Bülent Tezcan: İktidarı arkasına alıp CHP’yi iktidar blokuna yanlamaya çalışan bir yapı var

11.06.2026 medyascope.tv

11 Haziran 2026’da medyascope.tv'de yaptığımız söyleşiyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Ruşen Çakır: Artık işler karıştı biraz ama şu anda toplantı halinde olan Parti Meclisi’nden istifa eden isimlerden Bülent Tezcan'la birlikteyiz. Bülent Bey, merhaba.
Bülent Tezcan: Merhaba Ruşen Bey. Nasılsınız?

Ruşen Çakır: Sağ olun. Şimdi Sezgin Tanrıkulu'na da sorduğum soruyla başlamak istiyorum sizinle. İstifa etmeyip, bugün 13.00’deki toplantıya gidip orada itirazlarınızı, taleplerinizi dile getirme seçeneğini niye tercih etmediniz?
Bülent Tezcan: Yani şöyle, tabii o seçenek de olabilirdi. Bunu müzakere ettik arkadaşlarla. O da önemli bir seçenekti. Mümkündü. Ama şöyle bir tabloyla karşı karşıyayız; aslına bakarsanız dün bu ihraçlarla ilgili açıkça tüzüğe aykırı uygulama oluncaya kadar düşüncemiz orada gidip bütün süreci konuşmak, müzakere etmek, bir olağanüstü kurultay çağrısında bulunmak, Parti Meclisi’nde bunu oylatmaktı. Personel kıyımı yapıldı. Hiç Cumhuriyet Halk Partisi'ne yakışmayacak şekilde emeğiyle çalışan insanlar haksız yere — orada herhangi bir kadronun ekibi değil, partinin ekibi — daha önce Deniz Bey, rahmetli Deniz Bey döneminde çalışmış, sonra Kemal Bey döneminde çalışmış ve sonra Genel Başkanımız Özgür Özel döneminde çalışmış çok sayıda personel, gelir gelmez bu yapıda sanki bir düşman hukuku uygulanırcasına işten çıkarılmaları filan, bunları konuşacaktık. Ve dolayısıyla da Türkiye'de seçmenin, üyenin, Türkiye siyasetinin ihtiyacı ve talebi olan kurultayı bir an önce yapıp Cumhuriyet Halk Partisi'ni bu açmazdan çıkarıp Türkiye siyasetinin aslında iyiye, güzele yönelen, iktidar olma konusunda gerçekten milletin önünde seçenek olan bir siyasi yolculuğun devam etmesi gerektiğini konuşacaktık. Ancak şunu gördük Ruşen Bey; bu ihraç için disipline sevklere baktığımızda mevcut yönetimin saray yargısını arkasına alarak kendisini öyle kontrolsüz kadir-i mutlak bir ruh içerisinde gördüğünü fark ettik ki, öyle bir yapı içerisinde bunları müzakere ederek o müzakereden bir sonuç alma ihtimalinin ne yazık ki zayıf olduğunu gördük. Yani şunu görüyorsunuz; şimdi tüzüğe göre Parti Meclisi’nde bu yetkinin olduğu çok açık. 10 sene önce partide yanlış bir uygulama tek bir sefer yapılmış Süheyl Batum ihracında ve onun yanlış olduğu mahkeme tarafından hemen o zaman tespit edilmiş. Ondan sonra da parti bu kötü deneyimi bir daha yaşamamış. Bu pratiği terk etmiş ve böyle bir partinin müktesebatına bunu yerleştirmemiş. Siz şimdi 10 sene sonra partinin terk ettiği, müktesebatında aslında hiç yerleşmemiş olan ve mahkemeden dönmüş olan bir yanlış uygulamayı yeniden canlandırıyorsunuz. Bu, bu zamana kadar yapılan o tomalarla girme, partiye polis copuyla girme, tomalarla, biber gazıyla girme ruh halinin, duygu durumunun bundan sonra da partiyi nasıl yönetme konusunda hangi kararlılıkta, hangi düşüncede olduğunu gösteriyor. Şimdi bu partide bu şekliyle yürüyerek sadece kavgaya odaklanmış ve parti içinde mücadeleye odaklanmış, bütün perspektifini yargıyı arkasına alarak, Erdoğan'ın yargısını arkasına alarak, Erdoğan'ın iktidar gücünü arkasına alıp devşirerek bununla Cumhuriyet Halk Partisi'ni mevcut iktidar blokuna yanlamayı, yedeklemeyi planlayan ve bunun ödülü olarak da kendi parti içi iktidarını kalıcı kılmayı planlayan, hedefleyen bir yapı var. Şimdi bizim meseleye bakışımızla, bizim konuyla ilgili beklentimizle burada arkasına devletin bu gücünü yani bu kontrolsüz kamu gücünü alarak şımarıkça hareket etmek isteyen yapı bambaşka noktalarda. Ve şimdi böyle bir yapı dönüyor, Erdoğan'ın dilini kullanıyor. Yani yeni ittifakları tarif ederken onunla beraber ‘‘devlet aklı bize yeni bir pencere açtı’’ demek istiyor, ki orada söylediği aslında AK Parti-MHP ittifakına atanmış CHP'yi yamama projesi, o devlet aklıyla söyledikleri. Şimdi böyle bir tabloda dönüp de tam da bir gün önce MYK'yı toplayıp orada yetkisiz bir şekilde Parti Meclisi’nin yetkilerini de gaspederek Parti Meclisi’ndeki nisabı değiştirmeye çalışmak bu şekliyle akla, tartışmaya dönük siyasetin önünün ciddi biçimde tıkandığını gösteriyor.

Ruşen Çakır: Bülent Bey, kusura bakmayın ama şimdi sizi dinlerken diyorum ki, ‘‘bu iş kopmuş.’’ Haksız mıyım?
Bülent Tezcan: Yani şöyle, onu ben telaffuz etmeyeyim. Çünkü kopup kopmadığına seçmen karar verecek, millet karar verecek. Ben hep şunu söylüyorum: Yeni parti meselesi siyaset elitlerinin masada oturup kurgulayacağı bir iş değildir. Yeni parti seçmenden gelen, toplumdan gelen talep ve ihtiyacın sizi oraya sürüklemesi ile ilgili bir şeydir. Şimdi bizim böyle bir noktada orada, Parti Meclisi içerisinde üç tane yolumuz vardı kurultay için. Bir; genel başkan görevine kayyum olarak getirilen, emaneten getirilen Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu çağrıyı yapması. İki; Parti Meclisi’nin böyle bir karar alması. Üç; en az %51 delegenin olağanüstü kurultay istemesi. Şimdi biz 900'e yakın imzayı tamamladık. 900 oldu yaklaşık herhalde, son sayıyı bilmiyorum, 900'e dayanmıştı. Çok çok üzerinde, %90'lara yaklaşıyor bu. Onun süresi işte pazartesi dolacak, pazartesiden sonra verilecek o imzalar. Biz bir de Parti Meclisi’nde böyle bir karar alıp en azından bu noktadaki siyasi iradeyi ortaya koyalım diyorduk ama Parti Meclisi’ni etkisizleştirmeye, işlevsizleştirmeye odaklanmış bir yapıyla karşı karşıyayız. O zaman bir başka yöntem var yine tüzükten kaynaklanan; Parti Meclisi’nin düşürülmesi. Şu anda 29 kişi kaldı Parti Meclisi. 29 kişiyle tüzük gereği Parti Meclisi’nin görev yapabilmesi mümkün değil burada. Dolayısıyla 45 gün içerisinde yeni — yöntemi de budur — Parti Meclisi’nin seçimi için kurultaya gitmesi lazım. Bu arada delegelerin imzasıyla yaptığımız çağrı bütün organların seçimini de kapsayacak bir çağrı olacak, olağanüstü kurultay çağrısı. Şimdi bu ikisi muhtemelen yani öyle bir çağrı da olduğu için bu iki ihtiyaç birleşerek bir kurultay, 45 gün içerisinde bir kurultayın toplanması gerekecektir. Şimdi görüyoruz ki buradaki süreçte şöyle bir eğilim var. Yani bunu ben birebir konuşmuş değilim ama mesela siz görüşüyorsunuz. Siz derken, gazeteciler vesaire görüşüyor. Mevcut yapı içerisinde Parti Meclisi’nin düştüğünü dahi kabul etmeyeceğini ifade eden bir yaklaşım varmış. Bu şu demektir: ‘‘Biz kanundan almayız yetkiyi. Tüzükten almayız yetkiyi. Nereden alırız? Erdoğan'ın talimat verdiği hakimlerinden.’’ Onun için biz diyoruz ki: Cumhuriyet Halk Partisi Erdoğan'dan devşirilen meşruiyetle yönetilemez. Bugün Türkiye böyle bir tablo, böyle bir sıkışıklığın içerisinde. Ruşen Bey, asıl bu mesele aslında bizim parti içindeki yarışımız değil. Önce bir doğru koyalım işi. Bu mesele milletle Erdoğan'ın kavgası, çok açık. Türkiye'de çok ciddi bir toplumsal dalga var. Bu toplumsal dalga 23 yıllık AK Parti iktidarını, Erdoğan rejimini, kurulmaya çalışılan ve önemli ölçüde de kurulup tamamlanmaya çalışılan Erdoğan rejimini değiştirecek, Türkiye'de demokrasiyi getirecek güce erişti. Neyle erişti? Özgür Özel'in ve Ekrem İmamoğlu'nun birlikte yürüttüğü değişim hareketiyle erişti. Özgür Özel'in Genel Başkanlığında Ekrem İmamoğlu'nun dönüştürücü gücü ve vizyonuyla onların el ele vermesiyle değişti. Şimdi tasfiye edilmeye çalışılan bu. Önce bu liderlik tasfiye edilmeye çalışılıyor. Arkasından bunu taşıyan, bunun yarattığı güçlü örgüt Cumhuriyet Halk Partisi tasfiye edilmeye çalışılıyor. Ama şunu bilsinler: Milletin desteğini alan böyle bir hareketin önünü bu tip operasyonlarla kesmeye kimsenin gücü yetmez.

Ruşen Çakır: Şimdi Ekrem İmamoğlu'nun adını telaffuz ettiniz. Siz şu anda fiilen Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin koordinatörüsünüz diyeceğim. Tabir doğru değil mi?
Bülent Tezcan: Evet, doğru, Genel koordinatörüm.

Ruşen Çakır: Peki nasıl oluyor? Ofis hâlâ var mı? CHP eski genel merkezini kullanıyordunuz. Ben oraya bir kere gelmiştim. Hâlâ orayı kullanabiliyor musunuz? Orada çok sayıda uzman da var diye biliyordum. Ofis ne durumda?
Bülent Tezcan: Şöyle, fiilen fiziken ofisi kullanmıyoruz. TOMA'yla Cumhuriyet Halk Partisi'ne girdikleri gün oradan Genel Başkanımızın Meclis’e, aslında millete yürüyüşü, yeni bir davaya yürüyüşü ile beraber biz de Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin binasından ayrıldık. Ama Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi kurumsal olarak devam ediyor. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde 18 politika başkanımız, gölge bakanımız var. 18 ayrı politika kurulumuz var. Toplam 150 politika kurulu üyesi ve yüzlerce destek veren, gönüllü katkı veren çalışanlarımız var. Yani gönüllü olarak fikrî destek veren. Şimdi bu kurumsal olarak devam ediyor. Nasıl seçilmiş Genel Başkanımız devam ediyorsa, seçilmiş Merkez Yönetim Kurulumuz nasıl devam ediyorsa kurumsal olarak Cumhurbaşkanı Aday Ofisimiz de devam ediyor. Mekanlarla sınırlı değiliz ama Türkiye'nin geleceği ile ilgili nasıl bir Türkiye planladığımızın çalışmasını politika kurullarımız kendi yarattıkları imkanlarda bir araya gelerek çalışmalarını sürdürüyorlar, sürdürecekler de. Çünkü o parti içi bugün partiye gelip de yargı kararıyla sadece kurultay yapmak için aslında gelmiş olan, geçici olarak tedbirle oturtulmuş olan kişilerin buradan iştahlanıp da ilânihâye partiyi bu yetkiyle yönetme hırs ve hevesinin ötesinde bizim oradaki düşüncemiz Türkiye'de barışı, refahı, adaleti sağlayacak bir gelecek inşa etme planı. Onun için biz yani orada TOMA’ları, polisleri Cumhuriyet Halk Partisi binasına sokan anlayış gibi bina meraklısı değiliz. Biz bu çalışmayı binaların dışında da yapma inancına ve kapasitesine sahibiz. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi kurumsal olarak dipdiri ayakta duruyor.

Ruşen Çakır: Peki son olarak şunu sorayım. Salı günü grup toplantısı ne olacak? Her salı aynı şeyi yaşıyoruz. Ben bir önceki salı gittim, sorunsuz oldu. Bu son Salı biraz kapı önünde itişme kakışma olmuş ama Kılıçdaroğlu son anda vazgeçti. Önümüzdeki salı ne olacak? Bu konuda bir netlik var mı?
Bülent Tezcan: Hayır, şu anda bir netlik yok. Tabii, özellikle grubun iradesini gasbetmeye niyetlenmiş bir yapıyla karşı karşıyayız. Ya da şöyle söyleyeyim; üyenin iradesini Erdoğan'ın talimatlı yargıçlarıyla gasbettiler. Delegenin iradesini Erdoğan'ın talimatlı yargıçlarıyla gasbettiler. Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi grubunun iradesini gasbetmeye çalışıyorlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi grubu da buna karşı ısrarla iradesini savunma konusunda, milletvekillerinin 100'den fazlası partinin gerçek anlamda bu hattından yana duruyor. Böyle bir yerde hem parti iç yönetmeliği gereği hem parti hukuku gereği hem Siyasi Partiler Kanunu gereği grubun ağırlığı buradadır. Grup Başkanı neredeyse grup oradadır. Grup Başkanımız seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel. Grubumuzda 46 milletvekilini bulup ayrı bir grup yaparlarsa onu bilemem, ama öyle bir imkan gözükmüyor.

Ruşen Çakır: Son demiştim ama şunu da sormadan edemeyeceğim. Benim bildiğim, siz yıllarca Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığını yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi'nde değişik pozisyonlarda çok önemli görevler üstlendiniz. Kılıçdaroğlu'yla beraber çok çalıştınız, yakınında oldunuz. Ne oldu? Yani soruyu tam soramadım ama... Onu çok iyi bilen birisisiniz. Nedir? Ne yaşıyoruz biz?
Bülent Tezcan: Yani şunu çok net söyleyeyim, ben her zaman söylüyorum; tabii ki Sayın Kılıçdaroğlu'nun Cumhuriyet Halk Partisi'ne katkısını hiçbir zaman reddetmedim, reddetmem de. Ancak 2023 yılında biz kaybettikten sonra o Kasım kurultayına giderken yani 28 Mayıs'tan sonra 29 Mayıs, ertesi gün itibarıyla Türkiye'nin bir esaslı değişime, Cumhuriyet Halk Partisi'nin de köklü bir değişime ihtiyacı vardı. O zaman bunu bütün samimiyetimle söyledim; ‘‘Bir yeni kadro gelmeli. O yeni kadro, yeni bir anlayışla...’’ Çünkü toplum, seçmen sandığa gitmeyecekti. Bizim değişim talebimizin karşılığında beklenen şey, ki ben öyle bekliyordum, öyle olur, Kemal Bey de öyle yapar diye bekliyordum; ama tam tersini gördüm. Masaya hiç o güne kadar görmediğim şekilde vuran, görmediğim tonda konuşan, "Ben buradayım" diye bağıran bir Kılıçdaroğlu gördüm. Hayret ettim, şaşırdım. Ve sonuç itibarıyla ne derse desin, masaya nasıl vurursa vursun, delege, Cumhuriyet Halk Partisi'nin delegesi kurultay salonunda hem de Kemal Bey'in genel başkanlığı döneminde onun kadrosuyla yapılan kongrelerden süzülüp gelen delege geldi, hatta birçok ilde Genel Merkezin özel operasyonlarıyla Kemal Bey'e destek verecek delegeyi seçmek için kongrelerin iptal edildiği, yaptırılmadığı bir süreçten çıkan gelen delege kongrede Özgür Özel'i, değişim hareketini partinin başına getirdi. Şimdi o aşamadan sonra da beklediğimiz şey bu değişime destek vermek, saygı göstermek. Hele 31 Mart seçimlerinden sonra milletin, seçmenin ödüllendirdiği 47 yıl sonra 1. parti olan Cumhuriyet Halk Partisi'nde 1. parti yapan bu genel başkanı ve bu kadroyu tebrik edip destek vermek gerekirken dönüp de Erdoğan'ın, iktidarın diliyle, onun ağzıyla kendi yoldaşlarımıza, yol arkadaşlarımıza dönüp arınma retoriği üzerinden onlar kirliymiş gibi bir siyasal dil, bir kirli dil kullanıldı. Siyasal dil değil, kirli dil üzerinden muamele yapılması, iç iktidar uğruna böyle bir tabloyla karşılaşılması, sonra da onun en yakın çalışma arkadaşlarından, kurmaylarından birinin ‘‘yeni İttihatçılık’’ diye dönüp Türkiye'de geleceğin iktidar modelini, biraz önce söyledim, ‘‘İslamcı, batıcı, milliyetçi’’ diye AK Parti, MHP ve Kılıçdaroğlu'nun CHP'si, tanzim edilmiş CHP üzerinden bir iktidar planladığı yerde bizim birlikte yürüyebilme şansımız ne yazık ki yoktu ve olmadı, olamaz da.

Ruşen Çakır: Çok teşekkürler Bülent Bey yayınımıza katıldığınız için.
Bülent Tezcan: Ben teşekkür ederim.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
21.06.2026 Özgür Özel'in sokakta, çarşıda, pazarda ne işi var?
20.06.2026 Kılıçdaroğlu tabii ki pişman değil
19.06.2026 Erdoğan'ın halefinin kim olacağını tartışmak ne kadar anlamlı?
18.06.2026 CHP’de ihraçlar duracağa benzemiyor
16.06.2026 Yeni parti için geri sayım başladı
15.06.2026 Hafta Başı (86): Savaş sonunda bitti mi? | CHP hep gündemde
15.06.2026 Kürt hareketiyle sosyalist sol arasında makas açılıyor
14.06.2026 Kimler tarihin doğru tarafında duruyor: CHP Lüleburgaz mitinginden izlenimler
13.06.2026 “Baba ocağı” diye diye…
12.06.2026 Yeni "yerli ve milli" muhalefet partisi olma yolundaki CHP
21.06.2026 Özgür Özel'in sokakta, çarşıda, pazarda ne işi var?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı