Murat Aksoy ile söyleşi: “CHP’de yaşananlar baskın seçim ihtimaliyle doğrudan ilgili”

09.06.2026 medyascope.tv

9 Haziran 2026’da medyascope.tv'de yaptığımız söyleşiyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Ruşen Çakır: Evet, Murat Aksoy'la birlikteyiz. Murat, ben bugünkü yayına "Kılıçdaroğlu'ndan geri, Özgür Özel'den ileri adım" başlığı attım. Yani Kılıçdaroğlu bir çıkış yaptı ama sonra Genel Merkeze taşımak zorunda kaldı konuşmasını. Sen de bunu bir geri adım olarak görür müsün?
Murat Aksoy: Şu anda Ankara sokaklarındayız. O yüzden malum koşullardan dolayı ben bu soruna ‘‘evet’’ cevabını veremiyorum. Ben bunun bir geri adım değil, taktiksel bir hamle olduğunu düşünüyorum. Böylece Kemal Bey aslında Özgür Bey ve ekibinin bir hafta daha CHP içinde kalmasının süresini uzattı. Böyle bir gerçek var bana göre şu anda. O soruna vereceğim cevap bu. Bence bu, dediğim gibi bir geri adım değil, tam tersine taktik.

Ruşen Çakır: Peki, ‘‘Kılıçdaroğlu CHP'de kalmalarını bir hafta uzattı’’ derken, Kılıçdaroğlu, Özgür Özel ve arkadaşlarının CHP'de kalmasını istiyor mu demek istiyorsun?
Murat Aksoy: Hayır, "istiyor" değil; ne kadar uzun süre kalırlarsa o kadar iyi görüyor. Çünkü, tırnak içinde, gücün kendisinde olduğunu varsayarak ve zaman uzadıkça da belki il başkanları seviyesinde değil, genel merkez seviyesinde değil ama taşraya doğru inildikçe taşra yönetimlerinin mevcut CHP'de kalma ihtimallerinin çok daha güçlü olduğuna inanıyor ve şu anda da Kemal Bey her zaman olduğu gibi en güçlü yanına, sabrına güveniyor bir kez daha.

Ruşen Çakır: Bu perşembe günü parti meclisi toplanacak ve Kılıçdaroğlu bugün hep ‘‘kapı önüne koymak, arınmak, temizlenmek’’ gibi mesajlar verdi. Belli ki birilerini partiden atmak istiyor. İsim vermiyor ama kimler olabileceğini az buçuk tahmin edebiliriz. Bunu yapmasının çok da fazla mümkün olmadığını söyleyen uzmanlar var diyelim. Konuya hakim olanlar, CHP tüzüğünü bilenler böyle söylüyorlar ama belli ki bir kıyım yapmak istiyor. Net bir şekilde konuşmasının ana ekseni oydu. Böyle bir şeyi gerçekleştirebilir mi? Gerçekleştirirse bu kopuş kaçınılmaz hale mi gelir?
Murat Aksoy: Bence bu sabah Meclis’in önünde yaşadığımız ve bugün iki liderin konuşmasına baktığımız zaman zaten artık bu iki aklın, bu iki siyasi yaklaşımın, bu iki farklı Türkiye okumasının bir arada durmasının da ben siyaseten anlamlı olduğunu düşünmüyorum. Yani bugün Meclis dışında Kılıçdaroğlu'nu destekleyenlerle Özgür Özel'i destekleyenler arasındaki bağırış çağırış, birbirlerine su atma, taraftarların arasına polislerin girmesi; yani artık bence bu kopuş, zihnen kopuş gerçekleşmiş. Bütün mesele bunun fiili olarak ne zaman gerçekleşebileceği. Dediğim gibi, Kemal Bey bunu olabildiği ölçüde geciktirmeye çalışacak. Özgür Bey ve ekibi de bu konuda biraz daha içeride en azından bütün kanalları tüketmenin derdinde. Ama dediğim gibi, Kemal Bey süreyi uzatmak istediği için o kanalların sayısını sürekli artıracak; mesela bugün Meclis’e gelmeyerek bir hafta daha kazanması gibi. Ve dediğiniz gibi bence bu perşembeden itibaren kararlar alıp en azından kafasındaki 5-6 ismin üyeliğinin askıya alınması, tedbirli olarak disipline sevk edilmesi gibi bir mesele var. Nitekim bugün Kemal Bey'in konuşmasına baktığımız zaman neredeyse konuşmasının %90'ı parti içine yönelikti. Yani partide temizlenme, arınma, bu belediyelerdeki şeyler falan. Yani bu konuşma da bize onu gösteriyor açıkçası.

Ruşen Çakır: Peki, Özgür Özel ve arkadaşları ne yapıyor, ne yapmayı düşünüyor? Ne gibi hazırlıkları var? Anladığım kadarıyla yeni parti konusunda, her ne kadar açıkça bunu söylemeseler bile, bayağı bir şeyler yapmış olmalılar. Yanılıyor muyum?
Murat Aksoy: Evet. Bu konuda epey bir mesafe alındığını ben de duydum. Aslında şöyle bir şey; zaten sanıyorum Şubat ayından itibaren de Ekrem Bey'le olan görüşmelerinde de bu konunun gündeme geldiği ve Ekrem Bey'in de bu yeni parti meselesini partinin ciddi ciddi düşünmesi gerektiği yönünde bir telkinde bulunduğunu biliyoruz, en azından benim duyumlarım o yönde. Hani yanılıyor da olabilirim bunda. Ama şu anda geldiğimiz noktada da artık yeni bir parti kaçınılmaz görünüyor. Ve burada da sanki bu birkaç gündür kamuoyuna yansıyan tabloya baktığımız zaman, ben butlan çıktığı zaman ilk gündeki yazımda da ifade etmiştim; artık Kasım ayında bir baskın seçim bekliyorum ve onun için de yeni bir partiden ziyade seçime girme yeterliliği olan bir partiyi devralma ya da onun içine girme şeklinde bir süreç var. Devralınacak ya da içinde buluşulacak partinin adı sonradan değişebilir ama şu andaki öncelikleri sanıyorum biraz bu. Ama bu konuda da kritik bir ifade daha kullanayım ya da kendimce tırnak içinde önemli bulduğum bir şeyi söyleyeyim; belki de bu yeni parti meselesi ciddi bir biçimde gündeme gelirse Özgür Bey bu partiye katılmayabilir. Neden? Çünkü bugün özellikle Kılıçdaroğlu'nun ve ondan önce de Bahçeli'nin Özel'e yönelik eleştirilerine baktığımız zaman meselenin Özgür Özel için bir kriminalleştirme, yani kişisel olarak kriminalleştirme adımları görüyorum. Bir de zaten bu geçtiğimiz hafta gerek Antalya'dan gerek İstanbul'dan iki tane fezleke ve soruşturma şeyi Ankara'ya yollandı. Dolayısıyla da Özgür Özel belki, tırnak içinde, CHP kalkanını bu korunma için kullanabilir. Partiyi belki Özgür Özel dışındaki şu andaki ekibi kurabilir ya da o partiye geçebilirler.

Ruşen Çakır: Şimdi bu söylediklerinin hepsinin ayrı ayrı önemi var. Öncelikle şu Kasım ayında baskın seçim meselesini bir sormak istiyorum. Bu senin kişisel bir akıl yürütmen mi, yoksa CHP'den tanıdıkların ettiklerinle yaptığın sohbetlerden de böyle bir beklenti CHP'nin içerisinde de var mı?
Murat Aksoy: CHP'de de var ama esas olarak AK Parti için de var. Yani AK Parti'ye yakın isimlerle görüştüğüm zaman onların da özellikle bu Trump'la Erdoğan görüşmesinde — çünkü iki görüşme olacak; hem Türkiye-Amerika maçı hem de7-8 Temmuz'da Trump'ın NATO zirvesine gelmesi — bu bahsedilen Swap anlaşmalarıyla ilgili daha somut adım atılacak. Bence insanlar şöyle düşünüyor: "AK Parti bu ekonomik koşullarda seçim yapmaz." Fakat Türkiye'nin bir yıl sonraki ekonomik koşulları bugünden iyi olmayacak. Bir de öyle bir gerçeğimiz var. Burada bütün mesele bu Swap anlaşmalarıyla belli bir para kaynağı yaratıldığı zaman, hani bu emeklilere, memurlara böyle zam olarak yansıyacak ve bir baskın seçim... Kaldı ki bu özellikle CHP'nin, tırnak içinde, ikiye bölünmesi durumunda artık bence Erdoğan'ın önünde baskın seçim için hiçbir neden kalmaz yani.

Ruşen Çakır: Bu söylediklerin bayağı anlamlı. Özgür Özel'in kriminalize edilmesi meselesinde biliyorsun, Numan Kurtulmuş bir grup gazeteciyle konuşmuş ve fezlekeler meselesi ile ilgili bir şekilde "Böyle bir şey olmaz" dememiş. Şimdi devletin, siyasi iktidarın CHP'ye yönelik bundan sonraki saldırısı gerçekten dokunulmazlıkları kaldırmak olabilir mi? Ne zamandan beri bu konuşuluyor biliyoruz.
Murat Aksoy: Şimdi şu hocam, şöyle bir şey söyleyelim: Bugünün grup toplantısına baktığımız zaman, öncesine baktığımız zaman, CHP ya da Özgür Özel, kişisel olarak söyleyelim, artık bir CHP'yi temsilden ziyade toplumsal muhalefeti temsil eden bir ana aktör haline geldi. Dolayısıyla da bu muhalefetteki diğer partilerin olmasa da muhalefetteki toplumsal kesimin ya da o farklı partilere oy veren toplumsal kesimlerin içinde bir umut oldu. Dolayısıyla da daha kuşatıcı bir role sahip artık bugünden itibaren. Ve şu anda iktidar blokunun da en büyük hedefi bu yüzden Özel'in kendisi olacak. Yani kuracağı parti daha ikincil planda. Dolayısıyla da ben bu varsayımdan hareketle Özel'e yönelik daha kriminalize etmeye, ona yönelik şeyin kaldırılması... Kaldı ki bu hani FETÖ ile ilgili birtakım suçlamalar falan da konuşuyorlar. Öyle bir soruşturma durumunda hani böyle dokunulmazlık ya da fezleke gündeme gelmiyor biliyorsunuz. Terörle iltisaklandırdığı andan itibaren, işte hatırlarsak bu 94'teki DEP'liler meselesini, öyle bir durumla da karşı karşıya kalabiliriz ne yazık ki.

Ruşen Çakır: Evet, çok acayip şeyler oluyor ama her seferinde onu söylüyoruz; daha acayip şeyler olma ihtimalini de hep görüyoruz. Son olarak şunu sorayım: Sen yine Meclis’teydin, ne gördün, ne hissettin? Bunu Alişer'e de sordum, sana da sormak istiyorum. Bir gazeteci olarak orada seçilmiş CHP'nin kadroları, Özgür Özel başta olmak üzere... Ben mesela geçen haftaki toplantıyı izlediğimde Özgür Özel'i çok öfkeli ve çok duygusal olarak görmüştüm, öyle bir gözlemim vardı. Sen bugün neler gördün, neler hissettin?
Murat Aksoy: Vallahi benim de açıkçası hani özellikle dışarıda hissettiğim şey sadece utanç oldu. Yani Türk siyaseti adına özellikle iki tarafın, yani ikisi de CHP'li olan, CHP üyelerinin birbirlerine bu kadar sert biçimde karşılık vermeleri, su atmaları, aralarına polis girmesi... Bu açıdan utanç. Ama içeride de dediğiniz gibi tam tersine bu hafta heyecan vardı. Bu hafta o kızgınlık da artmıştı, biraz öfke de artmıştı. Zaten Özel'in vücut diline yansıyan, konuşmasına yansıyan şey de yani artık, hani en başta konuştuk ya, kopuş meselesi; yani Özgür Özel'in söylemi tamamen o kopuşun bence açık bir ilanı ve biraz önce söylediğim gibi, Özgür Özel şu anda CHP'nin seçilmiş genel başkanından ziyade belki de daha büyük toplumsal muhalefetin temsilcisi gibi konuştu. Bu farkı da ben özellikle vurgulamak istiyorum. Ama buradaki mesele şu: İki tarafın da destekçilerinin salonu doldurması, salonun hıncahınç dolması bir şey söylemiyor bize. Çünkü zaten isimler verildi, alındı, alınmadı. Bence orada önemli olan hem vücut dili hem de o konuşmanın tonunun, içeriğinin bize ne anlattığı. Özgür Özel'in konuşması zihinsel olarak da zihnen de bu iki partinin ya da iki liderin bir arada durmasının artık her geçen gün biraz daha zorluğunu bana bir kez daha bugün anlattı.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
21.06.2026 Özgür Özel'in sokakta, çarşıda, pazarda ne işi var?
20.06.2026 Kılıçdaroğlu tabii ki pişman değil
19.06.2026 Erdoğan'ın halefinin kim olacağını tartışmak ne kadar anlamlı?
18.06.2026 CHP’de ihraçlar duracağa benzemiyor
16.06.2026 Yeni parti için geri sayım başladı
15.06.2026 Hafta Başı (86): Savaş sonunda bitti mi? | CHP hep gündemde
15.06.2026 Kürt hareketiyle sosyalist sol arasında makas açılıyor
14.06.2026 Kimler tarihin doğru tarafında duruyor: CHP Lüleburgaz mitinginden izlenimler
13.06.2026 “Baba ocağı” diye diye…
12.06.2026 Yeni "yerli ve milli" muhalefet partisi olma yolundaki CHP
21.06.2026 Özgür Özel'in sokakta, çarşıda, pazarda ne işi var?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı