Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?

01.06.2026 medyascope.tv

1 Haziran 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi haftalar ve tabii ki iyi sabahlar. Birazdan Silivri'ye doğru yola çıkacağız. Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları kaldıkları yerden yargılanmaya devam edecekler. Ben de, tekrar tekrar söylüyorum, tutuksuz sanık olduğum için gideceğim ama gazeteci olarak da gözleyeceğim. Tutuksuz sanıkların orada oturmak daha iyi oluyor çünkü tutuklulara daha yakın oluyorsunuz; kısa da olsa konuşma, selamlaşma imkânı oluyor. Bugün önemli, zâten dava çok önemli ama bugün ayrıca önemli çünkü mutlak butlandan sonra ilk dava, ilk oturum. Ve genel merkez Kılıçdaroğlu tarafından ele geçirildi diyelim, daha doğrusu devlet Kılıçdaroğlu'na verdi ve cumartesi günü Kılıçdaroğlu, isim vermemekle birlikte, yargılanan CHP'lilerin önemli bir kısmı hakkında olumsuz şeyler söyledi. ‘‘Arınmak’’ derken esas olarak yargılanan kişileri ve anlaşıldığı kadarıyla da öncelikle Ekrem İmamoğlu'nu kastediyor. "İçlerinden ayıklayacağız," diyor. Neye göre ayıklayacak, nasıl yapacak? Bir de tabii ne yapacak, o da ayrı bir husus fakat yine de önemli. Çünkü mahkemeler başladığından beri, daha doğrusu 19 Mart süreci başladığından beri o mücadeleyi kurumsal olarak Cumhuriyet Halk Partisi yürütüyordu. Şimdi CHP'nin kurumsal kimliği devlet tarafından Kılıçdaroğlu'na verildi.
Tabiî ki seçilmiş yönetim yine davaya ve yargılananlara sahip çıkmaya çalışacak. Fakat birtakım engeller, imkânsızlıklar muhakkak olacaktır. Ama en önemlisi, bugünkü duruşmada bence en önemli husus: Zâten bir yılı aşkın süredir çoğu tutuklu olan bu kişileri en çok ayakta tutan şey dışarıdaki mücadeleydi, kendilerine sahip çıkılmasıydı; tabiî ki aileleri başta ama bir de bir hareket, parti tarafından sahip çıkılmasıydı. Şimdi parti ile devleti ikiye bölmeye çalışıyorlar ve bir tarafı, düne kadar genel başkanları olan Kılıçdaroğlu, bunların büyük bir kısmını isim vermemekle birlikte suçluyor; onlarla mücadele edeceğini söylüyor. Yani çok kaba olacak ama maalesef söylemek durumundayız: Kılıçdaroğlu cezaevindekileri, belediye başkanlarını, belediye bürokratlarını ve onlarla iş yaptıkları için yargılanan iş insanlarını, siyâsetçileri sattı, satışa getirdi. Ama şurası var ki Kılıçdaroğlu'nun satması, tek başına yalnız kaldıkları anlamına gelmiyor. Onun için bugünkü duruşmayı gözlemek, orada özellikle Ekrem İmamoğlu'nun ne mesaj verdiğini, vereceğini görmek önemli olacak.
Başlığımıza gelelim: "Niçin hâlâ çok korkuyorlar?" Evet, şimdi bir süredir ana hedef Özgür Özel gibi gözüküyor. CHP'ye yönelik butlanla bir saldırı oldu. Bir süredir Özgür Özel'e saldırılıyor. Bu, Muhittin Böcek üzerinden yapılmak istendi; başka şeyler araya katılmak istendi. Şimdi Kılıçdaroğlu'nun da yardımıyla bir FETÖ muhabbeti yapılacak anlaşıldığı kadarıyla ve 15 Temmuz gecesi Meclis'e gidip orada bir direniş sergileyen Özgür Özel, 15 Temmuz gecesi bir misafirhanede konaklayan ve televizyon seyreden Kılıçdaroğlu tarafından bir şekilde ‘‘FETÖ artığı’’ olmakla itham ediliyor anladığımız kadarıyla. Evet, Özgür Özel hedefte ama hâlâ esas hedef Ekrem İmamoğlu. O kadar zamandır içeride, imkânları iyice kısıldı; sosyal medya hesaplarına sürekli engel getiriliyor. Mal varlığına el konuldu, diplomasına el konuldu. Yakın çevresinden çok sayıda kişi gözaltına alındı, tutuklandı. Babası da oğlu da kendisiyle beraber yargılanıyor. Ayrıca kayınbiraderi vesaire... Böyle bir kuşatma altında. Çünkü ondan çok korkuyorlar ve bu korkularını şöyle birtakım komplo teorileriyle açıklamaya çalışıyorlar. O kadar komplo teorisi ki çok uzun uzun dile getiremiyorlar.
Fakat şöyle bir hava yaratılmaya çalışılıyor: Güç odaklarının, tabiî ki dış güç odaklarının tercihi... Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şu anda Batı'da sorun yaşadığı herhangi bir lider var mı? Yok, hatta tam tersine; herkes her vesileyle Erdoğan'la çok iyi geçiniyor ve mesela 19 Mart sürecinde gördük, son CHP olayında gördük: CHP'ye yönelik, Ekrem İmamoğlu'na yönelik saldırılarına karşı seslerini bile çıkarmıyorlar ya da çok cılız sesler çıkıyor. Ama buna rağmen bir "dış güçler" muhabbetidir gidiyor; Ekrem İmamoğlu dış güçlerin elemanıymış, adamıymış... Yani sanki böyle bir mesele varmış gibi. Bu çok ciddi bir şekilde uydurma; zamanında aynı Erdoğan'a yapılanın bir başka versiyonu.
Buradaki mesele şu: Bir sistem var, bir sistem kuruldu; Erdoğan gelmeden önce de bir sistem vardı ve Erdoğan o sistemin merkezine gelmek istedi, onu kabul etmek istemediler. Çok büyük bir direnç gösterdiler ama sonunda bir anlaşma oldu. Sistem Erdoğan'ı kendi içine çekti ve birbirleriyle garip, yeni bir koalisyon kurdular. Şimdi Erdoğan'a benzeyen birisi geliyor ve bir anlamda "Sıra bende," diyor, devralacak. Tıpkı zamanında Erdoğan'a devretmemeye çalıştıkları gibi aynı şekilde Ekrem İmamoğlu'na devretmemeye çalışıyorlar. Çünkü görüyorlar ki tıpkı zamanındaki Erdoğan gibi Ekrem İmamoğlu da halk tarafından seçilme potansiyeline sahip; olay sadece bu ya da esas olarak bu. Seçilebilecek, halk tarafından seçilebilecek bir siyâsetçi olduğu için Ekrem İmamoğlu'ndan korkuyorlar. Sadece Erdoğan korkmuyor; Bahçeli de korkuyor, Kılıçdaroğlu da korkuyor, birçok kişi korkuyor. Ve şöyle bir şey yapmaya çalıştılar biliyorsunuz: "Ekrem İmamoğlu'nu atın; CHP yoluna devam etsin, istediğini çıkartsın." Şimdilik öyle söyleniyor ama yarın öbür gün Mansur Yavaş aday olacak olsa belki ona da bir şey yapacaklar ama hiçbir zaman Mansur Yavaş, bir Ekrem İmamoğlu kadar bu sistemi kontrol eden kişileri ürkütmüyor.
Çok açık söylemek gerekirse Ekrem İmamoğlu bildikleri birisi, bildikleri için korkuyorlar. Onun 2019'da iki kere üst üste seçim kazanması, 2024'te her iki kişiden birinin, hatta daha fazlasının oyunu alarak kazanması, sonra CHP'de yönetimi değiştirmesi... Bütün bunların hepsi onun hanesine, bu sistemi kontrol edenler tarafından ve onların iş birlikçileri tarafından eksi olarak yazılıyor ve bir korku nedeni oluyor. Ama şunu biliyoruz: Dün Erdoğan'a engeller çıkartılmak istendi ama bir şekilde bu engeller aşıldıktan sonra ona düşman olan, engel olmak isteyenlerin önemli bir kısmı kendisiyle iş birliği yaptı. Bunu Erdoğan kendisi de yaşayıp gördüğü için, buradaki olayı daha sağlama almak istiyor. Yani bir süre yaşanacak olan bir direncin, belli bir aşamadan sonra değişebileceğini gördüğü için Ekrem İmamoğlu'nu ciddi bir rakip olarak görüyor. Ve şu hâliyle, her ne kadar Özgür Özel kendilerini kötü anlamda şaşırtmış olsa da ve ondan da çok ciddi bir şekilde ürküyor olsalar da esas olarak hâlâ, sesi çok az çıkmasına rağmen, sürece çok fazla müdahil olamamasına rağmen Ekrem İmamoğlu figürünün siyâsi bir alternatif olarak — cezaevinde ya da değil, diplomalı ya da diplomasız — varlığı çok korkutuyor. Çünkü tekrar söylüyorum; kendileri gibi birisi olduğunu ve pekâlâ o sistemi devralabileceğini gördükleri için.
Bugünün ithafı... Dün yaptığımın bir tekrarını yapayım. Dün neydi? Cervantes ve Don Kişot'tu, aslında Don Kişot ve Cervantes'ti; şimdi de Moby Dick ve Herman Melville. Moby Dick neydi? Kaptan Ahab, Kaptan Ahab'ın mücadelesi... Kiminle mücadelesi? Bir balina ile mücadelesi ve Kaptan, çok sert bir kaptan; mürettebatına çok kötü davranıyor ve orada bir savaş yürüyor. Bu, kısa da olsa çok küçük yaştan, belki ilkokuldan beri öyküsünü bildiğimiz bir kitaptı; filmleri çekildi, çok sayıda filmi çekildi değişik dönemlerde. Bu arada kitabın tarihi çok eski. Yani 1851'de basılıyor. Ekim 1851'de basılıyor; önce Londra'da, sonra New York'ta basılıyor. Herman Melville Amerikalı bir isim, bir yazar; başka kitapları da var, okuduğum kitapları da var ama Moby Dick bambaşka bir şey. Bir mücadele. Üzerine çok sayıda yorum yapılmış bir kitap; hâlâ bunun üzerinden moderniteyi anlamak, sınıf mücadelelerini anlamaktan tutun da doğa-insan ilişkisine kadar birçok boyutun tartışılmasına yol açan müthiş bir kitap. Okuduğunuz zaman... Yani şöyle söyleyeyim: Şimdi herkes bir şekilde Moby Dick'i biliyor ama kitabın orijinal metnini, yani kısaltılmamış metnini baştan sona okumanın tadı bambaşka, onu özellikle vurgulamak istiyorum. Ben yıllar sonra, yakın bir zamanda okudum ve o romanı, yani bildiğim romanı, bildiğim öykünün roman hâlini okuyunca çok daha fazla etkilendim.
Dün Don Kişot, bugün Moby Dick, yarın başka şeyler de olacak. Bunlar da bize şunu gösteriyor: Dünyadan çok kişi, milyarlarca insan geliyor geçiyor ve bunların çok azı birtakım izler bırakabiliyor, yıllar geçtikten sonra adları hatırlanıyor, eserleri hatırlanıyor. İşte bu genellikle de sanatta, kültürde olan bir şey; siyâset falan bunlar aslında boş işler ama işte hasbelkader gazeteciliğe ve siyâset gazeteciliğine bulaştım, çıkamıyorum. Keşke bütün bunlardan uzakta edebiyatla, sanatla, başka şeylerle ilgilenen, hatta yeteneğim olmadığını biliyorum ama belki çalışarak olurdu, üretebilen birisi olsaydım... İnsan Melville gibi, Cervantes gibi, tabiî ki Dostoyevski gibi kişileri resmen kıskanıyor; ben kıskanıyorum ve çok saygı duyuyorum. Evet, bugün bir balinaya ve peşindeki kaptana selamlarla bitirelim. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
28.05.2026 Özgür Özel yeni parti kuracak mı?
28.05.2026 Kılıçdaroğlu aradığı adaleti dokuz yıl sonra buldu
27.05.2026 “Bay Kemal”in “Kemal Bey”e dönüşmesinin derin anlamı
26.05.2026 Hani Kürt hareketi CHP'ye karşı Erdoğan'ın yanında saf tutacaktı!
25.05.2026 Özgür Özel kendisini aşıyor
25.05.2026 İslam Özkan yorumladı: Süreç AK Parti’nin aleyhine işliyor
25.05.2026 Seren Selvin Korkmaz değerlendirdi: CHP bugün millete dönüyor
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı