Fethullah Gülen nihai aşamada, tam olarak ne istiyor?

03.03.2014 Vatan

Fethullah Gülen cemaati üzerine sık sorulan sorulardan en çetini herhalde şudur: "Gülen ve cemaati nihai aşamada, tam olarak ne istiyor?"
Bu soruyu Gülen "İman ve Kur'ân hizmetinde bulunanların hedefi sadece ve sadece 'i'la-yı Kelimetullah' olmalı ve rıza-yı İlahi'den başka bir gâye gözetmemelidirler" şeklinde cevaplandırıyor.  Yani Allah’ın kelamını, İslam dininin yüceliğini ve değerini dünyanın her köşesine bildirmek ve yaymak, bütün bunları yaparken hiçbir dünyevi beklenti içinde olmamak, sadece Allah’ın rızasını kazanmak için çabalamak. 

Humeyni mi olacak?

Ancak hayatın her alanında, dünyanın her noktasında örgütlü, disiplinli, son derece dinamik ve bulundukları ortamları dönüştürücü bir insanlar topluluğuyla karşı karşıya olduğumuz için bu "uhrevi" cevap tatminkâr olmuyor. Nitekim Gülen de
"İnanmayacaklar, bizim insanların sulh ve selameti için çalıştığımıza.
İnanmayacaklar, dünyayı bütün insanların kardeşçe yaşadığı bir sulh adacığı yapmak için gayret gösterdiğimize.
İnanmayacaklar, ne dünya ne de ukba adına hiçbir beklentimizin olmadığına.
İnanmayacaklar Allah’ın rızasından başka bir talebimizin bulunmadığına" diyor.
Aynı soruyu Cemaat’ten pek hazzetmeyen kişilere sorduğunuzda şu türden cevaplar alabiliyorsunuz:
·  "Humeyni gibi dönüp ülkenin başına geçmek istiyor!"
·  "Halifeliğini ilan etmek istiyor!"
·  "Sünni İslam dünyasının Vatikanını kurup bir tür papa olmak istiyor!"
·  "Bir Türk-İslam imparatorluğu kurmak istiyor."
Bu arada Gülen’in çeşitli küresel senaryoların bir aktörü olduğuna, dolayısıyla onun ne istediğinin hiç önemli olmadığına inanan çok kişi de var.

O gün geldi

Bir gazeteci olarak İslami hareket üzerine çalışmaya 1985 yılında başladım. Gülen hareketinin temsilcileri o tarihlerde ortalıkta gözükmezlerdi ama haklarında çok şey söylenirdi. Özellikle ordu başta olmak üzere devletin kilit noktalarına Cemaat’in eğitim kurumlarında yetişmiş gençlerin yerleştirilmesi için üstün bir gayret sarf ettikleri konuşulurdu.
1990’da çıkan "Ayet ve Slogan: Türkiye’de İslami Oluşumlar" adlı kitabımda Gülen cemaati hakkında şu değerlendirmeyi yaptım: "Kadrolarını devletin hizmetine koşmayı yeğleyen (en azından şimdilik) bu cemaat aynı zamanda çok geniş mali olanaklara da sahip. İleride bir gün, kendine güveni geldiğinde, cemaatin siyasi iktidara talip olmak isteyebileceği ‘teorik’ olarak varsayılabilir."
O gün çoktan geldi, bürokraside alabildiğine güçlenen Gülen cemaati, siyasi iktidarın tümüne olmasa bile hatırı sayılır bir bölümüne talip oldu ve bu nedenle AKP hükümetiyle savaşmaya başladı.

İktidarı aldıktan sonra...

Ama hâlâ soru tam olarak cevaplanabilmiş değil. Şunu artık biliyoruz: Cemaat Başbakan Erdoğan’dan kurtulmak istiyor. Onu tasfiye etmek için, uzun zamandan beri hazırlandığı belli olan bir stratejiyi adım adım hayata geçiriyor. Fakat sonrası meçhul. Erdoğan giderse yerine kim gelecek? AKP içinden bir başka isim mi çıkacak, yoksa AKP dışındaki partiler mi iktidarı paylaşacak? Daha önemlisi, Gülen ve cemaati daha ihtimalleri yazarken bile zorlandığımız bir Türkiye’yi niçin istiyor?
Gülen’in kafasında bir "şeriat düzeni" gibi bir hayal olduğunu sanmıyorum. Kendisinin veya cemaatinden birinin cumhurbaşkanı, başbakan vb. olmasını arzuladığı kanısında da değilim. Anladığım kadarıyla o, ülkeyi kim yönetirse yönetsin kendisine "manevi"  ve "sembolik"  de olsa bir otorite sunulmasını, devletin Cemaat tarafından yetiştirilmiş kadroları geniş ve etkili bir şekilde istihdam etmesini istiyor. Bütün bunların sağlanması halinde dünyanın dört bir tarafındaki Cemaat okullarının anlam ve fonksiyonlarında da belirgin bir değişme yaşanacak, bunlar Türkiye Cumhuriyeti devletinin içselleştirmiş olduğu bir İslam yorumunun taşıyıcılığına terfi edecekler.

Batı’ya bakış farkı

Sanıyorum Gülen ile Erdoğan arasındaki çatışmanın temelinde Gülen’in geliştirdiği bu "İslam yorumu" var. Bunun nasıl bir yorum olduğunu Gülen’in kitap ve vaazlarından öğrenmek mümkün. Burada şu kadarını söylemekle yetinelim:
Gülen hiç ama hiç bir şekilde İslam dünyasının yaşadığı sorunlar nedeniyle Batı’yı suçlamaz, hep onlarla uyumlu davranmaya çalışır; sorumluları daha çok içerde arar. Buna karşılık klasik Sünni İslamcılar, örneğin bizde Erdoğan, İslam dünyasının başına gelen kötülüklerin birinci sorumlusu olan Batı’yı görür ve kendini yeterince güçlü gördüğünde Batı’ya meydan okumaya kalkar.
 



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
10.08.2018 Ekonomik bir savaşta mıyız?
09.08.2018 “Bize bir şey olmaz” mı sahiden?
08.08.2018 Transatlantik: İran’a yaptırımlar, Rahip Brunson krizi & Türk ekonomisinin gidişatı
07.08.2018 “Kripto” kimlere denir?
06.08.2018 “Yastık altı” altın ve döviz çare olabilir mı?
03.08.2018 Dik duramadan diklenmek
02.08.2018 Brunson krizinin geleceği
01.08.2018 Transatlantik: Rahip Brunson krizi, yeni Suriye’nin inşaası, Irak’ta protesto gösterileri
31.07.2018 “Mealciler”, yani “Kuran bize yeter” diyenler neden hedefte?
30.07.2018 CHP’nin gidişatı
10.08.2018 Ekonomik bir savaşta mıyız?
23.06.2018 Turkey's Troubles Continue as Elections Loom
15.08.2016 Un reportage du 28 décembre 1986 – les Fethullahçı, le groupe religieux qui a réussi à infiltrer l’armée
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
31.03.2015 Die Staatskrise und ihre möglichen Auswirkungen auf den Lösungsprozess
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı