedinejad cumhurbaşkanı oldu.’’ Ve o dönemde Mücteba siyasete girmeye başladı. Kendi düzenini kurdu. Kendi istediği şahısları cumhurbaşkanı yaptı.

Ruşen Çakır: Şimdi sözünüzü kesiyorum. Benim okuduklarımda şöyle bir şey var: ‘‘Siyasi olarak çok aktif ama ortalığa hiç çıkmayan birisi. En fazla yılda bir iki kere devrim yıldönümlerinde çıkar’’ diye bir şey. Bu efsane mi, hakikaten yoksa böyle mi yani? Bir acayip geldi bana. Yani bu kadar önemli bir şahıs, bu kadar etkili bir şahıs kamuoyunun karşısında görünmez mi?
Reza Talebi: Tabii tabii. Öyle bir şahıs yani aslında sizin de işaret ettiğiniz kendisi bir derin devlet gibi arkadan yöneten bir şahıs. Babası gibi karizması yok. Konuşmalarından tabii ki çok kısacık birkaç saniyelik bir konuşması var. Yani Kum'da ders veriyordu mollalara. O dersi bıraktığı zaman bir videoda galiba doğru hatırlarsam korona döneminde uzaktan eğitim gibiydi, online şekilde. Orada kaydetmişler ki, "Ben dersten ayrılıyorum babamın da haberi yok. Bu şekilde size bilgi veriyorum. Ders bitti, ders vermeyeceğiz." Öyle bir görüntü ve ses var Mücteba'da, başka yerde bundan başka herhangi bir ses yok. Diğer kardeşleri de aynı şekilde yani görünen, en çok görünen büyük kardeşi Mustafa var. Mustafa da o şekildedir. Konuşmaları falan olursa video veya ses kaydı yok. Genelde ajanslar onun konuşmalarını yazılı şekilde verirler. Böyle gizli bir şahsiyet, ki nitekim aynı bu Kaani gibi bir şahsiyeti hatırlatıyor bize. Yani görünmeyen, konuşmayan, çok az konuşan yani karizmatik liderlerden sonra gelen çok zayıf şahsiyetlerle karşı karşıyayız. Güçlü olabilir yani bu mekanizmanın içerisinde. Ancak şahsiyet bakımından o kadar güçlü birisi değildir. Mücteba o dönemlerden kendi bu güçsüzlüğünü zaten Devrim Muhafızları’yla bir entegrasyon içerisinde kurmaktan yola çıktı ve hem aile içerisinde kardeşlerini pasivize etti ve hem de kendi rakiplerini, Ahmedinejad'ı kullandı. Aslında Ahmedinejad geldi ve sonraları da gördük ki Ahmedinejad onun babasına kadar karşı çıktı. Ahmedinejad onun ailesine de karşı çıktı ve nitekim Ahmedinejad da bunlardan geçti. Yani kendi ürettiği bir cumhurbaşkanı da ona vefalı kalmadı. Bunu anladığı zaman da siyasi kesimi dizayn etmek ve hizaya getirmek için yine de güçlü şekilde Devrim Muhafızları’nı kullandı. Güçlü bir bağ oluşturdu. Devrim Muhafızları’nın bu heterojen yapısındaki özellikle 2009'dan bu yana orada bir uçurum da olmuştu. Farklı Devrim Muhafızları’nın komutanları Musevi'yi desteklediği zaman bazıları Mücteba'yı destekliyordu ve bazıları da başka alternatif ve potansiyel liderleri destekliyordu. Anladı, kimler alternatif veya potansiyel lider olabilir? Özellikle daha önce bahsettiğimiz gibi Haşimi Rafsancani Ahmedinejad döneminden sonra en iftiralara maruz kalan ve bu mesela bu devrimin en mihenk taşlarından birisi olan Haşimi Rafsancani'yi şeytanlaştırdı. Onun ailesine karşı eylemler, iftiralar attı ki bazıları da yolsuzluk konusunda doğru olabilir, olmayabilir. O şekilde Haşimi'yi de pasivize etti. Ve sonunda da görüyoruz ki Haşimi bir gece ansızın havuzda yüzerken kalp krizi geçirdi veya öldü. O da şüpheli bir ölüm oldu. Sonra ne yaptı? Ruşen Bey, bunları siyasilerde tasfiye etmekle beraber ki çoğunluğunu da Ahmedinejad vasıtasıyla yapıyordu ve o söylemi destekleyerek radikal bir söylemle beraber bunları pasivize ediyordu. Aydınlar içerisinde de bu yapıldı. Mücteba Hamaney'in özel ilişkileri çok meşhur. İran'daki olan istihbarat biriminde yani istihbarat bakanlığında olan Said Emami'deydi. Said Emami İran istihbarat bakanlığındaki olan muavin birisiydi. Orada bir fetva verildi. Bu fetva kimden belli değil. Ayetullah Azima isminde birisi vardır. Gizli fetva veriliyor. Örnek olarak söylüyorum size. Mesela birisi peygamberin kızına bir iftirada bulunursa bunun hükmü nedir? İdamdır, öldürülmelidir. Bu şekilde fetvalar verildi ve İran'da bir aydın kıyımı oldu. Yüzlerce insan, aydın, gazeteci, etkili şahıslar öldürüldü bir fetva doğrultusunda. Örnek olarak Forouharlar vardı, Dariush Forouhar. Milli mezhebi dediğimiz daha milliyetçi daha böyle dindar kesim olarak ki Musaddık'ın yolundan giden insanlardandı ve çok etkiliydiler o çevre içerisinde. Lime lime edildi bunlar. Lime lime edildiler ve uzuvları kesildi. Bu şekilde farklı bölgelerde Azerbaycan'da olsun, Kürdistan'da olsun, Belucistan'da olsun farklı insanlar, önde gelen şahıslar da aydın kesimin içerisinde etki bırakacak bu önderler de katledildi ve öldürüldü. Ki nitekim ondan sonra bu Said Emami de ona kurban gitti ve bir banyoda...

Ruşen Çakır: Ben bu olay olduğu sırada İran'daydım. İran'a gittim. Çok iyi hatırlıyorum. Hatta Haccaryan cumhurbaşkanının, Hatemi'nin danışmanı, onun yürüttüğü bir operasyonla Emami'yi yakalıyorlar ve olayları kısmen aydınlattılar ve sonra da Emami cezaevinde intihar etti hesapta. Değil mi? Yani cezaevinde öldü diye hatırlıyorum. Yanlışım varsa düzeltin. Çok çarpıcı bir olaydı o. Bayağı bir operasyon yapmışlardı.
Reza Talebi: Tabii ki. Cezaevinde banyoya giderken bir ilaç verilmiş. O ilacı yedi. Yani o ilacı yedikten sonra hatta Said Haccaryan'ın o dönemde bir gazetesi vardı: Sobhe Emruz (Bugünün Sabahı). O ilacın ismi çok ilginçtir. Yani ‘‘vacibi’’ dedikleri bir ilaç vardır. Bu ilaç kullanılıyor yani genelde İran'daki hamamlarda. Dediler ki " Said Emami'nin öldürülmesi vacip miydi?" Yani hem o ilaca işaret ettiler hem de buna vacip miydi yani ‘‘Gereken miydi? Yani niye öldürdünüz?’’ Çünkü Haccaryan Said Emami'yi istihdam eden şahıstı ve bunun belgesinde yazıyor ki "Bu adamı alabilirsiniz ancak çok tehlikelidir. Bunu kontrol etmeniz gerekiyor." Ki nitekim aynı bu Haccaryan da sonra bir suikasta kurban gidiyor ve Saidi asker aynı takımdan olan Haccaryan'ı vuruyor ki şu ana kadar da konuşmada çok zorluk çekiyor ve konuşamıyor. Said Haccaryan reformistlerin içerisinde olan bir beyin takımının en önde gelen şahıslardan birisiydi. Yani sizin de işaret ettiğiniz hem bu aydınlar içerisinde hem de gittikçe siyasi şahsiyetler de bu şekilde hapise maruz kaldılar. Suikasta maruz kaldılar, öldürüldüler. Ki bunların geneli de çoğunlukla ayrı düşünen, başka düşünen yani bu hükümette bir değişiklik olacak diye farklı düşünen şahsiyetlerdi ki Hatemi döneminden başlamıştı bunların faaliyeti. Mücteba onların hepsini bastırdı. Yani hem aydınlar ve hem siyasileri öldürdü, tasfiye etti ve hem Devrim Muhafızları’ndaki olan bir birliği oluşturdu. Kendi arkasında bir korku mekanizması yaptı. Hatırlarsınız hatta Türkiye'de yıllar önce İstanbul'da bir operasyon oldu bu İsrail vatandaşlarına karşı. İranlılar orada yakalandı. Milli İstihbarat Teşkilatı ortaya girdi ve o dönemde Taib vardı. İran devrim muhafızlarının istihbarat örgütünün başında olan şahıs, ki sonra sorguya falan da alındı. Bu, Mücteba'nın en yakın arkadaşlarından birisiydi ve o dönemlerde Taib'in o kurumun başına gelmesi sadece yetmez. İran'ın içerisinde, İran'ın dışında da yani terörler, eylemler, bunlar hepsi Mücteba İran'daki eskiden 80'lerde olan yurt dışındaki terör geleneklerini devam ettirdi ve böylece kendine bir alternatif veya paralel bir sistem yarattı. Sonra ona en büyük tehdit olan, ‘‘Bu en büyük tehdidi Pezeşkiyan döneminde nasıl bertaraf edeceğiz?’’ diye öyle bir fikir geldi. Pezeşkiyan gibi şahsiyet ortaya geldi. Hiç beklemiyordu. Hatta bunu raddi salahiyet etmişler: ‘‘Sizin yetkiniz yok. Cumhurbaşkanı olamazsınız. Hatta milletvekili olamazsınız.’’ Ancak Hamaney'in bir emriyle aday gösterildi. Kimse beklemiyordu Pezeşkiyan gelsin cumhurbaşkanı olsun. Neden? Çünkü karşısında Mücteba'ya karşı faaliyet gösteren bir aday vardı. Onların burnunu yere vurması gerekiyordu; Said Celili. Said Celili İran'ın eski müzakerecisi yani nükleer meselesindeki baş müzakereciydi. Size söyleyeyim, bunların ismi tafkiki. Bunlar daha çok radikal Şii bir kesime aitler. Yani Muhammed Rıza Hakimi'ye bağlı olan bunları da bir cemaat gibi düşünün. Çok radikal bir cemaat. Armagedonist. Ancak liderleri var. Mirbagı isminde bir Ayetullah var. O da kendisini rakip görüyor Mücteba'ya. Mesbah-ı Yezdi; Ayetullah Mesbah-ı Yezdi var İran'da. O da kendisini Humeyni'ye rakip görüyordu ve o da çok radikal kesimden, radikal cenahtan gelen birisidir. Onun geleneğini taşıyor ve onların adayı Said Celili’ydi. Bunlar o kadar bir idealist idiler bu konuda ki hatta mesela Castro'ya ve hatta Hugo Chávez'e mektuplar gönderip ‘‘antiemperyalist bir idealın içerisinde beraber oluruz’’ gibi böyle bir mefkure içerisinde ve İmam-ı Zaman yani Mehdi gelecek ve bu Mehdi gelmesi için yani Hüccetiye'ye yakın olduğu için daha çok kötülük dünyada olması gerekiyor ki onun ortamını müsait edelim. Böyle bir düşünceye sahip olan Mücteba'nın karşısındaydı. Pezeşkiyan'a destek verdi. Pezeşkiyan geldikten sonra bu önlerinde dizilen şahısları yani bu fikri, bu mefkureyi, bu insanları – ki devlet kurumlarına da çok sızmışlar, Devrim Muhafızları’na da çok sızmışlar – bir nevi bir seçimle Pezeşkiyan'ın seçilmesiyle umut vaadi vermekle beraber onları da yerle bir etti, mahvetti ve sonra baktı ki ortada meydanda sadece Mücteba kalmıştır. Mücteba'dan sonra kim var? Adaylar tabii ki Hasan Ruhani var, geçmiş cumhurbaşkanı. Onu ne yapmışlar daha önce: ‘‘Sen adaylık yapmak için yani dini lider için Ayetullah olman lazım, içtihadın olması lazım.’’ demişler. Ona da izin vermemişler. Onu da şeytanlaştırdılar. Ki nitekim bu İran'daki olan katliamlardan sonra o da bir nevi suskun hale geldi. İzin vermiyorlar ki konuşsun. Bir de Seyyid Hasan Humeyni vardı. Seyyid Hasan Humeyni de geçmişteki babasının olaylarını hatırlayarak ki babası da bu şekilde kurban gitti, Ahmed Humeyni yani Humeyni'nin torunu olarak Seyyid Hasan ortadaydı. Ilımlı kanat bunu destekliyordu. Muhtemelen düşünülürdü ki Hamaney gittikten sonra da bunun gelmesi tabii ki birtakım değişikliklere ve yumuşamaya sebep olacaktır. Ancak onları da son toplantıda Devrim Muhafızları’nın eşliğiyle, Devrim Muhafızları’nın baskısıyla beraber hepsini susturdular ve nitekim Mücteba Hamaney'i ortaya getirdiler. Ve ayrıca şunu da söyleyeyim. Burada cümlemi bitiriyorum. Mücteba Hamaney hem içte ailede savaş verdi ve hem herkesi tasfiye etti ve bu 20 yıllık bir düzen içerisinde kendisini hazırladı, ilerledi ve şu anda da İran'daki Ali Dini Lideridir. Ancak görünen budur ki belki en çok sevinen bu olaya, bu durumun içerisinde Netanyahu veya İsrailliler olabilir. Çünkü babası öldürülen, eşi öldürülen, çocuğu öldürülen ve babasından daha radikal olan bir şahsiyet dini lider olacak ve bu da İsrail'in yaptığı şeyleri meşrulaştıracak ve daha radikal bir İran İslam Cumhuriyeti ile karşı karşıya olabiliriz. Ama bazı kesimlerde aydınlar ve düşünürlerin bazıları da düşünüyorlar ki Mücteba bir Bin Selman da olabilir. Bu da önümüzdeki olan gidişata bağlıdır. Savaş nereye gidecek? İçerideki olan olaylar, bu bastırmalar...

Ruşen Çakır: Bir şey sorabilir miyim? Bugün Kadri Gürsel'le yaptığımız yayında Kadri çok ilginç bir laf etti. Dedi ki "Babası Devrim Muhafızları’nı kontrol ediyordu. Şimdi Devrim Muhafızları oğlunu kontrol edecek." Doğru bir saptama mı?
Reza Talebi: Tabii ki olabilir. Yani o şekilde bu Devrim Muhafızları’nın gücünden bahsettiğimiz zaman doğrudur. Yani Kadri Bey de bu savaş ortamındaki yaranan bu savaş psikolojisi ve şu andaki olan Hamaney'in ölmesinden sonra bir nevi o ideolojik kesime bir kanın empoze edilmesinden yola çıkarak bunu söylüyor ve doğrudur. Zaten her şeyi Devrim Muhafızları kontrol ediyor şu anda. Her şey onların elinde. Babası zamanı bu denge korunuyordu. Yani babası karizmatik bir şahsiyetti. Bütün güç dengelerini kontrol ediyordu ve en ortak şeyleri sadece Ali Hamaney'in olması ve varlığıydı. Ancak şu anda Kadri Bey'in de söylediği gibi arkada bir Devrim Muhafızları vardır. Önde bir Mücteba Hamaney olabilir ve her şeyi daha öncesi yani ekonomiyi, askeriyeyi kontrol etmekten ziyade, ki siyaseti de ediyorlar, şu anda liderlik ve İran Ali Dini Lideri de Devrim Muhafızları’na geçmiştir. Doğrudur.

Ruşen Çakır: Burada şimdi Mücteba için başta ‘‘öldü’’ dediler, sonra ‘‘yaralandı’’ dediler. Siz daha iyi takip ediyorsunuzdur bu tür şeyleri. En son ben bıraktığımda yaralı olduğu iddiaları çok dolaşıyordu. Bunlar tabii dezenformasyon olabilir ama daha önce yaşadığımız olaylara baktığımız zaman, gerek Lübnan'da gerek İran'da İsrail'in yaptığı nokta atışı suikastlere baktığımız zaman da "olur mu canım" diyemiyoruz. Şimdi böyle bir ihtimal hep var anladığım kadarıyla ve zaten sürekli tehdit ediyor. Özellikle Trump "İstediğimiz olmazsa gereğini yaparız" diyor. Bu ihtimal herhalde gündemde ve tabii böyle bir şey olursa ne olacak? Yani şimdi Mücteba'da büyük bir şey oluşmuş sanki, görüş birliği. Herkes olmasa bile çoğunluğun oyunu almış belli ki. Bir B planı var mı Devrim Muhafızları’nın ve İran rejiminin?
Reza Talebi: Tabii ki. Mücteba'nın şöyle bir etkisi var, onların düşündüğüne göre söylüyorum. Çünkü aynı ismi taşıyor ya, bu insanların bilinçaltında aynı isim, yani ‘‘Aynı isimle biz devam ediyoruz. Hamaney, Hamaney...’’ Ve bunu da sürekli söylüyorlar. Yani ‘‘Bayrak değişmedi. Aynı Hamaney'in elinde devam ediyoruz.’’ Ve bu etki bırakabilir yani bu 10-15 milyonluk ideolojik kesimin içerisinde. Ve tabii ki burada da şöyle söylüyorlar ki, ‘‘Hamaney ölmemiş ve aynı bayrağın altında biz mücadeleye devam ediyoruz.’’ Ancak sizin de söylediğiniz gibi hâlâ durumu belli değil. Herhangi bir video yok, bir ses yok. İsrailliler diyorlar ki "Biz liderlik yerleşkesine saldırdığımız zaman o da oradaymış." Tabii ki herkes ölmüş ailesinden. Ancak "ölmüştür" dediler. İranlılar yok bir ara dediler ki yaralanmış. Ondan ziyade diğer kardeşlerinden de haber yok. Yani bu durumda eğer öyle bir durum olsaydı babaları öldürülmüş bu kardeşlerin de şu anda ortada olmaları gerekiyor veyahut tebrik mesajı vermeleri gerekiyor. Yani bir kardeşleri lider olarak seçilmiş. Kardeşlerinde de herhangi bir ses yok. Tebrik mesajı da yoktur. Ve görünen budur ki bir olay var. Bir şey olmuş orada. Hem Kaani meselesinden dolayı ve hem de Mücteba'dan dolayı ölenler veya yaralananlar veya orada bir güç savaşı arkada gidiyor. Bunun sonucu şu anda eğer Mücteba Hamaney olsa, ki nitekim ona da Hamaney olarak seslenmeye başladılar, yani öyle devam ediyor, Hamaney ismi üzerinde çok gitmiyorlar. Yani ‘‘Ölebilir, ölmeyebilir. Biz bu şekilde bunu halka lanse edelim. Yani bir şey de olursa oradan bunu kurtarırız.’’ Yani Hamaney devam ediyor. Şehittir falandır o bayraktarlığı falan yapıyor. Ancak güç savaşı hâlâ da devam ediyor arkada. Aldığımız bilgilere göre Ali Laricani buna çok karşıymış. "Kendi kardeşim olacak" ve yanı sıra da demişti ki "Zaten beni yetkili olarak belirtti Hamaney. Şu dönemde biz Seçkinler Konseyi'ni yapamayız." Ayrıca da çok önemli bir şey vardır. Galiba vasiyeti de açılmış ve vasiyeti de bu doğrultuda "benim oğullarımdan aday olmasınlar veya seçmeyiniz." Nedense bu dönemde vasiyete karşı gelerek Hamaney'in oğlu seçiliyor. Sizin de demin işaret ettiğiniz gibi burada Devrim Muhafızları her şeyi eline almıştır. Veyahut şu dönemde muhtemelen bir sağ gösterip sol vurmakla hedef gösterilmesin. Yani Hizbullah'taki olan olay Nasrallah'tan sonra Safiyuddin meselesi ve sonra şu anda Naim Kasım'a geliyoruz; ‘‘Bu defa da Mücteba'yı vurmasınlar’’ diyerek bu şekilde onu koruyorlar veya bu spekülasyonlara ortam yaratıyorlar. Farklı insanları aday gösterdiği zaman onları da hedef gösteriyorlar. Bir istihbarat oyunu da orada gidiyor. Yanı sıra Trump'ın da verdiği mesajda daha çok belki bu diplomasinin kapısı açık olmaktan ziyade vurmadığı bazı insanlar var. Özellikle reformistler içerisinde öldürmediği insanlar var. Askeriyede çok farklı ya da Devrim Muhafızları veya orada olsun belli başlı insanlar var ki bu doğrultuda da hatta İsrailliler Amerikalılardan bunu sormuşlar ki: ‘‘Bunları niye vurmadınız? Bir diplomasi, bir görüşme politikanız var mı bu şekilde?’’ Amerikalılar ‘‘hayır’’ demiş. Ancak görünen budur ki farklı kesimler vurulmadığı halde düşünülüyor ki gelecekteki oluşan bu kadro içerisinde muhtemelen görüşmek ve konuşmak için bir kesim olacak İran'ın içerisinde. Demin de bahsettiğimiz geçmişteki olan olaylara da baktığımız zaman bunlar daha çok İran zayıfladığı halde ve Mücteba söylemi de ki tabii ki halkta da bir karşılığı yoktur, halk da ona çok tepkili ve özellikle bu 2009'dan oluşan bu yeşil harekatı veya reformistler ve çoğunluk da buna karşılar. Bu birliği oluşturmuyor. Sadece Devrim Muhafızları’nda oluşturuyor. Bir darbe gibi biz Mücteba'yı sürekli vurarak diğer söylemi takviye edip ve diğer söylemi güçlendirdiğimiz halde ki alternatif şekilde İran'ın siyasi dengesinin üzerinde otursun. Bu şekilde bir görüşmeye veyahut teslimiyet veya ne bileyim bir savaşa veya ateşkese doğru devam edebiliriz. Yani nitekim hâlâ Mücteba'nın canlı olduğu belli değil. Herhangi bir emare de yok. Yanı sıra aynı şey Kaani için de geçerlidir. Aynı şahsiyetler, yani şahsiyetleri çok benziyor. İkisi de sessiz. Çok konuşmuyorlar. Arkalarında bir karizmatik şahsiyet vardı. Kaani'den önce Kasım Süleymani vardı. Mücteba'dan önce babası Hamaney vardı. Ancak gelinen nokta budur ki iki şahsiyet de en az konuşulan ve en az ve en önemli olan şahsiyet de Kudüs güçlerinin başındaki olan Devrim Muhafızları ortada değil. Ve İran'ın dini lideri olan kişi şu anda kesinlikle dini lideri oldu. Ve anayasaya aykırı olarak da seçimler çok açık ve şeffaf da olmadı. O da ortada değil. Muhtemelen arkada giden olaylar çok kritik. Arkada bir güç savaşı vardır ve bu güç savaşı doğrultusunda bu gibi spekülasyonlar devam ediyor ve yanı sıra da sizin de söylediğiniz gibi koruma amaçlı da olabilir ki bu olaylar şiddetlendiği halde de İsrailliler onu her halükarda vurabilirler ki bu mesajı da vermişler. Yani "Bizim istediğimiz lider olmazsa biz bunu vuracağız" ve bu da gerçekten bir yandan da çok üzücüdür. Yani halk kendisi bir lider seçmediği halde maalesef yabancı bir düşman o kadar hadsizcesine gidiyor ki yani "Sizin liderinizi de ben seçeceğim." Yani kanlı bir Venezuela olayını biz görüyoruz. Ve Amerikalılar da çalışıyorlar ki Mücteba'dan bir Delcy Rodriguez yapsınlar. İranlılar içeride ondan Bin Selman yapmaya çalışıyorlar. Ancak görünen budur ki Mücteba daha çok intikamcı huyla beraber babasından daha radikal olarak şiddetli bir radikal ve bir keskin Hamaney olmak peşindedir. Yani bakacağız; bu üç tane şıkın içerisinde Bin Selman, Hamaney veyahut Delcy Rodriguez’in hangisini Mücteba seçecek veya daha doğrusu Devrim Muhafızları hangisini seçecek? Ülkedeki olaylar da etkileyecektir kesinlikle.

Ruşen Çakır: Şöyle bir şeyle toparlayabiliriz. Yani sonuçta radikal birisi geldi. Devrim Muhafızları’ndan güç alıyor ama pekâlâ rejim kendi varlığını sürdürmek için gizli ya da yarı açık görüşmelerle birtakım arayışlara da gidebilir. Ama şu haliyle bakıldığı zaman sertlik yanlısı, intikam yanlısı bir yönetimle karşı karşıyayız ve söylediğiniz gibi bu tam da İsrail'in istediği bir şey.
Reza Talebi: Tabii ki. Tabii ki İsrail kesinlikle İran'da radikalleşmeyi istiyor. Nitekim buna bir örnek de vereyim. Yani şu anda Kaani meselesi ortada ya, konuşuluyor. Yani ‘‘Kaani İsrail ajanı olabilir, olmayabilir’’ şeklinde. Yani bir Eli Kohen gibi Kaani'yi de ortaya koyuyorlar. Kaani’nin de zaten rejimin radikalleşmesinde çok emeği olmuştu ve gittikçe rejim daha sert bir şekilde olaylara hem Suriye'de ve hem de Irak'ta tam Kasım Süleymani'nin tersi gibi daha şiddetli derecede müdahil olmuştur. Yani İran'daki giden radikallere baktığımız zaman, onların içerisinde casusluk olaylarına baktığımız zaman ki Savunma Bakanlığında Ekberi vardı, yıllar önce idam edildi veya daha önce İran Deniz Kuvvetlerinin başında olan Afzali vardı ki Sovyetlere casusluk ithamıyla idam edildi. İran güvenlik konseyinin genel sekreteri ki İran İslam Respublikası'nın partisinde terör olayı yaptı ve oraya bomba koydu. Ve bunların hepsine baktığınız zaman, yani Eli Kohen'i takip eden izleyiciler mutlak vardır ve biliyorlar; onlar gibi daha radikal şekilde konuşmalar, daha şiddetli derecesinde İsrail'e karşı söylemler yapan insanlar oldu. Nasıl ki Ahmedinejad da söylemişti ki "İsrail'e karşı bir örgüt yarattık, anti-İsrail", başındaki adam Mossad'a çalışıyordu. Ve nitekim İsrail'in istediği de budur: ‘‘Söylem radikalleşsin. Ortam daha meşrulaşsın. Zemin müsait olsun. Benim İran'ı bitirmek için sebebim olsun.’’ Yani İsrail'in amacı sadece rejimden de ziyade İran olarak bir coğrafyanın varlığını bitirmektir. Amerikalıların tam tersine; yani Amerikalılar belki değişken hallerde rejim değişikliği olsun deyip sonra değiştirdiler. "Yok deniz kuvvetlerini bitireceğiz, dışarıdan birisini getireceğiz yoksa içeriden birisiyle görüşeceğiz." İsrail'in amacı da budur ki, çok ilginçtir ki Hamaney'e o dönemde Yaser Arafat bir hatırlatma yapmıştı. Kendi aralarında konuşma olmuştu ve demişti ki: "En radikal söylemleri yapan, vatan millet Sakarya diyen ve bu bayrak altında, bu İslami kisve altında kendilerini gizleyen insanlardan çok korkunuz. En büyük darbeleri onlar size vuracaklar. Çünkü onlar kendi suçlarını bundan örtmeye çalışıyorlar." Ve şimdi nitekim de görüyoruz ki bu İsrail'in işine yarayan 47 yıllık yanlış siyaset ve bu insanlara meydan vermektedir. Ve yanı sıra Mücteba'nın gelmesiyle beraber de ateşe körükle gidecektir İran eğer bunun önünü almazsa.

Ruşen Çakır: Çok teşekkürler Reza Bey. Çok sağ olun. Eksik olmayın. Evet, İranlı gazeteci Reza Talebi bize Mücteba Hamaney'in, İran'ın seçilen yeni dini liderinin dününü, bugününü ve muhtemel yarınını anlattı. Kendisine çok teşekkürler. Sizlere de bizi izlediğiniz için teşekkürler, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
22.03.2026 Milli Görüş’ten geriye ne kaldı?
21.03.2026 Beyaz Toroslu savcı ve “devlette devamlılık esastır”
20.03.2026 Akın Gürlek’in malvarlığı tartışmasında son durum: Kim haklı?
19.03.2026 19 Mart’ın birinci yılı: Kim ne kazandı, ne kaybetti?
18.03.2026 “Varsa bir belgesi gitsin yargıya”
17.03.2026 İBB davası sertleşiyor
16.03.2026 Mehmet Altan ile Türkiye’nin Gidişatı (18): Savaş uzarsa neler olur? | İBB davası ve hukuk
16.03.2026 Ekrem İmamoğlu’nun zorlu sınavı
15.03.2026 Ali Şeriati’ye saldırılar ve İslamcı düşüncenin çöküşü
15.03.2026 Diyelim ki Kürt devleti kuruldu…
22.03.2026 Milli Görüş’ten geriye ne kaldı?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı