Halep’te yaşananlar Türkiye’deki çözüm süreci hakkında bize neler öğretti?

11.01.2026 rusencakir.com

Doğrudan konuya girelim ve başlıktaki soruyu cevaplamaya çalışalım. Öncelikle, tıpkı geçen süreçte olduğu gibi bu sefer de sürecin kaderininin yine Suriye’de belirleneceğini gösterdi
Halep’in Şam yönetimiyle SDG arasında ilk ciddi bilek güreşi olduğunu kabul edersek, Suriye’de çözümün hiç de kolay olmadığını bir kez daha, erkenden öğrenmiş olduk.
Suriye’de Şam yönetimi ile SDG arasındaki anlaşmazlıklarda Ankara’nın açık ve güçlü bir şekilde Şam’ın yanında, hatta onu teşvik eder pozisyonda olduğuna tanık olduk ve şaşırmadık.
Türkiye’de muhalifinden iktidar yanlısına geniş bir koalisyonun “terörist” SDG’ye karşı “Suriye ordusu”nu alkışlama yarışına girmesini izledik, izliyoruz. (Bunların büyük çoğunluğunun bu vesileyle çözüm sürecinin iptalini umduklarını pekala düşünebiliriz)
Çözüm sürecini başından itibaren büyük bir heyecanla destekleyen ve bu nedenle Türkiye’nin Suriye’de olabildiğince tarafsız ve sorun çözücü rol oynamasını öneren farklı kesimlerden az sayıda kişinin nasıl yine aynı koalisyonun farklı aktörleri tarafından linç edilmek istendiklerini de müşahede ettik.
Başta DEM Parti olmak üzere Kürt hareketinin, muhtemelen çözüm sürecini riske atmama adına, sürece hiçbir şekilde müdahil olamadıklarını, yaşananları kaygıyla izleyen Kürt kamuoyuna önderlik edemediklerini gördük.

Kandil mi tahrik etti?
Halep olaylarından hareketle, Türkiye’deki çözüm sürecinin taraflarının kendi içlerinde de ciddi görüş ayrılıkları olduğunu söyleyebiliriz. Çıtayı en yükseğe “yardıma hazırız” diyen Milli Savunma Bakanlığı çıkardı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Suriye konusunda daha önceki pozisyonunu tekrarladı, yani “nötr” davranıyormuş gibi yapmaya bile çalışmadı.
MİT’in bu konudaki tutumunu tam olarak bilemiyoruz. Fakat gazeteci Nevzat Çiçek’in aktardığı şu “bilgi notu” bize Kürt hareketi içinde de farklılıklar olduğunu gösteriyor. (https://x.com/nevzatcicek/status/2009998812195029167?s=20) Bazı kritik bölümlerini aktarıyorum:
“Operasyonun planlama ve icra aşamalarında bölgedeki Kürtler dahil tüm Suriye vatandaşlarının zarar görmemesi öncelikli tutulmuştur. Sivil kayıpların önüne geçilmesi için azami gayret sarf edilmiştir.
Söz konusu çabaların bir ayağı olarak da SDG tarafıyla çeşitli kanallardan irtibat kurulmuştur. SDG Genel Komutanı Mazlum ABDİ, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham AHMED ve bazı isimler uzlaşıya açık bir tavır sergilemiştir.
Harekâtın ilk aşamalarında Şeyh Maksud'un dış mahalleleri ciddi bir çatışma olmadan YPG unsurlarından temizlenmiştir. Ancak Eşrefiye mahallesi boşaltıldıktan, Şeyh Maksud mahallesi ise kuşatıldıktan sonra Kandil yönetiminden bölgede sıkışan unsurlarına "kalın ve savaşın" talimatı geldiği görülmüştür.
Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, olayların başladığı ilk andan itibaren uzlaşı ve diyalog yolu ile çatışmaların sonlanması için yoğun çaba göstermiştir. Sivillerin zarar görmeden bölgeden ayrılması için oluşturulmaya çalışılan uzlaşı ise PKK tarafından engellenmeye çalışılmıştır.
PKK'nın SDG üzerindeki baskısı da Suriye'de siyasi bir uzlaşı zeminine zarar vermektedir.
Yaşanan tüm bu olaylara rağmen, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlayan Terörsüz Türkiye süreci devam etmekte olup, söz konusu bu olaylar süreci akamete uğratamayacaktır.”
Eğer bu “bilgi notu”ndaki bilgiler doğruysa işimiz iyice zor demektir.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
11.01.2026 Halep’te yaşananlar Türkiye’deki çözüm süreci hakkında bize neler öğretti?
10.01.2026 Suriye’de kim terörist, kim değil?
09.01.2026 Halep’teki çatışmalar Türkiye’yi neden çok yakından ilgilendiriyor?
08.01.2026 Muhalif bir milletvekili niçin AKP’ye transfer olur?
07.01.2026 “İç cepheyi tahkim” edelim de kiminle, nasıl yapacağız?
06.01.2026 Maduro’ya üzülmeli miyiz?
05.01.2026 Venezuela'dan sonra sıra nerede? | Ahmet İnsel değerlendiriyor
05.01.2026 Boğaziçi direnmeye devam ediyor hâlâ!
04.01.2026 Venezuela dersleri: “İç cepheyi tahkim”in ciddiyeti ve aciliyeti
04.01.2026 Erdoğan’ın uçağına hangi gazeteciler binebilir?
11.01.2026 Halep’te yaşananlar Türkiye’deki çözüm süreci hakkında bize neler öğretti?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı