Özgür Özel mucizesi

25.03.2025 medyascope.tv

25 Mart 2025’te medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. Bu sabah Özgür Özel'den bahsetmek istiyorum. ‘‘Mucize’’ dedim, gerçekten bana göre bir mucize. Çünkü böyle büyük bir krizde, böyle önemli bir krizde, iktidar tarafından bayağı ince hesaplanmış bir krizde şu ana kadar çok başarılı bir performans sergiliyor. Ben şaşırdım, başkalarının da şaşırdığını görüyorum. Ama bunu birazcık kurcalamakta yarar var. Ne oldu da, nasıl oldu da Özgür Özel bir genel başkanlıktan, siyasi bir lidere doğru hızla evriliyor? Öncelikle, tabii ki Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çok teşekkür etmesi lazım. Erdoğan onu belli ki küçümsedi. Ekrem İmamoğlu'nun gölgesinde bir siyasetçi, genel başkan, bir tür emanetçi olarak gördü. Hatta son konuşmalarında, biliyorsunuz, açık açık kendisiyle dalga geçti, alay etti, aşağıladı. Yani bu çok net. Ve ondan çok memnun olduğunu söyledi. Özgür Özel'in yaptığı birtakım hataları vesaireleri alabildiğine abarttı. Ve sonunda şöyle bir hesap yaptı herhalde; ‘‘Ekrem İmamoğlu devreden çıkarsa, Özgür Özel bu işi yürütemez. Zaten CHP'nin içerisinde çatlaklar var, bu çatlaklar iyice bölünür. Hele bir de CHP'ye bir kayyum atanırsa — ‘atarsak’ tabii ki ‘atanırsa’ değil, iktidar çünkü, her şeyi onlar yapıyor — artık, karşımızda istediğimiz gibi yönlendirebileceğimiz bir CHP buluruz’’ diye bir hesap yapmış, öyle anlaşılıyor. Çok basitleştirerek söylüyorum. Bu kriz aslında 18'inde çıktı diplomanın iptaliyle, 19'u sabahı erken saatte gözaltılar oldu ve ilk tepkilere baktığımızda ya da ben baktığımda, CHP'yi bu konuda çok hazırlıklı değilmiş gibi gördüm. Normal şartlarda gelmekte olan bir krizdi, gözaltılar bekleniyordu. Ekrem İmamoğlu, değişik yerlerde yaptığı konuşmalarda bunu açık açık söylüyordu, hatta şeye kadar, kent uzlaşısına kadar, yani ayrı ayrı soruşturmalar olacağına kadar söylüyordu. Ve bu gözaltılar olur olmaz, CHP'nin hazır bir şekilde taktiklerini ve stratejilerini hayata geçirmesini bekledim. İlk saatlerde bunu açıkçası pek göremedim. Ama sonra bir şekilde, her şeyden önce Saraçhane’yi merkez üs alarak, seçerek çok ciddi bir oyun kurdu CHP. Ve hepiniz hatırlayacaksınız, ilk gece çok büyük bir kalabalık toplanmadı. İnsanlar, çok açık söyleyelim, iktidardan korkuyor, CHP'ye de güvenmiyor ya da yeterince güvenmiyordu. O ilk gün önemli bir gündü. O ilk günü atlattıktan sonra, adım adım CHP'nin daha güçlü olduğunu, güçlendiğini ve kalabalığın, kitlelerin ilgisinin daha da arttığını gördük. İki tane çok yaratıcı fikir gelişti bu arada. Birincisi, iktidarın rahatsız olduğu 23 Mart ön seçiminde dayanışma sandığı koyma kararı; yani CHP üyeleri için yapılacak olan ön seçime, CHP üyesi olmayan, hatta başka parti üyesi de olsa insanların katılmasını mümkün kılacak bir fikir geliştirdiler dayanışma sandığı diye, çok etkili oldu. Erdoğan bunu küçümsemeye çalışıyor. Dünkü kabine sonrası basın toplantısında, ama belli ki çok rahatsız olmuş çünkü 15 milyona yakın kişi orada oy kullanmış. CHP'nin 2023 genel seçimlerinde aldığı oy 13 milyon. Aradaki farka dikkatinizi çekerim. Bu çok ciddi bir gösterge. O kuyrukları vesaireleri gördük. Diğer yaratıcı fikir, CHP'ye kayyum atanma ihtimaline karşı, tüzüğün kendisine verdiği yetkiyle Özgür Özel 15 gün sonraya, yani 6 Nisan’a olağanüstü kongre kararı aldı ve açık açık da söyledi: ‘‘Bize kayyum atayacaklardı, buna izin vermemek için’’ dedi ya da kayyum atansa bile bu kongreyle, olağanüstü kurultayla yine iplerin kendi ellerinde olacağını söyledi. Ve henüz kayyum atanmadı. Atanır mı, atanmaz mı, bu hamleden sonra bilmiyoruz ama birileri — Lütfü Savaş bunlardan birisi tabii, eski Hatay belediye başkanı — bunun usulsüz olduğunu söyleyerek yargıya başvurdular, olağanüstü kurultay kararına. Lütfü Savaş'ın zaten ne zamandır bir şeyler yapmaya çalıştığını, CHP'yi rahatsız etmeye çalıştığını biliyoruz. Bu süreçte, Özgür Özel çok ilginçtir, hep tek başına çıktı. Yani şöyle tek başına; direkt İmamoğlu ve İmamoğlu ailesinin en büyük çocuğu olan Selim İmamoğlu da öndeydiler, önde oldular, olmaya da devam edeceğe benziyorlar. Onun dışında parti sözcüleri, partinin değişik kademelerinde insanlar da medyaya konuşuyorlar ama parti adına topluma, Saraçhane'ye hitap eden tek kişi şu ana kadar Özgür Özel ve konuşmaları açıkçası çok uzun, birçok kişi de bunu söylüyor ama çok direkt, çok doğrudan, lafını esirgemiyor ve çok da etkili oluyor. Yaptığı basın açıklamalarında özellikle ‘‘merkez medya’’ diye adlandırdığı Habertürk, NTV gibi yerlere yönelik yaptığı, söylediği, yakında açıklayacağını söylediği boykot çağrısı gibi şeylerle elindeki sınırlı imkanları sonuna kadar kullanıyor gibi görünüyor. Ama ortada hala birtakım sorunlar var, tabii ki o sorunların başında bu olayın sürdürülebilmesi geliyor. Saraçhane her gün devam edecek mi? Çarşamba günü yeni büyükşehir belediye başkanı meclis tarafından seçilecek. Ondan sonra her şey normale dönecek mi? CHP'liler, Özgür Özel başta olmak üzere, Ankara'ya mı dönecekler, yoksa İstanbul'da yaşamaya devam mı edecekler? Araya bayram giriyor. Bayramda ne olacak? Tansiyon düşecek mi? Bu olayın sınırı ne? Bir diğer husus, özellikle CHP'lilerin, yani Özgür Özel'in konuşması bittikten sonra güvenlik güçlerinin Saraçhane'de kalanlara karşı acımasız muamelesi ne olacak? Buradan arkadaşlarımız, gençlerle özellikle yaptıkları röportajlarda hep birtakım rahatsızlıklar dile getiriyorlar. Ama CHP'nin de – ki Ekrem İmamoğlu da buna dahil, sosyal medyadan yaptığı açıklamalarda hep bunu söylüyor – en hassas oldukları konu provokasyon. Çünkü bu giden barışçıl protestonun bir yerde iktidar tarafından rayından çıkarılmasından endişe ediyorlar. Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan birçok şey söyledi protestolar için; yok aşırı sol örgütler, yok provokatörler vesaire dedi. İşte, ‘‘123 polisimiz yaralandı’’ gibi bir şey var, İçişleri Bakanı'nın açıklaması. Nasıl yaralandılar, nedir, onları çok fazla bilmiyoruz. Olayı kriminalize etmeye çalışıyorlar ve CHP'nin de en önemli, en çok dikkat gösterdikleri hususlardan birisi işte bunu engelleyebilmek. Çünkü eğer iş bir yerde rayından çıkarsa, bütün kazanımlar, şu ana kadarki bütün kazanımlar kaybedilme tehlikesiyle karşı karşıya. Şu anda yaşadığımız olayı şöyle özetliyorum: CHP, Erdoğan'ın kendilerine çizdiği o dar alanı paramparça etti, siyaseti sokağa taşıdı. İnsanların, başka partilerden insanların, CHP'ye şüpheyle bakan insanların desteğini aldı. Bir anda Zafer Partisi'ni, aynı anda DEM Parti'yi bir araya getirebildi. Böyle bir olayı gerçekleştirdi ve bu gerçekten mucizevi bir olay. Cumhuriyet Halk Partisi'nin böyle bir kriz anında bunu başarabilmesi gerçekten önemli ve burada Özgür Özel'in rolü çok birincil. Buradan hareketle, Özgür Özel'in Ekrem İmamoğlu'nun yerini aldığı ya da alacağı yolunda yorumlar yapmak bence çok anlamsız olur. Çünkü aslında bu olayın gerçek taşıyıcısı Ekrem İmamoğlu, onu hepimiz biliyoruz. CHP'nin adayı Ekrem İmamoğlu, bir şekilde Ekrem İmamoğlu'nu cumhurbaşkanı adayı olarak yarıştırmak ve kazanmasını sağlamak istiyorlar. Bugün itibarıyla baktığımızda bu mümkün değil, öyle gözüküyor. Çünkü Ekrem İmamoğlu'nun ne diploması var ne de özgürlüğü. Fakat Türkiye'de birçok şey çok hızlı değişebilir. O an, bütün bunların hepsi devreden çıkabilir, tekrar diplomasını kazanan ve özgürlüğünü kazanan bir Ekrem İmamoğlu'na şahit olabiliriz. Bunu da yapabilecek olan CHP'nin başını çektiği bu protesto hareketi, toplumsal muhalefet hareketi. Bu anlamda şu aşamaya kadarki gelişmelerde inisiyatifin CHP'de olduğu çok net. İktidarın yeni hamleleri düşüneceğini varsayabiliriz. Mesela, Ankara Büyükşehir Belediyesi için de soruşturma izni verildi. Bu cepheyi genişletmek anlamına gelebilir iktidar için, ama zaten Ekrem İmamoğlu konusunda ikna olmamış olan kamuoyunun bir de Mansur Yavaş'ın buraya eklenmesi halinde iyice yargıya olan güveninin iptal olacağını söyleyebiliriz. Evet, bir mucize yaşıyoruz; bu aslında hem CHP mucizesi hem Özgür Özel mucizesi ama hepsinin ötesinde Türkiye mucizesi. Burada şunu özellikle belirtmeme izin verin: böyle günlerde özgür, bağımsız medyaya çok ihtiyaç var. Devletin, iktidarın elinde çok büyük imkanlar var ve oralardan genellikle dezenformasyon yağıyor. Böyle bir ortamda serinkanlı bir şekilde, hiç kimseyi tahrik etmeden olan biteni olduğu gibi gösterecek ve konunun uzmanlarına bunları yorumlatacak mecralara ihtiyaç var. Biz Medyascope olarak bunu ilk günden beri, 10 yıldır ama şu son krizde de salı gününden, diploma krizinden bu yana yapmaya çalışıyoruz. Bayağı da etkili olduğumuzu, başarılı olduğumuzu görüyorum. Sizlerin de çok olumlu tepkilerini görüyorum. Ancak çok zorlanıyoruz, bunu bilmenizi istiyorum. Özellikle mali açıdan sizlerin desteğinize çok ama çok ihtiyacımız var. Bunu YouTube ‘‘Katıl’’ üzerinden ve Patreon üzerinden yapabilirsiniz. Yaparsanız, çok daha etkili bir yayıncılığı sizlere sunma imkanımız olacak. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
27.03.2025 Transatlantik: İmamoğlu operasyonu ABD'den nasıl görülüyor? | Hakan Fidan'ın ABD temasları
27.03.2025 CHP’nin boykot çağrısı niçin başarılı oldu?
26.03.2025 Erdoğan’ın CHP ve Özgür Özel öfkesi
26.03.2025 CHP kendisini aşıyor
25.03.2025 İmamoğlu operasyonu ile çözüm süreci arasında bağ var mı? Hamit Bozarslan yorumladı
25.03.2025 Özgür Özel mucizesi
24.03.2025 Erdoğan’ın on yanlış hesabı ve bundan sonrası için beş tespit
24.03.2025 Mansur Yavaş’ın Kürtlerle ne alıp veremediği var?
23.03.2025 Erdoğan’dan CHP’ye büyük kıyak
21.03.2025 Kandil ile barış, CHP ile savaş
27.03.2025 Transatlantik: İmamoğlu operasyonu ABD'den nasıl görülüyor? | Hakan Fidan'ın ABD temasları
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı