AKP’den bağımsız İslamcılık kaldı mı?

12.09.2012 Vatan

Bundan yaklaşık 10 yıl önce ülkemiz İslamcılarının hatırı sayılır bir bölümü Türkiye’nin Irak’ın işgaline dahil olmasına, yani AKP’nin politikalarına karşı çıkmış, bu uğurda sokaklara dökülmüştü. 1 Mart 2003 tezkeresinin geçmemesinde, diğer bir deyişle çok sayıda AKP milletvekilinin hayır oyu kullanmasında bu İslamcı kampanyanın etkisi küçümsenemez. Günümüzdeyse İslami hareket içinde yer alıp da AKP’nin Suriye politikalarını eleştirenler ciddi anlamda marjinal bir konumdalar.
“Neden?” sorusunu, kestirmeden “Çünkü Saddam Sünniydi, Esad ise Alevi” diyerek mezhepler üzerinden cevaplayanlar var. Bazılarıysa dün Irak’ta bugün Suriye’de gözlendiği gibi bir halk hareketi olmamasıyla açıklamaya çalışıyor aradaki farkı. Bana göreyse esas neden son 10 yıl içerisinde İslami hareketin nerdeyse tümüyle bir “devlet projesi” haline gelmiş olması. 

AKP devlet olunca

Dünkü yazımda da belirttiğim gibi Türkiye İslamcılığının ufuk ve sınırlarını belli bir aşamadan sonra büyük ölçüde AKP iktidarının (daha doğrusu Recep Tayyip Erdoğan’ın) “devletin çıkarları”na göre belirlediğini düşünüyorum. Bu birdenbire gerçekleşmedi, bir süreç sonunda oluştu. Bu sürecin startı da 2002 genel seçimlerinin değil 1994 yerel seçimlerinin ardından verildi. İslami hareketin en dinamik unsuru olan entelektüeller önce Refah Partili belediyeler, ardından kısa süreli Refahyol hükümetleri tarafından istihdam edilerek sistemin merkezine taşındı. Kuşkusuz AKP’nin tek başına iktidarıyla birlikte sisteme entegre olma süreci alabildiğine hızlandı; Ergenekon, Balyoz vb. soruşturmaların yardımıyla askeri vesayetin sonlandırılmasına paralel olarak AKP sadece “hükümet” değil aynı zamanda “iktidar”, yani “devlet” olunca İslami hareketin sistemin merkezine taşınması büyük ölçüde tamamlanmış oldu.

İtiraz değil sabır

AKP iktidarının öncesini hatırlayalım: İslamcılık denince akla ilk olarak başörtüsü sorunu ve eylemler geliyordu. AKP iktidarının ilk yıllarında bu sorun sürdü ancak İslamcılar protesto etmek yerine sabretmeyi tercih ettiler. Bir diğer şikayet konusu olan İmam Hatip Liseleri için de aynı tutumu benimsediler ve aşamalı olarak her ikisinde de talepleri büyük ölçüde yerine geldi. Buna karşılık başörtülülerin milletvekili seçilebilmesi ve kamuda çalışmaları gibi talepler hâlâ ortada duruyor ama bu konularda çok cılız şikayetlerden başka bir şey duymuyoruz.
Dün İslamcılığın kendini gösterdiği diğer bir alan dış politika, özellikle İslam dünyasında yaşanan gelişmeler, buna bağlı olarak Batı ve İsrail karşıtlığıydı. AKP iktidarının başlangıçta hem ABD, hem AB, hem de İsrail’le iyi ilişkiler yürütmeye çalışması İslamcılar tarafından biraz kuşkuyla, biraz da “zaruret” gerekçesiyle anlayışla karşılandı. Davos’ta yaşanan “one minute” olayı ve arkasından İsrail’le ilişkilerin kopma noktasına gelmesiyle birlikte kaygılar büyük ölçüde giderildi. Tam da bu noktada Mavi Marmara olayının, İslamcılığın devletle içiçe geçip bir “devlet projesi” haline gelmesinin en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. İlerde bu konuyu ayrıca ele alma sözü verip İsrail aleyhtarlığının aşırı bir şekilde öne çıkması, çıkartılması sayesinde örneğin ABD’nin İran’a karşı Türkiye topraklarında “füze kalkanı” inşa etmesine ciddi İslamcı bir itiraz gelmediğini de hatırlatalım.

Silahlara veda

AKP iktidarı döneminde 15-20 Kasım 2003’teki dört intihar eylemi başta olmak üzere bazı El Kaide saldırıları dışında radikal İslamcı grupların da büyük ölçüde sessiz kaldığını gördük. Örneğin 24 Ocak 2001 günü Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ve korumalarına suikast düzenledikten sonra geri çekilen Hizbullah bir daha silah kullanmadı. Bir zamanlar adları çok duyulan İbda-C de 28 Şubat sürecinde uğradığı operasyonların ardından kendini unutturdu. İran’la irtibatlandırılan bazı radikal grupların da buharlaştığını, hatta bunların içinde yer alan bazı kişilerin günümüzde Suriye gerekçesiyle İran karşıtı pozisyonlara sürüklendiğini de gördük. 
AKP iktidarı döneminde, kendi ülkelerinin rejimine karşı cihad ilan etmeyen, edemeyen İslamcı gençlerin Afganistan, Irak ve bugün Suriye gibi çatışma bölgelerine geçtiklerini, arada sırada medyaya yansıyan haberlerden öğreniyoruz.
Peki Türkiye’de İslamcılık denince geriye ne kalıyor? AKP iktidarından bağımsız pek fazla bir şey kalmıyor. Yakın zamana kadar belki HAS Parti’den söz edebilirdik ama o da herhalde tarihe karışacak. Dolayısıyla Erdoğan’ın Numan Kurtulmuş’u transferini bu projenin son halkası olarak görmek de mümkün. 




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
13.12.2018 CHP-İYİ Parti işbirliği yerel seçimleri nasıl etkiler?
12.12.2018 Transatlantik: Fırat'ın doğusuna operasyon, Trump'ın zor günleri, Brexit'te durum ve Sarı Yelekliler
11.12.2018 HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ile söyleşi: Yerel seçimlere doğru HDP
11.12.2018 Murat Özçelik kitabını anlatıyor: “Oyun Kuruculuktan Oyun Bozuculuğa”
10.12.2018 “FETÖ’ye dahil olmamakla birlikte bilerek, isteyerek yardım etmek” ne demek?
08.12.2018 Transatlantik: ABD ara seçimleri, Sessions’ın istifası & İran’a yaptırımlar ve Türkiye
07.12.2018 Burası Türkiye: Farklı ve iyi olan cezasız kalmıyor
06.12.2018 Çözüm Süreci’nin hesabı soruluyor
05.12.2018 Siyaset neden heyecan vermiyor?
04.12.2018 FETÖ operasyonları neden bitmiyor? Hanefi Avcı ile söyleşi
13.12.2018 CHP-İYİ Parti işbirliği yerel seçimleri nasıl etkiler?
23.06.2018 Turkey's Troubles Continue as Elections Loom
15.08.2016 Un reportage du 28 décembre 1986 – les Fethullahçı, le groupe religieux qui a réussi à infiltrer l’armée
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
31.03.2015 Die Staatskrise und ihre möglichen Auswirkungen auf den Lösungsprozess
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı