Peki iktidar CHP’ye hazır mı?

29.11.2025 medyascope.tv

29 Kasım 2025’te medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi hafta sonları. Cumhuriyet Halk Partisi'nin 39. olağan kurultayı, "Şimdi İktidar Zamanı" sloganıyla dün başladı. Bugün genel başkan seçimi olacak ve Özgür Özel yeniden seçilecek, belli; ona kesin gözüyle bakıyoruz. Yarın da Parti Meclisi olacak. 60'tan 80'e çıktı sayı. Kimler çıktı, kimler girdi? Kimler hayal kırıklığına uğradı? Bu, klasik CHP kurultaylarının meselesidir. Burada tabii önemli olan husus şu: Rakip listeler çıkmayacağa benziyor; çıksa bile Özgür Özel'in listesini delme ihtimali yok gibi. Sonuçta Cumhuriyet Halk Partisi tüzüğünü değiştirdi, programını yeniden yazdı, kadrolarını yeniden yapılandırıyor, şekillendiriyor. Özgür Özel yeniden genel başkan seçiliyor ve bir de Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ne bağlanan gölge kabine şekillenecek ve Cumhuriyet Halk Partisi "Şimdi iktidar zamanı" diyecek, diyor.
Peki, hakikaten CHP iktidara hazır mı? Dün bunu Profesör Evren Balta’yla ve Kemal Can'la biraz konuştuk. Bence esas sorun tabii ki CHP'nin iktidara hazır olması için önce ‘‘İktidarı kazanmaya hazır mı?’’ yani ‘‘Sandıktan çıkacak mı?’’ sorusunu sormak. Üstüne de ‘‘Eğer sandıktan çıkarsa ülkeyi yönetebilir mi, kendisine oy veren seçmenlerin beklentilerini yerine getirebilir mi?’’ sorusunu sormak gerekiyor. Bu soruların hepsi önemli. Dün de bunları büyük ölçüde konuştuk. Ama bence daha önemli bir sorun: İktidar CHP'ye hazır mı? Bu vakti zamanında Millî Görüş hareketi için söylenen bir husustu. İktidara gelebilir mi Refah Partisi? Hükûmet kurabilir mi? Hükûmet kursa bile iktidar olabilir mi? Devlet buna izin verir mi? Bu tartışmalarla yıllar geçti. Önce Refah Partisi'yle bu oldu, sonra AK Parti'yle bu oldu. AK Parti 2002 sonunda seçildikten sonra, tek başına iktidara geldikten sonra hep bu soru soruldu ve Türkiye'de çok gergin dönemler de yaşandı.
Şimdi AK Parti 2002'den bu yana 23 yılda devleti büyük ölçüde yeniden yapılandırdı, sistemi değiştirdi. Kontrol etmediği yer kalmadı. Ama hâlâ, özellikle geçmişte yaşanan Fethullahçılıkla koalisyon süreci ve bunun savaşla sona ermesi, bunun devlet içinde çok büyük bir tasfiyeye yol açmasıyla beraber AK Parti'nin daha doğrusu Erdoğan'ın tam anlamıyla devlette bir denetime sahip olup olmadığına emin değiliz. Genel eğilim olduğu yolunda. Fakat en son çözüm süreci tartışmalarında bu konu tekrar gündeme geldi.
Her neyse. Şu hâliyle bakıldığı zaman Cumhuriyet Halk Partisi iktidara yürüyor. Evet, şu anda kamuoyu yoklamalarının çoğunda birinci parti olarak gözüküyor, o da doğru. Ama baktığımız zaman oy oranı öyle çok büyük, olağanüstü bir oran değil, açık ara aldı başını gidiyor değil. Bir diğer husus da tabii ki şu: Türkiye'de sistem değişti. Sistem başkanlık sistemi. Dolayısıyla %50+1 oyu alabilmesi lazım cumhurbaşkanı adayının. CHP'nin adayı Ekrem İmamoğlu mu olur, Mansur Yavaş mı, bir başkası mı bilmiyoruz ama burada önemli olan o %50+1 oyu alabilmesi ve bu da tek başına Cumhuriyet Halk Partisi'nin yapabileceği bir şey değil. 2023'te Kemal Kılıçdaroğlu bunu denedi Altılı Masa olayıyla, artı HDP'nin desteğiyle, ama büyük bir hüsranla karşılaştı. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi'nin öncelikle kendisine normalde, parlamento seçiminde mesela, kendisine oy vermeyen seçmenin bir kısmının da oyunu alması gerekiyor. Bu doğrudan partilerle ittifak şeklinde mi olur yoksa o parti seçmenlerini bir şekilde ikna ederek mi olur bunu bilmiyoruz. Ve burada önündeki en büyük engel ne olacak? İktidarın kendisi olacak.
Hatırlayın, geçen seçimde 2. tura kaldı ve Erdoğan 3. adayı yani seçimi 2. tura bırakan adayı, Sinan Oğan'ı yanına çekti. Nasıl yanına çektiğini de biliyoruz, satın aldı. Yani sonuçta Sinan Oğan gitti, Erdoğan'ın yanında durdu. Orada mesela Sinan Oğan yanında durdu ama Sinan Oğan'a destek veren Zafer Partisi de Kılıçdaroğlu'yla pazarlık edip yanında durdu ama sonuçta Erdoğan kazandı. Şimdi bu ittifakların şekillenmesinde siyasi iktidar çok manevra kabiliyetine sahip. Geçen sefer kurulan Cumhur İttifakı Erdoğan'ın etrafında, mesela Fatih Erbakan'ın adaylığının 100.000 imza toplanmasına rağmen engellenmesi, daha doğrusu onun adaylıktan vazgeçmesi yine Erdoğan'ın devreye girmesiyle oldu. Demokratik Sol Parti, HÜDA PAR, Büyük Birlik Partisi gibi birbiriyle alakasız partileri yanına çekti. Ne kadar oyları olduğu bir yerden sonra çok önemli değil. Şimdi bakıyoruz, Altılı Masa deneyiminden sonra özellikle son yerel seçimin ardından ve de daha da özellikle 19 Mart sürecinin ardından muhalefet partilerinin önemli bir kısmının CHP ile mesafeli olduğunu görüyoruz. Şimdi CHP'nin bu anlamda bir ittifak ortağı devşirmesi bayağı bir zorlaşıyor.
Burada tabii ki en önemli husus DEM Parti. DEM Parti'nin de bir şekilde ilk yapılacak seçimlerde CHP'ye destek vermemesi için Erdoğan'ın çok şey yaptığı ve yapacağı ortada. Zaten birçok kişi bu süreci esas olarak onunla açıklamaya çalışıyor. Ben buna katılmıyorum fakat bu boyutu olduğu da muhakkak. Dolayısıyla iktidarın öncelikle CHP'nin yanına birilerini yanaştırmama gibi faaliyetleri olacak, birincisi bu. İkincisi, iktidar CHP'yi yine bölmeye, parçalamaya çalışacak. Bunu hep yaptı. Özellikle son yerel seçimlerin ardından yaptı. Mahkemeler, şunlar bunlar sürekli olarak, sürekli olarak üzerine yürüdü ve CHP'yi içeriden bozmaya çalıştı. O kişiler, CHP'de Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu yönetimine karşı olan kişiler mesela iktidarın medyası tarafından baş tacı edildiler ya da Gürsel Tekin il binasına iktidarın polis ordusuyla girebildi, bunun gibi bir yığın örnek var. Mahkemeler açıldı, yeni mahkemeler, tehditler ama başarıya ulaşılamadı.
İktidar başarıya ulaşamadı fakat olay bitmiş değil. Şimdiki kurultayın ardından neyi tartışmaya başlayacağız: Muhalifler, CHP'deki muhalifler, hayal kırıklığına uğrayan muhalifler ne yapacak? Milletvekilleri var, sayıları azaldı ama var. Eski il başkanları, eski milletvekilleri şunlar bunlar derken bir kesim CHP'linin pekâlâ Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte ayrı bir hareket yürütmesi de söz konusu olabilir. Bu, CHP'yi ne kadar zorlar bilmiyorum. Seçim anlamında zorlamaz ama moral motivasyon anlamında çok ciddi bir şekilde zorlayacaktır. Bugüne kadar CHP biliyorsunuz 19 Mart'tan sonra hem yargı alanında kendini savunmaya ve bunu sokağa taşımaya çalıştı ama aynı zamanda yine yargıda partiyi kurtarmaya çalıştı. Bu, önümüzdeki dönemde de iktidar tarafından, çünkü yargı da iktidarın elinde olduğu için, çok kullanılacak bir husus.
Bir diğer husus tabii ki 19 Mart sürecinin hâlâ bitmemiş olması. Mahkemeler yani işte iddianame kabul edildi ama başka iddianameler de yolda, belki yeni operasyonlar da olabilir. İktidarın CHP'yi böyle sindirme çabası sürecek. Ve bir diğer başka husus da medya. Zaten medyanın büyük bir kısmı iktidar tarafından kontrol ediliyor. İktidara yakın olmayan, hele açıkça muhalif olan medya üzerinde çok ciddi baskılar uygulanıyor. En son Tele1'in başına gelen ortada, KRT'nin başına gelen ortada. Mesela Flash TV’yi Halk TV satın almak istedi, engellendi. Fatih Altaylı gibi birisine bile izin vermeyen bir siyasi iktidar var. Önümüzdeki dönemde medyaya yönelik baskıların çok daha artmasını ve az sayıda kalan CHP'nin sesini duyurabildiği medyanın da çok ciddi bir şekilde gerek yargı yoluyla gerek başka yollarla iktidarın hedefine oturtulmasını bekliyorum açıkçası.
Bütün bunlara tabii ki ek olarak başka şeyler de olabilir, bütün bu saldırılara karşı. Hele bir de şöyle bir ihtimal var: Erdoğan'ın aday olmayıp yerine oğlunu ya da yeğenini vesaire birilerini göstermesi gibi bir seçenek varsa zaten bunlar çok daha artacaktır. Çünkü Erdoğan'ın yerini hiçbirisinin doldurması beklenemez. Sonuçta Cumhuriyet Halk Partisi dört koldan çok daha güçlü bir şekilde iktidarın saldırılarına, manevralarına maruz kalacak ve işi daha da zorlaşacak. Ama bu zorluklar aynı zamanda bir başarıyı da tetikleyebilir. 19 Mart'tan bu yana CHP bunu başardı. Bundan sonra aynı tempoyla bunu sürdürebilecek mi? Burada açıkçası Özgür Özel'in şu ana kadarki performansı bunu sürdürebileceğini gösteriyor. Fakat ona çok daha başka kadroların parti içerisinden destek olabilmesi gerekiyor. Çok zor bir süreç var. CHP'nin iktidar olmasına iktidar izin vermemek için elinden geleni yapacak. İktidarın elinde çok şey var. CHP de buna karşı mücadele etmek için elinden geleni yapacak. CHP'nin eli iktidara kıyasla çok kuvvetli değil ama CHP'nin arkasında bir toplumsal destek var. İşte CHP bu toplumsal desteği iyi kullanabilirse, yönetebilirse iktidara rağmen iktidara pekâlâ gelebilir.
Evet, bugünün ithafı bir siyasetçiye, Behice Boran'a. Behice Boran Türkiye İşçi Partisi'nin lideriydi yıllarca, Türkiye'de sol hareketin, sosyalist hareketin önde gelen figürlerinden birisi. Kazan Tatarı bir ailenin çocuğu olarak parlak bir öğrenci ve çok iyi eğitim görüyor ailesinin desteğiyle. Sonra Amerika Birleşik Devletleri'nde Michigan Üniversitesi'nde sosyoloji doktorası yapıyor. Ülkeye döndükten sonra sol hareket içerisinde yer aldığı için, yazıp çizdiği yerler nedeniyle, birtakım yürüttükleri kampanyalar nedeniyle, mesela Kore'ye asker gönderilmesine karşı çıktığı için hapis cezası alıyor, işini kaybediyor vesaire. Daha sonra Türkiye İşçi Partisi içerisinde siyaset yapıp 1965'te milletvekili oldu. Daha sonra İşçi Partisi'nde Mehmet Ali Aybar'a karşı genel başkanlık yarışına girip kazandı ve ölene kadar diyeceğim ama orada bir istisna var. Yurt dışında yaşarken Türkiye İşçi Partisi'nin lideriydi. Fakat Türkiye İşçi Partisi Türkiye Komünist Partisi ile birleşti, Türkiye Birleşik Komünist Partisi adını aldı. Onun tarihini söyleyeyim, onun 2 gün sonrasında hayatını kaybetti. Yani ölümü, 10 Ekim 1987 yılında 77 yaşında. Yani ondan 2 gün önce TBKP kuruldu. Türkiye İşçi Partisi kapandı, Türkiye Komünist Partisi de kapandı, tek partiye dönüştüler.
Vatandaşlıktan çıkarılmıştı 1981 yılında Behice Boran ama cenazesi İstanbul'da Zincirlikuyu Mezarlığı'na 18 Ekim'de kaldırıldı. Ben de gitmiştim cenazesine. Şunu söyleyeyim, bu ithaf aynı zamanda Behice Hanım'dan bir tür özür gibidir, onu söyleyeyim. Çünkü biz okulda Galatasaray Lisesi'nde okurken Türkiye İşçi Partililer, Genç Öncü'ydü onların örgütünün adı, bayağı güçlüydü. Biz de Dev-Gençler olarak vardık ve sürekli kapışırdık. Türkiye'de solun fraksiyon kavgaları meşhurdur. Dolayısıyla biz onları ‘‘revizyonist’’ diye küçümserdik, onlar da bizi ‘‘goşist’’ diye küçümserdi. Ama sonra o devlet hepimizin hakkından geldi diyelim, ayrım gözetmeden geldi. Özellikle şunu söylemek istiyorum: Belli bir yaşa geldikten sonra insan yasal alanda Türkiye'de devlete rağmen muhalif olmanın, sol, sosyalist, komünist olmanın ne kadar zor olduğunu görüyor. O zamanlar bizim küçümsediğimiz yasal mücadelenin anlamlı — doğru muydu yanlış mıydı tartışmasını bir kenara bırakıyorum — anlamlı olduğunu ve ne kadar zor olduğunu bugünden baktığımda görüyorum. Ve bu anlamda Behice Hanım'ı o tarihte yürüttüğü mücadele nedeniyle her şeye rağmen, bizlere de rağmen ama esas olarak devlete rağmen yürüttüğü mücadele nedeniyle saygıyla anıyorum. Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
30.11.2025 CHP mucizesi sürüyor
29.11.2025 Peki iktidar CHP’ye hazır mı?
28.11.2025 Öcalan, Mazlum Abdi’yi ikna edebilir mi?
27.11.2025 Fatih Altaylı niçin tahliye edilmedi?
26.11.2025 İmralı hamlesi çözüm sürecini nasıl etkiler? | Ruşen Çakır ve Mümtaz'er Türköne yorumluyor
26.11.2025 Transatlantik: Rusya-Ukrayna savaşı bitiyor mu? | Trump'ın gözü Venezuela'da
23.11.2025 DEM Partililerin CHP’ye kızmaya hakları yok
22.11.2025 Ankara Mazlum Abdi realitesini ne zaman tanıyacak?
21.11.2025 Ve Selahattin Demirtaş noktayı koydu
21.11.2025 Mehmet Altan ile Türkiye’nin gidişatı (14): İBB iddianamesi, Küresel Servet Raporu, Komisyon’un İmralı ziyareti
30.11.2025 CHP mucizesi sürüyor
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı