Gözler niçin Saadet Partisi’nin üzerinde?

02.03.2018 medyascope.tv

2 Mart 2018’de medyascope.tv’de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gamze Elvan hazırladı.

Merhaba, iyi günler! Bir ittifak tartışması başladı, daha doğrusu Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin gündemine ittifakı soktu. Neden soktu? Çünkü kendi başına, partisi tek başına ve kendisi Cumhurbaşkanlığı seçiminde tek başına kazanma ihtimalinden şüphelendi belli ki ve bir süredir MHP’yle beraber birlikte yürüyor. Bunun adına biz “Yerli ve millî ittifak” dedik ; daha sonra kendisi adını “Cumhur ittifakı” olarak değerlendirdi ve diğer partiler de bir şekilde bu ittifak tartışmasının içerisine girdiler. Yani Türkiye’de seçimden önce herkes müttefikini seçme telaşına kapılmış durumda. Tek başına hareket edecek partiler de muhakkak olacaktır; ama ortada bir yığın ittifak formülü dolaşıyor.

Tüm ittifak formüllerinde adı geçiyor
Bütün bu formüllerin ortasında dikkat çeken bir parti var: Saadet Partisi. Bu partinin adı bütün formüllerde bir şekilde geçiyor. Şu anda ittifak yapması anlamlı olabilecek partilerden hemen hemen her biri –hepsi yani– ayrı ayrı Saadet Partisi’yle teorik olarak ittifak yapabilecek durumda. Tabii ki bunların başında Adalet ve Kalkınma Partisi geliyor; çünkü aynı kökten gelen, Milli Görüş Hareketi’nden gelen iki parti. Uzun süre birlikte hareket etmiş çok insan var iki partide birden ve ilk akla gelenlerden birisi tabii ki bu. Bir diğeri İYİ Parti’yle Saadet Partisi’nin ittifak yapması — ki Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu bu konuda şu âna kadar birlikte göründükleri zaman da bunun pekâlâ mümkün olduğunu bize gösterdiler. Daha zayıf olmakla beraber yine de CHP’nin ittifak yapması ihtimalini de katmak lazım — ya da tek başına CHP Saadet Partisi’yle birlikte olmasa da, CHP+İYİ Parti+Saadet Partisi gibi bir ittifak da konuşuluyor.
Bir diğer ihtimal de HDP tabii ki. HDP’yle Saadet Partisi’nin ittifakı pekâlâ mümkün. Olur mu? Seçenek olarak en sona koymak daha gerçekçi olabilir ; ama diğer partilerin, CHP’nin ve İYİ Parti’nin HDP’yle –tabii ki MHP’nin de HDP’yle– ittifak yapması ihtimalini hiç görmüyorum, en azından önümüzdeki seçimde; ama Saadet Partisi’nin %0 denemez, hatta yüksek bir oran — ki böyle bir ihtimalin çok güçlü olmamakla birlikte ihtimal dahilinde olduğunu not düşmekte yarar var.

Seçmeni az prestiji çok
Sonuçta ortaya çok ilginç bir durum çıkıyor: 1970’li yıllarda Erbakan’ın liderliğindeki Milli Selamet Partisi’nin amblemi anahtardı ve kendisini “anahtar parti” olarak tanımlıyordu; çünkü o tarihlerdeki koalisyon seçeneklerinin hepsinde MSP gerçekten anahtar partiydi. Bir ara Bülent Ecevit’in CHP’siyle birlikte yer aldı koalisyonda, daha sonra Adalet Partisi liderliğindeki Milliyetçi Cephe hükümetlerinde yer aldı ve hepsinde de anahtar partiydi. Şimdi Saadet Partisi de ittifaklar döneminde bir nevi anahtar parti gibi bir görünüm arz ediyor. Burada tabii arada çok büyük bir fark var; o tarihlerde MSP yükselişte olan bir hareketti, yeni bir hareketti, Saadet Partisi ise MSP geleneğinden gelen ve aslında çok da yükselişte olduğu söylenemeyecek olan bir parti –oy oranı olarak baktığımız zaman–, ama Saadet Parti’de, özellikle son dönemde Temel Karamollaoğlu’nun genel başkan olmasından itibaren –ki Karamollaoğlu’nun buna çok da gönüllü olmadığını, ama bu görevin bir nevi üzerine kaldığını biliyoruz– SP gerçekten dikkat çekici bir şekilde, istikrarlı bir şekilde kendi ayakları üzerinde duran bir parti görüntüsü veriyor.
Yani çok geniş bir kitle tabanına hitap etmiyor gözükse de, prestijli bir parti. En son Afrin Harekâtı konusunda da baktığımız zaman, diğer muhalefet partilerine kıyasla hükümete en eleştirel yaklaşabilen partilerden birisi de o olmuştu, ya da FETÖ soruşturmaları kapsamında yaşananlar konusunda da en açık ve net bir şekilde eleştirileri, buradaki hak ihlallerini dile getiren parti de büyük ölçüde SP oluyor. Böyle bir itibarı var SP’nin. Bir başka özelliği : SP’nin her şeye rağmen güçlü ve kendini adamış bir örgütü var ; eskisi kadar güçlü olmayabilir, ama SP hâlâ Milli Görüş Hareketi’nde hep gördüğümüz gibi, fedakârlık yapan, almaktan çok vermeyi önemseyen bir tabana ve parti teşkilatına sahip. Tabii ki eski yıllara göre kıyaslanamaz; bir MSP’yle ya da Refah Partisi’yle kıyaslanamaz ; ama yine de bir dinamizmi var, bir gençlik örgütlenmesi de var. AKP’nin çok gölgesinde kalmış olsa bile yine de küçük parti olarak bilinen birçok partinin çok ilerisinde bir yapılanması var SP’nin; böyle bir özelliği var.

AKP’den oy alma, oy çekme potansiyeli en yüksek olan parti
Demin de söylediğim gibi birçok konuda diğer partilerin yan yana adlarının birlikte anılmasında rahatsız olmayacağı bir parti SP. CHP bile SP’yle beraber hareket edebilir, kendi tabanından birileri belki itiraz edebilir, ama büyük ölçüde SP’ye karşı… şöyle söyleyeyim: Toplumun diğer kesimlerinin, kendisine oy vermeyen kesimlerinin nefret ettiği bir parti değil, hiçbir şekilde böyle bir özelliği, yani böyle bir durumu olmayan ilginç bir görünümü var. Ama bence en önemli hususlardan birisi şu: SP bugün teorik olarak AKP’den oy alma, oy çekme potansiyeli en yüksek olan parti — ki bu da çok normal, çünkü AKP aslında öteden beri normal olarak Saadet Partili olarak görebileceğimiz, SP’ye sempatiyle bakan geniş bir kitlenin de oyunu alabiliyor. Çünkü buradaki temel mesele SP’nin barajı aşamayacağı, yani SP’ye verilecek oyların boşa gideceği görüntüsü. Bu nedenle çok sayıda insanın ilk tercihi SP olsa bile, AKP’yi değişik seçimlerde tercih ettiğini biliyoruz, şahsen sahada bunu birçok seçimde gözlemlemiş bir gazeteciyim. Eğer SP’nin net bir şekilde barajı aşma ihtimali belirirse, o zaman bu ödünç giden oyların önemli bir kesimi geri gelebilir ve bu da tabii ki AKP’yi zor durumda bırakabilir.

İYİ Parti-SP seçeneği
Daha önceki bir yayında söylemiştim; bu noktada İYİ Parti-SP ittifakı bile tek başına barajı geçme görüntüsü yaratabilir; çünkü İYİ Parti’nin yakalamış olduğu bir dalga var, SP’ye yönelik bir ilgi var, bütün bunların birleşiminden iki parti birlikte girse %10 barajını aşabilecekmiş görüntüsünü verebilirler ve o zaman da sırf ikisi birlikte girse bile bayağı bir oy alma ihtimalleri olabilir ve burada da SP’ye gelecek artı oyların büyük bir kısmının AKP’den geleceği muhakkaktır. Diyelim ki HDP’yle ittifak yaptı; burada SP’nin özellikle Kürt olmayan birtakım seçmen tabanında kızıp vermeyenler olabilir; ama ona da HDP’yle birleşen, birlikte seçime girecek olan bir SP’nin barajı aşma diye bir sorunu olmayacağı net bir şekilde gözükeceği için iki parti birlikte bayağı yüksek bir oy alma ihtimalleri olabilir. Ama dediğim gibi ilk akla gelen seçenek olan İYİ Parti-SP seçeneği bile genel seçimlerde önemli bir çıkış yakalayabilir.
Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son âna kadar SP’yi kendi ittifakına, “Cumhur İttifakı” olarak tanımladığı ittifaka katmak isteyeceğini düşünüyorum. Bunun bir nedeni kendisinden gidebilecek oyları engellemek olduğu gibi bir diğeri de daha fazla oy almak olacaktır; çünkü AKP gibi bir parti, “Cumhur İttifakı” adını verdiği bir ittifak kurduğu zaman, buradaki müttefiklerin başında ilk akla gelen SP’dir; ama normalde aslında çok da fazla yan yana görünmesi mümkün olmayan MHP’yle bu kadar ortak hareket edebilen AKP’nin SP’yi ikna edememesi, yanına çekememesi başlı başına bir sorun olacaktır. Dolayısıyla Erdoğan’ın bunu aşmak isteyeceğini düşünüyorum ve bu konuda bayağı bir uğraşacağını düşünüyorum; birtakım pazarlıklar da olacaktır, şaşırtıcı olmaz. Dolayısıyla SP’nin AKP’yle ittifakını kesinlikle olmaz diye düşünenler varsa bence yanılıyorlar, böyle bir ihtimal var. Zaten SP yetkilileri de “Şu aşamada ittifak düşüncemiz yok” diyorlar, kapıyı hiçbir şekilde kimseye kapatmış değiller. Bu anlamda SP gerçekten AKP’nin de, Erdoğan’ın da radarlarında ittifak için bulunan bir parti.

Gül SP adayı olur mu?
Tabii bütün bunlar genel seçimler için konuşulan bir husus. Bir de işin cumhurbaşkanlığı, daha doğrusu başkanlık seçimi ayağı var. Burada SP nasıl etkili olabilir? Oyu ne kadar? Eğer SP, kendisi, CHP’nin ve İYİ Parti’nin ve hatta HDP’nin bir şekilde benimseyebileceği bir ismi aday gösterebilirse, gerçekten bu sefer AKP’yi cumhurbaşkanlığında da zorlayabilir. Tabii böyle bir isim şu anda SP’de yok; ama burada değişik şekilde gündeme getirilen bir Abdullah Gül formülü var. Ne derece olur, olmaz? Çok spekülatif olduğunun farkındayım; ancak böyle bir adayın, böyle bir ismin SP bünyesinde lanse edilmesi, öne çıkartılması, gerçekten cumhurbaşkanlığı ya da başkanlık seçimlerinde dengeleri değiştirebilir. Normal şartlarda, diyelim ki ikinci tura Erdoğan ve Kılıçdaroğlu kalırsa, herhalde SP seçmenlerinin büyük bir çoğunluğu tereddütsüz bir şekilde Erdoğan’ı seçecektir. Ancak daha oy verebilecekleri bir isim ortaya çıkarsa, işin rengi değişebilir; ama esas olarak baktığımızda, genel seçimler açısından baktığımızda, SP gerçekten bir kritik bir rol oynayabiliyor, oyu çok gözükmese de, son seçimlerde aldığı oylar çok düşük gözükse de, mesela bugün “Cumhur İttifakı”na katılacağı söylenen Büyük Birlik Partisi, adı varken kendi yok bir parti durumunda örneğin, ama SP –ki daha önceki seçimlerinden birisinde BBP’yle ittifak da yapmıştı– onun kat kat ötesinde, hem kadro olarak hem örgütsellik olarak hem bilinirlik olarak ve tabii ki itibar olarak, prestij olarak onun çok ötesinde. BBP’yi yanına çekebilmiş olan AKP’nin SP için de gayret göstermesi çok anlaşılır olacaktır.

İttifaklarda genellikle 2+2=4 olmuyor
Burada SP’nin bütün partiler için gerçekten hep bir eksiği tamamlayan yönü olabiliyor. Mesela İYİ Parti-SP ittifakında Türkiye’de milliyetçi-muhafazakâr kanadın bir tarafta AKP-MHP şeklinde bir ittifakı, onun karşısına demokrasi, temel hak ve özgürlükleri daha fazla telaffuz eden bir alternatifi olarak İYİ Parti-SP ittifakı çıkabilir. İYİ Parti’nin böyle bir şeye çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorum önümüzdeki seçimde, SP’yle ittifak yapabilmek İYİ Parti’nin birçok anlamda çok işine gelecektir, bunu tercih edeceklerdir ve tahminimce bunun için de çalışıyorlar, SP’yi de katmak için. Bunun içine CHP de girerse, bu üç parti birlikte bir ittifak yaparlarsa ne olur? Açıkçası bu çok karmaşık bir konu ve kestirilmesi zor bir konu. Böyle ittifaklarda genellikle 2+2=4 olmuyor, 2+2’yi 5 yapmak için kurulan ittifaklarda 2+2’nin 3’e indiği bile olabiliyor bazı durumlarda, burada konjonktür çok önemli, verilen mesajlar çok önemli, öne çıkan kişiler çok önemli. Bugün itibarıyla, şu halleriyle CHP-SP-İYİ Parti birlikte seçime girerlerse, şahsî görüşüm odur ki bu AKP’nin çok da fazla rahatsız olacağı bir husus olmaz ; ama bugün diyelim ki AKP kendi “Cumhur İttifakı”yla girip, karşısında CHP tek, HDP tek ve SP’yle İYİ Parti birlikte bir seçim atmosferi olursa, o zaman CHP ve HDP’nin üç aşağı beş yukarı kendi oylarını koruması ve SP-İYİ Parti ittifakının barajı geçmesi halinde AKP ve MHP’den çok ciddi bir şekilde oy alması anlamına gelir — Erdoğan’ın kabul edebileceği bir durum olmaz bu.

Çok ileri bir yere gittiğiniz gibi, geri de kalabilirsiniz
Sonuçta bütün bunlar çok spekülatif; ama reel olan bir durum var, o da şu ki: SP hem şu âna kadarki duruşuyla, sakinliğiyle, daha böyle bir aklıselimi seslendirme iddiasıyla, aynı zamanda AKP’den oy alabilme potansiyeliyle ve güçlü örgütüyle –ve Temel Karamollaoğlu faktörünü de eklemek lazım–, şu âna kadar sergilediği –ki çok fazla medya kendisine yer vermiyor– ama yine de bu haliyle de görüldüğü kadarıyla belli bir saygınlığa ulaşmış durumda. Bütün bunlarla beraber gerçekten bu yeni içine girmekte olduğumuz, düne kadar anayasal olarak yasak olan, ama şimdi Türk siyasetine birinci derecede damga vuracağı belli olan seçim ittifakları sürecinde, SP bundan bayağı bir istifade ediyora benziyor; ama bu tür olaylarda hiçbir zaman başladığınız noktayla vardığınız nokta aynı olmayabiliyor. Çok ileri bir yere gittiğiniz gibi, geri de kalabilirsiniz.
Dolayısıyla SP’nin yöneticilerinin herhalde bu ittifak ihtimallerinin hepsini çok ince eleyip sık dokuduklarını düşünebiliriz. Pekâlâ yanlış yapmaya çok müsait; bir de Türkiye gibi bir ülkede, her şeyin çok hızlı değiştiği bir ülkede, bugün doğru olan yarın çok hızlı bir şekilde yanlış olabiliyor. Ama şunun değişeceğini sanmıyorum: Önümüzdeki seçimlere kadar SP, normal olarak, nicelik olarak gücünün çok ötesinde, nitelik olarak çok daha fazla tartışılan bir parti, dikkat edilen bir parti olma özelliğini göstereceğe benziyor.
Evet, söyleyeceklerim bu kadar. İyi günler.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
18.06.2018 Tansu Çiller, Reis’in krizine çözüm olabilir mi?
15.06.2018 Demirtaş ile özel söyleşi: “Diyarbakır halkı politiktir, kendisine doğru bir adım atana o da bir adım atar”
14.06.2018 Erdoğan’ın büyük çaresizliği
14.06.2018 HDP barajı geçebilecek mi?
13.06.2018 Transatlantik: ABD’den bakıldığında 24 Haziran seçimleri, G-7 Zirvesi & ABD-Kuzey Kore zirvesi
12.06.2018 Türklerin kaygıları, Kürtlerin haysiyeti
11.06.2018 Erdoğan’ın stratejisi: El artırarak kaçış
09.06.2018 Erdem Gül, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçim stratejisini yorumladı
07.06.2018 Muhalifin muhalife propagandası
07.06.2018 İlhan Kesici ile söyleşi: Seçim arifesinde ekonomik gerçekler
18.06.2018 Tansu Çiller, Reis’in krizine çözüm olabilir mi?
15.08.2016 Un reportage du 28 décembre 1986 – les Fethullahçı, le groupe religieux qui a réussi à infiltrer l’armée
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
29.08.2015 Interview with the Director of Religious Affairs Mehmet Görmez on Salafism, ISIS and Turkey (full text)
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
31.03.2015 Die Staatskrise und ihre möglichen Auswirkungen auf den Lösungsprozess
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı