Bir oyunbozan olarak Temel Karamollaoğlu ve Saadet Partisi

14.05.2018 medyascope.tv

14 Mayıs 2018’de medyascope.tv’de yaptığım değerlendirmeyi yayına Şükran Şençekiçer hazırladı.

Merhaba, iyi günler. 24 Haziran seçimlerinin bana göre kilit partisi Saadet Partisi olacak. Saadet Partisi’nin oy oranı belli, bu zamana kadar aldığı oy oranları belli; ama burada gerçekten sembolik olarak çok büyük bir önemi var. Öncelikle milletvekili seçimlerine baktığımız zaman, Saadet Partisi’nin normalde Cumhur İttifakı olarak tanımlanan AKP, MHP ve BBP’nin olduğu ittifakta yer alması beklenirdi. AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu konuda çaba gösterdi. Ancak Saadet Partisi bunun dışında kaldı. Önce dışında kaldı, ardından İYİ Parti’yle beraber barajı aşmak için seçim ittifakına gitmeleri söz konusu oldu. Ama onun da ötesinde geçildi, yanlarında Demokrat Parti de olacaktı, onun da ötesine geçildi, CHP’nin büyük parçasını oluşturduğu dörtlü bir seçim ittifakı, Millet İttifakı şekillendi. Saadet Partisi de bunun içerisinde yer aldı ve bunun sembolik anlamı hayli yüksek; çünkü burada AKP’nin Cumhur İttifakı’nı temellendirmek istediği birtakım ilkelerin –ki bunlar aslında çok kabaca milliyetçilik ve muhafazakârlık olarak tanımlanırdı, şimdi “yerli ve milli” diye bir tabir kullanılıyor–, AKP yönetimi ve Erdoğan bir süredir CHP’yi ve HDP’yi bu “yerli ve milli”nin dışına, ötesine itme derdinde. Hatta bunun ötesinde, gayrı milli ve yerli olmayan, hatta ihanete kadar, vatan hainliğine gidecek kadar sert bir şekilde dışlamaktaydı. İYİ Parti’nin varlığı biraz kafaları karıştırdı. Ama İYİ Parti’yi de sonuçta MHP’de anlaşamamış birtakım küskünlerin hareketi olarak gösterme şansı vardı. Böyle bir şey deneyebilirlerdi. Ya da İYİ Parti’yi yok sayabilirlerdi. Ama Saadet Partisi Cumhur İttifakı’nın karşısındaki Millet İttifakı’nda yer alarak o ittifakın meşruiyetini AKP tabanında da hayata geçirdi. Böyle ilginç bir durum ortaya çıktı.

“Cehape zihniyeti” oyunu bozuldu
AKP’nin ve Erdoğan’ın bu seçimde her zaman olduğu gibi yapmak istedikleri bir “cehape zihniyeti” –bu kendi tabirleri tabii–, tarihsel olarak CHP karşıtlığı ve Türkiye’deki o meşhur sağ-sol çekişmesi üzerine inşa etme çabaları da, Saadet Partisi’nin tercihini bu yönde yapmasıyla beraber iyice boşa düştü. Saadet Partisi hiçbir ittifakta yer almasaydı bile AKP’nin bu seçimde canını sıkacaktı. Ya da sadece İYİ Parti ve Demokrat Parti’yle birlikte bir ittifakta yer alsaydı daha fazla canını sıkacaktı. Ama CHP’yle birlikte yer alınca çok ciddi bir şekilde AKP’yi ve Erdoğan’ı rahatsız etti. Elinden birçok argümanı aldı. Artık muhafazakârlara yönelik olarak CHP’ye eskisi kadar rahat bir şekilde hakaret etme, saldırma imkânı ortada olmayacak. Çünkü CHP –İslamcılıksa İslamcılık, muhafazakârlıksa muhafazakârlık–, Saadet Partisi’yle beraber aynı ittifak listesinde yer alıyor. Milliyetçilik söz konusu olduğunda da İYİ Parti bu boşluğu dolduruyor. Dolayısıyla şu anda Saadet Partisi’nin yaptığı bu tercihle beraber işin rengi çok değişti. Üstüne üstlük cumhurbaşkanlığı seçiminde de Saadet Partisi AKP’yi zorlayacak bir konum aldı. Başta çatı adayı girişimini hayata geçirmek istedi. Olmadı. Olmayınca da elindeki en güçlü silahını, Temel Karamollaoğlu’nu ortaya sürdü. Temel Karamollaoğlu, cumhurbaşkanı adayı olarak, Saadet Partisi’nin adayı olarak yüz bin imzayı kolaylıkla topladı ve ortaya çıktı. Temel Karamollaoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığında çok yüksek oylar alması herhalde söz konusu olmayacak. Ancak şunu söyleyebiliriz: Karamollaoğlu’nun alacağı Saadet Partisi’nin oylarından fazla olan her oy aslında AKP’den ve Erdoğan’dan ona gitmiş oy olacaktır. Bunu özellikle vurgulamak lazım.

AKP’den SP’ye muhtemel oy kaymaları
Bir diğer husus, Saadet Partisi fenomeninin ilk ortaya çıktığı andan itibaren dile getirdiğim, ama her sefer tekrarlamakta yarar olan bir husus da şu: Türkiye’de AKP’nin tabanında, AKP seçmeninde bir yorgunluk var. Bunu kendileri de itiraf ediyor. Bir bıkkınlık var; hatta şikâyetler var, eleştiriler var, itirazlar var. Ama bunlar bir alternatif görülmediği için sandığa çok fazla yansımıyordu. Haziran seçimlerinde yansımıştı, ama Kasım’da tekrar toparlanmıştı. Burada Saadet Partisi’nin baraj sorunu çok önemli bir faktördü. Normalde AKP’yle Saadet arasında Saadet’i seçebilecek olan seçmenin önemli bir kesimi oyları çöpe gitmesin diye, baraj nedeniyle tercihini AKP’den yana yaptı birçok seçimde. Ama bu sefer Saadet Partisi’nin baraj sorunu yok, ittifak var; ittifakı da AKP ortaya çıkardı biliyorsunuz, ittifak yasalaşmasını. Ve Saadet Partisi bundan ciddi bir şekilde istifade edecek bir parti olacak. Dolayısıyla teorik olarak daha önce baraj nedeniyle Saadet Partisi’ne vermemiş olan kesimlerin Saadet Partisi’ne yönelmesi söz konusu olabilir. Özellikle İç Anadolu, Doğu Anadolu’da ve Karadeniz’de; hatta Güneydoğu’da Saadet Partisi’nin son seçimlerde aldığı oydan daha fazla oy almasına tanık olabiliriz. Ve bu Saadet Partisi’nin alacağı artıların esas olarak AKP’den eksiler olacağını da çok açık bir şekilde söyleyebiliriz.

Karamollaoğlu faktörü ve provokasyon
Burada bir Temel Karamollaoğlu faktörü var. Temel Karamollaoğlu, sakin tavrıyla, Erdoğan’ın yorduğu kesimlerin bir kısmına ilaç gibi geldi. Kendi deyimleriyle “bilge başkan” diyorlar, “Temel Reis” diyorlar. Temel Karamollaoğlu ilginç bir şekilde, ilerleyen yaşına rağmen muhafazakâr camiada Tayyip Erdoğan’a bir nevi alternatif gibi sunulmak isteniyor. Bu gerçekçi bir şey değil. Ancak yine de yan yana konulduğu zaman, Temel Karamollaoğlu’nun Erdoğan’dan şu ya da bu şekilde bunalmış, sıkılmış kesimlerin, ondan artık rahatsız olmaya başlamış kesimlerin –ki bunların sayısının, oranının her geçen gün arttığını düşünüyorum– bunlar için bir tercih, ikinci bir isim olabilir pekâlâ.
Bu noktada ilginç bir olay yaşandı. Dini bir mekanda Temel Karamollaoğlu’na bir şehit yakını itirazlar dile getirdi. Ve bu itirazların ardından bir gerginlik yaşandı. Şu anda videosunu görüyorsunuz. Şimdi buradaki ilginç husus şu: Bu videoyu AKP yanlıları çok yoğun bir şekilde kullandılar ve Temel Karamollaoğlu’nu kötülemek için kullandılar. Yani “Siz buna sakin diyordunuz, siz buna bilge diyordunuz. Ama görüyorsunuz şehit yakınına, kadına nasıl davranıyor” şeklinde. Ama öte yandan aynı videoyu Saadet Partililer de kullandı.
Bu “post-truth”, hakikat-sonrası denen çağın böyle bir özelliği var. Ve serinkanlı bir şekilde izlediğiniz zaman, aslında burada Temel Karamollaoğlu’nu zor durumda bırakacak bir şey olmadığını görüyorsunuz. Çünkü kadına bir şey anlatmaya çalışıyor, kadın “Ben sizi dinlemeyeceğim, dinlemek istemiyorum” diyor ve ortalığı karıştırmakla kalıyor. Ve tabii ki Temel Karamollaoğlu’nun da bu ifadelerini ses kısık bir şekilde seyrederseniz, ne dediklerini dinlemezseniz, sanki kadını azarlıyormuş gibi duruyor. Ama ortalığı karıştıranın ilk olarak, Erbakan’ın kabrinin orada karıştıranın kadın olduğu anlaşılıyor. Buna sosyal medyada “trolleme” diyorlar. Bu da gerçek hayatta bir “trolleme”. Temel Karamollaoğlu aslında orada gördüğüm kadarıyla gerçekten olabildiğince serinkanlı bir şekilde kadına bir şey anlatmaya çalışıyor. Dinlemediğini görünce de “Ben artık ne yapabilirim?” gibi bir tavır izliyor. Buradaki sorun şu: Böylesine bir olayı bile Karamollaoğlu’nun ve Saadet Partisi’nin aleyhine kullanmaya kalkmaları dahi Saadet Partisi’nin bu 24 Haziran tercihleri karşısında iktidar yanlılarının ne kadar zor durumda kaldığını gösteriyor.

Erbakan Ödülleri olayı
Bir diğer olay –artık biliyorsunuz, daha önce dile getirdim, bununla ilgili yayın da yaptım– benim Necmettin Erbakan ödülü almamda da mesela, hâlâ Saadet Partisi’yle ilgili, Saadet Partili birisi bir şey söylediği zaman hâlâ birtakım iktidar yanlıları, sosyal medyada görüyorum, “Siz Ruşen Çakır’a ödül vermiş insanlarsınız” şeklinde. Saadet Partisi kadar köklü bir hareketi, bu kadar taraftarı olan bir hareketi karalamaya çalışmak için asılsız birtakım spekülatif ve demin videoda gördüğümüz gibi aslında gerçeği bambaşka olayları çarpıtarak –benim olayımda da böyle olmuştu– onu Saadet Partisi’nin ve Temel Karamollaoğlu’nun aleyhine kullanmak istemeleri gerçekten bir çaresizlik hâli. Ve çaresizliğin ötesinde buradan duyulan çok büyük bir rahatsızlığı bize gösteriyor. Bunun bir karşılığı var. Seçim süresince değişik faaliyetleri izlemek için Medyascope’tan arkadaşlarımızı seçim bölgelerine yolluyoruz, mitingleri izlemeye yolluyoruz. Özellikle İç Anadolu’dan gelen değerlendirmelere baktığımız zaman, milliyetçi-muhafazakâr camianın içerisinde, daha önce AK Parti’ye oy verdiklerini söyleyip bu seçimde İYİ Parti’yle Saadet Partisi arasında tereddütte olduğunu söyleyen insanlar çıkıyor karşımıza. Bu da söz konusu olan rahatsızlığın zeminini bize gösteriyor.

Anahtar parti
Toparlayacak olursak, Saadet Partisi bu seçimde, Temel Karamollağlu başkanlık seçiminde çok olağanüstü bir oy alamayabilir, alacağa da benzemiyor; ama imzaları kolay topladı, belli bir oyu da alacaktır. Saadet Partisi belki çok sayıda milletvekili sokamayacaktır. Ancak Millet İttifakı’nın çok daha fazla yüksek bir oy oranına ulaşması hâlinde, beklenenin ötesinde ulaşması hâlinde, hele Meclis’te HDP’yle, barajı aşmış bir HDP’yle birlikte çoğunluğu oluşturması hâlinde, bunda Saadet Partisi’nin etkisinin, çarpan etkisinin çok yüksek olacağını düşünüyorum. Bu da tabii ki Erdoğan’ı ve AK Parti’yi ve tabii ki ona destek veren MHP’yi ve BBP’yi çok ciddi bir şekilde rahatsız ediyor. Milli Görüş hareketi ve onun partisi olarak bildiğimiz Saadet Partisi 24 Haziran öncesinden itibaren, belli bir süreden itibaren çok ilginç bir şekilde, çok sistemli bir duruş sergiliyor — üslûp anlamında ve içerik anlamında — tahriklere olabildiğince kapılmadan, provokasyonlara gelmeden diyelim, kendi tabanını büyük ölçüde kontrol ederek… Zor bir şey bu aslında, gerçekten zor bir şey. AKP gibi bir seçenek varken, İYİ Parti neyse de CHP’yle birlikte hareket edebilmeyi tabanına anlatmasının o kadar kolay olduğunu sanmıyorum. Ama şu âna kadar yansıyanlardan bunu başardıkları görülüyor. Bunu yaptı, yolundan sapmadı.
Açık söylemek gerekirse ben son âna kadar AK Parti’yle Saadet Partisi arasında bir ittifak ihtimalinin olabileceğini düşünenlerdendim. Olmadı. Bir anlamda ben de şaşırdım. Ve bu duruşunu sürdürüyor ve bundan çok fazla taviz vermiyor. Bu Saadet Partisi’ne ne getirir bilemiyorum; ama AK Parti’den ve Erdoğan’dan çok fazla şey götüreceğine eminim. Bu da dolayısıyla Saadet Partisi’ni, 24 Haziran seçimlerinin gerek milletvekili, gerek cumhurbaşkanlığı seçimlerinin –sembolik olarak en azından– anahtar partisi hâline getiriyor. Anahtar deyince tabii Necmettin Erbakan’ın Milli Selamet Partisi ve onun amblemi olan anahtar ve Erbakan’ın da kendilerini sürekli anahtar parti olarak sunması geliyor aklıma. Tarihin bir anlamda değişik bir şekilde tezahürü diyebiliriz. Evet, söyleyeceklerim bu kadar. İyi günler.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
10.08.2018 Ekonomik bir savaşta mıyız?
09.08.2018 “Bize bir şey olmaz” mı sahiden?
08.08.2018 Transatlantik: İran’a yaptırımlar, Rahip Brunson krizi & Türk ekonomisinin gidişatı
07.08.2018 “Kripto” kimlere denir?
06.08.2018 “Yastık altı” altın ve döviz çare olabilir mı?
03.08.2018 Dik duramadan diklenmek
02.08.2018 Brunson krizinin geleceği
01.08.2018 Transatlantik: Rahip Brunson krizi, yeni Suriye’nin inşaası, Irak’ta protesto gösterileri
31.07.2018 “Mealciler”, yani “Kuran bize yeter” diyenler neden hedefte?
30.07.2018 CHP’nin gidişatı
10.08.2018 Ekonomik bir savaşta mıyız?
23.06.2018 Turkey's Troubles Continue as Elections Loom
15.08.2016 Un reportage du 28 décembre 1986 – les Fethullahçı, le groupe religieux qui a réussi à infiltrer l’armée
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
31.03.2015 Die Staatskrise und ihre möglichen Auswirkungen auf den Lösungsprozess
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı