Bahçeli şaşırtmaya devam ediyor, iyi de yapıyor

19.11.2008 Vatan

Dün Meclis kulisinde “solcu” bir meslektaşım şöyle dedi: “Bunu açık açık söylemeye çekiniyorum ama son dönemde Devlet Bahçeli’nin bazı söylemlerini çok beğeniyorum. Her şeyden önce son derece sağduyulu hareket ediyor.”

Arkadaşımın ruh halini çok iyi anlıyorum, zira MHP ve ülkücü hareket üzerine yazıp çizmeye başladığım ilk günden beri benzer duyguları bir “solcu gazeteci” olarak ben de çok yaşadım. Ancak işimiz gördüğümüzü, duyduğumuzu, düşündüğümüzü mümkün olduğunca çarpıtmadan, önyargı ve önkabullerden uzak aktarmak olduğu için belli bir eşiği aşmak şart.

Aslına bakılacak olursa MHP Lideri Bahçeli, özellikle son iki yıldır genel seçimlerinden sonra benim gibilerin işini epey kolaylaştırıyor. İlk aklıma gelenleri sıralayayım:

1 Onca tazyike rağmen 2007 genel seçimlerine “CHP’nin ikizi” gibi girmedi

2 Oturumlara katılarak Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmasının önünü açtı ve yeni bir krizin önünü tıkadı

3 Partisinin adının Ergenekon gibi yapılarla birlikte anılmaması için elinden geleni yaptı ve başardı

4 Kürt sorunu konusunda çok sert çıkışlar yapmakla beraber DTP’li milletvekillerinin uzattığı elleri sıkmaktan da geri kalmadı

5 Ülkücü gençlerin sokağa çıkmasını engellemek için çok uğraştı ve büyük ölçüde başarılı oldu

6Buna bağlı olarak Türk-Kürt çatışmasının çıkmaması tehlikesi önüne, en azından şimdilik set çekti

7AKP’nin kapatılma ihtimaline başından beri karşı durdu. Kapatma davasıyla birlikte yaşanan kriz sürecinde hep uzlaşmayı arayan kişi oldu.

Bahçeli’nin başörtüsü konusunda AKP’ye verdiği desteği aynı kategoride değerlendirmekse çok zor. Bu noktada çok büyük bir hesap hatası yaptığını, ama asla “AKP’ye tuzak” “ kurmadığını düşünüyorum.

Tutarlı bir çözüm çerçevesi

Bahçeli dün TBMM’deki konuşmasında, beklenmedik bir şekilde Alevi sorununu ele alarak bizleri bir kez daha şaşırttı. Açık söylemek gerekirse ne AKP, ne de CHP bugüne kadar bu sorunun çözümü için bu derece kapsamlı, tutarlı ve samimi bir çerçeve çizebildiler. AKP yapmadı, yapamadı çünkü ne yaparsa yapsın Alevilerin zaten kendilerine pek oy vereceğini düşünmüyorlar hatta Alevilere açılmak isterken muhafazakâr Sünni oyları kaybetmekten korkuyorlar. CHP yapmadı, yapmıyor çünkü Alevi oylarını zaten cepte görüyor Alevi sorununa odaklanmaları halinde göz diktiklerini sandıkları merkez sağı ürkütebileceklerini düşünüyorlar.

Aslında Alevilik konusunda en zor durumdaki partinin 1970’li yıllardaki Alevilere yönelik katliamlardaki payları nedeniyle MHP olması gerekirdi. Ne var ki Kürt sorununun ağırlığını iyice hissettirmesiyle MHP ile Aleviler arasındaki makas ne zamandır kapanmaya başlamıştı. Dün Bahçeli’yi dinlerken geçmişin, en azından onun için, tam anlamıyla geride kalmış olduğunu düşündüm.

Evet Bahçeli dün Alevilerin somut taleplerini dillendirip bunlara somut çözüm önerileri getirmedi ancak ” karşılıklı anlama ve anlaşılma süreci “ başlatılması çağrısıyla bu sorunun bütün yönleriyle kalıcı bir şekilde çözümü için samimiyetle katkı sunmaya hazır oldukları sözünü verdi.

Bu sözü çok önemsiyorum çünkü AKP’liler Alevilere açılmaya çalışırken muhafazakâr Sünni tabanı MHP’ye kaptırma endişesinden belki bu sayede sıyrılabilir ve sorunun çözümü için adım atabilirler. Bir başka açıdan söyleyecek olursak: MHP, hiçbir rezerv koymadan Alevi sorununun çözümüne angaje olarak AKP hükümetinin bahanelerin hemen tümünü elinden almışa benziyor. Bu duruma en çok sevinenlerin başında, Başbakan Erdoğan başta olmak üzere AKP kurmaylarını çözüm için ikna etmeye çabalayan AKP İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu geliyor olsa gerek.

Bitirirken iki not:

1) CHP Lideri Baykal’ın ” çarşaflı üye “ açılımına MHP’nin Alevi açılımı kadar önem vermiyorum. Birçok itirazım var ama iki ” açılım “ arasındaki en büyük fark bana göre şöyle özetlenebilir: Bahçeli Türkiye’nin kangren olmuş bir sorununun tüm toplum tarafından çözümü üzerine kafa yorarken Baykal’ınki fazlasıyla yerel seçimlere endeksli gözüküyor.

2) Keşke Bahçeli benzer bir açılımı Kürt sorunu konusunda da yapsa.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
15.02.2026 Mahir Çayan haklıydı: Aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde
14.02.2026 Resmen “kurucu önder” ama hâlâ tecritte
13.02.2026 Erdoğan ve ben: Bir tokalaşmanın 35 yıllık öyküsü
12.02.2026 Akın Gürlek ile yeni dönem: Sert başladı, sert sürecek
11.02.2026 Özgür Özel sarsılmış ama yıkılmamış
10.02.2026 Tüm yönleriyle Mesut Özarslan olayı
08.02.2026 Öcalan’ın sarsılan liderliğini onarma çabaları
08.02.2026 Erdoğan İslamcı mı?
07.02.2026 Mansur Yavaş neden gündemde değil?
07.02.2026 Suriye'de yaşananlar seçmen tercihlerini ve çözüm sürecini nasıl etkiler? | Hatem Ete ile söyleşi
15.02.2026 Mahir Çayan haklıydı: Aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı