Ülkücüler sandıkta ne yapacak?

14.04.2017 medyascope.tv

14 Nisan 2017’de medyascope.tv’de yaptığım analizi yayına Şükran Şençekiçer hazırladı.

Merhaba, iyi günler. Türkiye’nin Pazar günü anayasa referandumuna gitmesinin birinci derecede aktörü olan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün akşam Star ve NTV ortak canlı yayınında Nazlı Çelik’in sorularını cevaplandırırken, referandumun kaderini etkileyebilecek –belirlemek sözü biraz fazla kaçabilir– çok önemli bir çıkış yaptı. Özetleyecek olursak, Cumhurbaşkanı’nın başdanışmanı ve bu anayasa paketini hazırlayan komisyonun başında olan Prof. Şükrü Karatepe’nin yaptığı bazı açıklamalardan, onun başkanlık sisteminin ardından Türkiye’de eyalet sistemi geleceğini söylediği ileri sürüldü. Bahçeli bunu böyle kabul ederek net bir şekilde bunun kabul edilemez olduğunu, kendisi olsa o danışmanı görevden alacağını söyledi. Sonra da “Böyle bir durumda Ülkücüler nasıl oy kullanır?” diye sordu. Hızla gelişmeler yaşandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan hemen bunun Şükrü Karatepe’nin sözlerinin çarpıtıldığını, esas bakılması gereken kişinin kendisi olduğunu, kendisinin ise böyle bir şeyi hiçbir zaman söylemediğini dile getirdi. Bugün de Başbakan Binali Yıldırım, “Eğer eyalet söz konusu olursa ben durmam, istifa ederim” dedi. Öğlen saatlerinde MHP Genel Başkan Yardımcısı ve şu anda parti içerisinde Bahçeli’ye en yakın bilinen isimlerden Semih Yalçın’ın CNN Türk’teki söyleşisini izledim. Orada Semih Yalçın, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’dan gelen açıklamaları olumlu bulduğunu ve bunların da zaten Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamayı doğruladığını gösterdi. Yani “Bu çıkış olmasaydı bu netlikte açıklamalar olmazdı” dedi. Esas bu akşam Devlet Bahçeli’nin yapacağı bir başka yayına işaret etti. Bu akşam Devlet Bahçeli Habertürk ve Show TV ortak yayınına çıkacak. Orada Didem Aslan’ın sorularını yanıtlayacak. Orada herhalde bu konu öne çıkacak. Saat 20:00’de yeniden gelişmeleri öğreneceğiz.

Muhaliflerin en önde gelen argümanı eyaletti
Şunu vurgulamak lazım: Birincisi, Devlet Bahçeli televizyona çok az çıkan, neredeyse hiç çıkmayan birisi. Uzun zamandan sonra, referanduma üç gün kala çıktığı bir yayında bunu net bir şekilde, çok kararlı, sert bir şekilde dile getirdi. Burada tevil edilecek bir şey yok. Ama tabii ki Devlet Bahçeli anayasa değişikliğine “Hayır” diyeceğini belirtmedi, öyle bir şey söylemedi. Ancak “Ülkücüler bu durumda ne oy kullanır” diyerek ucunu açık bıraktı. Burada şöyle önemli bir husus var: MHP’nin muhalifleri –ki büyük bir kısmı partiden atıldı– “Hayır” kampanyalarını yürütürken başından itibaren başkanlık sisteminin ülkenin bölünmesine, en azından federal yapıya gitmesine neden olacağını iddia ettiler. Bunun altını ısrarla çizdiler. Bizim burada yaptığımız yayınlarda da Sinan Oğan’ın ve Prof. Ümit Özdağ’ın bu konuya vurgu yaptığını biliyoruz. Çok net bir şekilde bunu söylediler. Devlet Bahçeli’nin bu çıkışı da onların kaygılarının, dile getirdikleri meselenin çok da asılsız olmadığını, olmayabileceğini gösterdi.
Normal şartlarda Devlet Bahçeli böyle bir açıklamayı televizyonda yapmayabilirdi. Yapmasaydı Şükrü Karatepe’ye atfedilen bu sözler bu kadar yayılmazdı. Devlet Bahçeli dün akşamki yayınla beraber Şükrü Karatepe’nin sözlerini –ki hiç şerh düşmedi, “Eğer doğruysa” falan demedi– Şükrü Karatepe’nin sözlerini çok ciddi bir şekilde dolaşıma sokmuş oldu. Zaten var olan kafa karışıklığını iyice derinleştirmiş oldu ve “Hayır”a yönelebilecek ama parti bağı nedeniyle de tam “Hayır”a gönüllü olamayan MHP’lilerin “Hayır” vermesini kolaylaştırabilecek bir adım attı.

Olay sadece MHP ile alakalı değil
Ama bence bir başka önemli husus –bu atlanıyor–, bu olay sadece MHP tabanıyla alâkalı değil. AKP seçmeni içerisinde de Türk milliyetçiliğine duyarlı çok güçlü bir kesim var. Bu kesim MHP’yle çok yakın pozisyonlar alabiliyor ve bu insanların da eyalet meselesi ciddi bir şekilde kafalarında var. Bahçeli’nin bunu dolaşıma sokmasıyla beraber bu AKP’nin tabanı içerisinde de Pazar günü için bir hasara yol açabilir.
Şunu net bir şekilde söyleyebiliriz: Eğer sandıktan “Hayır” çıkarsa, hatta kılpayı bir şekilde “Hayır” çıkarsa fatura doğrudan Bahçeli’ye ve Bahçeli’nin bu çıkışına kesilecektir. Bu çok net, şimdiden bunu söyleyebiliriz. Bütün yorumlar, değerlendirmeler –benimki de dahil olmak üzere– “Hayır” durumunda Bahçeli’nin bu çıkışına çok ciddi bir şekilde önem atfedecektir.
Burada ilginç olan husus, birincisi, Bahçeli’nin bu çıkışı Erdoğan’la kurmuş olduğu bu ittifakın, işbirliğinin öyle çok da yoğun, sıcak bir işbirliği olmadığını gösteriyor. Normal şartlarda ne olurdu? Eğer bu kadar yoğun bir kader birliği etmiş olsalardı, Şükrü Karatepe’ye atfedilen bu sözlerin ardından Bahçeli doğrudan ya da dolaylı bir şekilde Cumhurbaşkanı’yla temas eder ve bu konuda bir şeyler yapılması gerektiğini, çünkü kendi tabanının rahatsız olduğunu vs. söyleyebilirdi. Böyle bir şey yapmadı. Demek ki böyle bir kanal oluşmamış, ya da çok daha az bir ihtimal, böyle kanallar zorlandı ama buradan bir şey çıkmadı.

Görevden alma çağrısı Erdoğan’ı kızdırmıştır
Şunun altını çizmek lazım: Bahçeli’nin “Ben olsam görevden alırdım” çıkışının Tayyip Erdoğan’ın nezdinde herhangi bir karşılığı olacağını sanmıyorum. Hatta onu kızdırmıştır da. Çünkü Tayyip Erdoğan şu âna kadar biliyoruz ki, üçüncü şahıslar istedi diye hiçbir kişiyi görevden almadı, istifaya zorlamadı. Bunun değişik değişik örneklerini biliyoruz. Tren kazalarının ardından Devlet Demiryolları Genel Müdürü’nden başlayarak parti içerisindeki yerlerdeki kişilerden tutun da bakanlara vs.’ye kadar. Ama ne yapıyor? Belli bir yerden sonra, belli bir zaman geçtikten sonra, sorun çıkardığını düşündüğü kişilerin yetkisini ya da etkisini birtakım yer değişiklikleriyle azaltabiliyor. Ama onun liderlik çizgisinde hiçbir zaman bir başkasının, hele açıkça kamuoyuna dile getirerek talep ettiği bir şeyi yerine getirmiyor. Dolayısıyla bunun böyle bir karşılığı olmayacaktır.
Bir diğer ilginç husus, şunun şurasında iki-üç gün kaldı ve hepimiz, hep birlikte şunu bekliyoruz: Daha önce bir yayında da dile getirdim; muhalefetin atabilecek çok fazla barutu yok, imkânları sınırlı. Paketin eleştirisi üzerine kurulu bir şey yapmaya çalışıyorlar. Ne derece başarılı oldukları ayrı bir tartışma. Ama siyasî iktidarın elinde birçok imkân var, devlet imkânları var, politika koymak, devlet bütçesinden birtakım masraflar yapmak gibi. Ve çok müthiş bir medya tahakkümü, medya kontrolü var. Bir yerlerden bir şeyler bekliyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na atfen “15 Temmuz gecesi” kaçtı ya da “darbecilerle işbirliği yaptı” şeklindeki çıkışı belki buna bir örnek gösterilebilir, ama başarılı olmadığı anlaşılıyor. Bunu beklerken Bahçeli’nin böyle bir şeyi çıktı. Ve “Evet” cephesinin hamle yapması beklenirken “Evet” cephesi içerisinde ciddi bir kırılma yaşandı.

Cin şişeden çıktı
Şimdi Cumhurbaşkanı’nın açıklaması, Başbakan’ın açıklaması, muhtemelen Bahçeli’nin bu akşamki canlı yayında söyleyecekleriyle birtakım şeyler toparlanmaya çalışılacak. Ama burada o tabirle cin şişeden bir kere çıkmış durumda. Bunun referandumda “Evet” oylarına olumsuz etkisi olacağını kestirmek çok kolay. Ama bunun ne ölçüde olacağını kestirmek çok mümkün değil. Ülkücü hareketin tabanının zaten referandum sürecinde “Hayır”a çok ciddi bir şekilde kulak kabartmış olduğunu duyuyoruz, görüyoruz. Zaten Bahçeli’nin bu çıkışı da, elinden kaymakta olan tabanının kontrolünü yeniden ele alma girişimi olarak görülebilir.
Ama şunu söyleyebiliriz: Değişik rakamlar telaffuz ediliyor; yüzde 60’ı, 70’i, 80’i… Herkes bir şeye dayanarak söylemiyor bunu. Genellikle tahmin ve temenni karışık söyleniyor. Ama şurası bir gerçek ki Bahçeli’nin bu çıkışından sonra MHP seçmeni içerisinde “Hayır”a yönelişin artacağı kesin. “Hayır” konusundaki tereddütlerin azalacağı kesin. Ama AKP içerisinde, AKP tabanından olup da birtakım milliyetçi hassasiyetlere sahip kişilerin de bu olayla beraber keyiflerinin kaçtığı ve kafalarının karıştığını rahatlıkla tahmin edebiliriz.

MHP için kader referandumu
Sonuç olarak bu referandum Ülkücüler için, MHP için, zaten Türkiye için bir kader oylaması olacak, ama MHP için de bu olacak. Ve Devlet Bahçeli’nin dün akşam söyledikleri aslında MHP’nin ve MHP Genel Merkezi’nin –hareketin kendisi zaten içinde çok büyük fırtınalar yaşıyor– artık siyaset üretme konusundaki iyice azalmış olan kapasitesinin bayağı bir diplerde seyrettiğini bize gösteriyor. Açıkçası dün Devlet Bahçeli’nin çıkışı, Devlet Bahçeli’nin üslûbunu bildiğini sanan bir gazeteci olarak beni üslûben şaşırtmadı, ama çıkışı gerçekten çok şaşırttı.
Komplo teorilerini bile burada gündeme getirebiliyor. Hatırlanacaktır ilk başta Tuğrul Türkeş Bahçeli’nin bu şekilde Türkiye’yi referanduma getirecek olması hususuna çok büyük bir şerh düşmüştü. Buna temkinli yaklaşmak gerektiğini söylemişti. Şimdi bu çıkışıyla Bahçeli gerçekten bu iyi kötü, zorlukla yol alan, çünkü savunmakta çok zorlandıkları, özellikle MHP’nin savunmakta çok zorlandığı bu paketin gidişatını iyice zorlaştırmışa benziyor. Şunu söyleyebilirim: Zaten bu olaydan, yani dün akşamdan önce MHP tabanının yarıdan fazlasının “Hayır”a doğru yöneldiğini düşünüyordum. Bununla beraber, bunun daha da artacağını rahatlıkla kestirebiliriz. Ama tabii bu “Evet” ya da “Hayır”ın çıkmasını birinci derecede etkileyecek mi, bunu ölçmenin imkânı olduğunu sanmıyorum. Ama tekrar söylüyorum, eğer sandıktan “Hayır” çıkarsa özellikle AK Partililer bundan birinci derece Bahçeli’yi sorumlu tutacaklar ve önümüzdeki dönemde, 16 Nisan’dan itibaren o anlamda bir hesaplaşma yaşanabilir AK Parti’yle MHP arasında. Böyle bir hesaplaşmada MHP’nin kazanma şansının hiç olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Medyascope’ta referandum yayını
Evet referanduma iki gün kaldı. Artık neler yapacağız, neler konuşacağız? Şunu söyleyeyim, geçen günkü yayında da söyledim: Pazar akşamı Medyascope’ta çok yoğun bir referandum yayınıyla karşınızda olacağız. Stüdyodaki konuklarımızla –Türkiye’nin ve dünyanın değişik yerlerinden bağlantılarla katılacak olan gazeteciler, akademisyen, entelektüeller, eski diplomatlar–, çok geniş bir yelpazeyle karşınızda olacağız. Çok hızlı bir şekilde oyların sayılma ihtimali olacağı için geç kalmayan bir saatte herhalde oylar netleşmiş olur. Dolayısıyla biz burada daha çok özgür bir şekilde sandıktan çıkacak olan sonucun Türkiye’yi nereye götürebileceğini tartışıyor olacağız. Ancak şunu tekrar söyleyeyim: Ülkücü hareket bu referandumdan sonra sonuç ne olursa olsun en büyük kaybeden olarak şimdiden bir kenara yazılmış durumda. En fazla şöyle bir şık olabilir: Devlet Bahçeli’nin liderliği bırakmak durumunda kalması ve yerine muhalif olan isimlerin gelip partiyi tekrardan toparlamaya çalışması gibi bir şey olabilir. Bunun da sandıktan ne çıkarsa çıksın, tahmin edileceği kadar kolay olacağını sanmıyorum. Söyleyeceklerim bu kadar. Referandumun ne sonuç çıkaracağını bilmiyorum ancak herkesin sandığa gitmesinin Türkiye için çok iyi olacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Çağrım herkese sandığa gitmeleri olacak. İyi günler.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
22.11.2017 Ege’de bir insanlık dramı ve düşündürdükleri
21.11.2017 Lümpenlerin hakimiyeti çatırdarken
20.11.2017 Yörüngesini kaybeden ülke: Türkiye
16.11.2017 Atatürk yaşasaydı AKP’li mi olurdu?
15.11.2017 Transatlantik: Suriye’de siyasi çözüme doğru, yaklaşan Zarrab Davası & Suudi Arabistan-İran çekişmesi
15.11.2017 Türkiye ve dünyada casuslar ve entrikalar: Murat Yetkin ile söyleşi
14.11.2017 Devlet Bahçeli neden Meral Akşener’in önünü açıyor?
13.11.2017 İslamcılar ve Atatürk
13.11.2017 Türk-Amerikan ilişkilerinin bir geleceği var mı? Soli Özel ile söyleşi
09.11.2017 MHP’nin bir geleceği var mı?
22.11.2017 Ege’de bir insanlık dramı ve düşündürdükleri
15.08.2016 Un reportage du 28 décembre 1986 – les Fethullahçı, le groupe religieux qui a réussi à infiltrer l’armée
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
29.08.2015 Interview with the Director of Religious Affairs Mehmet Görmez on Salafism, ISIS and Turkey (full text)
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
31.03.2015 Die Staatskrise und ihre möglichen Auswirkungen auf den Lösungsprozess
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı