Meral Akşener’in şansı

23.06.2017 medyascope.tv

23 Haziran 2017’de medyascope.tv’de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gamze Elvan hazırladı.

Merhaba, iyi günler! Bugün, MHP’den ayrılan, daha doğrusu ayrılmak zorunda kalan grupların, şahısların şansı olup olmadığını değerlendirmek, bu konuda görüşlerimi söylemek istiyorum. Tabii ki öne çıkan isim Meral Akşener ve diğerleri demek doğru olabilir. Diğerleri denince tabii akla gelen Ümit Özdağ ve Sinan Oğan gibi isimler var, onlarla beraber partiden ilişkileri kesilen milletvekilleri var, eski ülkü ocakları başkanları var, eski il başkanları var. Son referandumda MHP tabanının %70-75’inin Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin gösterdiğinin aksine hayır için oy verdiği yolunda önermeler var, değerlendirmeler yapılıyor. Rakam %70 oran %70-80 arası mıdır? Bilmiyoruz ama yarıdan fazlasının hayır verdiği gözüküyor. Bir de şunu söylemek lazım; MHP tabanından ne kadar çok evet çıktıysa AKP tabanından da o kadar çok hayır çıkmış olması lazım, böyle ilginç bir denge var.

Yeni parti(ler) yolda mı?
Şimdi, Akşener’in bir şansı var mı? Öncelikle son kimseyi şaşırtmayan mahkeme kararıyla Akşener ve diğer muhaliflerin yaptığı kongre geçersiz sayıldı, dolayısıyla artık Akşener ve arkadaşlarının MHP içerisinde siyaset yapabilme, arkadaşları diyorum ama Akşener ve benzer durumdaki diyelim çünkü çok organik ilişki olmayabiliyor MHP’li muhalifler arasında. Birlikte hareket ettikleri de oluyor ama aynı hareketin içerisinde şu anda değiller, belki daha sonra olacaklar. Artık MHP içerisinde varlık gösterebilme ihtimalleri, imkanları kalmadı. Dolayısıyla şu andaki soru parti mi kuruyorlar? Parti mi kuracaklar? Hatta partiler mi kurulacak? Yani MHP’den ayrılanlar bir parti mi kuracak? Yoksa Meral Akşener’in liderliğinde, yoksa her biri ayrı ayrı parti arayışına mı girecek? Şeklinde bir soru var.
Öne çıkan eğilim, Meral Akşener’in bir parti kuracağı yolundaki beklentiler yüksek, diğerlerinin de bu parti içerisinde yer alabilecekleri ya da Meral Akşener’in yaptığını gözleyip belki kendi partilerini hayata geçirecekleri yolunda değerlendirmeler yapılıyor ama her halükarda bir parti kurulacaksa, esas olarak Meral Akşener’in inisiyatifiyle kurulacak, o anlaşılıyor. Birden fazla parti olursa da en çok dikkat çekecek olan öne çıkacak olan kesinlikle Meral Akşener.
Peki bunun bir şansı var mı? Açıkçası bir parti kurmak zorunda olsalar da böyle bir partinin önümüzdeki dönemde, kısa vadede çünkü 2019’da seçim yapılması söz konusu, genel seçimlerin ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin aynı anda yapılması söz konusunu ve bugünden yarına kurulacak olan bir partinin diyelim ki üç ay içerisinde kurulmuş bir partinin 2019’daki seçimlerde etkili olabilmesi, birçok açıdan çok zor. Ama öncelikle sorun şu; 2019’da yapılacak olan seçimlerde cumhurbaşkanlığı seçimi öne çıkacak, genel seçim geri planda kalacak çünkü Türkiye başkanlık sistemine geçti, parlamento iyice artık ikincil, üçüncül bir yere dönüştü. Dolayısıyla Meral Akşener bir parti kuracak olsa bile ve bu parti genel seçimlere elinden geldiği kadar -ne kadar hazırlanabiliyorsa- hazırlansa bilse önemli olan cumhurbaşkanlığı seçimi olacak ve o zaman soruyu şöyle çevirmek gerekecek: Meral Akşener cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olacak mı?

İçiçe geçen süreçler
Şimdi burada çok iç içe bir süreçten bahsediyoruz ama aslında birbirini dışlayan bir şeyden bahsediyoruz. Şöyle ki, Meral Akşener bir parti kurma yoluna gitmezse 2019’da Tayyip Erdoğan’ın -muhtemelen Tayyip Erdoğan aday olacak yine- karşısındaki en güçlü adaylardan birisi olarak sivrilebilir. Ama aynı Akşener bir parti kurma yoluna giderse ki -muhtemelen böyle yapacağını bekliyoruz- o zaman herkesin partiler üstü bir cumhurbaşkanı adayı olma ihtimalinin daha da azalacağını söyleyebiliriz. Yani Meral Akşener’in önünde şu anda bir tercih var, ya parti kuracak ve uzun bir yolculuğa çıkacak ya da parti kurmayı erteleyip 2019 seçimlerinde -ki öne de alınabilir tabii- cumhurbaşkanı adayı olarak kendini muhalefetin adayı olarak kendini kabul ettirmeye çalışacak. Parti olarak başarılı olması kısa vadede çok mümkün gözükmüyor. Bu hiç başarılı olmayacağı anlamına gelmez ama etkili bir şekilde iktidar ortağı vs. olabilmesi için yeni bir parti için çok erken. Tabii ki bunun örnekleri var, AKP buna bir örnek ya da en son Fransa’da Emanuel Macron’un Yürüyüş hareketi buna bir örnek, Emanuel Macron’un kendisi buna örnek. Ama orada ne oldu? Önce Macron kendisi çıktı, cumhurbaşkanlığını kazandı, onun getirdiği etkiyle apar topar kurduğu parti ya da partiye dönüştürdüğü hareket, seçimlerden çok başarılı çıktı, daha doğrusu düşük katılımlı seçimden açık ara birinci çıktı ve Meclis’te her türlü çoğunluğu elde etti. Şimdi burada bizde seçimler aynı anda yapılacağı için Akşener’in önce cumhurbaşkanlığı seçimine girip ardından partiye bakmak gibi bir seçeneği olmayacak, seçimler aynı anda olacağı için ya partiyi seçecek ya da cumhurbaşkanlığı adaylığını ya da ikisini birden deneyecek. İkisini birden hem parti kurup hem cumhurbaşkanlığı adayı olması, partili olacağı için işini biraz zorlaştıracak.

Devlet destekli MHP
Bir diğer konu, MHP’nin buna nasıl direnç göstereceği. MHP şu anda iktidar partisiyle iç içe geçmiş durumda, siyasi iktidarın adı konmamış bir partneri. Kendisi bu iktidarın imkanlarından ne derece istifade ediyor? Bu çok çıplak gözle görülebilir bir şey değil ama en azından şunu biliyoruz ki parti içi muhalefetin etkili olamamasında siyasi iktidarın kontrolündeki yargının birinci derece rolü oldu. Dolayısıyla iktidar şu anda Akşener ve diğerlerinin MHP içerisinde siyaset yapamamasını, Devlet Bahçeli büyük ölçüde siyasi iktidarın desteğine borçlu. Ama bu defter kapandı artık. Bundan sonra nasıl bir şey olacak? Herhalde MHP’nin önündeki en temel meselelerden birisi Akşener ve diğerlerinin kendi tabanını ve örgütünde koparmak istediği parçaları muhafaza etmeye çalışmak olacak ve dolayısıyla ülkücü hareketin içerisinde önümüzdeki dönemde parti kurma çalışmalarına paralel olarak bayağı bir sertleşme bekleyebiliriz.
Ve burada da tabii MHP Genel Merkez’in en büyük destekçisi devlet olacak. Yani Devlet Bahçeli en büyük desteği devletten görecek, bunun da anlamı Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan demek. Dolayısıyla Bahçeli’nin önümüzdeki dönemde kendi partisinden kopanlarla yürüteceği mücadelede devlete yine bir anlamda bağlı olacak ve dolayısıyla bunun karşılığında da siyasi iktidarın ihtiyaç duyduğu anda yanında yer alabilecek.
Ama şunu da özellikle vurgulamak lazım; artık Bahçeli yönetiminin MHP tabanına verebileceği çok fazla bir şey kalmadı. Tabii ki tabanın belli bir kesimini ve örgütü kontrol ediyor ancak bir hareketlilik, bir heyecan yaratabilme durumunda değil. En fazla şu olabilir; iktidardan açık bir şekilde pay alması halinde belki birazcık hareketlilik sağlayabilir, buna karşılık Akşener ve diğerlerinin MHP tabanına ama MHP tabanının da ötesinde bir kesime seslenebilme imkanları var. Özellikle Meral Akşener’in geçmiş merkez sağda olup da daha sonra tercihini AKP’ye doğru yapmış olan ve şu anda da AKP’yle de birtakım şu ya da bu nedenle sorun yaşayan kesimleri kazanabilme, kendi etrafına çekebilme potansiyeli var. yani Akşener sadece MHP tabanından ve örgütten değil; MHP dışı sağ çevrelerden siyasete yeni atılan gençlerden ve kadınlardan belli bir destek alabilme potansiyeline sahip. Ama bu potansiyelin onu Türkiye’de Tayyip Erdoğan’ın rakibi yapabilecek bir çapta olduğunu söylemek şu aşamada mümkün değil.

Akşener-Kılıçdaroğlu ilişkisi
Bir diğer husus; Akşener ilk ortaya çıktığında, MHP içerisinde muhalif bir figür olarak ortaya çıktığında hem MHP’de çok büyük bir örgünlük hem de ana muhalefet partisinde bir pasiflik vardı ama son adalet yürüyüşüyle beraber CHP ve lideri Kemal Kılıçdaroğlu bir dinamizm yakaladı. Ve bu yakalanan dinamizmde Akşener’e olan ilgiyi ister istemez azaltmış durumda. Çünkü CHP ne zamandan beri ilk defa etkili bir muhalefet yapabilme profili sergiliyor, dolayısıyla Akşener’e atfedilen anlamların azalmış olduğunu görüyoruz. Ve şu andaki sorun -malum- Akşener desteklediğini bildiğimiz, olumlu konuştuğunu bildiğimiz Adalet Yürüyüşü’ne bir şekilde katılacak mı? Bir iddiaya göre bayramdan sonra katılacağı söyleniyor. O zaman işte, yeni birtakım şekillenmeler, bir araya gelmelerle karşı karşıya olabiliriz.
Dolayısıyla önümüzdeki sorun Akşener ve diğerlerinin parti kurup kurmayacağı sorusunun ötesinde, Akşener ve diğerlerinin mesela ana muhalefet partisiyle, CHP’yle nasıl bir ilişki içerisinde olacakları ve son referandumda bir şekilde “hayır” oyunda birleşmiş olan bu kesimlerin 2019’a doğru yeni birtakım birliktelikler içerisine girip girmeyecekleri meselesi ve hatta böyle bir yakınlaşmalar söz konusu olursa, HDP’nin böyle bir süreçte nasıl bir rol oynayabileceği, yer alıp almayacağı meselesi gibi ilk duyulduğunda zor ama hayatın akışı içerisinde çok da cevabı zor olmayan birtakım sorularla karşı karşıya gelebiliriz.

Akşener’in rakibi Bahçeli mi, Erdoğan mı?
Şimdi Akşener’in önündeki en temel mesele bence bir MHP lideri Devlet Bahçeli’ye karşı bir hareket mi başlatıyor? Yoksa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı bir hareket mi başlatıyor? Bunu çok iyi belirlemesi gerekiyor. Şu ana kadarki izlediği tutum şöyle bir şeydi; MHP içerisinde siyaset yapma imkanı kapanmadığı için esas olarak MHP içi bir mücadele veriyordu ama MHP içi mücadele verirken özellikle onun mücadele verdiği dönemde MHP lideri Devlet Bahçeli siyasi iktidar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında genellikle pozitif tutumlar tutunduğu için Bahçeli’yi eleştirirken iktidarı da eleştiriyordu ama artık MHP içerisinde siyaset yapma imkanı kalmadığı için yeni dönemde MHP eleştiri ötesinde daha genel bir siyasi iktidar eleştirisi ve Erdoğan eleştirisini hayata geçirebilmesi gerekiyor ve bunu yaparken de hangi motifleri kullanacağı önemli. Kullanacağı motifler mesela MHP tabanının öne çıkarttığı,Türk milliyetçiliğinin öne çıkarttığı motifler mi olacak? Yoksa daha liberal, merkez sağa yakın birtakım şeyler mi dile getirecek? Temel hak ve özgürlükler konusunda ya da demokrasi konusunda, hukuk devleti konusunda ne tür pozisyonlar alacak? Kürt meselesi konusunda şu anda uygulanmakta olan ve Bahçeli’nin de onay verdiği çizgiyi o da Bahçeli gibi onaylamakla mı yetinecek? Yoksa başka birtakım açılımlar mı sergileyecek? Bütün bunlar önünde duran meseleler ve aslında bu zor meseleleri üstlenebilmek, bunların üstesinden gelebilmek ve bu arada ülke çapında bir örgütlenmeyi gerçekleştirebilmek konusunda imkanları nedir? Şu ana kadar bu konuda gördüğümüz kadarıyla yerele birtakım MHP kökenli, ülkücü hareket kökenli insanların imkanlarıyla birtakım organizasyonlara giriştiğini görüyoruz ama bu devlet destekli bir MHP karşısında ve aynı zamanda hazine yardımı da alan bir MHP karşısında şansının imkanlar kıyaslandığı zaman, onun kadar güçlü olmadığını çok rahat bir şekilde görüyoruz.
Bir diğer husus da tabii OHAL döneminde hukuk devletinden hayli uzaklaşılmış bir Türkiye’de birçok keyfi engellemeler de baskılar da pekala önlerine çıkartılabilir, bu hiç kimseyi şaşırtmayacaktır. Daha önceki dönemde, referandum döneminde yaşadığımız, tanık olduğumuz birtakım olayları biliyoruz. Önümüzdeki dönemde bir partileşme ya da 2019 seçimlerinde cumhurbaşkanı adayı olma gibi bir durumda işi daha da zor olacaktır.

Akşener Erdoğan’ı yenebilir mi?
Kişisel olarak ne düşündüğümü söylemek istiyorum; şu anda Türkiye’de 2019’da Tayyip Erdoğan’ın karşısına nasıl birisinin çıkacağı konusunda insanların kafasında sorular var. Bu sorular aynı şekilde siyasi iktidarı ve Erdoğan’ı destekleyen hatta Erdoğan’ın kafasında herhalde, kimlerin çıkabileceği konusu özellikle Batı ülkeleri de bunu çok merak ediyor ve ilk telaffuz edilen isimlerden birisi Meral Akşener. Meral Akşener’in telaffuz ediliyor olması, Türkiye’deki var olan mevcut aktörler, siyasi aktörler içerisinde bir çıkış yapan, bir şeylere itiraz eden ve belli bir destek bulan yegane kişi olmasından kaynaklanıyor, bunu özellikle vurgulamak lazım. Ama 2019’da yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçiminde Tayyip Erdoğan’a karşı çıkabilecek ve onu yenebilecek potansiyelin bugünkü Meral Akşener’de olduğunu açıkçası sanmıyorum.
Çok farklı kesimlerin, çok ince çalışılmış destekleriyle ve çok iyi hazırlanılmış söylem ve sloganlarla belki bu ara ara kapatılabilir ama şu aşamada Meral Akşener, başka alternatif fazla olmadığı için telaffuz edilen adı fazla telaffuz edilen bir isim ama şu haliyle Meral Akşener’in etrafında toplanacak olan Erdoğan karşıtlarının diyelim ki kazanma ihtimalinin belli durumda hele son referandumda yaşananları da biliyoruz, o kadar işlerinin kolay olacağını sanmıyorum. Ama bu aşılmayacak bir şey değil, zaman çok fazla yok ama eğer çok iyi çalışırlarsa ve ona ittifaklar geliştirilebilirlerse olabilir ama normal şartlarda şu yeni gelen referandumla beraber gelen başkanlık sisteminde Meral Akşener’in başkan adayından ziyade başkan yardımcısı yani belli bir kesimi etkileyebilecek bir başkan yardımcısı olma ihtimalinin daha mümkün olduğunu düşünüyorum. Ama tabii onun başkan yardımcısı olmayı kabul edeceği bir başkan adayı ortada yok. Öyle bir hiç şu anda var olan, adı geçen isimlerden hiç birisi zaten bunu karşılamıyor ama bir isim çıkar ve gerçekten de bütün bu Erdoğan karşıtı çevreyi heyecanlandırır ve harekete geçirirse ve bu isim Meral Akşener’in de itiraz etmeyeceği bir isim olursa, Meral Akşener öyle bir ismin yanında pekala çok aktif bir şekilde orta ve uzun vadelik bir siyaset yapabilir ama şu haliyle cumhurbaşkanı adayı daha doğrusu başkan adayı olduğu bir seçim kampanyasının şu günkü veriler ışığında söyleyecek olursak Tayyip Erdoğan’ı çok fazla zorlayacağını düşünmüyorum.
Evet, söyleyeceklerim bu kadar. İyi günler!




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

23.06.2017 Meral Akşener’in şansı
15.08.2016 Un reportage du 28 décembre 1986 – les Fethullahçı, le groupe religieux qui a réussi à infiltrer l’armée
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
29.08.2015 Interview with the Director of Religious Affairs Mehmet Görmez on Salafism, ISIS and Turkey (full text)
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
31.03.2015 Die Staatskrise und ihre möglichen Auswirkungen auf den Lösungsprozess
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı

Son makaleler (10)
23.06.2017 Meral Akşener’in şansı
22.06.2017 Ahmet ve Mehmet Altan’ın savunmaları
21.06.2017 Transatlantik: Esad yönetiminin değişen Kürt politikası, ABD’nin Suriye uçağını düşürmesi & İran’dan IŞİD’e füze saldırısı
20.06.2017 FETÖ Basın Davaları: İçeridekiler ve Dışarıdakiler
19.06.2017 Adalet Yürüyüşü neleri değiştiriyor?
19.06.2017 Cengiz Çandar ile söyleşi: Ortadoğu yeniden şekillenirken
16.06.2017 Oğuz Güven anlattı
16.06.2017 Devlet Bahçeli Adalet Yürüyüşü’ne neden karşı çıkıyor?
15.06.2017 Adalet yürüyüşü: CHP üzerindeki ölü toprağını atıyor
14.06.2017 FETÖ ile nasıl mücadele edilmez?