CHP'den seçilen bir belediye başkanı niçin AKP'ye geçer?

10.10.2026 medyascope.tv

10 Ekim 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi hafta sonları.
Aslında bugün dün yaptığım yayının devamını getirmek istiyordum. Çünkü dün biliyorsunuz fon krizinde YENİ Parti'nin sınavının nasıl başarılı gitmediğini anlattım ve çok tepki geldi YENİ Parti taraftarlarından. Onlara cevap vereyim mi diye düşündüm. Vermiyorum. Başka bir vesileyle o konuyu nasıl olsa yine konuşacağız. Ama Ümit Özlale’nin yaptığı basın toplantısının hiç de iyi bir olay olmadığını YENİ Parti için bir kere daha ısrarla söyleyeyim. Bugün yine benzer bir olay aslında. Çünkü fonun dışında neyi konuştuk? İzmir'i konuştuk. Cemil Tugay'ın transferini konuştuk ve dedim ki, ya bu transfer meselesi nasıl bir şey? Çok değiniyoruz, ediyoruz. Evet, hep yapıyoruz bunu ama bir şunlara topluca bir baksak, baksam dedim. Editör arkadaşlardan rica ettim. Bana bir liste verdiler. Listeyi görünce, yani bir sayfa sırf CHP'den geçenler. Şu ana kadar AKP'ye yerel seçimlerden itibaren 108 belediye başkanı transfer olmuş. En fazla 43 tane Yeniden Refah Partisi, 36 tane CHP’den seçilmiş belediye başkanı, 11 de İYİ Parti’den, bir de bağımsızlar filan var. Şimdi CHP'den seçilmişlere birazcık yoğunlaşmak istiyorum. Burada “Neden yaparlar, neden böyle yaptılar, bundan sonra ne yapacaklar?” sorusu önümüzde.
Şimdi ilk çıkanlar kimdi mesela? Aydın'da Özlem Çerçioğlu vardı, Büyükşehir Belediye Başkanı. İki dönem üst üste seçilen birisi CHP'den. Daha önce milletvekilliği yapmış, çekirdekten CHP'li. Sonra Afyon'dan Burcu Köksal. O da CHP milletvekiliyken seçilmiş bir belediye başkanı. O da çekirdekten CHP'li. Mesela İstanbul'da Tuzla'da Eren Ali Bingöl son dönemde katıldı. Eren Ali Bingöl Alevi bir belediye başkanı ve özellikle Aleviliği üzerinden ona çok lâf etti CHP ve YENİ Partililer. Ankara'da Mansur Yavaş kontenjanından Keçiören'de seçilen Mesut Özarslan mesela. Bu da ülkücü kökenli birisi ama CHP'den seçildi. Uzun bir süre geçmesini bekledik, ettik ve sonunda geçti. Yakınlarda Çiğli'de bir transfer oldu. Çiğli'de Onur Emrah Yıldız geçti. Yine İzmir'de, yani İzmir'in ilçeleri teker teker düşüyor gibi açıkçası. Foça'da mesela Saniye Bora Fıçı geçti. Daha başka çok isim var ve bakınca şunu görüyorsunuz, Türkiye'nin dört bir tarafından, yani Ardahan'dan da var Göle Belediye Başkanı, Gaziantep Şehitkamil de var. İzmir zaten var. Trakya'da Edirne Keşan yanlış hatırlamıyorsam, evet, var. İstanbul'da sadece Tuzla değil Çekmeköy var, Şile var. Bir de tabii bunların dışında seçimle AKP'nin kazandığı, özellikle İstanbul'da ilçeler var, onları saymıyoruz ve önümüzdeki günlerde Ataşehir'in, önümüzdeki günler dediğim galiba bugün olacak, Ataşehir'in ve belki de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin devşirme CHP'den seçilmiş belediye meclisi oylarıyla AKP'ye geçme ihtimali var.
Şimdi burada 1 olur, 2 olur, 3 olur; 36 oldu. Cemil Tugay ile birlikte 36 oldu. Açıkçası şöyle bir şey var; bir yerde başladığı zaman devamı geliyor. Mesela Özlem Çerçioğlu ile başladı, Burcu Köksal'la devam etti. Baktılar yapanın yanına kâr kalıyor, birçok kişi pekâlâ gitti. Çünkü yol açıldı. Yani ilk olmak biraz zor bir şey belki. Bu anlamda, “Topuklu Efe” mi diyorlardı, sonra “topuksuz”a döndü, Özlem Çerçioğlu gerçekten önemli bir iş yaptı iktidar için. Hiç şaşırmadım, bunu daha önce de söylemiştim. Özlem Çerçioğlu çekirdekten CHP'li falan olabilir ama benim bildiğim ırkçı birisi, Kürt düşmanı birisi. Öyle biliyorum. Tıpkı sonradan giden Burcu Köksal gibi. Bunların CHP'de olması CHP'nin bir şekilde ayıbıydı zaten. Ama gitmelerine ben şaşırmadım ama birçok kişi şaşırdı tabii ki. Ve ondan sonra ilçeler... Mesela giderken Çerçioğlu yanında Söke Belediye Başkanı Mustafa İberya Arıkan, ismi de bir acayip. Onun bir bakmıştım öyküsüne. AKP ile hiçbir alakası olmayan birisi ama gidiyorlar ve birden 40 yıllık AKP'liymiş gibi yapıyorlar. Erdoğan'a övgüler düzüyorlar. En son Cemil Tugay'da bunu çok net gördük. Ve hani sanki, ne deniyor, atanamamış AKP'liydiler ve sonunda geldiler.
İçlerinden Cemil Tugay'la tanıştım. Diğerlerinin hiçbirisiyle tanıştığımı hatırlamıyorum. Cemil Tugay'ın İzmir'de seçim öncesinde kendisiyle röportaj yaptım. Daha önce de anlattım. Bir CHP'li profili var onun ve eşinin. Yani İzmir'de bir işte doktor, estetik uzmanı, partide çalışmış, ilçede çalışmış, şu olmuş, bu olmuş ama açıkçası İzmir gibi bir belediyeyi, Büyükşehir Belediyesi'ni çok da hak eden birisi değildi. Ki Karşıyaka’daki başkanlığını da çok kişi beğenmemişti, bizzat insanlar bana anlatmışlardı. Burada neden oldu? Sadakat. Yani orada kurultayda tek destek veren ilçe başkanı olduğu söyleniyordu İmamoğlu ve Özgür Özel'e. Ödüllendirildi göz göre göre. Ama sonra Özgür Özel dedi ki, “Seçim tehlikedeydi, işte anket yaptık” falan. Ben öyle bilmiyorum. Seçim tehlikede falan değildi. Anketlerde de hiç öyle birinci çıkmış birisi değildi. Ama bir şekilde tercih edildi.
İnsanlar neden olur? Evet, söyledim, Cemil Tugay korktu. Burcu Köksal da korktu. Özlem Çerçioğlu da korktu. Birçokları korktu. Neden korktular? Aydın ve Afyon'da birtakım iddialar vardı zaten. Dosyalar olduğu söyleniyordu. İçeri girmemek için, dışarıda kalmak için böyle bir tercih yaptılar. Cemil Tugay hakkında bir şey yoktu ama pek kolaylıkla olabilirdi. Zaten AKP'nin İzmirli kurmayları kendisi hakkında sürekli birtakım iddialar vesaireler dile getiriyorlardı. Önce nasıl bir şey yaptı? Mutlak butlandan sonra bağımsız kaldı. “Bağımsız kalacağım” dedi ama onu yaptığı zaman zaten gideceği belliydi. Bu kişilerin neden gittiği kadar belki ondan daha önemli bir soru var: Neden partileri bu kişileri orada tutamadılar? Hep arkasından “hain”, şu bu deniyor. Tamam, olabilir, ihanet etmiş olabilir. Peki bir değil, iki değil, 36 tane hainin, ki bunların içerisinde büyükşehir belediye başkanları var iki tane, ki Aydın ve Ankara. Afyon belediye başkanı var. Bir yığın ilçenin, Söke'nin var, Tuzla’nın var. Bir, bunlar nasıl bir şekilde seçildiler de gittiler? İkincisi de gitme ihtimalleri ortaya çıktığında niye tutamadılar? Ki özellikle Cemil Tugay’ınki çok netti. Bunların birçoğunun mesela Keçiören'dekinin ve onunla beraber Gölbaşı, Kahramankazan, Ankara'daki Mansur Yavaş kontenjanından girenlerin gidecekleri belliydi. Niye tutamadılar?
Şu var tabii ki; “İktidar korkutuyor ya da nimet sunuyor. Biz muhalefet olarak bunu yapamıyoruz.” O zaman nasıl olacak? Nasıl yapacaksınız siyaseti? İnsanlar şu anda ne düşünüyor, bir YENİ Parti ya da CHP seçmeni? CHP'nin artık çok fazla bir anlamı kalmadı ama... Önümüze sandık konulacak. Özgür Özel ne diyor: “Sandık, sandığa kadar dişimizi sıkıyoruz. Sandıkta hesap soracağız.” En büyük zaferi işte 31 Mart 2024'te elde etti Cumhuriyet Halk Partisi o tarihte. Birinci parti oldu. O kadar çok yeri aldı. Ama şimdi üzerinden iki yıldan biraz fazla zaman geçti, belki iki buçuk yıla yaklaştı ve bir bakıyorsunuz ya cezaevinde belediye başkanları ya da transfer olmuş. Kaç tane büyükşehir belediye başkanı var şu anda CHP'den seçilmiş olup da iş başında olan? Tabii ki burada esas sorumlu iktidar partisi. Evet, iktidar insanları kimi zaman korkutuyor kimi zaman onların gözlerini kamaştırıyor, şu oluyor, bu oluyor. Evet. Ama siyasetin tek aktörü iktidar değil, iktidar partisi, Erdoğan değil. Bunun karşısında siz de muhalefet olarak aktörsünüz. O zaman ne deniyor: “Ne yapabiliriz?”
İşte siyaset bunun için var. Bunun, ne yapabilirizin cevabını bulabilmek, alternatifler geliştirebilmek. Mesela ilk aklıma geleni söyleyeyim. Cemil Tugay. Tunç Soyer bana Cemil Tugay'ın AKP'ye geçeceğini 2025 Temmuz ya da Ağustos'unda söylemişti. İzmir'de birçok tanıdığım insan da onunla aynı görüşteydi. Herhalde Özgür Özel ve arkadaşları da bunu biliyorlardı ama ona dokunmadılar. Diyelim ki bir şekilde, mesela grevdeki gösterdiği işçi düşmanı tutumu sırasında diyelim ki “zaten bu AKP'ye geçecek” diyebildikleri, neredeyse emin oldukları Cemil Tugay'ı pekâlâ partiden ihraç edebilirlerdi. Şimdi ne oldu? Cemil Tugay'ın arkasından işte Farsça birtakım şeylerle “hain” vesaire demenin çok da fazla bir anlamı yok. Cemil Tugay ne yapmış? AKP'ye geçmiş, sonra tatile çıkmış. O, neydi, “AKP'ye geçerse boşarım” dediği eşiyle beraber ki o eşi de onunla beraber orada rozet töreninde vardı. Bir iddiaya göre Erdoğan özellikle onun da orada olmasını istemiş. Erdoğan bunu yapıyor. Yani bir anlamda bu kişilerin burnunu sürtüyor. Bu kişilere bu müstahak ama onları seçenlere hiçbir şekilde müstahak değil. Bu oylar, 1 milyonu aşkın oy, İzmirli'nin oyu nereye gitti? Yani orada temel motivasyon Cemil Tugay'ın çok iyi bir belediyeci olduğu ve İzmir'in sorunlarını çözeceği falan değildi. Nitekim hiçbir şeyi başaramadı. Oradaki temel motif “AKP'ye gitmesin”di ama AKP'ye gitti. Burada gidenler suçlu, onları alanlar suçlu; ama bu süreçlere müdahale edemeyenler, onların hiçbir kabahati yok mu? Bence çok var. Neyse...
Bugün yine bir ölümün arkasından bir ithaf. Hiç tanışmadığım, tanışsaydım herhalde çok severdim, bir isimden bahsetmek istiyorum. Zor bir adı var, Murat Bjeduğ, aslında gerçek adı Murat Özdan, fakat kendisi Adıge, belli bir süre sonra Murat Bjeduğ adını kullanıyor. Birikim'deki yazılarını biliyordum. Sonra Bianet’te yazdı ve uzun bir süredir T24'te yazıyor. Müzik de yazıyor ama esas olarak Türkiye solu, Türk solu tarihi üzerine çalışan birisi. Özellikle THKP-C, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi üzerine, mesela “Saffet Alp Kitabı”, o da devrimci bir subay, Saffet Alp Kızıldere'de ölenlerden. Yine bir başka kitabı Sabahattin Kurt kitabı, o da “SABO”, o da aynı şekilde. Bunlar daha az bilinen isimler diyelim Kızıldere'den. Bunları yazan, bunlar üzerine sürekli yazan, Türk solunun tarihinin peşine düşmüş gerçekten bir fikir emekçisi. Normalde özel hayatında başka işlerle uğraşmış. Anladığım kadarıyla sonra emekli olmuş, Mersin'de yaşıyor. Mersin'de orada sivil toplum faaliyetlerinde çok etkin bir isimdi, isimmiş, kendisiyle tanışamadığım için. Ama hep ben de THKP-C geleneğinden birisi olduğum için daha fazla ilgi duyuyordum yazdıklarına. Çok şey öğrendim onun yazdıklarından. Bizim için birer isim olan mesela Sabahattin, Sabo ya da Saffet Alp'in nasıl insanlar olduğunu çok iyi anlatıyordu. Başkalarını da hep yazdı ve 9 yıl uğraştığı kansere salı günü yenik düşmüş. Ben yeni öğrendim maalesef. Çarşamba günü de Mersin'de 66 yaşında toprağa verilmiş Murat Bjeduğ. Saygıyla ve sevgiyle anıyorum.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
11.10.2026 Gazetecileri sahipsiz olan bir ülkeyiz
10.10.2026 CHP'den seçilen bir belediye başkanı niçin AKP'ye geçer?
09.10.2026 YENİ Parti'nin fon kriziyle kötü sınavı
05.10.2026 AKP milletvekili Serkan Bayram’ın 72 saat sürmeyen sert iktidar eleştirisi
04.10.2026 Fon krizinden hareketle din ile ahlak ilişkisini yeniden düşünmek
03.10.2026 Tek adam rejimi bağlamında fon krizini anlamak
02.10.2026 Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu ve CHP’yi kullanım süresi dolmuşa benziyor
01.10.2026 Zincirlerinden boşanmış sansür siyasal iktidarı kurtarabilir mi?
01.10.2026 Hatem Ete ile söyleşi: Seçmen YENİ Parti-CHP ayrışmasında kime, ne ölçüde destek veriyor?
30.09.2026 Fon krizi seçmen davranışlarını nasıl etkiler?
11.10.2026 Gazetecileri sahipsiz olan bir ülkeyiz
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı