Melih Gökçek, Mansur Yavaş, AKP-MHP: Ankara’da neler oluyor?

25.10.2018 medyascope.tv

25 Ekim 2018’de medyascope.tv’de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gamze Elvan hazırladı.

Merhaba, iyi günler. Ankara’da ilginç şeyler oluyor; bu da hep iktidarın etrafında ve içerisinde şekilleniyor; iktidarı oluşturan koalisyonun etrafında şekilleniyor. Melih Gökçek bunun bir yerinde var. Olay dün patlak verdi: MHP’nin Melih Gökçek’i Ankara’dan aday yapmak istediği haberi düştü. Önce bir kulis bilgisi olarak doğru mu, değil mi şüphesi uyandıran bir haberdi; ama kısa zaman içerisinde MHP üst düzey yöneticileri adlarını vermeden bu niyeti doğruladılar. Tabii bu, MHP’nin bir niyeti; Melih Gökçek’e bir teklif gitmiş değil; ama giderse Melih Gökçek’in ne cevap vereceği de bilinmiyor, reddetme ihtimalinin çok güçlü olduğu söyleniyor. Ama Melih Gökçek –her konuda ânında sosyal medyada üzerine konuşan Gökçek– bu konuda hiçbir şey söylemedi. Nitekim birazdan değineceğim; AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın kendisi hakkında söylediği sözler üzerine –NTV’nin canlı yayınında– hemen bir uzun sert bir tweet attı, ama dün gün boyu gündemde olan bu konu hakkında herhangi bir açıklama yapmadı. Bugün kendisine çok yakın olduğu bilinen Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’ın köşesinde Melih Gökçek’in çok keyifli olduğu, mutlu olduğu üzerine bir “kulis haberi” yazıldı; muhtemelen Melih Gökçek’in kendisi bunları söylemiş olsa gerek. Orada Melih Gökçek’in MHP’den böyle bir teklif gelirse kabul etmeme oranı yüzde 100 denmiyor, yani yüzde 100 reddeder denmiyor — bir kapı açılmış durumda.
Dün burada Ankara’nın deneyimli gazetecilerinden Sedat Bozkurt’la arkadaşımız Gökçe’nin yaptığı yayında, Sedat önemli bir diğer noktanın altını çizdi. Melih Gökçek, kendisi AKP adayı olmayı düşünmüyor; ancak kendisinin onayladığı birisinin aday olmasını istiyor diye söyledi. Gerçekten de artık AKP içerisinde Melih Gökçek’in defterinin kapanmış olduğu konusunda ben de Sedat’la aynı düşünüyorum; ama kendisi olmasa bile kendisine yakın, kendisiyle eşgüdüm içerisinde çalışabilecek birilerini Ankara’ya getirmek isteyecektir, bunun için uğraşacaktır. Kendisinin bir süredir zaten yoğun bir şekilde AKP-MHP koalisyonunun yerel seçimlerde de yapılmasını istediğini biliyoruz — bu konuda sarf çaba sarf ediyor. Ancak bu ittifakın –önce Devlet Bahçeli ardından da Erdoğan tarafından– olmayacağının açıklandığını da biliyoruz. Dolayısıyla Melih Gökçek, istediği ittifak olmayacağı için –en azından şu aşamada görüldüğü için– belli ki kendine bir anlamda yer arıyor.
Ancak tekrar söyleyecek olursak; AKP’nin onu aday göstermesi, yeniden aday göstermesi diye bir şey herhalde söz konusu olmaz. Kesinlikle böyle bir şey olacağını sanmıyorum; gösterecek olsaydı zaten istifa etmesi istenmezdi. Ama MHP’den aday olur mu? Bence olabilir. AKP’yle ilişkilerinin tam anlamıyla kopması durumunda ve AKP’yle MHP’nin de zaten yollarının yerel seçimde ayrılması durumunda, Melih Gökçek böyle bir teklifi kabul edebilir; ama kazanma şansı olduğunu açıkçası hiç sanmıyorum. Ancak Melih Gökçek’in MHP’den aday olması durumunda, AKP’nin adayı kim olursa olsun –en çok telaffuz edilen isim Süleyman Soylu– kazanma ihtimali de büyük ölçüde azalır. CHP’nin çıkartacağı iyi bir aday, hatta bir diğer ihtimal –ki birazdan onu biraz daha geniş ele alacağız–, Mansur Yavaş konusunda İYİ Parti ile CHP’nin birlikte hareket etmesi, mesela CHP’nin onu aday gösterip İYİ Parti’nin de desteğini açıklaması durumunda, böyle bir ihtimalde Mansur Yavaş’ın kazanma şansı çok yüksek olacak. Zaten en son seçimde Mansur Yavaş seçimi kendisinin kazandığını, seçimin hileyle kendisinden alındığını iddia etmişti.
Karşı tarafta hem AKP’nin hem de MHP’nin iddialı isimlerle girmesi durumunda, böyle bir muhalefetin ortak adayı olacak bir Mansur Yavaş’ın kazanma ihtimali çok yüksek olur. Ancak Mansur Yavaş’ın CHP-İYİ Parti ittifakıyla aday gösterilme seçeneği şu anda gündemde değil anlaşıldığı kadarıyla. CHP bu konuda birtakım açıklamalar yaptı, doğrudan Mansur Yavaş’ın adı zikredilmese de bu formüle sıcak bakılmadığı yolunda işaretler veriyor. Bunun üzerine yine bugünkü Ahmet Hakan’ın köşesinde Mansur Yavaş’ın AKP ile temasa geçtiği kulis bilgisi yayınlandı ve Mansur Yavaş da buna hemen sert bir şekilde cevap verdi: “Doğrulamadan uydurma kulis bilgileriyle provokatif haber yapma tarzını herhalde kankanızdan aldınız”, –kankasından kastettiği Melih Gökçek–, “Size onun üslûbuyla, ‘İspat etmeyen şerefsizdir!’ demem gerekir, ama bu tarz bana uymuyor” dedi. Ama bu açıklamada dikkat edilirse haberin uydurma olduğunu söylüyor, ama AKP ile temasa geçtiği –çünkü o “kulis haberi” Ahmet Hakan yazdığında Mansur Yavaş’ın temasa geçmiş olduğu vurgulanıyordu–; Mansur Yavaş’ın yaptığı açıklamada ya da Twitter’da verdiği mesajda “Ben kesinlikle AKP’den aday falan olmam” şeklinde bir çıkış yok. Sadece haberim uydurma olduğunu söylüyor; yani burada az da olsa bir AKP-Mansur Yavaş yakınlaşması ihtimaline de belki kapı aralanabilir. Herhalde böyle bir şey olursa Melih Gökçek bunun da öfkesiyle kendisini kabul edecek parti hangisi ise –ki MHP gözüküyor– oradan aday olacaktır.

EYT olayı
Bu arada tabii emeklilikte yaşa takılanlar mevzuu var. Biraz önce İrfan burada Ankaralı deneyimli parlamento muhabiri Nergis Demirkaya ile dünkü Meclis’teki yaşanan atmosferi anlatması için bir yayın yaptı. Gerçekten çok ilginç şeyler yaşandı. Önce AKP dışındaki tüm partilerin oyları ile EYT denen olayda önerge kabul edildi, soruşturma önergesi kabul edildi, daha sonra apar topar MHP’liler çark ettiler, çekimser kaldılar ve bu sefer reddedildi. Kısa bir süre içerisinde oldu bütün bunlar; ama bu bize birkaç şeyi gösterdi: Zaten AKP’yle MHP arasında yerel seçim ittifakı olmayacağının açıklanmasının ardından, iktidar koalisyonunun sürüp sürmeyeceği konusunda bir şüphe belirmişti ve MHP pekâlâ Meclis’te AKP’yi azınlık parti haline getirebilir diye yorumlar yapılmıştı ve hemen ardından EYT olayında bunu yaşadık. Ve bu anlamda çok sembolikti bu ve AKP yalnızlaştı. Ama daha sonra MHP, HDP ile yan yana görünmeme kaygısının altını çizerek geri adım attı; ama sonuçta burada MHP tavrını kısa süre içerisinde çok da ikna edici olmayan bir gerekçeyle değiştirmiş olmasının dışında –yani bu bir negatif bir puan olmuştur MHP için, ama– şunu da gösterdi ki: Birçok kritik konuda –mesai bütçe olacak, başka yasalar söz konusu, af konusu gündeme gelecek başka şeyler de gelecektir–, buralarda AKP’yi pekâlâ yalnız bırakabilir, AKP’yle beraber hareket etmeyebilir.
MHP’nin elinde böyle bir silah olduğunu göstermiş olduğu bu olayda, EYT olayında, her ne kadar kısa bir süre içerisinde tutum değiştirilmiş olsa da bu koalisyonun nasıl kırılgan olduğunu, kırılgan olabileceğini bize gösterdi ve burada güçlü tarafın MHP olduğunu bize gösterdi. Ancak, MHP güçlü olmasına rağmen –şu anda gerçekten AKP’yi azınlığa dönüştürebilme gücü var–, bunu çok fazla abartması durumunda, Erdoğan’ın buna yönelik başka alternatifler geliştirme ihtimalini hiç yabana atmamak lazım ve bu noktada ilk akla gelen tabii ki İYİ Parti. Benim uzun bir süredir, seçim sonrasından beri vurguladığım bir ihtimal. Bu ihtimal ilk gün çok düşüktü, ama her geçen gün bu ihtimalin arttığını düşünüyorum; son Meclis’e gittiğimde orada konuştuğum birçok kişiden, farklı farklı kişilerden –ki bunların şansına İyi Partililer de var–, böyle bir ihtimali, böyle bir seçeneğin İYİ Parti içerisinde savunucularının da olduğunu duydum ve bu beni şaşırtmadı. Dolayısıyla MHP bu oyunu fazla kaçırırsa, ya da ayağı hem gazda hem frende giderken gaza fazla basması durumunda, Erdoğan da başka bir aracı tercih edebilir — bu ihtimali koymak lazım.

Yazıcı-Gökçek polemiği
Son olarak, Melih Gökçek’le başladık Melih Gökçek’le bitirelim. Demin sözünü ettiğim Hayati Yazıcı, bu sabah yanılmıyorsam NTV yayınında aslında çok da konuşmak istemediği bir konu, Melih Gökçek ve MHP söz konusu oluyor. Kadın gazeteci arkadaş gerçekten sıkıştırmış, yani kibar bir şekilde sıkıştırmış — adını bilmiyorum, kusura bakmasın, çünkü o kanalları seyretmiyorum, ama bu vesileyle baktım ve gerçekten takdir ettim. Hayati Yazıcı sonunda “Melih Gökçek iş olsun diye görevden alınmadı” dedi. Önce “Bu konuda konuşmak istemiyorum” vs. dedikten sonra, “İş olsun diye görevden alınmadı” dedi — ki Hayati Yazıcı, AKP’nin kuruluşundan beri olan, Tayyip Erdoğan’ın çok eski yakını olan bir isim, birçok kişi gitti o kaldı, o anlamda önemli bir isim; bunu bir yere kaydetmek lazım, eninde sonunda bir cümle etti. Ama bu cümlenin üzerine Melih Gökçek, “Ya sabır celle celâlühu, davama zarar vermemek için susmaya devam ediyorum” demiş. Susmuş hali bu oluyor yani, “Vallahi sabrımı taşırma, vallahi tozunu atarım” diye biten bir şey — susmuş hali bu.
Bu aslında Melih Gökçek’in siyaseten bitmiş olduğunun bence bir başka görüntüsü. Ama tabii bu kadar eski birisi, bu kadar ihtiraslı birisi, kolay kolay bu bitişi kabul etmek istemeyecektir ve bu anlamda MHP’nin onun aday gösterme ihtimali her zaman onun için bir cazibe oluşturuyor. Burada yalnız şunu unutmamak lazım: Hayati Yazıcı’nın “İş olsun diye görevden alınmadı herhalde” dediği kişiye bir tür koalisyon ortağı olan Bahçeli’nin Ankara adaylığını önermeyi düşünmesi, MHP’nin adayı olmayı önermeyi düşünmesi, aslında Erdoğan’a yönelik çok ciddi bir meydan okuyuş olur — bunu özellikle vurgulamak lazım. Çünkü o defteri Erdoğan kapattı ya da kapatmak istiyor, çok sert bir şekilde yapmadı, zamana yaydı; ama sonunda görev süresi dolmadan istifa ettirdi, hatırlanacaktır. Son âna kadar en azından görev süresini tamamlamak ve bir daha adayı olmamak kaydıyla böyle çabalar içerisinde olduğu söylendi, ama olmadı, görev süresi dolmadan istifa ettirildi. Yerine gelen belediye başkanı da Melih Gökçek’i farklı konularda bayağı ciddi bir şekilde eleştirmekten geri durmadı.

Topbaş spekülasyonu
Bu ismin MHP tarafından adaylık için telaffuz edilmiş olması bile –aday gösterilmesi bir yana, telaffuz edilmiş olmasının bile– çok ciddi bir meydan okuyuş olduğunu düşünüyorum. Bugün bu yayına çıkmadan önce, “İstanbul için de Kadir Topbaş’ı düşünüyorlar” gibi bir haber gördüm; ama bunun Melih Gökçek’le benzer bir yanı yok — doğru olduğunu hiç sanmıyorum.
MHP niyetlense bile Kadir Topbaş böyle bir iddia atıldığı andan itibaren Melih Gökçek’in yapmadığını yapar –benim bildiğim kadarıyla–, böyle bir şeyin kesinlikle söz konusu olamayacağını ilk andan itibaren deklare eder. Melih Gökçek henüz böyle bir şey yapmadı, “Ben asla partimi bırakmam. MHP’ye teşekkür ederim ama böyle bir şeyi bana teklif bile etmemeleri gerekir” dediğini görmedik; ama Kadir Topbaş’ın –ki Tayyip Erdoğan’dan yaşça büyüktür, ama siyasî kariyerinde hep onunla beraber yol almış bir insan olarak, tabii ki görevden istifaya zorlandığı için kırgınlık olması lazım, ama onun böyle bir şey söz konusu olması halinde– kesin bir şekilde baştan reddedeceğini tahmin ediyorum, kendisini biraz tanıdığımı düşünerek. Aradaki fark da burada çıkıyor; zaten öteden beri Melih Gökçek’le Kadir Topbaş’ın arasındaki farkın altını çiziyoruz; bu çok çıplak gözle görülen bir fark, bu olayda da herhalde bir kere daha ortaya çıkacaktır. O Kadir Topbaş’ın ismi belki asparagastır, belki de hakikaten bir karşılığı vardır. Melih Gökçek’in adı ortaya atıldığı zaman da ilk başta gerçek olmayabilir diye düşünmüştük, ama gerçek çıktı. Bakalım Kadir Topbaş ne olacak?
Sonuç olarak Türkiye’de siyaset aslında bitti. Siyaset bittiği için böyle teferruatlarla uğraşıyoruz. Bunların hiçbirisi gerçek anlamda Türkiye’nin gerçek sorunları ile ilgili hususlar değil. Genellikle kişiler üzerinden üreyen hususlar ve siyasetin bittiğinin bir kanıtı olarak da yıllarca AKP’de görev yapmış bir belediye başkanının MHP’den, ve dün AKP’ye karşı çıkmış olan, kendi iddiasına göre de normal olarak meşru bir şekilde kazanmış olan bir adayın adının AKP’yle birlikte anılıyor olması vs. bunlar bizi hiç şaşırtmıyor. Çünkü artık bu dönemde her şey mümkün, siyasetten her şey mümkün; herkes için geçerli olan bir “Dün dündür bugün bugündür” meselesi var.
Evet, söyleyeceklerim bu kadar. İyi günler.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
08.11.2018 Trump ara seçimlerden sahiden yenik mi çıktı?
07.11.2018 Cihangir İslam neden hedefte?
30.10.2018 Siyaset neden ve nasıl bitti? Nasıl yeniden canlanabilir?
29.10.2018 Yaşadığım Cumhuriyet
26.10.2018 Cemal Kaşıkçı cinayeti unutuluyor mu?
25.10.2018 Melih Gökçek, Mansur Yavaş, AKP-MHP: Ankara’da neler oluyor?
24.10.2018 Murat Yetkin ile tüm yönleriyle Kaşıkçı cinayeti & Gökçek’in MHP’den adaylık ihtimali
24.10.2018 Transatlantik: Kaşıkçı cinayeti, ABD’de bombalı paketler & Cumhur İttifakı’nın geleceği
23.10.2018 AKP-MHP koalisyonunda son durum
22.10.2018 AKP-MHP: Yollar ayrılıyor mu?
08.11.2018 Trump ara seçimlerden sahiden yenik mi çıktı?
23.06.2018 Turkey's Troubles Continue as Elections Loom
15.08.2016 Un reportage du 28 décembre 1986 – les Fethullahçı, le groupe religieux qui a réussi à infiltrer l’armée
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
31.03.2015 Die Staatskrise und ihre möglichen Auswirkungen auf den Lösungsprozess
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı